Tagged: Lezbiyenler Toggle Comment Threads | Tuş takımı kısayolları

  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 23:58 on 25 November 2019 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Ünlü Lezbiyenler, , Biseksüel Kadınlar, Eşcinsel Kadınlar, , , Lezbiyenler   

    Lezbiyen Ünlüler 

    Bu ünlü lezbiyenler ya da eşcinsel kadınları gerçekten bilmelisiniz.

    Bu ünlülerin tümü  gey, eşcinsel kadın ya da lezbiyen olarak kendilerini tanımlamaktadır.

    Lena Waithe

    Lena Waithe

    Lena Waithe

    Lena Waithe, Amerikalı bir senarist, yapımcı ve oyuncu. Netflix komedi-drama dizisi Master of None’da başrol oynadığı bilinmektedir.

     

    Hayley Kiyoko

    Hayley Kyoko

    Hayley Kiyoko

    Şarkıcı Hayley Kiyoko’nun kelimenin tam anlamıyla ‘Girls Like Girls‘ adlı bir şarkısı var, Twitter’da 20GAYTEEN adı verildi ve hatta hayranları tarafından “lezbiyen İsa” olarak anılıyordu.

    Kısa süre önce yapılan bir gurur zirvesinde, “Ben hiç bir etiket istemedim, ama bir kez müziğimi çıkardığımda, kızlardan hoşlandığım için bu destekten bahsetmiştim. Bir lezbiyen olarak, diğer birçok insan için bunu normalleştirmeye yardım ediyordum.”

     

    Samira Wiley

    Samira Wiley

    Samira Wiley

    Samira Denise Wiley Amerikalı bir aktris. Netflix komedi-drama dizisi Orange Is The New Black’de Poussey Washington ve Hulu distopya dizisi The Handmaid’s Tale’de Moira olarak başrol oynadığı rolüyle tanınmıştır. Drama dizisi. Wiley ayrıca Sitter, Nerve, Detroit ve Social Animals gibi filmlerde başrol oynadı.

    King Princess

    King Princess

    King Princess

    Şarkıcı ve söz yazarı King Princess (gerçek isim: Mikaela Straus), Entertainment Weekly cover röportajında kendisini nasıl tanımladığını anlattı. “Bazen” lezbiyen olduğunu söyledi. “Şu an yaşadığımız zamanları sevdiğim şey, cinsiyet arayışını ifade edebiliyor olmanız, eşcinsel olduğun, lezbiyen olduğun, kızlarla çıkan bir kız olduğun.” Kızlarla çıkan bir kız olduğum için Uzun zamandır bu yüzden lezbiyenim. Ama bazen eşcinsel bir erkek gibi hissediyorum, anlıyor musunuz? Sadece ruhumda. Aralarında nasıl rahat olunacağını öğreniyorum “dedi.

    Kate McKinnon

    Kate McKinnon

    Kate McKinnon

    Kathryn McKinnon Berthold, The Big Gay Sketch Show ve Saturday Night Live’da normal oyuncu kadrosu olarak bilinen bir Amerikalı aktris ve komedyendir.

    Katherine Moennig

    Katherine Moennig

    Katherine Moennig

    Katherine Sian Moennig, Amerikan oyuncu. Bir Broadway dansçısı ve bir keman yapımcısının kızıdır. Babasının ilk evliliğinden bir üvey kız ve erkek kardeşi vardır. Oyuncu Blythe Danner’in yeğeni ve Oscar’lı yıldız Gwyneth Paltrow’un kuzenidir.

    Hannah Gadsby

    Hannah Gadsby

    Hannah Gadsby

    Hannah Gadsby Avustralyalı bir komedyen, yazar, oyuncu ve televizyon sunucusu. 2006’da yeni komedyenler için Raw Comedy yarışmasının ulusal finalini kazandıktan sonra uluslararası alanda olduğu gibi televizyon ve radyoda da gezdiği için öne çıktı.

    Audre Lorde

    Audre Lorde

    Audre Lorde

    Audre Lorde yazar, feminist, kütüphaneci, ve sivil hakları korumak için uğraşan eylemci. Yazar olarak, en çok tekniğindeki ustalık ve duyguları dışa vurumu ile ünlüdür. Hayatı boyunca gözlemlediği sivil ve sosyal hayattaki adaletsizliğe karşı gösterdiği kini ve kızgınlığıyla tanınır. Audre Lorde kendini “siyah, lezbiyen, anne, savaşçı, şair” olarak nitelendirdi. 1992 yılında öldü.

    Sandi Toksvig

    Sandi Toksvig

    Sandi Toksvig

    Sandra Birgitte Toksvig, OBE İngiliz radyo, sahne ve televizyonda İngiliz-Danimarkalı bir yazar, yayıncı, oyuncu ve yapımcıdır. Aynı zamanda 2015 yılında Kadın Eşitliği Partisi’ni kurdu. Siyasi bir eylemci.

    Ellen Page

    Ellen Page

    Ellen Page

    Ellen Grace Philpotts-Page, profesyonel düzeyde Ellen Page adıyla bilinen Kanadalı oyuncu. Halifax’da doğdu. Erken yaşlardan itibaren tiyatroya merak saldı ve Neptune Tiyatro Okuluna girdi. İlk kez Pit Pony adlı bir televizyon şovunda boy gösterdi ve bu nedenle Gemini Ödülü’ne aday gösterildi.

    Radclyffe Hall

    Radclyffe Hall

    Radclyffe Hall

    Marguerite Radclyffe Hall bir İngiliz şair ve yazardı. Lezbiyen edebiyatında çığır açan bir eser olan Yalnızlık Çukuru “The Well of Loneliness” adlı romanı ile tanınır.

    Gigi Gorgeous

    Gigi Gorgeous

    Gigi Gorgeous

    Gigi Gorgeous olarak bilinen Giselle Loren Lazzarato, Kanadalı bir YouTuber, sosyalist, oyuncu ve modeldir. 2008’de Lazzarato, video bloglarını streaming platform YouTube’a yüklemeye başladı. Videoları popülerlik kazandı.Kanadalı YouTuber Gigi Gorgeous, 2016’da Pride sırasında “Lezbiyenim” adlı kanalına bir video yükledi. Daha önce biseksüel olarak tanımlanmıştı.

    Cynthia Nixon

    Cynthia Nixon

    Cynthia Nixon

    Cynthia Nixon, Amerikalı oyuncu. Cynthia Nixon, 12 yaşında iken oyunculuğa başladı. Sinema dünyasındaki ilk çıkışını Little Darlings isimli filmle yaptı.

    Sue Perkins

    Sue Perkins

    Sue Perkins

    Susan Elizabeth Perkins bir İngiliz komedyen, yayıncı, oyuncu ve yazardır. Aslen Mel ve Sue’daki Mel Giedroyc ile olan komedi ortaklığıyla öne çıkmakta olan o zamandan beri en iyisi, özellikle “The Great British Bake Off” ve “Insert Name Here” olmak üzere, bir radyo yayıncısı ve televizyon sunucusu olarak tanındı.

    Jodie Foster

    Jodie Foster

    Jodie Foster

    Jodie Foster, Amerikalı sinema oyuncusu, yönetmen ve yapımcı. Asıl adı Alicia Christian Foster. 3 yaşındayken oyunculukla tanıştı. Robert De Niro ile oynadığı Taksi Şoförü ve Anthony Hopkins ile başrolünü paylaştığı Kuzuların Sessizliği filmleriyle tanınır.

    Ruby Rose

    Ruby Rose

    Ruby Rose

    Ruby Rose Langenheim, Ruby Rose olarak bilinen Avustralyalı model, DJ, sanatçı, aktris, televizyon sunucusu ve eski MTV VJ’i. Rose ilk olarak MTV Avustralya’da sunucu olarak karşımıza çıktı, daha sonra birçok modellik anlaşması yaptı, Maybelline’in Avustralya yüzü oldu.

    Jane Lynch

    Jane Lynch

    Jane Lynch

    Jane Marie Lynch, Amerikalı komedyen, oyuncu ve şarkıcı. 2009’dan beridir Fox Broadcasting Company’de yayınlanan müzikal komedi dizisi Glee’de Sue Sylvester rolünü oynamaktadır.

    Lea DeLaria

    Lea DeLaria

    Lea DeLaria

    Lea DeLaria, Amerikalı bir komedyen, oyuncu ve caz şarkıcısı.Netflix orijinal dizisi Orange Is the New Black’deki mahk Carriem Carrie “Big Boo” Black’in canlandırılmasıyla tanınır.

    Portia de Rossi

    Portia de Rossi

    Portia de Rossi

    Portia Lee James DeGeneres, Portia de Rossi ismi ile bilinen, Avustralyalı aktris ve model. Ally McBeal dizisindeki Nelle Porter karakterini ve Arrested Development dizisindeki Lindsay Fünke karakterini canlandırdığı roller ile tanınır.

    Lily Tomlin

    Lily Tomlin

    Lily Tomlin

    Mary Jean “Lily” Tomlin, Amerikalı sinema, dizi ve tiyatro oyuncusu, komedyen, senarist ve yazar. Sanat yaşamına 1960’larda komediyle başladı. Daha sonra kariyerine Brodway müzkalleri Tv yapımı film ve dizilerle devam etti. Oyuncu Emmy Ödülü, Grammy Ödülü ve Tony Ödülü sahibidir.

    Virginia Woolf

    Virginia Woolf

    Virginia Woolf

    Virginia Woolf, İngiliz feminist, yazar, romancı ve eleştirmen. Virginia Woolf, çalışmalarının yasaklanmasından veya yargılanmasından korktuğu için çalışmalarından lezbiyen pasajlar çıkardığı bilinmektedir. Yazar Vita Sackville-West ile ilişkisi olduğu düşünülüyor.

    Anne Lister

    Anne Lister

    Anne Lister

    Anne Lister, bir İngiliz toprak sahibi ve West Yorkshire’deki Halifax’tan bir isyancıydı. Hayatı boyunca, lezbiyen ilişkileri, mali kaygıları, endüstriyel faaliyetleri ve Shibden Hall’u geliştiren çalışmaları da dahil olmak üzere günlükler tuttu.

    Ellen Degeneres

    Ellen Degeneres

    Ellen Degeneres

    Ellen DeGeneres, Amerikalı oyuncu ve komedyen. Stand up kariyerine Teksas’ta, küçük bir kulüpte başladı. Ellen isimli dizide başrolü oynadı. 1997’de lezbiyen olduğunu açıkladıktan sonra birçok tepkiyle karşılaştı ama bu tepkilere rağmen dizinin popüleritesi arttı.

    Kaynak: Cosmopolitan

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 21:18 on 21 November 2019 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Butch, , , Femme, , Lezbiyenler, , Maskülen   

    Her Kısa Saçlı Kadın Lezbiyen Değildir 

    Her kısa saçlı kadın lezbiyen ya da maskülen/butch değildir​. Toplumumuzda ve LGBTİ+ bireyleri arasında genel bir olgu var. Toplum için saçı kısa olan, davranışları biraz sert olan kişilerin çoğunu tomboy (erkek Fatma), lezbiyen ilan etme durumu mevcuttur. Bunu çocukluğumuzdan itibaren çevremizde çok görmüşüzdür. Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki kişinin cinsel kimliği ile yönelimi aynı şey değildir. Yani erkek gibi davranan bir kadın lezbiyen olmak zorunda değildir. Tomboy tarzında olup heteroseksuel olan kadın örnekleri mevcuttur dünyada. Femme/ Butch ayrımlarına ülkemizde uzun saçlı olup makyaj yapana kadınsı, kısa saçlı olup da erkeksi giyene butch gözüyle bakılmakta. 

    Lezbiyen kendi cinsinden yani kendisi gibi kadınlardan hoşlanan kişidir. Bu bağlamda erkeksi (butch) olsa bile bu kişi bir kadındır. Aksi durum mevcut ise kimliğini transgender şemsiyesi altında değerlendirmek gereklidir. Transgender genel bir tanımdır kendi içerisinde kollara ayrılır. Binary ve nonbinary olarak. Bunun bilincinde olmadığı için birçok kişi kendini kadın görmediği halde butch olarak tanımlamakta. Tam olarak sabit bir kimliği, sürece girme isteği olmayınca trans demeyi doğru bulmuyor kişiler ya da toplumsal baskılardan kaynaklı bir çekince, korku oluşuyor bu sözcüklere karşı. Lezbiyenliğin ise belirli bir kalıbı yoktur. Kişinin görüntü, giyim ve davranışı onun kendisi ile alakalıdır. “Giysilerin cinsiyeti yoktur!” en sevdiğim slogandır. Bu yüzden erkek/ kadın giysisi olarak ayrım yapmak hoşuma gitmiyor. Ama rahatça anlatabilmek için bu ayrımı yapacağım. Ağırlık olarak erkek giysileri giyen, erkeksi davranan bir biyolojik kadının kimliği illa ki erkek olmak durumunda değildir. Bu şekilde erkeksi bir imajı olan, saçları kısa olan, tomboy giyim imajında olan bir kadın butch ya da (aktif) erkeksi bir birey olmak zorunda değildir.  Aynı şekilde uzun saçlı her kadın femme (pasif) değildir. Lgbti+ bireylerininse yaptığı en büyük hatalardan biri aktif ve pasif kavramını yönelim sanmak. Aslında heteroseksist bir ayrım olan bu pasif / aktif olayı insanların kendini kısıtlamasıdır. Günümüzde kendi içimizde en çok tartışmaya yol açan konu zaten aktif/pasif ayrımıdır. Kişilerin kendini bir role sokmaya çalışması, ilişkilerinde ise bu ayrımlara göre kurallar koyması cinsiyetçi bir kısıtlamadan ibarettir. Ben aktifim ve sevgilim de pasif olacak demek kendini ve karşındakini sınırlamaktır. Elbet herkesin bir enerjisi ve hissettiği şeyler vardır. Ama ilişkilerimizde asıl olan bir gerçek vardır ki o da sevgi, karşıdaki kişiye duyulan hisler. Bunlar için bu ikili ayrımlara girmemize gerek yoktur. Eğer ki “love is love” ise bu tarz ayrımlarla sevgi oluşamaz. Umarım açıklayıcı şekilde yazabilmişimdir. Daha özgür, etiketlere ihtiya duymayacağımız bir dünya umudu ile. Esen kalın…

    Sirius Elçin

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 18:24 on 28 October 2019 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Bogota, Claudia Lopez, Kolombiya, , Lezbiyenler   

    Bogota, ilk kadın ve lezbiyen belediye başkanını seçti 

    Latin Amerika ülkesi Kolombiya’da devlet başkanlığından sonra en önemli ikinci makam addedilen Bogota belediye başkanlığını, solcu Claudia Lopez kazandı.

    Kolombiya başkentini ilk kez bir kadın ve lezbiyen yönetecek.

    Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) ile 52 yıllık çatışmaları sona erdiren barış anlaşmasının 2016 yılında imzalanması sonrası ilk bölgesel ve yerel seçimlere giden Kolombiya, 32 vali, 1000’den fazla belediye başkanı ve binlerce yerel meclis üyesini seçti.

    Başkent Bogota, tercihini solcu Claudia Lopez’den yana kullanarak bir ilke imza attı.

    Kendisini ‘bozulmaz’ (yolsuzluk yapmaz, rüşvet kabul etmez) diye niteleyen Lopez, güvenliği sağlamak için sokaklarda daha fazla polis görevlendirmeyi, çocukların çalıştırılması ve ergen hamilelikleriyle mücadele etmeyi, eğitim fırsatlarını yaşı 45’ten büyük olanlara da ulaştırmayı vaat etmişti.

    Diğer bölgelerde genelde nüfuzlu ailelerin desteklediği ya da siyasi hanedanların mensubu olan adaylar kazandı.

    36.6 milyon seçmenin yaklaşık yarısı sandığa gitti. Kampanya döneminde 7 adayın öldürülmesi, 10’dan fazla adayın saldırıya uğraması, 100’den fazla adayın tehdit edilmesine rağmen bunun son dönemdeki en barışçı bölgesel ve yerel seçim olduğu belirtildi.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 16:19 on 25 October 2019 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Fragman, Generation Q, , Lezbiyen Dizileri, Lezbiyenler, , , The L World   

    The L Word: Generation Q 

    Los Angeles’ta yaşayan LGBTİ+ bireylerinin yaşamlarına ışık tutan The L Word’ün devam dizisi olan The L Word: Generation Q’dan yeni fragman yayınlandı.

    2004-2009 yılları arasında Amerikan kablolu kanalı Showtime’da yayınlanan ve Los Angeles’ta yaşayan LGBTİ+ bireylerinin yaşamlarına ışık tutan The L Word, yıllar içinde sağlam bir hayran kitlesi oluşturmayı başarmıştı. 2009’da büyük ölçüde hayal kırıklığı yaratan bir finalle ekranlara veda eden The L Word, bu yıl devam dizisiyle ekranlara geri dönecek.

    The L Word: Generation Q adını taşıyan devam dizisi için tanıtım çalışmalarını sürdüren Showtime, merakla beklenen diziden yeni bir fragman yayınladı. Bu fragmanda The L Word’ün sevilen karakterlerini 10 yıl sonra yeniden bir arada görme şansı yakalıyoruz.

    The L Word: Generation Q, 8 Aralık’ta Başlayacak

    6 Balloons ile adını duyuran Marja-Lewis Ryan‘ın yürütücü yapımcılığını üstlendiği dizide Jennifer Beals, Katherine Moennig ve Leisha Hailey orijinal serideki rolleriyle geri dönüyor. Devam dizisinin yapımcıları arasında orijinal serinin yaratıcısı olan Ilene Chaiken da yer alıyor.

    Yeni bölümlerde Beals, Moennig ve Hailey’e Los Angeles’ı mesken tutan yeni nesil LGBTİ+ karakterler eşlik edecek. Bu yeni karakterlere Arienne Mandi, Leo Sheng, Jacqueline Toboni, Rosanny Zayas ve Sepideh Moafi hayat veriyor.

    Dizi, Los Angeles’ta yaşayan LGBTİ+ bireylerinin hayatlarına; karakterlerin aşk, seks, kalp kırıklığı, zorluk ve başarı deneyimleri üzerinden ışık tutmaya devam edecek.

    The L Word: Generation Q’nun 8 bölümden oluşan ilk sezonu, 8 Aralık’ta izleyici ile buluşacak.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 12:29 on 29 August 2019 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , Lezbiyenler,   

    Lezbiyen çift kebap salonunda tacize uğradı 

    31 yaşındaki Alice Bowerman ve 34 yaşındaki Terri-Ann Metcalfe, İngiltere Nottingham’da bulunan Marmaris adlı kebap salonunda salon personelinin tacizine uğradı.

    İki yıldır birlikte olan çift öpüştükleri için paket servis personeli tarafından “bunu görmek istemiyoruz” denilerek alay edildiklerini söyleyerek şikayetçi oldu.

    Terri-Ann BBC’ye şunları söyledi: “Çok çirkin bir şey değildi, sadece normal bir öpücüktü. Şok oldum. Bir kadına ve bir erkeğe böyle tepki gösterip göstermeyeceklerini sorduğumda “ Hayır, çünkü o normal ”dediler.

    Kebap dükkanı BBC’ye yorum yapmaktan kaçındı.

    Alice Bowerman ve Terri-Ann Metcalfe’ın şikayeti üzerine Nottinghamshire Polisi soruşturma başlattı.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 01:24 on 1 November 2018 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , Kadın Eşcinsel, , , Lezbiyenler,   

    Lezbiyenlik Nedir?, Lezbiyen Kime Denir? 

    Lezbiyenlik, kadınlar arasında cinsel ve romantik çekiciliği tanımlamak için en yaygın olarak kullanılan terimdir. Bu sözcük, bir isim olarak, kendilerini tanımlayan veya başkaları tarafından kadın eşcinselliğin birincil niteliğine sahip olan veya bir sıfat olarak nitelendirilen kadınlara atıfta bulunmak, kadın eşcinselliği ile ilgili bir nesnenin veya faaliyetin özelliklerini tanımlamak için kullanılabilir.

    Lezbiyen terimi, Yunan Midilli adasının adından türetilmiştir ve bu nedenle bazı durumlarda, Afrikalı-Amerikalıların ve diğer Avrupalı olmayan etnik grupların kimliklerini mutlaka temsil etmeyen bir Avrupa merkezli kategori olarak kabul edilir. Bu söylenirken, Afrikalı-Amerikalılar da dahil olmak üzere çeşitli etnik gruplardan bireysel olarak tanımlanmış bireyler, “lezbiyen” terimini bir kimlik etiketi olarak kabul ediyorlar.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 15:39 on 15 January 2018 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Lezbiyenler,   

    Lezbiyenlik biyolojik mi, yoksa psikolojik mi? 

    Hiç kimsenin aklına heteroseksüelliğin biyolojik mi psikolojik mi olduğu sorusu gelmez. Oysa eşcinsellik, heteroseksüelliğin normal kabul edilip yüceltildiği toplumlarda norm dışı bir yaşam tarzı olarak görüldüğü için nedenleri şiddetle aranılan bir şeydir. Bir kadının kendi hemcinsine duygusal, cinsel eğilimler göstermesi ille de psikolojik ya da biyolojik bir temellendirmeye ihtiyaç duymaz. Asıl önemli olan böyle bir duygulanımı hissediyor olup olmamaktır. Karmaşık insan yapısını açıklamak ne kadar zorsa, tamamen insani bir duygulanım ve etkileşim olan böyle bir şeyi açıklamak da o kadar zor. Hissedilir ve yaşanır, işte o kadar!…

    Eşcinsellik, heteroseksüellik gibi olağan bir varoluş olarak görülmediği için bu soru hep sorulur ve bu sorunun altında yatan eşcinselliğin bir bozukluk, bir hastalık olarak algılanması. Yanıtı ne olursa olsun ataerkil bir toplumun muhtemel yaklaşımı eşcinselliği iyileştirme yönünde olacaktır ki, bu durumun örnekleri tarihte mevcut.

    WestHollywood/Chelsea @ Geocities – 05/2011

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 16:23 on 15 January 2017 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , Lezbiyenler,   

    Feminizm & Lezbiyenlik arasındaki ilişki nedir? 

    Lezbiyenler, kadın oldukları için, feminizm de kadınların yaşadıkları sorunları çözümleyip, sorunların ortadan kaldırılmasına yönelik mücadele yöntemleri öneren bir düşünce sistemi olduğu için, lezbiyen kadınları feminizmden ayrı düşünmek imkansız. Ayrıca her iki toplumsal mücadeleyi (feminizm ve lezbiyen özgürleşme hareketi) birbirinden bağımsız ele aldığımızda, bağımsız sorunlarımızın ana kaynağının ataerki olduğunu görüyoruz. Yani lezbiyen mücadele, feminist bakışaçı olmadan olamaz. Feminist mücadele düşman olarak karşısına birebir erkekleri değil de toplumsal erkekliği aldığı halde, yaşadığımız toplumda toplumsal erkeklikten nasibini almamış erkek bulmak zor olduğundan, feminist mücadele içindeki bazı kadınlar lezbiyenliği mücadele yöntemlerinden biri olarak algılarlar. Lezbiyen kadınlar ise mücadele yoluna girdikleri andan itibaren feminizme gözlerini kapayamazlar. Lezbiyenlerin mücadeleleri için feminizme, feministlerin de lezbiyenlere ihtiyaçları vardır. Bu iki grup yanyana durmadığı sürece bir kanatları kırık olacaktır. Biz sapphonun kızları olarak kendimize lezbiyen feminist diyoruz.

    WestHollywood/Chelsea @ Geocities – 05/2011

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 16:04 on 15 January 2017 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , Lezbiyenler,   

    Lezbiyenler aşık olur mu? 

    Eşcinselliğe karşı önyargılı olan toplumumuzda, iki kadın arasındaki ilişki sadece cinsellik olarak düşünülürken, bu ilişkide duygusal yoğunluk olabileceği kimsenin aklına gelmez. İki kadın arasındaki ilişki cinsel şehvet aracı olarak görülmekte, hatta p*rno dergilerine lezbiyen ilişkiler bu şekilde yansıtılmakta. Heteroseksist yapılanma nedeniyle, lezbiyenliğin sadece cinsel yönü üzerinde (bilinçlice) durulurken, lezbiyenliğin duygusal yönü yokmuş gibi görülmekte. Oysa bir kadının bir erkeğe hissedebilecekleri nasıl olağansa, bir kadının hemcinsine hissedebilecekleri de gayet olağandır. Aşk, insani bir şeyse bunun sınırlamasını yapmaya kalkışmak toplumun kendisiyle çelişkiye düşmesinden öte bir şey getirmez. Lezbiyenler de aşık olur.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 22:55 on 20 December 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Lezbiyenler,   

    Kadın Kadına Aşk Sohbeti 

    Melce Melaz: Bu yazıyı yazmaya başladığımda ablama eşcinsel olduğumu söyleyeli 3 saat olmuştu. Sanırım hala ağlıyordu. Önce homofobiyle ilgili yazayım dedim; birkaç satır karaladım lakin bir kez daha anladım ki büyük laflar etmek pek bana göre değil. Ben yine beni anlatayım en iyisi…

    Ablam duyduğuna inanamama evresini atlattıktan sonra ağlayarak “Öldür beni ya, öldür” dedi. Neden ağladığını sordum; “bu normal mi?” dedi.

    Normal?

    18 sene önce de bunu söylemişti.  Aptallık da demişti…

    Normal olmayı hiç önemsememiştim de aptallık sert gelmişti. O yaşa kadar sadece kızlara ilgi duymuş, sadece onları öpmüştüm ama ablamın söylediklerinden anladığım kadarıyla artık büyümem gerekiyordu. Ortaokuldaydım yaa, koskoca ortaokul… Regl bile oluyordum lan, basbayağı kadındım. Artık o çocuksu öpüşmelerden sıyrılıp gerçeğine yönelmeliydim ve gerçek olan pipiydi. Pipiligillerden bir sevgili bulmak büyüdüğümün ispatı olacak, beni kadın yapacaktı. Buldum… O ilk sevgilimin pipisini hiç görmedim de gerçi ama eminim çok güzeldir, en büyüğü, en mükemmellisi, en işlevlisi de kesin onunkidir. Öyle olmalı ki hiç temas etmediğimiz halde varlığını bilmek bile beni kocaman bir kadın olduğuma inandırmaya yetti.

    Aslına bakarsanız “kadın” benim için çok küçük yaşlardan itibaren mücadele ve onur demekti. Zeyna ile başlayan kadın kahramanlarıma zaman içinde Nene Hatun, Sanem Ayşe, babamın tüm işkencelere rağmen arkadaşlarının isimlerini vermeyen Dev-Sol üyesi kuzeni, Rosa Parks, Olympe de Gouges, Clara Zetkin gibi birçok isim eklemiştim. Nedense ben kadına en çok güçlü olmayı ve savaşmayı yakıştırmıştım.

    Kadınlık bende nasıl oldu da bir erkekle seks yapabilme yetisi ile mücadelecilik arasında sıkıştı kaldı hatırlamıyorum doğrusu. Yalnız bildiğim bir şey var ki kadınlığın içinde aşk yoktu. Erkek âşık olabilir, erkek içip içip ayrılığa ağlayabilir, erkek bir kadının peşinde koşabilir ama bir kadın bunların hiçbirini yapmazdı. Aşk, benim kadın kahramanlarım için fazla mı sümsükçe bir şeydi ne… Yeşilçam’da en sevdiğim erkeğin Sadri Alışık, en sevdiğim kadınınsa Aliye Rona olması çelişkisi, bu algımın ürünü sanırım.

    Aşkı ve kadınları, büyümekle güçlü olmak kargaşası içinde eritmiştim ama hayatıma giren bazı kadınlara karşı olan aşırı doz ilgimi nereye oturtacağımı bilememiştim. Lezbiyenlik bana göre sadece aptallıktı ve ben aptal olamazdım. Mademki gerçek olan pipiydi, akıllıca olan da onu seçmekti.

    Ben seks ya da eşcinsellik yüzünden cehennem ateşlerinde cayır cayır yanacağımızı düşünmemiştim hiç. Sohbetlerine ve insanlıklarına doyamadığım gay arkadaşlarımı da hiçbir zaman Lut soyu olarak görmemiştim. Benim inandığım Tanrı, yarattıklarında kibri, kul hakkını ve cimriliği affetmezdi.  Benim yarattığım bense zayıflığı affetmez…

    Bir kadına fazla ilgi duyduğumda hem aptal hem zayıf oluyordum bana göre. Ha bir ara bu duygumun kalıba sığmadığı olmuştu. Bu sefer çok kötü fena aşık olmuştum. İçimdeki aceleci pislik, “zayıflık, aptallık anlamam, banane lan öpüşelim” diye tutturdu da zor zapt ettim. Eee, zapt ettim de n’oldu? Clara Zetkin mi oldum?

    Zejavu Çıkmazı: ‘Clara Zetkin’ olamazsın demedim ama olamazmışsın! Sen kendini mi, aşkı mı ötekileştirdin de duyguların aptallık, sevgin ve arzuların zayıflık oldu? Aşkı değil de bakış açına yapıştırmalıyım aptallığı diye düşünüyorum. Sevmediğinden, sevemediğinden doğan bu duygular senin ile o kadar bütünleşmiş ki aslında hiç yaşamadığın o güzide duygu aptallık olarak kabul görmüş hayatında. Merak ediyorum, kendini keşfettiğin şu zaman diliminden sonraları da aşık oluşunu aptallığa bağlayabilecek misin?  İşte bağzılarımız da böyle ne yazık ki! Hep olması gerektiği gibi yaşamış olan melce şimdi o 29 senenin kuyruğundan tutup kesse ne kesmese ne! Erkek şeysi de cabası, hissedemediklerinin suçunu yasla gariban heterolara. Olacak iş mi? Bu değil, bu değil, bu hiç değil diye diye sayısız erkekle aşk yaşamış bir kadın söz konusu. Neden? Toplum ‘Aferin’ desin diye mi, hayır yani anlamıyorum. Ailen, arkadaşların ya da sosyal çevren sırtını sıvazlayıp ‘Ne güzel heterosun, fakat iyi heterosun, baya iyi heterosun’ mu? Dedi. Şimdi de demeyecekler ne güzel de Lezbiyensin’mi diyecekler? Tabiki Hayır !

    Ablalar ağlamasın. Neden ağlasınlar ki, Lezbiyen olan kardeş ağlatacak bir şey midir?

    Geçenler de bir kadınla bir topluluk vasıtasıyla iletişime geçtiğimde çok derin hissettim ben bu durumu. Karşımda ki saygı değer takipçimiz, eşcinsellik konusunda illa ki bir Lezbiyen ile yüz yüze (face to face) görüşmenin onu çok daha iyi bir şekilde aydınlatabileceğinden bahsediyordu ve ekliyordu ‘ben lezbiyen değilim aman ha yanlış anlaşılmasın’ . Sakin olun lütfen dedim’’ tabi ki siz lezbiyen değilsiniz! Ama bu ablamız o kadar korkuyordu ki lezbiyen olarak anılmaktan, böylesine hasta ve sapkın olarak görmüyordu kendini belli ki. Tam bu konuşmalar sırasında onun bilinçaltında yatan ve aklından geçen her şeyi okuyor gibiydim sanki. Döndüm ve dedim ki – lezbiyen olmak da ayıp değil, hetero olmak da, hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. Bütün iş insan olmakta yani yürek de taa şurda bak! Utancından yahut da ‘farklılık’ arayışının seksüel duygularının yüzüne vurulmuş halinden olsa gerek ‘Ok’ dedi. Sen kimsin de bana ‘Ok’ diyorsun diyemedim elbette. Genel de ‘At’ kelimesini daha çok severim oysa ben. At deseydi tamamdı, olsundu. Ama ‘OK’ dedi. Bu olmasındı dedim kendi kendime.

    Ee heteroyum deseydi ağlayacak mıydı ablan? Saçlarını bile yaptırıp şıkır şıkır gelecekti düğüne değil mi? Eşcinselim deyince neden tutamadı gözyaşlarını? Çünkü nasıl olurdu, neden olsundu kardeşi bir kadına aşık falan? İşte toplum bize bunu dayata dayata ne hallere düştük gördünüz mü? Doğrusu bu ne ilk ne de son olacak. Duygularını bastıra bastıra yemeden içmeden kesilmiş evli insanlar bile var bu ülkede. Hep olması gerektiği gibi yaşamış olan insanlar bunlar, homofobiyi yetiştirip kendi benliğini yok sayan, gizlenen, ayıplanmaktan korkan, bunu kendine bile itiraf edememiş insanlar… Neden yaptınız bunu bize? Neden kendimizden nefret eder halde bıraktınız? Bilmiyorum.

    Peki ya aşk! Tuhaf geliyor çoğunuzun kulağına biliyorum yahu bir kadın başka bir kadını ‘o biçim’ nasıl sever diye düşünmekten uykularınız bile kaçıyordur. Sever! Daha önce de söylemiştim ben bunu, bir kadını en güzel bir kadın sever benim dünyamda… Bu aptallık, zayıflık veya saçmalık değildir. Hemen hemen her insan bir aşk şiiri okuduğunda, Sezen’den bir parça dinlediğinde, bir filmin en ağlak sahnesinde içindeki küçücük dünyada aşkı hissetmenin hazzını yaşamıştır diye düşünüyorum. Cümleler bile en çok bu duyguyu yazıyor, nerdeyse tüm gözler en çok bu kelimeleri okuyorken aşkı ötekileştirmenin, cinsiyetleştirmenin hiçbir mantıklı açıklaması olamaz. Hiç beklemediğin bir zamanda gelen, varlığını ikiye katlayan, kendinden önceye başka birini koymaya yarayan bu büyülü duygunun karşısında etkisiz kalabilmek imkansız olacaktır. Ve aşk senin en el değmemiş yerlerine dokunacaktır…

    Bir gün ‘biri’ ama ‘o’ biri okur diye yazardım ben hep. Hep bir kişiye yazdım ben onlarca kelimeyi. Hiç birileri okur diye düşünmedim. Ya da taşımadım böyle kaygılar. Şimdi hayatım da ilk kez birçok kişi okusun istiyorum. Okusun ve anlasınlar ’lütfen doğru’ anlasınlar istiyorum. Utandıkları benliklerini sevmeye, onu yıllarca kenara atmanın hüznüyle, özlemiyle ona sarılmaya çalışsınlar. Korkmasınlar istiyorum…

    Haykırsınlar! “Buradayız, Alışın, Hiçbir yere Gitmiyoruz!” diyebilsinler. O gücü bulsunlar kendilerinde paylaşmayı tatsınlar ve hiç aşık olmadan ölüp yitirmesinler… Aşk diyorum, her şeyi aşacaktır!

    Bu arada Zeyna falan bizim buralı diye biliyorum ben, az ötede heykeli var. Bizim iki alt mahallede doğmuş biridir kendisi, yani araya sığuşturayım istedim bu notu da. Ben de az Zeyna değilim hani! Bide ‘At’ var. ‘At’ çok önemli bir şeydir. İster şaha kaldır şey etsin, İster kırbacı vur şey etsin ama beyaz atlılar bu tarafa meyletmesin… Sevgilerimle…

    Melce Melaz: Efendim sataşma var dikkatinizi çekerim, bana cevap hakkı doğdu. Bu agresif kadın haklı. Aşk küçümsenecek, zayıflık ya da aptallık olarak görülecek bir şey değil. Lakin bağzılarımız bunu geç anlar işte… Aşkın ne olmadığına dair iki seçeneğim cepte şimdi. Peki ya ne olduğuna nasıl karar veriyoruz?

    Ne zaman bu konuda ağzımı açsam birileri “aaaa aşık olsan o öyle olmaz” diye lafı ağzıma tıkıyor. Benim hislerimi de kendi kalıplarına göre isimlendiriyorlar. Neden? En güzel, en doğru aşk tanımının kendilerininki olduğuna nasıl karar verdiler ki? Sahip ya da ait olmak, kıskanmak, karışmak ve dokunmak kelimeleri aynı cümle içinde kullanılınca gözlerinde kalp işaretleri beliriyor bağzılarının. Ne kadar basit! “Bu benim olsun mu? Eve götürüp bi şey yaparım ben bunla” cümlesiyle ifade edebileceğimiz şey midir aşk? Hadi bu aşk diyelim, başka türlüsü de olamaz mı? Ben en değerli hislerimi yüklediğim kişiyi, en değerli eşyaların konulduğu ve kapısı ev halkına dahi açılmayan misafir odasını sever gibi sevemez miyim? Dokunmadan, bozmadan, bulaşmadan, arada tozunu pasını silerek… Ara ara açtığım o kapıdan güzelliğine hayranlıkla bakarak… Olmaz mı? Olabilir. Huzur bulduğum, yayılıp ayaklarımı uzattığım salonu sever gibi de sevebilirim tabi, kucağımdakileri döke saça. O da olur. Kiminin aşkı naiftir, kiminin hırçın, kiminin özgür, kiminin mağrur… Biz neysek aşkımız da odur. Bunu yıllarca göz ardı edip aşkı zayıflık olarak nitelendiren bana ve kalıba sokmaya çalışanlara ne buyrulur?

    Zejavu Çıkmazı: Aşkın dili, rengi, cinsiyeti ve tek kelimeyle ifade edilebilir bir tarafı olmadığı gibi mevsimi de yoktur. Yanındayken zamanı tutamadığınız insanlara At gibi değl Aşk gibi bakın! Hoşça Kalın!

     
    • nanelimonbal adlı kullanıcının avatarı

      nanelimonbal 22:52 on 14 Şubat 2016 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      O kadar güzel kelimelerle, o kadar güzel anlatmışsınız ki..
      Mutlu oldum fazlaca, hislerime tercüman oldunuz.
      Teşekkürler.

      Beğen

  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 21:52 on 4 October 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Lezbiyenler,   

    Lezbiyen miyim? 

    Kadınlardan hoşlanan kadınlara lezbiyen denir.Bizler cinsel açıdan diğer kadınları çekici bulan kadınlarız.Bizler,kendilerini duygusal ve zihinsel açıdan kadınlara yakın hisseden kadınlarız. Bizler,partner(ya da sevgili mi desem?) olarak kadınları tercih eden kadınlarız.

    Lezbiyenler olarak,yalnız değiliz.Ergenlik çağındaki her 10 kişiden biri lezbiyen ya da geydir.Tarih sahnesinde pek çok ünlü lezbiyene rastlanır. Lezbiyenler,doktor,öğretmen,avukat, fabrika işçisi,polis memuru,politikacı,bakan,film yıldızı,sanatçı,anne,hemşire,kamyon şoförü, manken,yazar olabilir. Siz adını koyun,biz yapalım.

    Lezbiyenler,beyaz,siyah,asyalı,latin,güney amerikalı,yahudi, katolik,protestan,budist olabilir. Lezbiyenler,zengin,yoksul,işçi sınıfından ya da orta sınıftan olabilir.Bazı lezbiyenler heteroseksüel evlilikler yaşamaktadır. Bazı lezbiyenler engellidir. Lezbiyenler genç kadınlar ve yaşlı kadınlar olabilir. Siz adını koyun,biz olalım.

    Şehirlerde de,taşrada da pek çok lezbiyen yaşamaktadır.Biz her yerdeyiz.

    LEZBİYEN OLUP OLMADIĞIMI NASIL ANLAYABİLİRİM?

    “Ben küçükken,büyüyünce en iyi kız arkadaşımla yaşamayı hayal ederdim,ve bu duygu yaşım ilerledikçe değişmeden kaldı.”—Tuğba,21

    “Ben çok küçükken,diğer kızlara aşık olurduk,ancak daha sonra bu süreçten kurtulmamız beklenirdi.Kızların erkeklerle,erkeklerin kızlarla tanışma hikayelerini anlatan kitaplar okumalıydık.Doğrusunu söylemek gerekirse,o kitapları hiçbir zaman sonuna kadar okuyamazdım.”—Tülin,19

    Ergenlik çağında,çoğu genç kız cinsel duygularının bilincine varır ve “çıkma” fikrine ilgi duymaya başlar.Çoğu,erkekleri çekici bulur.Ancak pek çok genç kız da hemcinslerine çekim duyar.

    Hemcinslerinizden hoşlandığınızın farkına varabilirsiniz. Kız arkadaşlarınızdan farklı olduğunuzu,bazen hiç uyuşmadığınızı hissedebilirsiniz. Kız arkadaşlarınız erkekleri keserken,kendinizi kızları keserken bulabilirsiniz.Erkeklerle çıkmak sizin ilginizi çekmeyebilir.”Neden görüştüğüm şu harika kadına benzer hiç erkek yok?” diye kendi kendinize sorabilirsiniz.

    Tüm bunların yanı sıra,lezbiyen olup olmadığınızla ilgili kafanız karışabilir,şüpheye düşebilirsiniz.Yetişkinlerin büyük çoğunluğu bize,kendimize eşcinsel diyebilmemiz için daha erken olduğunu,bir dönemden geçtiğimizi ya da neden bahsettiğimizi bilmediğimizi söyleyecektir.Bu,bazılarımızın lezbiyen olduğu gerçeğini yadsıma yöntemleridir.

    Hem erkekleri,hem kadınları çekici bulduğunuz için kafanız karışabilir.Bu sorun teşkil etmez.Bazı kadınlar,yaşamları boyunca hem erkeklerle hem kadınlarla ilişkiye girebilir.Bazıları sonradan tamamen lezbiyen ya da heteroseksüel olmayı tercih edebilir.(”tercih etmek”,cinsel yönelim için uygun bir tanım değil gibi geldi bana.)

    Cinsellik zamanla gelişir.Bu yüzden,cinsel kimliğinizden emin değilseniz endişe etmeyin.

    NORMAL MİYİM?

    “Bize eşcinselliğin hastalıklı,sapkınca,günah ya da anormal olduğu söyleniyor.Ancak bunu söyleyenler,kadının yerinin mutfak olduğunu,engellilerin ise işe yaramaz olduklarını iddia edenlerle aynı kişiler.Neyin normal olduğunu söylemeye kimin hakkı var?Kimilerine göre çiğ balık yemek normalken,kimilerine göre iğrenç ve anormal olabilir.”—Tülin,19

    “İçimizdeki eşcinsel yönelimin bilincine varmamız ve yaşam şartlarımızı buna göre değiştirmek istemine ulaşmamız çok cesurca.” Natalie,23

    Evet,normalsiniz. Bir insanın hemcinslerine çekim duyması tamamen doğaldır.Ancak bu,toplumumuz tarafından desteklenen bir şey değildir.Pek çok kişi,gey ve lezbiyen karşıtı önyargılar nedeniyle bu duyguları bastırır.

    Çoğu bilim insanı,cinsel yönelimin temellerinin çok genç bir yaşta,hatta kimi zaman doğumda atıldığı konusunda hemfikirdir.

    İster eşcinsel ister heteroseksüel olun,kendiniz olmak normal ve sağlıklıdır.Önemli olan kendimizi sevmeyi öğrenmektir.

    GENÇ VE LEZBİYEN OLMAK NASIL BİR DUYGU?

    “Kendimi çok güçlü, özel, bağımsız ve cesur hissediyorum”-Natalie, yaş 23.

    “Bu bazen korkutucu bir duygu.Kendimden emin olamadığım zamanlar oldu ama bunun dışında kendimi harika ve gururlu hissettim.”-Tülin, yaş 19.

    Lezbiyen olmanın belli kuralları, doğrusu yada yanlışı diye bir şey yoktur. Toplumun bize çocukluğumuzdan beri dayatmış olduğu klişeleşmiş lezbiyen tiplemeleri yüzünden eğer lezbiyenseniz belirli bazı özelliklere sahip olmanız gerektiğini düşünebilirsiniz. Ama
    lezbiyenler her çeşit eğitim seviyesinden, herhangi bir dış görünüşe veya meslek grubuna sahip olabilen kadınlardır.

    Cinsel yöneliminiz kişiliğinizin sadece bir parçasıdır ve büyük bir olasılıkla heteroseksüel arkadaşlarınızla aynı olan hobilere ve ilgi alanlarına sahipsiniz.

    Homofobik ve önyargılı düşüncelerden dolayı bazı insanlar lezbiyenleri ve geyleri kabullenemezler. Lezbiyenler ve geyler ayrımcılık ve şiddet yüzünden acı çekmektedirler.Bu yüzden dolayı eşcinsel hakları için mücadele vermekte olan gey ve lezbiyen organizasyonu vardır.

    “Kendimi ve cinselliğimi kabul ettiğim andan itibaren farkına vardım ki hayata karşı daha ilgili olmaya ve arkadaşlarımla daha sıcak ilişkiler kurmaya başladım.Çünkü kendimle çok daha barışıktım”-Tuğba, yaş 21

    “Sürekli karşı karşıya kaldığım homofobi yüzünden çoğu kez kendimi depresif ve üzgün hissettim, ama sonra farkettim ki kendi kuşağımdan insanları bu konuda eğitebilme gücüne sahibim.”-Müge, yaş 20.

    KENDİMİZİ SEVMEYİ NASIL ÖĞRENECEĞİZ?

    “Duygularımızı inkar etmememiz çok önemli. Eğer biz gerçekten içimizden gelen kişi olabilirsek, ne kadar mutlu olabildiğimize şaşırabiliriz. Ve olumlu yönlerimize kafa yormalıyız, lezbiyen olmak çok olumlu birşeydir.”- Rabia, yaşı 24

    “Kendimi mutlu ve iyi hissettiren insanlarla etkileşim içinde olmam yardımcı oluyor. Ve iyi hissetmemi sağlayan şeyleri yapmaya çalışıyorum.”- Serap, yaşı 19

    Her insanın kendi kendisinden hoşnut olmaya hakkı vardır. Hepimiz değerli insanlarız. Genç insanlar için özgüven geliştirmek çok önemlidir. Çevremizde bizim hasta, sapkın ya da çok mutsuz hayatlar sürmeye mahkum olduğumuzu düşünen insanlar varken, lezbiyen ve gay gençliğin kendileri ile ilgili iyi hissetmeleri zordur.

    Kendimizi, gerçekte kim olduğumuzu saklamak zorunda hissedersek, alkol, uyuşturucular ve intihar yoluyla kendimize zarar vermek isteyebiliriz. Özellikle, lezbiyen olduğumuz gerçeğini konuşacak kimsemiz yoksa, oldukça dışlanmış, korku dolu ve depresif hissedebiliriz.

    Herşeyin ötesinde, biz, genç lezbiyenler olarak, kimliğimizi sevmeyi öğreniyoruz. Lezbiyenler hakkında yazılmış iyi kitaplar okumanın faydası oluyor- tam ve doğru bilgiler içeren ve çok tatmin edici hayatlar süren lezbiyenler hakkındaki kitaplar. Başka lezbiyenlerle tanışmanın da faydası oluyor çünkü böylelikle lezbiyenlerin en az diğer insan grupları kadar çeşitlilik gösterdiğini ve toplumun bize bir çok yalan söylediğini anlıyoruz.

    “Ben bir lezbiyenim ve ben iyiyim.” hergün kendi kendinize bunu söylemeniz faydalı olabilir. Ve konuşmak için de, lezbiyenlerin sorun olmadığını düşünen birilerini bulmaya çalışın. Unutmayın; lezbiyen olmak normal ve doğaldır, aynı, bazılarının heteroseksüel olmasının normal ve doğal olduğu gibi.

    KİME SÖYLEMELİYİM?

    ” Bu konuda kendinizi rahat hissedene kadar lezbiyen olduğunuzu başkalarına söylemek için kendinizi baskı altında hissetmemelisiniz. İnsanların farklı farklı tepkilerine karşı hazırlıklı olun.”
    -Tuğba, yaş 21.

    ” Sadece olabilecek şeylerle yüzleşebilecek yeterli güce sahip olduğunuzu düşünüyorsanız bunu birine söylemelisiniz.Bu duygularla daha fazla tek başınıza başa çıkamayacağınızı düşündüğünüzde başkalarına açılmaya çalışın.Ailenizin delirebileceğini düşünüyorsanız daha objektif olabilecek birine söyleyin.”-Sabriye, yaş 19.

    “Lezbiyen olduğumu birkaç arkadaşıma söylediğimde onlara bundan 5 dakika öncesinden hiç bir farkım olmadığını sadece şimdi onlardan büyük bir sırrı saklamıyor olduğumu söyledim.”-Tülin, yaş 19.

    Dışarı açılmak (coming out), kendinizi bir lezbiyen olarak kabullenme ve cinsel yöneliminiz konusunda ne kadar açık olmak istediğinizi anlama sürecidir.

    Ne yazık ki tanıdığınız herkes lezbiyen olmanın dilimlenmiş hazır ekmekten bu yana en harika şey olduğunu düşünmeyebilir.Kimin size destek olabileceğini ve bununla başa çıkabileceğini bilebilmek zordur. Bazı arkadaşlarınız sizi kabullenir, bazıları da sizden uzaklaşabilir veya sizin izniniz olmadan başka insanlara söyleyebilirler. Aileye açılmak çok zor olabilir.Bazı aileler bu

    konuda çok anlayışlı davranırlar.Ama bir kısım lezbiyen ve gey gençlik,aileleri onların yönelimlerini öğrendiğinde evlerinden kovulmuştur.

    Konuşabileceğiniz birisinin olması önemli çünkü hayatınızın bu kadar önemli bir kısmını bir sır olarak saklamak zorunda kalmak ne normal bir şeydir ne de sağlıklı. Bu konuda güvenebileceğiniz, yardım alabileceğiniz ya da danışabileceğiniz eşcinsel organizasyon ve topluluklarının internet adresleri sitemizin “linkler” bölümünde mevcuttur.

    DİĞER LEZBİYENLERLE NASIL TANIŞABİLİRİM?

    “Çevrenizde bir çok lezbiyen vardır , ama siz onların lezbiyen olduğunu bilmiyorsunuz, tıpkı onların, sizin lezbiyen olduğunuzu bilmedikleri gibi. Umudunuzu kaybetmeyin. Sonuçta birileriyle tanışacaksınız.”- Serap, yaşı 19

    Yerel feminist,lezbiyen organizasyonlarla bağlantı kurun.(Sitemizin linkler bölümünde bu organizasyonların internet adreslerini bulabilirsiniz) Ayrıca Türkiye’nin bir çok üniversitesi gay&lezbiyen organizasyona (Legato) sahiptir.
    Çevrenizde gay/lezbiyen veya feminist yayınları araştırın.

    • Bu broşür ,OUTRİGHT The portland,Maine,Alliance of lesbian and gey youth tarafından hazırlanmış,LeGaTo içerisindeki öğrenciler tarafından Türkçe’ye çevrilmiş ve Türkiye şartlarına göre adapte edilmiştir.

    http://community.lgbti.family.blog forum sitemize üye olabilirsiniz
    Üye olmak isteyenler için kayıt sayfası: http://community.lgbti.family.blog/register/

     
    • Zeynep adlı kullanıcının avatarı

      Zeynep 12:19 on 7 Aralık 2019 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      Mrb ben 18 yaşındayım ve büyük kadın p*posundan ve göğüslerinden çok etkileniyorum. Daha önce erkeklerle çıktım hatta erkeklere aşık oldum. Ama erkek vücudundan az etkileniyorum ve p*nis görünce tahrik olmaktan çok iğreniyorum. Sizce lezbiyen miyim? Yoksa hormomal bir durum mu

      Beğen

  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 20:59 on 4 October 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Lezbiyenler,   

    Gizli Lezbiyenler Kulübü 

    Hollywood’un en ünlü kadın yıldızları 1940 yılında toplanıp yoksullara yardım amaçlı Dikiş Kulübü’nü (The Sewing Circle) kurduklarında, akıllarından geçen tek şeyin kanaviçe yapmak olduğu sanılmıştı. Önümüzdeki sonbahar İngiltere’de yayımlanacak olan bir kitap ise Greta Garbo, Marlene Dietrich, Judy Garland ve Joan Crawford gibi yıldızların lezbiyen ilişkiler içinde olduklarını ve kendilerini bu biçimde maskelediklerini öne sürüyor.

    Axel Madsen ‘ın Dikiş Kulübü üzerine 231 sayfalık araştırması 1996 yılında Amerika’da yayımlandığında tartışmalara yol açmıştı. Kitap sadece 1940’lı yıllardan söz etmekle kalmıyor, homoseksüel ilişkilerin bugün de Hollywood’da egemen olduğunu ileri sürüyordu. Madsen kitapta, bazı kadın yıldızların film stüdyolarının baskısı sonucu evlenmek zorunda kaldıklarını da iddia etmişti.

    Madsen’a göre Myrna Loy, Tallulah Bankhead, Elsa Lanchester, Barbara Stanwyck ve Fred Astaire ‘in kız kardeşi Adele de lezbiyen ilişkiye giren kadınlardan bazılarıydı. Bu kadınlar cinsel kimliklerine ilişkin gerçeğin ortaya çıkmasını önlemek için ilişkilerini her zaman gizlediler.

    Bacaklarının arasında bir kadınla görülen çıplak Joan Crawford fotoğrafının dışında pek sağlam kanıtları olmayan kitabın tutulmasının sırrı, yazarın gizli erotizm fikriyle oynamaktaki başarısına ve halkın sinema ikonlarına olan ilgisine dayanıyor.

    Gerçek dışı cinsel etiketlendirmeleri ortaya çıkaran ‘Anti-Gay’ isimli kitabın yazarı Mark Simpson , Hollywood yıldızlarının cinselliklerine duyulan ilgiyi, genel bir ‘yaşamı basitleştirme’ eğiliminin parçası olarak görüyor.

    ”Cinsellikle ilgili söylentiler tüm toplumlarda gündemdedir, ama bunlar her zaman yazıya dökülmez” diyor Simpson, ”Neyin doğru olduğunu, gerçeği asla bilemezsiniz, ancak bu tip kitaplar halkın genel saplantısının bir göstergesidir. Yarattığımız yıldızlar, kendi karmaşık psikolojimizi yansıtırlar” . Homoseksüel hayranların da sevdikleri yıldıza kendilerine yakın bir yakıştırma yapma eğilimi taşıdıklarını belirtiyor Simpson: ”Aynı şey Burt Reynolds ‘ın da başına geldi. Cinsel kimliğine ilişkin gerçek ne olursa olsun, 1970’lerin sonunda hakkında çıkarılan söylentilerin nedeni gay erkekler tarafından beğenilen bir tip olmasıydı.”

    Madsen’ın kitabı çoğu noktalarda sağlam kanıtlara dayanmıyor, Judy Garland’ın düzmece bir evlilik yapmış olması ya da Katherine Hepburn ‘ün hiç çocuğunun olmaması gibi. Ancak senaryo yazarı Mercedes de Acosta ‘ya ilişkin iddialar, daha sağlam bir araştırmanın ürünü görünümünde. Alice B. Toklas , Acosta’nın kesin olarak 20. yüzyılın en önemli üç kadınıyla ilişkiye girdiğini söylüyor. Bu kadınlardan ikisinin Garbo ve Dietrich olduğu biliniyor. Gizli kalan üçüncü ismin ise Gertrude Stein ya da Eleanor Roosevelt olabileceği belirtiliyor.

    Kadın yıldızların cinsel kimliği tartışılıyor
    Dikiş Kulübü’nün sırrı
    01 Ağustos 1998 tarihli Cuhmuriyet Gazetesi

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 23:18 on 3 October 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Lezbiyenler,   

    Kadınlardan Hoşlanan Kadınlar 

    LEZBİYEN OLMAK NE DEMEKTİR?
    Kadınlardan hoşlanan kadınlara lezbiyen denir.Bizler cinsel ve duygusal açıdan diğer kadınları çekici bulan kadınlarız.Bizler,kendilerini duygusal ve zihinsel açıdan kadınlara yakın hisseden kadınlarız. Bizler,partner(ya da sevgili mi desem?) olarak kadınları tercih eden kadınlarız.

    Lezbiyenler olarak,yalnız değiliz.Ergenlik çağındaki her 10 kişiden biri lezbiyen ya da geydir.Tarih sahnesinde pek çok ünlü lezbiyene rastlanır. Lezbiyenler,doktor,öğretmen,avukat, fabrika işçisi,polis memuru,politikacı,bakan,film yıldızı,sanatçı,anne,hemşire,kamyon şoförü, manken,yazar olabilir. Siz adını koyun,biz yapalım.

    Lezbiyenler,beyaz,siyah,asyalı,latin,güney amerikalı,yahudi, katolik,protestan,budist olabilir. Lezbiyenler,zengin,yoksul,işçi sınıfından ya da orta sınıftan olabilir.Bazı lezbiyenler heteroseksüel evlilikler yaşamaktadır. Bazı lezbiyenler engellidir. Lezbiyenler genç kadınlar ve yaşlı kadınlar olabilir. Siz adını koyun,biz olalım.

    Şehirlerde de,taşrada da pek çok lezbiyen yaşamaktadır.Biz her yerdeyiz.

    LEZBİYEN OLUP OLMADIĞIMI NASIL ANLAYABİLİRİM?

    “Ben küçükken,büyüyünce en iyi kız arkadaşımla yaşamayı hayal ederdim,ve bu duygu yaşım ilerledikçe değişmeden kaldı.”—Tuğba,21

    “Ben çok küçükken,diğer kızlara aşık olurduk,ancak daha sonra bu süreçten kurtulmamız beklenirdi.Kızların erkeklerle,erkeklerin kızlarla tanışma hikayelerini anlatan kitaplar okumalıydık.Doğrusunu söylemek gerekirse,o kitapları hiçbir zaman sonuna kadar okuyamazdım.”—Tülin,19

    Ergenlik çağında,çoğu genç kız cinsel duygularının bilincine varır ve “çıkma” fikrine ilgi duymaya başlar.Çoğu,erkekleri çekici bulur.Ancak pek çok genç kız da hemcinslerine çekim duyar.

    Hemcinslerinizden hoşlandığınızın farkına varabilirsiniz. Kız arkadaşlarınızdan farklı olduğunuzu,bazen hiç uyuşmadığınızı hissedebilirsiniz. Kız arkadaşlarınız erkekleri keserken,kendinizi kızları keserken bulabilirsiniz.Erkeklerle çıkmak sizin ilginizi çekmeyebilir.”Neden görüştüğüm şu harika kadına benzer hiç erkek yok?” diye kendi kendinize sorabilirsiniz.

    Tüm bunların yanı sıra,lezbiyen olup olmadığınızla ilgili kafanız karışabilir,şüpheye düşebilirsiniz.Yetişkinlerin büyük çoğunluğu bize,kendimize eşcinsel diyebilmemiz için daha erken olduğunu,bir dönemden geçtiğimizi ya da neden bahsettiğimizi bilmediğimizi söyleyecektir.Bu,bazılarımızın lezbiyen olduğu gerçeğini yadsıma yöntemleridir.

    Hem erkekleri,hem kadınları çekici bulduğunuz için kafanız karışabilir.Bu sorun teşkil etmez.Bazı kadınlar,yaşamları boyunca hem erkeklerle hem kadınlarla ilişkiye girebilir.Bazıları sonradan tamamen lezbiyen ya da heteroseksüel olmayı tercih edebilir.(”tercih etmek”,cinsel yönelim için uygun bir tanım değil gibi geldi bana.)

    Cinsellik zamanla gelişir.Bu yüzden,cinsel kimliğinizden emin değilseniz endişe etmeyin.

    NORMAL MİYİM?

    “Bize eşcinselliğin hastalıklı,sapkınca,günah ya da anormal olduğu söyleniyor.Ancak bunu söyleyenler,kadının yerinin mutfak olduğunu,engellilerin ise işe yaramaz olduklarını iddia edenlerle aynı kişiler.Neyin normal olduğunu söylemeye kimin hakkı var?Kimilerine göre çiğ balık yemek normalken,kimilerine göre iğrenç ve anormal olabilir.”—Tülin,19

    “İçimizdeki eşcinsel yönelimin bilincine varmamız ve yaşam şartlarımızı buna göre değiştirmek istemine ulaşmamız çok cesurca.” Natalie,23

    Evet,normalsiniz. Bir insanın hemcinslerine çekim duyması tamamen doğaldır.Ancak bu,toplumumuz tarafından desteklenen bir şey değildir.Pek çok kişi,gey ve lezbiyen karşıtı önyargılar nedeniyle bu duyguları bastırır.

    Çoğu bilim insanı,cinsel yönelimin temellerinin çok genç bir yaşta,hatta kimi zaman doğumda atıldığı konusunda hemfikirdir.

    İster eşcinsel ister heteroseksüel olun,kendiniz olmak normal ve sağlıklıdır.Önemli olan kendimizi sevmeyi öğrenmektir.

    GENÇ VE LEZBİYEN OLMAK NASIL BİR DUYGU?

    “Kendimi çok güçlü, özel, bağımsız ve cesur hissediyorum”-Natalie, yaş 23.

    “Bu bazen korkutucu bir duygu.Kendimden emin olamadığım zamanlar oldu ama bunun dışında kendimi harika ve gururlu hissettim.”-Tülin, yaş 19.

    Lezbiyen olmanın belli kuralları, doğrusu yada yanlışı diye bir şey yoktur. Toplumun bize çocukluğumuzdan beri dayatmış olduğu klişeleşmiş lezbiyen tiplemeleri yüzünden eğer lezbiyenseniz belirli bazı özelliklere sahip olmanız gerektiğini düşünebilirsiniz. Ama
    lezbiyenler her çeşit eğitim seviyesinden, herhangi bir dış görünüşe veya meslek grubuna sahip olabilen kadınlardır.

    Cinsel yöneliminiz kişiliğinizin sadece bir parçasıdır ve büyük bir olasılıkla heteroseksüel arkadaşlarınızla aynı olan hobilere ve ilgi alanlarına sahipsiniz.

    Homofobik ve önyargılı düşüncelerden dolayı bazı insanlar lezbiyenleri ve geyleri kabullenemezler. Lezbiyenler ve geyler ayrımcılık ve şiddet yüzünden acı çekmektedirler.Bu yüzden dolayı eşcinsel hakları için mücadele vermekte olan gey ve lezbiyen organizasyonu vardır.

    “Kendimi ve cinselliğimi kabul ettiğim andan itibaren farkına vardım ki hayata karşı daha ilgili olmaya ve arkadaşlarımla daha sıcak ilişkiler kurmaya başladım.Çünkü kendimle çok daha barışıktım”-Tuğba, yaş 21

    “Sürekli karşı karşıya kaldığım homofobi yüzünden çoğu kez kendimi depresif ve üzgün hissettim, ama sonra farkettim ki kendi kuşağımdan insanları bu konuda eğitebilme gücüne sahibim.”-Müge, yaş 20.

    KENDİMİZİ SEVMEYİ NASIL ÖĞRENECEĞİZ?

    “Duygularımızı inkar etmememiz çok önemli. Eğer biz gerçekten içimizden gelen kişi olabilirsek, ne kadar mutlu olabildiğimize şaşırabiliriz. Ve olumlu yönlerimize kafa yormalıyız, lezbiyen olmak çok olumlu birşeydir.”- Rabia, yaşı 24

    “Kendimi mutlu ve iyi hissettiren insanlarla etkileşim içinde olmam yardımcı oluyor. Ve iyi hissetmemi sağlayan şeyleri yapmaya çalışıyorum.”- Serap, yaşı 19

    Her insanın kendi kendisinden hoşnut olmaya hakkı vardır. Hepimiz değerli insanlarız. Genç insanlar için özgüven geliştirmek çok önemlidir. Çevremizde bizim hasta, sapkın ya da çok mutsuz hayatlar sürmeye mahkum olduğumuzu düşünen insanlar varken, lezbiyen ve gay gençliğin kendileri ile ilgili iyi hissetmeleri zordur.

    Kendimizi, gerçekte kim olduğumuzu saklamak zorunda hissedersek, alkol, uyuşturucular ve intihar yoluyla kendimize zarar vermek isteyebiliriz. Özellikle, lezbiyen olduğumuz gerçeğini konuşacak kimsemiz yoksa, oldukça dışlanmış, korku dolu ve depresif hissedebiliriz.

    Herşeyin ötesinde, biz, genç lezbiyenler olarak, kimliğimizi sevmeyi öğreniyoruz. Lezbiyenler hakkında yazılmış iyi kitaplar okumanın faydası oluyor- tam ve doğru bilgiler içeren ve çok tatmin edici hayatlar süren lezbiyenler hakkındaki kitaplar. Başka lezbiyenlerle tanışmanın da faydası oluyor çünkü böylelikle lezbiyenlerin en az diğer insan grupları kadar çeşitlilik gösterdiğini ve toplumun bize bir çok yalan söylediğini anlıyoruz.

    “Ben bir lezbiyenim ve ben iyiyim.” hergün kendi kendinize bunu söylemeniz faydalı olabilir. Ve konuşmak için de, lezbiyenlerin sorun olmadığını düşünen birilerini bulmaya çalışın. Unutmayın; lezbiyen olmak normal ve doğaldır, aynı, bazılarının heteroseksüel olmasının normal ve doğal olduğu gibi.

    KİME SÖYLEMELİYİM?

    ” Bu konuda kendinizi rahat hissedene kadar lezbiyen olduğunuzu başkalarına söylemek için kendinizi baskı altında hissetmemelisiniz. İnsanların farklı farklı tepkilerine karşı hazırlıklı olun.”
    -Tuğba, yaş 21.

    ” Sadece olabilecek şeylerle yüzleşebilecek yeterli güce sahip olduğunuzu düşünüyorsanız bunu birine söylemelisiniz.Bu duygularla daha fazla tek başınıza başa çıkamayacağınızı düşündüğünüzde başkalarına açılmaya çalışın.Ailenizin delirebileceğini düşünüyorsanız daha objektif olabilecek birine söyleyin.”-Sabriye, yaş 19.

    “Lezbiyen olduğumu birkaç arkadaşıma söylediğimde onlara bundan 5 dakika öncesinden hiç bir farkım olmadığını sadece şimdi onlardan büyük bir sırrı saklamıyor olduğumu söyledim.”-Tülin, yaş 19.

    Dışarı açılmak (coming out), kendinizi bir lezbiyen olarak kabullenme ve cinsel yöneliminiz konusunda ne kadar açık olmak istediğinizi anlama sürecidir.

    Ne yazık ki tanıdığınız herkes lezbiyen olmanın dilimlenmiş hazır ekmekten bu yana en harika şey olduğunu düşünmeyebilir.Kimin size destek olabileceğini ve bununla başa çıkabileceğini bilebilmek zordur. Bazı arkadaşlarınız sizi kabullenir, bazıları da sizden uzaklaşabilir veya sizin izniniz olmadan başka insanlara söyleyebilirler. Aileye açılmak çok zor olabilir.Bazı aileler bu

    konuda çok anlayışlı davranırlar.Ama bir kısım lezbiyen ve gey gençlik,aileleri onların yönelimlerini öğrendiğinde evlerinden kovulmuştur.

    Konuşabileceğiniz birisinin olması önemli çünkü hayatınızın bu kadar önemli bir kısmını bir sır olarak saklamak zorunda kalmak ne normal bir şeydir ne de sağlıklı. Bu konuda güvenebileceğiniz, yardım alabileceğiniz ya da danışabileceğiniz eşcinsel organizasyon ve topluluklarının internet adresleri sitemizin “linkler” bölümünde mevcuttur.

    DİĞER LEZBİYENLERLE NASIL TANIŞABİLİRİM?

    “Çevrenizde bir çok lezbiyen vardır , ama siz onların lezbiyen olduğunu bilmiyorsunuz, tıpkı onların, sizin lezbiyen olduğunuzu bilmedikleri gibi. Umudunuzu kaybetmeyin. Sonuçta birileriyle tanışacaksınız.”- Serap, yaşı 19

    Yerel feminist,lezbiyen organizasyonlarla bağlantı kurun.(Sitemizin linkler bölümünde bu organizasyonların internet adreslerini bulabilirsiniz) Ayrıca Türkiye’nin bir çok üniversitesi gay&lezbiyen organizasyona (Legato) sahiptir.
    Çevrenizde gay/lezbiyen veya feminist yayınları araştırın.

    • Bu broşür ,OUTRİGHT The portland,Maine,Alliance of lesbian and gey youth tarafından hazırlanmış,LeGaTo içerisindeki öğrenciler tarafından Türkçe’ye çevrilmiş ve Türkiye şartlarına göre adapte edilmiştir.

    2009 Legato

    unilegato.org

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 14:23 on 6 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Lezbiyenler,   

    Lezbiyen Öğretmen’e 15 Ay Hapis! 

    İngiltere’de 16 yaşındaki lise öğrencisi ile lezbiyen ilişki yaşayan öğretmene 15 ay hapis cezası verildi.

    2013 yılında aralarındaki ilişki yeni bir boyuta taşınmaya başlayan kadın öğretmen Fox ve genç öğrencisinin cinsel ilişkide bulunduğu öğrenildi.

    “SENİ ARKADAŞ OLARAK SEVİYORUM”
    Genç kız bir süre sonra öğretmeniyle olan ilişkisini bitirmek istediğine karar verince Fox’a onu bir arkadaş olarak sevdiğini söyledi.

    Öğrenci, evindeki yazıcıdan öğretmeninin ona yolladığı bir maili basmaya çalıştı fakat başarısız oldu. Daha sonra babası yazıcıyı kullanınca Fox’un öğrencisine yazdığı maili görüp polise haber verdi.

    “ELİMİZDE ÇOK KANIT VAR”

    Davayla ilgilenen hakim, ellerinde aralarındaki cinsel ilişkiyi kanıtlayan fazla sayıda Whatsapp mesajı ve e-mail olduğunu belirtti.

    Haber:  Sözcü Gazetesi

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 00:43 on 28 August 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , Lezbiyenler, , Patricia Yurena   

    Patricia Yurena lezbiyen olduğunu açıkladı 

    Ünlü ispanyol güzeli Patricia Yurena Rodriguez, lezbiyen  lgbti olduğunu açıklayan ilk güzellik kraliçesi oldu.

    2008 yılında İspanya güzeli seçilen ve 2013’te Kainat Güzeli yarışmasında İspanya’yı temsil eden Rodriguez, Sosyal paylaşım sitesi Instagram’da kendisi ve sevgilisi Vanessa Cortes’le olan fotoğraflarını paylaştı.
    Bu fotoğrafların altına da ‘Romeo ve Juliet gibiyiz’ yazdı.

     

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 19:19 on 19 August 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , Lezbiyenler,   

    Lezbiyen Çift nişanlandı! 

    Amerika Birleşik Devletleri Kadın Basketbol Ligi WNBA’de rakip takım oyuncuları lezbiyen çift Brittney Griner ve Glory Johnson nişanlanarak evlenme kararı aldı.
    Hürriyet’in haberine göre Phoenix Mercury takımı oyuncusu Griner, sevgilisi Johnson’a evlilik teklifi yaparken çekilen bir kareyi Instagram hesabından paylaştı.
    23 yaşında olan basketbol oyuncusu Griner iki aydır birlikte yaşadığı Tulsa Shock takımı oyuncusu 24 yaşındaki Johnson’a pırlanta yüzük ile evlilik teklifinde bulundu.
    Lezbiyen Çift böylelikle basketbol tarihinde nişanlanan ilk rakip takım oyuncuları oldu.
    Griner ve Johnson çifti nerede ve ne zaman evleneceklerini açıklamadı
    Lezbiyen çifte LGBTİ hakları aktivistleri ve örgütlerden Sosyal Medya üzerinden tebrik mesajları yağdı.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 14:31 on 15 August 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , Lezbiyenler,   

    Lezbiyen çifte imam nikahı 

    Alman dergisi Spiegel’in haberine göre Zahed dergiye ilkokuldayken babasının kendisine “Ağlayan küçük kız çocuğusun” dediğini ve babasıyla bir daha asla konuşmadığını söyledi.
    Daha önce de Cezayir asıllı eşcinsel imam Muhammed Zahed, Fransa’nın başkenti Paris’te lgbti dostu cami açarak dikkatleri üstüne çekmişti.

    Zahed, kısa bir süre önce de İsveçli lezbiyen bir çifti evlendirdi. Zahed Spiegel’e kendisi gibi Selefi olanlarla vakit geçirdiğini ve erkek arkadaşlarından birine âşık olduğunu anlattı. Zahed, bugün dünyayı geziyor ve İslam’da lgbti‘ler ile ilgili dersler veriyor.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 22:28 on 5 July 2011 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Antik Yunan, , Lezbiyenler, , Mitoloji, Yunanistan   

    Antik Yunanda Kadın Eşcinselliği 

    Kendi cinsine yönelme söz konusu olduğunda, tıpkı günümüzde de olduğu gibi, 2.500 yıl önce de akla hep erkeklerin birbirleriyle olan ilişkileri gelir. Günümüzde de kadın eşcinselliğinin görmezden gelindiğini ve yok sayıldığını düşünürsek, durumun o zamanlarda da çok farklı olmadığını görürüz. Çünkü, o dönemde de erkek egemen bir toplum söz konusuydu. Öyle ki, sadece yetişkin erkekler vatandaş statüsündeydi. Kadınların böyle bir hakkı yoktu. Bu da kadınları sosyal ve kamusal hayatın dışına itiyordu. Hal böyle olunca da kadınların cinselliği görülmüyordu. Zaten, Gezgin’in de belirttiği üzere, kadının kocasına kur yapması ya da onu baştan çıkarıp sevişmesi o kadının iffetsizliği anlamına geliyordu ve fahişe olarak kabul edilmesine neden oluyordu. Çünkü, sonuçta, kadın sadece çocuk vermesi için döllenen bir varlıktı ve haz alması iffetsizlikti.[i]

    Bir diğer yandan, haz alma erkeklere özgü bir kavramdı. Erkekler arasındaki ilişki de hazzı aktif olan tarafın alması üzerinde kuruluydu. Zaten aşk da iki erkek arasında olabilirdi çünkü o kadar yüce bir kavram ancak ve ancak erkeklerin yaşabileceği bir şey olabilirdi. Kadınların, cinsellikten ve aşktan bu kadar uzak tutuldukları bir dönemde, onların birbirleriyle ilişkiye girmelerinden bahsedilmemesi de şaşılacak bir durum değildi aslında.

    Lezbiyenlik, Yunan kültüründe sözü edilen bir durum olmamakla birlikte iki kadının sevişerek birbirini tatmin etmeleri iğrenç ve utanç verici bir durum olarak görülüyordu.[ii] Bununla birlikte, kadınlar arasındaki aşka değinen en eski yazılar Antik Döneme kadar uzanmaktadır. Hatta, Lezbiyenliğe ismini veren Lesbos adasıdır. Bu adanın lezbiyenlik ile anılmasının nedeni de MÖ. 7. yy’da doğmuş bir kadın şair olan Sappho’dur. Sappho, yazdığı şiirlerinde, kadın arkadaşlarına ve öğrencilerine tutkuyla ve aşk ile seslendiği için onun lezbiyen olduğu düşünülür. Aynı zamanda, erkek egemenliğine karşı kadın kimliği ile bir karşı duruş sergilediği de düşünülmektedir. Lesbos Tiranı tarafından, Sicilya’ya sürgüne gönderilmiştir bu öne çıkan kimliğinden ötürü.

    Yazdığı şiirlerden birine bakalım:
    “Dön yalvarıyorum sana
    Süt beyazı tuniğini giyerek.
    Ah güzel endamını nasıl bir ateş sarıyor,
    Baştan çıkarıcılığın karşısında her kadın titrer”[iv]

    Sappho’nun lezbiyen olup olmadığı her ne kadar tartışılıyor olsa da bu dizeleri bir kadına yazdığı çok aşikar. Bir çok kaynak ise Sappho’nun biseksüel olduğu konusunda hemfikir, çünkü, erkeklere yazdığı şiirler de bulunmakta. Bir diğer yandan, kadınların esamesinin bile olmadığı bir dönemde, kendi cinsine ya da karşı cinse duyduğu aşkı ve tutkuyu dile getirebilen bir kadının ne kadar güçlü ve cesur olduğunu söylemeden geçmemek gerekir.

    Antik dönemde, lezbiyenlik konusunda yazılmış çok az eserden birisi de Lukianos* tarafından yazılmıştır. Klonarion ile Leaina adlı metinde, Klonarion, Leaina’nın bir kadınla birlikte yaşamasına duyduğu şaşkınlığı, aynı zamanda, da merakı ile sorular sormaktadır. Olay, Lesbos adasında geçmektedir. Klonarion’un asıl merak ettiği konu ise nasıl seks yaptıklarıdır. Çünkü lezbiyen ilişkilerle ilgili hikayeler ve dedikodular adada dolaşmaktaydı ancak çok detaylı bilgiye sahip değildi insanlar.[v]

    Diğer yandan, kendi cinsleriyle birlikte olan erkeklere dair çeşitli homoerotik resimler vazoların üzerlerini süslese de kadınların bu şekilde resmedildiği eserlere rastlanmaz. Sadece kadınların tasvir edildiği eserlerde ise genellikle kadınlar erkeklere hizmet veren fahişelerdir.

    Antik Yunan’da, “tribades” denilen bir terim vardır. Bu terim, kadınlarla cinsel ilişki kurmaya, erkeklerle olduğundan daha fazla düşkün olan kadınlar için kullanılır.[vi] Ancak, bu tanımdan da anlaşılabileceği gibi bu kadınlar, erkeklerle de cinsel ilişkiye girmektedirler ama kadınlarla cinsel ilişkiye diğerinden daha düşkündürler. Dolayısıyla, tribades teriminin bugünkü biseksüellik terimine karşılık geldiğini söyleyebiliriz.

    [i] Gezgin, İ., ., Antik Yunan ve Roma Sanatında Cinsellik ve Erotizm, İstanbul:Alfa, 2010. s. 251
    [ii] A.g.e., 251
    [iii] A.g.e., s. 252.
    [iv] Tannail, R., Tarihte Eşcinsellik, çev. Sinem Gül, Dost, 2003. Akt. Gezgin, İ., a.g.e., s. 253.
    [v] Gezer, İ., a.g.e. s. 256.
    [vi] Halperin, D., Cinsellikten önce Seks, , s. 46.
    *(M.S. 125- 192) yılları arasında yaşamış Yunan filozofu ve hiciv yazarı.

    5 Temuz 2011
    Zihnimdeki Kadraj

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 03:09 on 13 October 2005 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Lezbiyenler,   

    Lezbiyenlik, Fantazi? 

    Ataerki, aslında kullanmaktan sık sık kaçındığım bir kelimedir. Buna pek çok neden sayabilirim. Ancak en önemlisi ataerkinin ne olup olmadığını kavramamış insanlarla konuşurken hiçbir anlam ifade etmemesi ve ataerkinin ne olup olmadığını anladığını düşünen insanların da bu kelimeyi çok savurganca kullanmaları. Ataerki ile mücadele eden kadınlar elbette kendi kişisel tarihlerinden dolayı, ataerki’ne ilişkin güçlü ve gerçekçi anlayışlara sahiptirler. Ancak iletişim sürecinde, biraraya gelen kişisel tarihler zaman zaman bir çöplüğe benzer görünümler sergileyebiliyorlar.

    Hatta bazen da soyutlama yeteneğinin az gelişmişliğinden dolayı kişiler kendi cümlelerini bile anlamlandıramıyorlar. Konuşmalar esnasında ortaya çıkan cümleler, kavramlar, hal, tavır, mimik, jest ve vurgular biraraya geldiğinde saslı bir iletişimin kurulabileceğini sanmak tamamen bir yanılgı. Üstüste binen anlatıları kişilerin kafalarında biryerlerde oturabilmesi için kavramlara ihtiyaç duyuyoruz. Zaten tüm kavramların bir dilin olgunlaştığı andan itibaren(!) varolabilmesi mümkün değil. Zaman ilerledikçe, kişilikler biraraya geldikçe çöplük görünümünden kurtulmak için kavramlara ihtiyaç duyuyoruz. Ve hoop bakıyorsunuz yeni bir kavram daha.

    Nasıl ki, ataerki sözcüğünün, eşcinsel sözcüğünün, gay sözcüğünün, feminist sözcüğünün, heteroseksizm sözcüğününü ve daha bir çoklarının kendi tarihleri var. Tüm bu sözcükler kişiler tarafından kavrandıkları takdirde (kavram olma görevlerini yerine getirdikleri takdirde), birçok biraraya gelmiş kişilikleri ifade ediyorlar ve iletişim sürecinde yerlerini alıyorlar. Elbette herşey gibi bu süreç de bir içiçe geçme, kaynaşma ve etkileşim süreci. Kavramları bir kere kazandıktan sonra, derdimizi anlatmak istediğimizde işimiz kolaylaşıyor:

    Çünkü tek bir sözcükle bir tarihi anlatıyoruz. Ama kime? Elbette, benzer kişisel süreçlerden geçen ve bu kişiselliğin toplumsallığını ve politikliğinianlatan kavramı kavrayan birine. “Bıktım, bu erkek egemenliğinden!” diye haykıran bir kadını, birçok kadın ve rekek, hepinizin oldukça iyi bildiği ve şimdi sıralamak istemdiğim şekillerde algılayabiliyor. Bu kadın derdini herkese anlatabilmek için yeniden ve yeniden, birlikte mücadele verdiği kadınlardan ve kendi yaşamından edindiğ. Deneyimleri tarihsel bir anlatı şeklinde anlatmak zorunda kalıyor. İşte şimdi, ben koskoca bir tarihi baştan anlatamayacağım için ataerki sözcüğünü kullanmak zorundayım.

    Lezbiyenler ve gayler arasında popüler bir tartışma çıkar, zaman zaman. “Bu ülkede lezbiyenler mi daha çok acı çekiyor, yoksa gayler mi?” Bazı gayler “erkekliği”, “erkek” olmayı, erkeğe güç veren bir şeyi reddederek tehdit ettikleri için “erkek”lerden gelen zararla lezbiyenlerden daha çok karşılaştıklarını iddia ederler. Nedir ki, iki kadın birlikte yaşasa sokakta elele tutuşsa, hatta lezbiyenlikleri bilinse, gaylerden daha az tehdit altında kalırlar; toplum lezbiyenlere karşı daha hoşgörülü! (Hoşgörü!!) Bu tartışmada, lezbiyen olduğu için annesi tarafından dövülen, kocası tarafından öldürülen, adalet tarafından çocuğu elinden alınan, işvereni tarafından işinden atılan, ev arkadaşı tarafından evinden kovulan, abisi tarafından evine kapatılan, “erkek” tanıdıkları tarafından (sırf lezbiyen olduğu için= sözlü ve cinsel tacize uğrayan (seni iyice becerecek bir erkek karşına çıkmamıştır henüz!) lezbiyenlerden hiç bahsetmem.

    Çünkü alenen görünen bir köyü, ki gaylerin nasıl olup da göremediğini anlayamadığım (!) bir köyü, anlatmaktan dilimde tüy bitti. Ama kendi kişisel tarihime ve cinselliğine sahip çıkan bir lezbiyen ve diğer lezbiyenler olarak, gaylerin bile (onlardan bu kadar çok şey beklemek erkek egemen bir toplumda abestir zaten ya) farkında olmadığı, ancak biz çenemizi kapamazsk anlamak zorunda kaldıkları birşeyden bahsederim: Ataerkinin kendi lezbiyenliğini keşfetme sürecinde, lezbiyenlerin üzerindeki ağır yükünden.

    Geçen sayıdaki yazımdaki bir dizgi hatası bana ilginç bir azizlik yapmış. Dergi dizgiciliğinin ne zor iş olduğunu ve dergiyi dizen arkadaşların hangi koşullarda çalıştıklarını iyi bildiğimden, bu hatayı çok eğlenceli buldum. Görünene göre,” lezbiyenlik, bir kadının kendi cinselliğine karşı çıkmasıdır.” yazmışım. Ama doğrusu “lezbiyenlik, bir kadının kendi cinselliğine sahip çıkmasıdır.” olacaktı. İlginç olan, tam da cinselliğe sahip çıkılması bağlamında lezbiyenlikten bahsetmeyi düşünüyordum ki, sanki beni bu konuda yazmaya iten bu dizgi hatasıymış gibi oldu. İşte ataerki, bir lezbiyen kendi cinselliğini anlamaya çalışırken, ona kendisine özgü bir ciselliğe sahip olmamasını dayatır.

    Çünkü, kadının cinselliği erkeğe ve onun ihtiyaçlarına göredir. Hepimiz biliyoruz ki, evliliklerde ve hatta sevgililik ilişkilerinde kadının erkeğe karşı cinsel görevleri vardır ve bunların sorgulanması erkeğin zaten işine gelmez. Kadın içinse baş edilemeyecek kadar büyüktür, zaten kadın bu süreçte yalnızdır. Bir çok heteroseksüel kadının hoşlanmadığı bir cinselliği, “bir gün becereceğim”, “bu benim hatam”, “cinsellikte çok baskılanmışım”, “evet, evet, bir gün düzelecek”, “hem bu sorunu ben abartııyorum” gibi iç savunmalarla devam ettirdiğini hepiniz biliyorsunuz. Hem de kendi kişisel tarihlerinizden. Ataerkinin işine gelen kadının kendi cinselliğini yok saymasıdır. Kadın cinselliği erkek merkezli gelişir. Ya da gelişemez. Gerçekten heteroseksüel olan kadınlar bile “hayır” diyebilecekleri tecavüzlerden dahi kaçamazlar ve hep suçu kendilerinde ararlar.

    Lezbiyenler, lezbiyen olduklarını doğdukları andan bilmezler. Cinsel ve kişisel gelişimleri sürecinde aslında her zaman lezbiyen olduklarını fark eder/kavrarlar. Bu kendini tanıma, kendi kimliğini tanıma, yaşamının içindeki anlamını verme süreci oldukça sancılıdır ve birçok kadın lezbiyen olduğunu yaşamının sonuna kadar kabul edemez. Kendisine acı veren heteroseksüel cinselliği reddedemezler. Lezbiyen olduğunu kabul etmek, kendi cinselliğine sahip çıkmak anlamına gelir ki, ataerki bu konuda kadını güçsüz ve savunmasız bırakmıştır; ama iç savunmasız değil. Nedir bu iç savunma? Sözde heteroseksüel kadınlar hemcinslerine ilgi duyduklarını farkettiklerinde/keşfettiklerinde bunu bir fantazi olarak algılarlar. Evet tabii ya, kadın bedeni güzeldir, ne var yani ilgimi çekiyor işte, zaten bu sadece fantazi! İnanın bu söylem sözde hetroseksüel kadınlar arasında çok yaygın.

    Bu kadının kendi cinselliğini yok saymasından, kendi cinselliğine karşı çıkmasından kaynaklanır. Ataerki kadının kendi cinselliğine karşı çıkmasına izin vermez. “Erkek arkadaşım, başka erkeklerle birlikte olmama asla izin vermez, ama kadınlarla birlikte olsam bana kızmayacağını söylüyor.” Neden böyle söyler bazı erkek arkadaşlar, çünkü iki kadın arasında yaşanan şey (!) cinsellik olamaz, çünkü cinsellik erkek tarafından yapılır(!) Erkek arkadaşlarının egemenliğindeki bu sözde heteroseksüel kadınlar da, bu tabiyetleri dolayısıyla kadınlara duydukları ilgiyi, arzuyu, aşkı sadece “fantazi” olarak algılarlar/algılamak zorunda kalırlar. Böylelikle kadınlar arası aşk daha başında sekteye uğrar. Kendi lezbiyenliğini, keşfetme sürecinde bir çok acılar yaşamış da olsa kabul etmiş ve kendi cinselliğine sahip çıkan bir lezbiyen olarak, cinselliğimin lezbiyenliğini kabul edemeyen kadınlar tarafından cinsellik değil de fantazi olarak görülmesine katlanamıyorum. Ataerki kadınların birbirlerini sevmelerine, zannedildiğinin aksine, hiç de izin vermez, hem de daha başta birebir lezbiyenleri baskılayarak.

    Cinselliğe dair fantazi, zihinde kurgulanan ortam, ses, koku, nesne, sözcük ve benzeri şeylerle ilgilidir, ama asla cinsiyetle ilgili değil. Bir kadın, bir hemcinsine ilgi duyduğunda artık hayatı değişmiştir, bunu yok sayamaz. Bu fantazi olamaz. Heteroseksüel, biseksüel, lezbiyen bütün kadınlar cinselliğimize sahip çıkmalıyız. Cinselliğimizi “erkek” gözlüğünden görmekten vazgeçmeli, kendi gözlüğümüzün ne olduğunu aramaya başlamalıyız. Birbirlerini seven her kadın bunun anlamını farketmedikçe, hiçbirimiz özgürleşemeyiz.

    Kaynak

    Yeşim
    Eksik Etek
    Dokuzuncu Sayı

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 09:06 on 10 October 2001 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Lezbiyenler,   

    Kadınlarda Eşcinsellik 

    Kadın eşcinselliği “lezbiyenlik”

    Gelişmiş ülkeler başta olmak üzere giderek artan sayıda ülkede eşcinsel bireylerin aile kurmalarına izin verilmektedir. Hatta donör inseminasyonu (donör inseminasyonu, sperm bankasından alınan spermlerle suni döllenme yoluyla gebelik oluşturulması işlemidir, Türkiye’de uygulanmamaktadır) yoluyla iki kadından oluşan bir aile, çocuk sahibi bile olmaktadır.

    Bilim de homoseksüellik konusunda ilerlemeler kaydetmektedir ve tıp mensuplarının eğitiminde eşcinsellik giderek daha fazla konu başlığı altında ele alınmaktadır. Bugüne kadar eşcinsellik kavramı tıp kitaplarında yüzeyel olarak işlenmiş ve psikiyatri dışında kalan branşlarda eşcinsel bireylerin AIDS hastalığının yayılmasında önemli bir etken olduklarının vurgulanması dışında pek fazla ele alınmamıştır. Halbuki günümüzde artık başta Amerika olmak üzere gelişmiş ülkelerde yayınlanan tıp kitaplarında eşcinsel kadınların ve erkeklerin sağlık durumları geniş bir şekilde anlatılmakta ve konuyla ilgili araştırmalar yapılmaktadır.

    Kadın eşcinselliği kavramı 

    Kadın eşcinselliği “lezbiyenlik” en basit anlatımla kadının kendi cinsinden olan bireylere sosyal ve cinsel ilgi duymasıdır. “lezbiyen” ise kadındaki homoseksüelliğe (eşcinselliğe) halk arasında verilen bir isimdir. Homoseksüel aynı cinse ilgi duyan, heteroseksüel karşı cinse ilgi duyan, biseksüel ise her iki cinse ilgi duyan anlamında kullanılır.

    Burada aynı cinse ilgi duymakla bu ilgiyi cinsel eyleme dönüştürmenin ayrımını yapmak gerekir. Kendini eşcinsel “lezbiyen” olarak gören kadınların önemli bir kısmı bunu sosyal baskılar nedeniyle eyleme dönüştürmezler ve bir kısmı eşcinsel eğilimlerinin farkında oldukları halde ömür boyu bunu iç dünyalarında yaşadıkları ilgiden öteye götürmezler.

    Lezbiyen bir kadın böylece homoseksüel cinsellik dışında, yanlızca heteroseksüel bir cinsellik yaşayabileceği gibi, biseksüel bir cinsel davranış da sergileyebilir. Yani eşcinsellik kadının cinsel eylemleri tarafından değil cinsel ilgi odağı tarafından belirlenir.

    Görülme sıklığı nedir?

    Türkiye’ye ait veriler elimizde olmamasına karşın, Avrupa, Japonya, Amerika, Avustralya ve uzakdoğu istatistikleri kadınların %0.2’si ile %6.9’unun kendilerini “eşcinsel” olarak tarif ettiklerini göstermektedir. Bu rakamlara eşcinsel kimliğini gizleyenler eklendiğinde oranların ne olacağı ise bilinmemektedir.

    Konuyla ilgili yapılan bir çalışmada Amerikalı erkeklerin %20’sinin, kadınların ise %18’inin ergenlik dönemlerinde aynı cinsten birine karşı ilgi duyduğu ve/veya aynı cinsten biriyle cinsel beraberlik yaşadıkları saptanmıştır. Bu kişiler arasında erkeklerin %6.2’si, kadınların ise %3.6’sı son beş yılda eşcinsel en az bir deneyim daha yaşamışlardır.

    Kadın eşcinselliğin nedenleri?

    Bazı eşcinsel kadınlar henüz çocukluk dönemlerinden itibaren eşcinsel eğilimlerinin farkına varırlarken, büyük kısmı bu eğilimlerini çoğunlukla uzun süren ve çoğunlukla kendileri için tatmin edici olan heteroseksüel bir cinsel yaşam sonrası farkederler.

    Homoseksüelliğin hem genetik ile, hem de daha farklı etkenlerle yakından ilgilili olduğunu gösteren bulgular vardır. Tek yumurta ikizlerinden (bu tür ikizlikte iki bireyin genetik yapıları tamamen aynıdır) birinde homoseksüel eğilimler olduğunda, bu durumun diğerinde de ortaya çıkma olasılığının %50’den fazla bulunması genetik ile eşcinsellik arasındaki yakın ilgiyi gösteren önemli bir bulgudur.

    Bunun yanında çift yumurta ikizlerinde (bu tür ikizlikte genetik yapılar farklıdır) de her iki bireyde birden eşcinsel eğilimler ortaya çıkma olasılığının yaklaşık %20 gibi yüksek bir oran olması, olayın aynı rahimiçi ortama maruz kalmış olmanın etkileri sonucu da ortaya çıkabileceğini düşündürmektedir. Gerçekten de rahim içi dönemde gelişmekte olan bebekte üretilen bazı hormonlar bebeğin beynine direkt etkiler göstererek henüz bu dönemde cinsel kimliğe ruhsal adaptasyon sürecini başlatmaktadır.

    Erişkinlikte ise homoseksüel ve heteroseksüeller arasında hormon seviyelerinde bir farklılık saptanmamaktadır. Yani eşcinsel eğilim henüz doğmadan önce belirlenmiş gibi gözükmektedir.

    Araştırmalar, önceden düşünüldüğünün aksine eşcinsel kadınların özgeçmişinde erkekler tarafından şiddete maruz bırakılmak, tecavüze uğramış olmak gibi bir kötüye kullanım olayın olmadığını göstermektedir. Ayrıca çocuklukta erkeklerle ilgili yaşanmış kötü bir deneyim, ciddi aile sorunları da eşcinseller için pek geçerli değildir. Yani sorun yetiştirilmeyle ya da erkeklerle ilgili değildir. eşcinsellerin erkeklerden nefret ettiği de doğru değildir, eşcinsel kadına erkekler cinsel açıdan çekici gelmemektedir.

    Eşcinsel kadınların önemli bir kısmı geçmişte düzenli heteroseksüel ilişkilerde bulunmuş ve bunların da önemli kısmı çocuk doğurmuş kadınlardır. Bu kişilerde eşcinselliğin daha ileri yaşlarda ortaya çıkmış olmasının nedeni muhtemelen sosyal konumları ve kişilikleri sağlamlaştıkça kendilerini daha rahat ifade edebilme yetisi kazanmaları ve kendilerine güvenleri arttıkça hayatlarını kendi istedikleri doğrultuda yaşama isteklerini eyleme dönüştürmeleridir.

    Eşcinsel kadınların önemli bir kısmı yaşamlarında belli bir aşamaya kadar ve muhtemelen büyük bir kısmı da ömür boyunca bu kimliklerini gizli tutmakta ve eşcinsellikle ilgili düşünce ve duygularını eyleme geçirmemektedirler.

    Eşcinsellik bir ruhsal bozukluk mudur?

    “Ruhsal bozukluk” ve anormal davranış, göreceli kavramlardır. Zira öncelikle normalin tarif edilmesi gerekir. Basit olarak tarif etmek gerekirse, yaşadığı toplumdaki bireylerin çoğunluğunun benimsediği davranış kalıplarını uygulayan birey “normal”, aykırı hareket eden birey ise anormal olarak adlandırılır. Bu durumda eşcinsellik anormal bir davranış olarak görülebilir. Ancak “ruhsal bozukluk ” olup olmadığını belirleyen en önemli etken kişinin kendini nasıl hissettiğidir. Toplumda yaşayan diğer bireylerin özgürlüklerine saldırıda bulunmamak, mesleki, ailevi ve sosyal yaşamını sürdürebilmek koşuluyla, kendini mutlu hisseden kişi eğilimi ne yönde olursa olsun kendini ruhsal açıdan sağlıklı görebilir.

    Eşcinsellik bir cinsel eğilim “bozukluğudur” çünkü toplumun normaline aykırı düşmektedir. Eşcinsel birey ruhsal açıdan kendini nasıl hissediyorsa öyledir. Bu durumdan rahatsız oluyorsa tedavi için başvurur. Ya da eşcinsel eğilimlerine bağlı olarak ortaya çıkan ikincil sorunların (suçluluk duyguları, toplumdan dışlanma nedeniyle ortaya çıkan yanlızlık, depresyon gibi) tedavisi için başvurur.

    2001 – http://jinekoloji.net/dosyalar/escinsel.html

     
c
Compose new post
j
Next post/Next comment
k
Previous post/Previous comment
r
Cevapla
e
Düzenle
o
Show/Hide comments
t
En üste git
l
Go to login
h
Show/Hide help
shift + esc
Vazgeç
WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın