Tagged: Türkiye Toggle Comment Threads | Tuş takımı kısayolları

  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 15:44 on 28 November 2013 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Türkiye, , ,   

    Türkiye’de Trans Olmak! 

    Zordur… Sürekli didişir durursunuz bedeninizle. Doğanın hatasını düzeltmek size düşmüştür. Sürekli bu hatayla mücadele etmek, bir yandan da birlikte yaşamaya alışmak zorundasınızdır. Bedeninizi yeniden “tasarlamak”; yepyeni bir beden yaratmak zorundasınızdır. Bir anlamda tanrıyla yarışmak yani…

    Sesiniz, tüyleriniz, elleriniz, ayaklarınız, cildiniz, göğüsleriniz, kalçalarınız, cinsel organınız; hepsi beyninizde “arıza” olarak kodlanmıştır. Onarılmalıdır. Bunun için içinizde “tasarladığınız” kadına giysiler giydirmek, makyaj yapmak hiç bir zaman yeterli gelmeyecektir size; çok daha derinlere inip, kimyasını değiştirmeniz gerekir bedeninizin. Bu, yaşamınızın bundan sonraki bölümünü psikiyatristlerle, endokrinologlarla, bir sürü tahlillerle ve bir takım ilaçlarla geçireceksiniz demektir. Gün gün bedeninizdeki değişimi izlersiniz artık. Yeni bağımlılığınıza da merhaba dersiniz; aynalar…

    Ölmek isteyeceğiniz zamanlar çoktur. Ne yapsanız, ne etseniz hiçbir zaman tam da içinizdeki kadın olamayacağınızı düşündüğünüz zamanlar ölmek istersiniz. Gerçekleşmesi için çalıştığınız düş yaşamla tek bağınızdır. Bu giderek sizi “sürekli” bir düş içinde yaşamaya zorlayacaktır. Uyandığınız anlarda ölmek isteyeceğiniz bir düş…

    Ailenizden, dostlarınızdan ister istemez uzaklaşırsınız.
    Oluşmakta olan “yeni” bedeninizi bir yandan gizlemeye çalışırken, bir yandan da görmesini istersiniz herkesin. İkili bir yaşam sürdürmeye başlarsınız artık; meşru olan ve olmayan… Dişiliğinizi dışa vurmamaya ne kadar çalışsanız da bunun elinizde olmadığını, yani bir “tercih” değil, bir “zorunluluk” olduğunu anladığınızda en sancılı süreç başlar; açılma… Açıldıkça daha da yalnızlaşırsınız…

    Bu “yalnızlaşma”nın bir diğer boyutuyla da, tanrıyla yarışıyor olmanızın diğer insanlarda uyandırdığı rahatsızlık, öfke, öteleme, yok sayma, yok etme duygularıyla karşılaştığınızda tanışırsınız. Sokakta meraklı, alaycı, aç, öfkeli gözlerden kaçırmaya çalışmak boşunadır gözlerinizi. Annesine “anne bu kadın mı, erkek mi?” diye soran çocuğun sesi ister istemez uğuldar beyninizde. Çarşıda, pazarda satıcının “buyur abla!” derken gözlerindeki alaycı ifadeyi nereye koyacağınızı bilemezsiniz. Sürekli tetikte olmanız gerekir kalabalıkların içinde. Kişilerin bir başınayken kuzu, grup halindeyken kurt olduklarını öğrenmişsinizdir artık; sık sık yolunuzu değiştirirsiniz.

    Gittikçe daha alıngan, kırılgan olmaya başlarsınız. Sevgilinizle yollarda hiçbir zaman el ele, sarmaş dolaş yürüyemeyeceğinizi bilmek, dostlarınızın artık sizinle birlikte görünmekten kaçındığını görmek acıdır. Kocaman mutsuzluklar ve küçücük mutluluklarınızla yaşamın kıyısında yürürken, sizi kıyıdan daha içerilere çekecek dost eller ararsınız sürekli. Sizi “meşru” olarak gören ve sizi “böyle” sevecek dostlar… Bunun için her türlü iletişim yolunu açık tutmak zorundasınızdır; başka şansınız yoktur.

    Burada duralım artık. Şimdi arkanıza yaslanın ve düşünün; artık sokakta gördüğünüz bir transeksüele daha önce baktığınız gibi bakabilecek misiniz?

    Serap – Gacı  28 – 11 -2003

     
    • ahmet adlı kullanıcının avatarı

      ahmet 13:35 on 29 Ağustos 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      bol bol kitap okurum üzelikle tarih bilim ilim vese ben birtürlü bu insanlardan anlayamadım Mesele surye tarih derinliklerine baktığımızda neler neler var ilginç Mesele memlekete şehre indiğimde mileti izlerim çarşı kalabalık yerler İnsanlar hep koşturuyolar bakiyorum izliyorum Anlık çıkar vebe nice nice akıl almaz yaşam Bazen soruyorum bu ne koşmak koşturmak Yani kısacası anlamlı yaşam varken akılı yaşam iradeli yaşam mutlaka olmalı ama baktığımızda cidi birbirini anlayan yok HERKES ÖZGÜR OLMALI insanlar mutlaka bir ibrine saygılı olmalı Ne ekersin onu biçersin

      Beğen

  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 12:23 on 11 July 2013 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Türkiye, , , ,   

    Türkiye’de Trans Kadın Olmak 

    Türkiye de transeksüel olmak; transeksüel olmak hayat boyu üzerinde bir yük taşımak demektir. Ülkemizde maalesef ki transeksüellerin durumu oldukça kötü. toplum bilgili değil. aileler bilgili değil. Toplumumuza travesti ve transeksüeller sadece olay olduğunda gösteriliyor. Haberlerde bağıran çağıran travestiler gösteriliyor. Hem de aşağılayıcı bir şekilde. (‘adamlar yine sahnede..!’)

    Bu toplum bu haberleri izleyince travesti ve transeksüellerin bundan ibaret olduğunu anlıyorlar. Tu kaka uzaylı yaratık gibi görmeye başlıyor toplum…

    Maalesef günümüzde, evine kapanan travesti ve transeksüel oldukça fazla. Dışarı çıkmaya korkar olmuşlar. taciz korkusu hakaret korkusu şiddet korkusu… akşam On dan sonra seks işçiliği yapsın yapmasın. travesti ve transeksüel gören memurlar sorgusuz sualsiz ekip arabasına aldıkları o dönemler…. ”ben seks işçisi değilim” desende nafile. Karakola alınıp yok yere para cezası kesiliyor. Üstelik bakkala gitmek için evden çıkan, seks işçisi olmayan bir transeksüel yaşıyor bunu. Ve bu cezayı nasıl ödeyeceklerini bile sormuyorlar. ”Seks işçisi isen çalış öde..!” deniliyor. Bu cezayı keserek; bu insanları bir kez daha seks işçiliğine ittiklerinin farkındalar mı bilinmez… Normal iş verilmediği gibi, para cezası ödemesi için medet umuyorlar.

    transeksüel bireyler, genç yaşta cinayete kurban gidiyorlar. kendi abisi bile sırf transeksüel olduğu için kardeşini öldürüyor. Ne var namusmuş.! Ailesi reddediyor. transeksüeller yalnız yaşamaya mahkum ediliyorlar. Sevgiden yoksun aileden yoksun. Seks işçiliği dışında başka bir şans tanınmıyor bu insanlara. Neden çünkü transeksüeller! Ötekiler! Kiralık ev tutmak istediğinde bile, yüksek miktarda kira isteniyor. ”transeksüelsin sen mecbursun o evi tutmaya, başka şansın yok…”

    Bu durum gerçekten derinden kanayan bir yara, ülkemiz için. Halbuki bir çok şey yapılabilir. Aileler ve toplum bilgilendirilse durumlar daha da düzelebilir. Ama maalesef hiç bir yüksek makamda ilgili kimse yok.. Kimse transeksüel ve eşcinsel bireylerin sesini serzenişlerini duymak istemiyor yada duymazdan geliyor….

    Toplumda, sokakta bir transeksüel gördüklerinde, alaycı bakışlarla tacizlerle küfürlerle aç gözlü bakışlarla karşılanıyorlar. Benim ailemde yok, transeksüel olamazda diye bir kurama takılmış insanlar. Peki transeksüellerin annesi babası ailesi yok mu? Ailede transeksüel olması, bu o ailenin namussuz olduğu anlamına mı geliyor?

    İnsanlara, topluma, ailelere, travestinin transeksüelin onların ailesi içinden de çıkabileceği anlatılmalıdır. bunun bir tercih olmadığı, özenti olmadığı, transeksüellerin bu durumda, suçlarının olmadığı insanlara anlatılmalıdır… Doğarken hangi insana kadın mı? erkek mi? transeksüel mi? doğmak istersin diye sorulmadığı insanlara anlatılmalıdır. çok geç kalınsa da!…

    Ülkemizde milyonlarca, Eşcinsel, Travesti, transeksüel, Lezbiyen var….

    Travesti ve transeksüel cinayetlerinde hemen üstü körü bir haber yapılıyor o kadar. Ama heteroseksüel bireyler cinayete kurban gittiğinde günlerce programlar yapılıyor, (burada tabi ki hiç bir insan cinayete kurban gitmeyi hak etmez heteroseksüel olsa bile, (yanlış anlaşılmasın) Aynı haklara eşcinsellerde sahip olmalı.onlar içinde günlerce yapılan programlar olmalı….

    Kim bilebilir ki? bir gün kardeşinin, ablasının, abisinin, çocuğunun, eşcinsel olmayacağını kim bilebilir?

    Umarım bir gün travestiler de transeksüeller de insanca yaşayabilirler ülkemizde.

    yazan:  trans azranil.  07/2013

    transseksuel.net

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 06:33 on 10 November 2012 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , Türkiye   

    Türkiye’de Gay Olmak ve Ben 

    Şu sıralar gerçekten çok düşünmeye başladım. Hayatım ve yaşamımla ilgili. Öyle ki Üniversiteye hazırlanıyorum ve içinde bulunduğum durumdan dolayı kafamı toparlayamıyorum.Cinsiyetimi değiştirmeyi de çok düşündüm ama bunu yapabilmek için gerçekten cesur olmak lazım. Bakınız size hayatımı özetlemek istiyorum.

    Küçükken, Annemin kıyafetlerini giyerdim. Ayakkabılarını giymeye çalışırdım. Makyaj yapardım. Bu şekilde çok zamanım geçti. 12-13 yaşlarına geldiğimde her akşam yatağıma yatarken Tanrım sabah uyandığımda bir günlüğüne kadın olarak yaşayayım dediğim çok geceler oldu. Kendimin bir çeşit kadın olduğunu düşünürdüm. Bu beni rahatsız da etmiyordu. Bedenimden, ses tonumdan hep tiksindim. Okul yıllarında ismimi söylemekten çekinirdim. Ama ne var ki dünyada olup bitenlerden haberim de yoktu. Gey kimliğimi sanırım 15’li yaşlarda internetin hayatıma girmesi ile keşfettim. Sanal ortamlarda tanıştığım kişilere kendimi kadın olarak tanıtırdım. Bu şekilde tanıştığım ve gerçekten samimi olduğum ve hatta şuan gerçek kimliğimi bilen birkaç arkadaşım da oldu. İnsanlara bir şeyler ispat etmek zorunda kalmadım. Aksine çok daha sağlıklı iletişim kurabiliyordum. Şu anda da değişen bir şey yok. Ama hayatımdan endişe ediyorum. Davranışlarımın çok efemine olduğunu çoğu kişi söylüyor. Psikolojik destek de alıyorum hem ailemle olan iletişim problemim için hemde kendim için. Bu sonu nereye gideceği belli olmayan mesajı da neden yazdığımı gerçekten bilmiyorum. Sadece yazmak istedim. Transeksüel olmayı kaldırabilir miyim hiç bilmiyorum. Benim için artık hayatımda bir erkeğin olması da önemli değil. Sadece hislerimi özgürce yaşayabilmek istiyorum. Üniversite için çalışıyorum ve bu benim için çok önemli. Büyük bir ihtimalle de akademisyen olarak kalırım. Her zaman irdelemeyi severim. Küçük detaylar benim için önemli olmuştur. Ve düzenli bir hayatım olsun istiyorum. Kopuk, belirsiz ve dağınık bir yaşam tarzını ben kaldıramam. Türkiye’deki eşcinsellerin çoğu maalesef bu şekilde yaşıyorlar ve bunun sebebi de başkaları. Ama erkek gibi yaşamak zorunda kalmam benim için acı verici, yıpratıcı.

    Cinsiyet değiştirdiğimi varsayarsak bu daha radikal bir yaşam tarzını benimsemem gerektiğini mi gösteriyor bunu kestiremiyorum. Mutlaka insanlar antipati ile yaklaşacaklardır ama ben erkek olarak kalırsam bunun daha yıpratıcı olacağını düşünüyorum hem kendi açımdan hemde diğer insanların gözünden.

    Ve bu ne kadar mümkün olabilir? Yani cinsiyet değişimi ve bu konuda benim hiçbir fikrim yok.
    Bir Arthur Schopenhauer sözü ile yazımı sonlandırıyorum; “İnsan istediğini elbette yapabilir ama istediğini isteyemez”

    Kötü bir türkçe ile yazdığım bu yazı için tüm okuyanlardan özür diliyorum.

    İyi günler.

    Uğur Avensis @ Turk Gay Club –  10 Kasım 2012 

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 14:51 on 6 April 2012 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , Türkiye   

    Türkiye’nin ilk Gay Güzellik Yarışması 

    Türkiye’nin ilk Gay Güzellik yarışması İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Frappe İstanbul Bistro Cafe Bar’da önceki akşam yapıldı.

    Yaşları 18 ile 30 arasında değişen 22 yarışmacının katıldığı Gay Güzeli Yarışması’nda 25 yaşındaki Deniz Tunç, Türkiye Gay Güzeli seçildi.

    Frappe İstanbul’un sahibi Anıl Taş, bunun Türkiye’de bir ilk olduğunu belirterek Türkiye Gay Güzeli’nin kendilerinin yardımı ile Malezya ve Venezuelladaki Dünya Gay Güzeli yarışmalarına gönderileceğini, çalışmaların başladığını söyledi.

    Anıl Taş, “Türkiye’nin ilk gay güzellik yarışı oldu. 22 yarışmacı tüm konukların önünde güzelliklerini sergiledi. Yaş grupları 19 ile 30 arasındaydı. Jüri, genelde davetliler arasından oluşturuldu. Bilinen saygın konuklar arasından seçildi. Uluslararası gay-lezbiyen oluşumlara güzelimizin adı ve birinci olduğu bildirildi.

    Venezuella’ya ve Malezya’ya maillerle bildirdik. Uluslararası yarışmalara giderse bizim işletmelerimiz harcamaları finanse edecek. Madam Marika yani Nedim Uzun yarışmada önemli rol oynadı. Tacı Türkiye Gay Güzelimize kendisi taktı” dedi. (dha)

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 08:30 on 5 October 2008 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , Türkiye   

    Türkiye’de eşcinsellik 

    Eşcinsellik dünyanın farklı yerlerinde benzer yaygınlıkta görülürken, kimi toplumlarda bu kavram tümüyle yok sayılır. Bazı toplumlar diğerlerine göre daha kabul edicidir. Batılı gelişmiş ülkelerde oldukça iyi örgütlendikleri görülen eşcinseller bu sayede kendi haklarını koruyabilmekte, karşılaştıkları sorunlarla (izolasyon, iş bulma güçlüğü, eşcinsellere özel eğlence yerleri) daha kolay başa çıkabilmektedirler. Terapistler de bu tür organizasyonları hem eşcinsellerin hem de ailelerinin sorunlarının çözümünde destek amaçlı kullanmaktadırlar (Davies). Ayrıca bu ülkelerdeki eşcinseller kendilerine özgür cinsellik, daha sosyal bir hayat vs. gibi özelliklerin görüldüğü bir alt kültür oluşturmuşlardır.

    Türkiye eşcinseller açısından bakıldığında daha çok reddedici ülkeler grubuna yakın görünmektedir. Bu tür toplumlarda “cinsiyet rolleri” (gender roles) kesin sınırlarla ayrılmıştır ve kadınsı davranan erkeklere tepki vardır. Karşı cinse ait davranışlar göstermekle eşcinsellik eş tutulur. Hatta maço kültürlerde “aktif” rolde cinsel ilişki çoğunlukla erkek baskınlığının bir özelliği gibi görülür ve “pasif” roldekiler eşcinsel olarak nitelenir. Birçok eşcinsel, ülkemizde hala çok önemsenen evlilik, çocuk sahibi olmak, din ve ahlaki değerlerin baskısı altında ciddi içsel çatışmalar ve sosyal baskılarla karşılaşmakta ve kişi kendisini eşcinsel olarak nitelemekte bile güçlük çekmekte, diğer bir deyişle “kendini bulma” süreci çok daha zor ve uzun olmakta ve homofobik özelliklerin yerleşimi kaçınılmaz olmaktadır. Daha önce sözü geçen, batılı ülkelerdeki eşcinsel destek kuruluşlarından yoksun olan bu grup daha sıkıntılı ve depresif, yer altında kalmış bir alt kültürü yaşamaya mahkum kalmaktadır.

    Türkiye’de mevcut tüm kanunlarda eşcinsellik yönünden bir düzenleme bulunmamaktadır.

    Aşağıda belirtilen haller dışında iki ve/veya daha fazla kimsenin cinsel ilişkide bulunmaları heteroseksüel ya da eşcinsel farketmeksizin kanuni düzenlemeler yönünden suç teşkil etmemektedir:

    Türk Ceza Kanunu
    18 yaşını doldurmayanlarla (anal veya vajinal) cinsel ilişkide bulunmak
    Irza tasaddi konumunda kalsalar dahi 15 yaşından küçüklerle yapılan her türlü cinsel temas (oral seks, sürtünme vb.)
    Umuma açık yerlerde ve başkalarının da görebileceği şekilde uygunsuz davranış ve ilişkilerde bulunmak

    Türk Medeni Kanunu
    Eşcinsellik boşanma sebebi olarak kabul edilmektedir. Eşcinsel olan eşin sırf bu gerekçeyle evlilik içerisinde kusurlu sayılması kabul edilmiştir.

    Askerlik Kanunu
    Eşcinsel olmak askerlik yapmaya engeldir.
    Kişinin askerlik görevini ifa ederken askeri ortamda ilişkide bulunulması halinde “emre itaatsizlikte ısrar” suçu; eğer kendinden alt rütbede olan biriyle ilişki kurmuş ise “memuriyet nüfuzunu kötüye kullanma” suçu işlemiş sayılmaktadır.

    Unilegato
    5 Ekim 2008

     
c
Compose new post
j
Next post/Next comment
k
Previous post/Previous comment
r
Cevapla
e
Düzenle
o
Show/Hide comments
t
En üste git
l
Go to login
h
Show/Hide help
shift + esc
Vazgeç
WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın