Tagged: İstanbul Toggle Comment Threads | Tuş takımı kısayolları

  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 22:15 on 24 January 2017 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , Eşcinsel Mekan, Eşcinsel Mekanlar, , , , Love Dance Point, Love DP, , Tekyön Club, Tekyön İstanbul, , İstanbul, İstanbul Eşcinsel Gece Kulüpleri, İstanbul Eşcinsel Mekanları, İstanbul Gay Bar, İstanbul Gay Barları, İstanbul Gay Gece Kulüpleri, İstanbul Gay Mekanları   

    Love Dance Point ve Tekyön Club’ı Boykot Ediyoruz! 

    Eşcinsel bireylere hizmet amaçlı var olan ve bunu yaparken de trans bireylere kapılarını açmayan bu tür mekanlara kesinlikle para kazandırmak istemiyoruz.

    Bizi bu kararı almaya iten, kendilerini eşcinsellere yönelik eğlence mekanı olarak tanımlayıp; girişlerde insanların cinsiyetleriyle, görünüşleriyle, giyim kuşamlarıyla, makyajlarıyla ayrımcılığa uğramasıdır.

    Biz LGBTİ’nin T harfiyiz. Siz sokaklarda bizlerden korkuyorsunuz. Biz sizin sokaklarınızdan korkuyoruz. Trans bireyler olarak cinsel kimliklerimizi gizleyemediğimiz için yarattığınız terörün kurbanı olmaya devam ediyoruz. Kendilerini gizleyen eşcinseller için, toplum tarafından dışlanarak işsiz bırakılan insanlar için, cinsiyetinden utandırılıp hayattan bezdirilen kadınlar için; Türkiye’de en ön cephede bizler savaş veriyoruz. Eğer bir gün bu ülkede eşcinsellik kabul görecek olursa, bu yıllardır işkencelere, cinayetlere, intiharlara, taciz ve tecavüzlere dur durak bilmeksizin kurban veren ve buna rağmen tüm eylemlerde yılmadan en ön saflarda haykıran bizler sayesinde olacak.

    ve Siz LGBTİ’nin LGBİ harfleri. Bizim dışlanmamıza, sizin yanınızdayken de ayrımcılığa uğramamıza göz mü yumacaksınız?

    #SenYoksanBenDeYokum #TransfobiyeHayır

    Love Dance Point İstanbul‘u Boykot Eden Diğer STK ve Oluşumlar

    İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği

    LGBTİ Kolektifi

    Cins Arı – İstanbul Teknik Üniversitesi Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Kulübü

    Üniversitelerde genç kadınların kadın olmaktan dolayı yaşadıkları sorunlar karşısında örgütlenen
    bağımsız bir topluluk olan Kampüs Cadıları

     
    • Tuna Arca adlı kullanıcının avatarı

      Tuna Arca 03:27 on 25 Ocak 2017 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      Eşcinsel Barı Diyo Nasıl Olur Bu Anlayamadım ?!

      Beğen

    • Deniz adlı kullanıcının avatarı

      Deniz 03:32 on 25 Ocak 2017 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      İstanbul Teknik Üniversitesi Cins Arı da bu şekilde paylaşmış
      Grup kapalı olduğu için linkini paylaşamadım

      !!! DİKKAT TRANSFOBİ VAR !!!
      Bir trans arkadaşımızın 22 Ocak Pazar günü 01.00 sularında, gay arkadaşlarıyla eğlenmek amacıyla gittiği Love Dance Point adlı eşcinsel gece kulübü girişinde maruz kaldığı transfobik söylemleri kınıyoruz!
      Love Dance Point girişinde trans arkadaşımızın mavi kimliğini gören bodyguard, kendisine yöneticiler tarafından “bu tür insanların” içeri alınmaması talimatı verildiğini belirtmiş olup, sırf bir trans birey olduğu için arkadaşımızın içeri girmesini engellemiştir. Bunun üzerine trans arkadaşımız gayet feminen giyimli, makyajlı, sakallı, kısa saçlı insanların neden girebildiğini sorduğunda ise “Onlar normal, sen de saçını kes, makyaj yapma, ‘kadın gibi giyinme o zaman.° gibi transfobik söylemlere maruz kalmış ve içeri girmesi engellenmiştir.
      Kulübün içerisinde ise bazı trans bireylerin sahne aldığı, kulübe ait videolarda trans bireylerin içeride görüldüğü de açıkça ortadadır. Ayrıca kulübe pembe kimliği olan kadınlar da girebilmektedir. Bu ayrımcı ve transfobik yaklaşımı algılamakta güçlük çekiyoruz. 21. yy.’da yaşanan bu rezillik kulübün yönetici ve bodyguardlarının yanına katmama’ı ve arkadaşımıza yaşatılan bu kötü olaydan dolayı kendisinden özür dilenmelidir. Bu yapılana kadar Love Dance Point adlı gece kulübünü ifşa ve boykot ediyoruz!

      Beğen

  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 20:20 on 4 October 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Gay Barlar, İstanbul   

    Gay Barlar 

    Aslında bu tür barlar, toplumdan izole olmak ve özgürce davranabilmek amacıyla ortaya çıkmışlardır. Ve en kadınsı

    olanların gittiği yerlerden, dışardan gay olduğu anlaşılmayanların gidebildiği yerlere kadar çeşitli barlar bulunmaktadır.

    Aslında herkes her istediği bara girebilir, nasılsa klasik barlar gibi bayan sorunu bulunmaz buralarda.

    Cumaları ve Cumartesileri bu barlaran en çok dolu olduğu günlerdir, özellikle kışın çok yoğun şekilde işlerler.

    İçeridekiler ne kadar kabul etmeseler de (ki bu iki yüzlü bir davranıştır) beğenilmeye ve beğenmeye giderler oraya.

    Dans etmekten tutun da, tüm davranışların temelinde bu umut yatmaktadır.

    Ve barlar internet ortamı gibi materyalizmin ve vücut öğelerinin en belirleyici özellik olduğu yerlerdir. Gaylerin özgürce

    ve hiç bir anlaşılma kaygısı olmadan ve hareketlerini sınırlamadan dans edebilecekleri bu ortamlarda, çirkinler ezilir,

    gözde yakışıklılar ise hayatlarının en müthiş duygularını yaşarlar. Yaş, kilo, boy, vücut yapısı, penis boyları (burda

    görülmese de) çok önemli unsurlardır. Bu konulara ek olarak da, insanlarin kaç ülke gördükleri ve ne kadar paralarının

    bulunduğu da belirleyicidir.

    Barlara devamlı gelenler yanında, arada bir görünerek ortadan kaybolan çekingenler ve meraklılar da uğrarlar. Bunun

    yanında straight olarak nitelenen “normal” erkeklerin de geldiği görülmektedir. Bunlar bu ortamı merak edenler ve belki

    de hala kendilerini kabul edememiş ama kendilerini çılgın ve uçuk olarak tanımlayanlardır.

    Gece hayatı içerisnde olan veya internetteki gayler için seks vazgeçilmez bir olgudur. Bu gruplar dışında kalan gayler

    için de o denli büyük bir ihtiyaç olsa da, tanışılan platformlar dışında kaldıklarından, en saf ve en temiz kalan ama

    rüyalarında hep erkek gören, henüz harcamayı ve harcanmayı öğrenmemiş bedenler benzetmeleri yapılabilir.

    Barlarda gözler hep birilerini ararlar. Haaa aslında bu barlarda para karşılığı seks yapan ERKEK OROSPULAR da

    bulunmaktadır. Para bastırılınca yapamayacakları yoktur. Ehh tamin edebiliyorsunuzdur, bunlar da namı değer

    Jigololardır. Jigololar güvenilmez, düzenbaz, hırsız, namussuz, kalpleri bulunmayan, içlerinde ruh olmayan, Allahları

    para olan profesyonel seks araçlarıdırlar. Bunlar da anladığım kadarıyla göze çarpan ve öne çıkanları daha koyu derili

    vatandaşlarımızdandır. Tiplerinden bu sonuç çıkarılabilir.

    Her köşe başında bir grup oluşmuştur. Eskiden birbirlerini tanıyanlar, bazen büyük bir yavşaklık içinde sarılarak hatır

    sorarlar birbirlerine. Bazıları da karizma oluşturmak için bir köşede dans etmeden dikine dururlar. Hatta gülüşleri bile

    kısıtlanmıştır. Bunlar kendilerini süperior olarak gören, ukala ve çok harcayıcı ve bi o kadar da materyalist tiplerdir. Uzun

    yıllardır daima toplum dışında kalan insanlar olmalarının sonucu, ezemeyecekleri insan yoktur.

    Bu barlarda, herkes birbiri için potansiyel oluşturur. İçki tüketimi de büyük boyutlardadır. Aslında bu insanların çoğu

    “normal” hayatlarında belki çok iyi insanlardır, ama bu gay ortamlar acımasız olmayı ve daima gizlenmiş kişiliklerin,

    patlama ile ortaya çıktığı ortamlar olduğundan, her duygu abartılıdır adeta. Aşk, nefret, kıskançlık, merak, hüzün,

    erişememe duygusu, kendini beğenmişlik gibi duygular yanında, dedikodu, kimin kimle yattığı ve yatakta nasıl olduğu

    gibi konular dönüp durur.

    İstanbul Gay Barları en gözde mekanlardır. Hafta sonları diğer şehirlerden sırf bu barlara gelebilmek için İstanbula

    gelinir.

    Kim ne derse desin, barlara partner, hatta bir gecelik partner bulabilmek için gelinir. Hep daha iyisi, hep yeni biri, hep

    yeni heyecanlardır kovalanan.

    Maskeli Balo

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 19:30 on 28 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , İstanbul   

    İstanbul’da evlenen çift konuştu 

    Geçtiğimiz günlerde devletin resmî nikahıyla olmasa da; alternatif bir törenle İstanbul’da evlenen LGBTİ üyesi çift Yurt Gazetesi’ne konuştu.
    Bir tekne kalabalık bir insan grubunu taşıyor. Kadehler beyazlar giymiş iki adama kalkıyor. Yüzler gülümsüyor. Tebrikler yağıyor. Beyazlar giyen iki adamın mutluluktan ağzı kulaklarına varıyor. Havada boğazın serinliği ama daha da önemlisi aşk var. Bu, yüzüğüyle, damatlıklarıyla, davetiyesiyle, romantik müzikleriyle bir düğün. Tek eksik nikah memuru. Gelin yok ama bu bir eksiklik değil. Çünkü iki damadı var bu düğünün. Hayatı birlikte paylaşmaya karar vermiş iki adam. En romantiğinden evlilik teklifi de var, bu arzuya tanık 90 davetli de. Eh durum böyle olunca bu aşka devletin “olur” demesine pek de gerek duymadan, onlar birbirine “evet” diyivermiş. Bu iki cesur adam 21 yaşındaki Ekin Keser ve 28 yaşındaki Emrullah Tüzün. Kimin kime aşık olabileceğine devlet karar verirken onlar özgürlüklerine sahip çıkmış. Aile cüzdanı sizin olsun deyip birbirine kenetlenen ellerini kendi belgeleri yapmışlar. El alem ne derse desin onlar çocukları gibi sevdikleri köpekleri Freddie, kedileri Marilyn, Monroe, Piaf ve İnci ile artık kocaman bir aile ve çok da mutlular. Birkaç saatliğine evlerine konuk olarak bu mutluluğa ortak olduk. Hikayeye dair merak ettiklerimizi sorduk. Keyifle ve gururla anlattılar.

    “BEN BÖYLEYİM NEDEN KENDİMİ SIKAYIM?”
    Emrullah 2 yaşından beri İstanbul’da yaşıyor. Aslen Kürt kökenli, 13 çocuklu ailesinin 8 oğlundan biri. Okulla pek arası olmadığını söylüyor. Küçük yaşlarda garsonluk yapmaya başlamış. Sonra ailesi giyim sektörüne girince o da dahil olmuş. 7 yıl sonra iflas ettiklerinde kendisini sorumlu hissetmiş, zor zamanlar geçirmiş. Eşcinsel kimliğini aile ve çevre korkusundan kontrol altında tutsa da cinsel yöneliminin her zaman farkındaymış. Ancak 25 yaşından sonra kendi deyimiyle gizli saklı merdivenini aşmaya başlamış. “Ben böyleysem, bunu da gerçekten yaşamak istiyorsam neden kendimi bu kadar sıkayım, kapalı tutayım.” diye düşünmüş. Tam bu zamanlarda da karşısına hayatının aşkı Ekin çıkmış.

    “HİÇ BEN YANLIŞIM DEMEDİM”
    Ekin ise aslen Hatay’lı ve Arap kökenli. Güzel sanatlarda üçüncü sınıf öğrencisi. Kendisinden gayet emin bir şekilde “Ben kendimi bildim bileli erkeklere ilgi duyuyordum” diyor. Erkek muhabbetlerini hiç sevmezmiş. 12 yaşında da ailesine açılmış. Bunun üzerine ailesi hormon testleri filan yaptırmış ama görmüşlerki hormonla ilgisi yok. Babası kabullenmemiş durumu. Anne yüreği ise yalnız bırakamamış oğlunu. Okulu seven, başarılı bir öğrenciymiş. Cinsel yönelimi ona eğitim hayatında zor zamanlar yaşatmış elbette. Öğretmenlerinden ve sınıf arkadaşlarından hakarete varan ifadeleri ve imaları sıklıkla işitmiş. Ama hiçbir zaman “Ben yanlış mıyım” dememiş. Liseye dair bir anısını anlatıyor gülerek, “Bir gün kız arkadaşlarımla merdivende oturuyorduk. Psiklolojik danışmanlık hocam yanımıza geldi ve parmağını sallayarak ‘Seni kızlarla çok görüyorum’ dedi. Düşünebiliyor musunuz, kendisi psikolojik danışmanlık hocasıydı.”

    Tanışma hikayeleri de tamamen tesadüfe dayalı. O tesadüfi günü şöyle anlatıyor Ekin:
    “Taksim’de hiç istemeye istemeye bir açılış partisine gitmiştim. Sadece 5-6 erkek vardı ve arkadaşımla dans ederken Emrullah’ı gördüm. Ne kadar tatlı çocuk dedim. Arkadaşım sonra kapmış Emrullah’ı ‘Haydi tanışın’ diye yanıma getirdi.”

    “KARŞILAŞTIKTAN SONRA HİÇ AYRILMADIK”
    Peki ya sonra tekrar nasıl bir araya geldiniz diye soruyorum, “Bir daha hiç ayrılmadık ki” diyor Emrullah ve anlatıyor:
    “Ertesi sabah Ekin’de kahvaltı yaptık. Uyandığımda karşımda kocaman bir Hatay sofrası buldum. Sonra da 3 yıl boyunca hiç ayrılmadık zaten. Hep aynı evde oturduk. Bunu hiç konuşmadık, hiç kararlaştırmadık. İçimden birşey doğru yaptığımı söylüyordu ve ben de hiç sorgulamadan devam ediyordum. Çok hızlı bir şekilde yaşadık herşeyi ve daha sonra rayına bıraktık. Güven aramızdaki en önemli şey.”
    “EVLİLİĞİ ÜÇÜNCÜ AYDA KONUŞMAYA BAŞLADIK”
    Henüz ilişkilerinin üçüncü ayında bir arkadaşları sohbet arasında “Sahi siz niye evlenmiyorsunuz?” diye sorunca evlilik fikri de bir anda düşüvermiş akıllarına.
    “İlişkimize bir zaman biçmiyorduk 5 sene ya da 50 sene gibi. Zaten beraberdik ve hepberaber olacağız. Bu yüzden ‘Evlenelim’ dedik. Zaten herşeyimiz beraber. İlla bir kağıt olması gerekmiyor. Bir arkadaşımız muhabbet arasında konuyu açmıştı. Laf arasında ‘Şöyle yapsak güzel olur mu’ filan diye konuşurken Ekin’le beraber ciddi ciddi konuşmaya başladık. Biz bunu yapalım ve eşcinsel ilişkiler de sadece sevgililik olarak kalmasın düşüncesindeydik” diyor Emrullah.
    Ekin ve Emrullah çifti bu kararlarında en büyük gücü de Silo felsefesinden almış. Arjantinli düşünür Mario Luis Rodriguez Cobos’un temeli “evrensel hümanizm”e dayanan düşünce akımı Silo onların hayatlarında önemli bir etkiye sahip. Silo’nun hümanist hareketi sayesinde dünyanın pek çok ülkesinden dostlar edinmişler. O dostları da onlara bu düğünü yapabilmeleri için ellerinden gelen her türlü desteği vermiş. İlk başta düğünü bir villanın bahçesinde yapmak istemişler. Ancak masrafın büyük olacağına karar verip bir yıl beklemişler. Silo felsefesinde gökyüzüyle temas kurmanın önemli olmasından dolayı daha sonra teknede karar kılmışlar. Evlilik hep akıllarının kenarındaymış, hatta yüzükleri de beraber seçmişler ama romantik bir evlilik teklifi de ilişkilerinde eksik kalmamış. O özel günü önce Emrullah, sonra Ekin anlatıyor:

    Emrullah:

    • Yüzükleri birlikte beğenmiştik ama organizasyonu benim yapacağım fikrinde anlaşmıştık. Zaten birlikte yaşıyoruz ama bunu bir coşkuya çevirmek istedim. Bazen süprizler güzeldir ilişkiye de tat katar. Süprizi yapacağım gün Ekin çalışıyordu ben izinliydim. Birkaç arkadaşımı eve yönlendirdim. Cepte para kısıtlı. Kendi içimde baya stresliyim. Oturdum hemen şiirsel bir metin yazdım. Müziği ayarladım. Müzik çalarken şiiri okumaya başladım. Şiiri kaydettik bilgisayara. Sonra dışarı çıkıp son paramla bir yalancı orkide buketi yaptırttım. Üstüne not yazarak kapının girişindeki tavana astım. Kapıdan salona kadar koridor boyunca mumlar dizdim. Salondaki masanın tam ortasına da bilgisayarı koydum. İçerisi baya hoştu. İki arkadaşımı da Ekin’i işten çıkınca oyalaması için ayarlamıştım. Arkadaşlarımız da yanımızdaydı. Hatta çoğunluğu heteroseksüeldi. Herkes evde biryerlere saklandı. Sonra Ekin şaşırarak içeri girdi laptopu gördü. Play tuşuna bastı. Şiir sonlandığı anda arkasında belirip yüzüğü uzattım. O bana sarılınca bütün arkadaşlar çıkmaya başladı.

    Ekin:

    • Tamamen süprizdi. Çok heyecanlıydım. Böyle bir şey beklemiyordum. Çok tatlı bir gündü. Emekle vaad edilen, inşa edilen herşey çok güzel.

    Ekin Emrullah’ın ona yazdığı şiiri de Kürtçe’ye çevirip göğsüne dövme yaptırtmış daha sonra.
    “ONLARI EVLENDİREN BİZ DEĞİLİZ”

    Çiftin düğünü de emek dolu. Davetiyeleri kendi elleriyle hazırlamışlar. Davetiyedeki karikatürü bir arkadaşları çizmiş. Gömleklerini çok yakın bir arkadaşları dikmiş. Damatlıklarını da çocukluk arkadaşları seçmiş. Düğün günü de maceraları eksik olmamış. Trafik kilitlenince kendi düğünlerine geç kalıyorlar. Kadıköy’den Eminönü’ne vapurla geçmeye karar verip üzerlerinde damatlıklarla yola çıkıyorlar. Yanlarında Ekin’in nedimeleri ve Emrullah’ın sağdıcı onlara destek oluyor. Yol uzayınca haliyle karınları acıkıyor yetişip bir çikolata getiriyorlar. Eminönü iskelesinde çikolata yiyen iki damat görenler de reklam filmi çekildiğini sanıyor. Sonunda düğünün yapılacağı tekneye ulaşıyorlar. 120 kişi davetli. 90’ı orada. İçlerinde Emrullah ve Ekin’in ailesinden gelenler birkaç kişi de var. Alkışlar eşliğinde tekneye adım atıyorlar. Kokteylin ardından törene geçiliyor. Silo felsefesine göre ilk önce Ekin ve Emrullah “iyi hissediş seromonisi” gerçekleştiriyor. Ardından da düğün seromonisi. Seromoni sırasında şu cümle dikkat çekiyor: “Onları evlendiren biz değilizdir, kendileri topluluğumuz önünde evlenirler.” Eşlere tek tek “Senin için bu evlilik nedir?” diye soruluyor. Emrullah ve Ekin kendileri için evliliğin anlamını açıklayan metinlerini ayrı ayrı okuduktan sonra tören sonlanıyor. Sonrası alışkın olduğumuz düğünlerden pek de farklı değil. Ekin ve Emrullah Edith Piaf’ın “Padam” şarkısıyla düğün danslarını yapmışlar. Heyecandan elleri ayakları birbirine dolanmış. “Hiç güzel yapamadık” diye yakınıyorlar hala. Daha sonra para ve takı merasimi yapılmış. Halay çekmeyi de ihmal etmemişler.
    Düğün oldukça eğlenceli geçmiş, ancak onlar için herşey toz pembe değil elbette. Birçok tehdit aldıklarını belirtiyorlar. Aile fertlerinden de, sosyal medyadan da ölüm tehditleri geliyormuş. Ancak bu cesaretlerini kırmamış. “Aktivizmi her zaman destekledik ve bir nebze içinde yer almak istedik. Yaptığımız şeyle gurur duyuyoruz. Başımıza birşey gelirlerse bizi renkli bir şölenle uğurlasınlar” diyorlar.

    “BİZ VARIZ, HEP OLACAĞIZ”

    Günün birinde çocuk sahibi olmayı da isteyen Ekin ve Emrullah çifti sohbetimizin sonunda tüm cinsel yönelimi farklı bireylere şu mesajı veriyor:
    “Gerçekten korkmasınlar. Biz varız hep olacağız. Bizi yok edebilirler. Ama bu hareketi yok edemezler. Çevre ve toplum sizi her halükarda sizi rencide etmeye ve aşağılamaya hazırdır. Sadece siz buna aldırış etmediğiniz zaman sorun yok demektir. Herkes kendine ve çevresindeki renklere saygı duysun. O zaman istenilen bir yerde yaşar herkes. Bütün herkese de bizi destekleyen arkamızda olan herkese sevgilerimizi yolluyoruz.”

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 14:34 on 6 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , İstanbul   

    İstanbul Taksim’deki Cinayette ilginç gelişme 

    İstanbul Taksim Beyoğlu’nda geçtiğimiz günlerde silahla vurularak öldürülen Kongolu Ouadılou Lezl Gail cinayeti aydınlandı. Güvenlik kameralarından kimliği tespit edilerek gözaltına alınan Aziz B., “Eşcinsel ilişki teklif edip beni küçük düşürdüğü için öldürdüm” dedi.

    Tarlabaşı Bulvarı’nda silahla vurularak öldürülen Ouadılou Lezl Gail kaldırıldığı hastanede 2 gün sonra hayatını kaybetti. Beyoğlu Asayiş Şube Büro Amirliği ekipleri bölgedeki MOBESE ve güvenlik kameralarının görüntülerini inceleyerek Ouadılou Lezl Gail’in yanındaki kişileri tespit etti. Şüpheli isimlere ulaşan polis, cinayeti Aziz B.’nin işlediğini tespit etti.

    Aziz B. önceki gün gözaltına alındı. Aziz B. emniyetteki ifadesinde yaşananları, ““Sokakta arkadaşlarımla içki içiyordum. Başımı okşamaya başladı. Elini pantolonumdan aşağı sokup yanaklarımı elledi. Gay ilişki teklif etti. Bunu gören arkadaşlarım benimle dalga geçmeye başladı. Gururuma yediremedim” diye anlattı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sevk edilen Aziz B. nöbetçi mahkemede tutuklandı.

    Haber Kaynağı: Hürriyet Gazetesi

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 17:58 on 30 August 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Çocuk İstismarı, Erkek Çocuk İstismarı, Etiler, İstanbul   

    Erkek çocuklara cinsel istismara rekor ceza istendi 

    İstanbul Etiler’de bir spor kulübü genel kaptanı olan G.K. için erkek çocuklara cinsel istismarda bulunmak suçundan 811,5 yıla kadar hapsi istendi.

    İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık G.K., çocuklarla cinsel ilişkiye girdiği iddia edilen tutuksuz sanık A.Ç.Ç, mağdur çocuklar ve aileleri ile avukatlar hazır bulundu. Duruşmada çocukların ifadeleri alınırken savcılık G.K. hakkında “müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanmak”, “çocuğun nitelikli cinsel istismarı”, “Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “Özel hayatın gizliliğini ihlal” suçlarından 811 yıl 6 aya kadar hapsini istedi. G.K.’nin suç ortaklarından olduğu öne sürülen 21 yaşındaki üniversite öğrencisi A.Ç.Ç. hakkında da “şüpheli ile işbirliği ve dayanışma içinde davrandığı gerekçesiyle “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 100 yıl 10 aya kadar hapis cezası istendi.
    Duruşmada ilk defa ifadesi alınan mağdur çocuklardan D.K. taciz edildiğini savunarak, “G.K. bana telefonla ‘Gel seni kıza götüreceğim’ dedi. Ben de gittim. Bana yaklaşarak tacizde bulundu. G.K.’nin başka çocuklara da cinsel saldırıda bulunduğunu biliyorum” dedi.

    G.K.’nin çocuklar ile beraber olmaları için temin ettiği iddia edilen 21 yaşındaki A.Ç.Ç. kendisine sürekli şantaj yaptığını ve kendisinin de mağdur olduğunu öne sürdü. G.K. ile yüz yüze görüşmek üzere Etiler’deki spor kulübüne gittiğini ve G.K.’nin orada kendisine ait görüntüleri alacağını beyan ettiğini ancak G.K.’nin kendisiyle cinsel ilişkiye girmeyi şart koştuğunu belirtti.
    Mağdurlardan D.K. ifadesinde G.K.’nin kendisine şantaj yaptığını iddia ederek, “2011 yılının sonlarında bir gün sanık beni kulübe çağırdı. Bana telefonla ‘Gel seni kıza götüreceğim’ dedi. Ben de gittim. G.K. bulunduğumuz odaya girdi. Bana arkadan yaklaşarak taciz etti. G.K.’nin başka çocuklara da cinsel saldırıda bulunduğunu biliyorum, bize videolarını gösteriyordu. Sanığın cezalandırılmasını istiyorum” diye konuştu.
    Mağdur O.B.S. , G.K.’nin kendisine istemediği halde para verdiğini ifade ederek, “2011 yılında hocanın beni çağırması sonucu kulübe gittim. İlk önce hiç istemeden bana para veriyordu. En son beni aradığında evinde bir kız olduğunu, onunla beraber olmamı sağlayabileceğini beyan etti. Bana saldırıda bulunmaya ve beni taciz etmeye başladı. Başka bir şey yapmasına ben izin vermedim. Sonra oradan ayrıldım” dedi.

    “CİNSEL İÇERİKLİ GÖRÜNTÜ İZLETİYORDU”
    G.K.’nin kendilerine cinsel içerikli görüntüler izlettiğini öne süren mağdur B.D. “Sanığın bana karşı herhangi bir cinsel eylemi olmamıştır. Ancak antrenman için kulübe gittiğim günlerden birinde arkadaşım O.Y. ile hocanın odasında olduğumuz esnada, hoca bana ve arkadaşıma internetten erotik görüntüler izletti” şeklinde konuştu.

    “BENİM YETİŞTİRDİĞİM FUTBOLCULAR YILDIZ OLMUŞLARDIR”
    Tutuklu sanık GK. hakkındaki suçlamaları reddederek kendisine kumpas kurulduğunu iddia etti. G.K. savunmasında, “Ben suç tarihinde kimlerle görüşmüşüm, mağdurlarla yazışmalarım neler bunların incelenmesini istiyorum. 14 aydır tutukluyum. Yetiştirdiğim futbolcular Türk futbolunun yıldızları olmuşlardır. Mağdurlardan bir kaçı benden kız bulmamı istiyorlardı. Ben de sanıklardan A.Ç.Ç ile bir mağduru tanıştırdım. Birbirlerini sevdiler. Mağdurlardan E.T. ile Y.T. kendi aralarında bir ilişki yaşıyorlardı. Benim bu konuda herhangi bir katkım olmadı. Yalan ifadelerin temelinde bu kulübün yönetimini benden alıp ele geçirmek vardır. Amaç o kulübü içki ve kadın pazarlama kulübü haine getirmektir” ifadelerine yer verdi.
    Duruşma ileri bir tarihe ertelend

    lgbti.family.blog

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 21:29 on 26 April 2012 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , İstanbul   

    SPoD 

    Sosyal Politikalar, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği, kısa adıyla SPoD, İstanbul’da faaliyet yürüten sosyal politika temelli bir LGBTİ hakları derneğidir.

    Aşağıdaki bilgiler 2012’de SPoD derneğine ait web sitesinden alınmıştır, güncel bilgiler için lütfen dernek sitesini ziyaret edin..

    I. Biz Kimiz?

    SPoD 2011 baharında bir grup aktivist, akademisyen ve öğrencinin bir araya gelerek 21 eylül 201’de resmi olarak kurulmuş bir sosyal politika temelli LGBT hakları derneğidir. Derneğimiz sadece kimlik eksenli değil aynı zamanda sosyal politikalar ekseninden de hak ve özgürlükleri geliştirmeyi kendine ilke edinmiş genç bir dernektir.

    II. Amacımız Ne?

    SPoD, toplumun her alanında yaşanan ve özelde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli şiddet, baskı, sosyal dışlanma ve ayrımcılık durumları ile ilgili veri oluşturmayı ve bütün ayrımcılık biçimlerinin ortadan kalkmasına yönelik çalışmayı amaçlar. SpoD bu doğrultuda öncelikli olarak ekonomik, sosyal haklar ve sosyal politika alanlarına yoğunlaşır.

    III. Derneğimizin İlkeleri Nedir?

    1. SPoD, adalet ve eşitlik ilkeleri doğrultusunda heteroseksizme, patriyarkaya, militarizme, inanç, dil, etnik köken, yaş, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, bedensel özellikler, yaşam tarzı ya da herhangi bir sosyal statü temelli ayrımcılık ve sosyal dışlanmaya, yoksulluğa ve emek sömürüsüne karşı hak temelli sosyal politika anlayışını geliştirir ve uygular.

    2. SPoD toplumsal cinsiyet bağlamında yasal metinlerde tanımlanmamış kimlikleri ya da bu alanda kendisini herhangi bir kimlik altında tanımlamadan baskı şiddet ve ayrımcılığa maruz kalan bireylerin haklarını da aynı şekilde savunur.

    3. SPoD çalışmalarında uluslararası insan hakları metinlerini temel alır ve bu metinleri yeni gelişen hak kategorileri ve güncel yorumlarla beraber değerlendirir. İnsan haklarının bütüncüllüğünü savunur ve haklar arasında hiyerarşiye karşıdır.

    4. SpoD, her çalışma alanında oluşturduğu iç hukuk metinleri doğrultusunda hareket eder.

    5. SPoD bütün çalışma alanlarında şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine bağlı kalarak çalışır.

    6. SpoD bütün çalışma alanlarında ve özelde kar amaçlı kurumlarla olan ilişkilerinde her zaman emekten yanadır.

    IV. Hangi alanlarda çalışıyoruz?

    A. Ekonomik ve Sosyal Haklar

    SPoD amaçları doğrultusunda ekonomik ve sosyal haklar alanında ve cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği dolayısıyla ayrımcılığa uğrayan bireylerin haklarını gözetir ve geliştirir. Bu bağlamda sağlıkta, eğitimde, barınmada, ulaşımda, çalışma hayatında, istihdamda ve kültürel alanda ulusal ve uluslararası sözleşmeler ve sosyal devlet ilkeleri üzerinden çalışmalar yürütür. İnsan ihtiyaçları üzerinden yoksulluğu ve buna bağlı dışlanmayı bir bütün olarak kavrar, bunu aşmak için projeler geliştirir. Devletlerin ve uluslararası kuruluşların insanlara karşı sorumluğunu hatırlatmak için lobi faaliyetlerini ve raporlama çalışmalarını yerel ve uluslararası düzeyde sürdürür.
    1. Çalışma Hayatı,
    2. Eğitim,
    3. Sağlık/Sosyal Güvenlik,
    4. Sosyal Hizmet,
    5. Barınma ve Kentsel Yaşam,
    6. Çocuk ve Engelli Hakları,
    7. Yoksulluk Çalışmaları-Vatandaşlık Geliri
    8. Ekoloji

    B. Hukuk ve Adalete Erişim

    LGBT bireylere yönelik hukuki çalışmalar öncelikli olarak üç alanda yoğunlaşacaktır:
    a) Adalete erişim

    LGBT bireylerin kimliklerinden dolayı uğradıkları hak ihlallerinde hukuk mekanizmalarını daha etkin kullanabilmeleri için şu çalışmalar yapılacaktır:
    1. LGBT bireylerin hakları konusunda bilgilendirilmeleri
    2. Bireylerin hukuki mücadele sürecinde uzman yardımına daha kolay ulaşmaları için avukat eğitimleri
    3. Emsal davalara dair dokümanların bir veri tabanında toplanması yoluyla dava sürelerini kısaltma ve teknik destek sağlanması
    b) Anayasal güvence talepleri

    1. Yogyakarta İlkeleri başta olmak üzere uluslararası sözleşmeler ve mevzuata uygun anayasal değişiklikler yapılması konusunda faaliyetler/kampanyalar
    2. Yeni anayasa yazım sürecine etkin ve güçlü katılımın sağlanması
    3. LGBT birey ve gruplarının anayasa ve anayasa yazım süreçleri konusundaki kapasitelerinin geliştirilmesi
    c) Yasalar/Mevzuat

    1. Mevzuat yapım sürecine LGBT birey ve gruplarının etkin katılımının sağlanmasına katkıda bulunma
    2. Ayrıntılı yasa ve yasal mevzuat taramaları yapılması
    3. Uluslararası mevzuat ve başka ülkelerin mevzuatları ile karşılaştırmalı çalışmaların yapılması

    C. Akademi

    Akademik Çalışmalar, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği üzerinden ayrımcılığa uğrayan bireylerin haklarını savunmaya yardımcı olmak amacıyla veri üretmeye yönelik faaliyetlerde bulunur. Anket, sözlü tarih, saha araştırması gibi çeşitli araştırma yöntemlerini kullanarak üretmiş olduğu verileri ilgili makamlar, dernekler, kurumlar ve kamuoyu ile paylaşır.
    Türkiye’deki akademik bilgi birikimine katkıda bulunmak amacıyla sempozyumlar, paneller ve atölyeler düzenler. Akademik tartışmaların yer aldığı süreli ve süresiz yayınlar çıkarmayı amaçlar.

    D. Siyasi Temsil

    Hak temelli sosyal politikaların yerleşmesi ve demokrasinin derinleşmesi için ulusal ve yerel yönetimlerin bu alanda daha fazla çaba sarf etmesi gerekir. Bu anlamda sosyal haklar için somut önlemlerin siyasi partiler ve belediyelerce alınması için SPoD politika ve proje geliştirir. Yaşlılıktan sağlığa, eğitimden kültürel hizmetlere kadar tüm sosyal politika alanlarında LGBT bireylerin evrensel, ulusal ve yerel tüm imkânlardan eşit şekilde faydalanmasına çalışılır. TBMM’nde ve Belediye meclislerinde LGBT temsili çalışmalarını yürütür.
    Alanlar: Siyasi Temsil, Ulusal ve Yerel Yönetimler, Siyasi Partiler, Belediyeler,

    E. Medya

    Bilişim teknolojisinin yaygınlaştığı, sosyal ağların çoğaldığı bir çağda SPoD, çalışmalarını internet, tv, gazete ve dergiler üzerinden yürütür. Ana akım medya çalışanları ve alternatif medya ile ortak projeler geliştirir. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği alanında yaşanan sorunları sosyal politika üzerinden gündemde tutulmaya çalışır. SPoD üyeleri için bilgi ve haber değeri taşıyan haberleri paylaşır.

    Alanlar: Medyada ayrımcılık, haber tarama, haber yapma, belgesel, bülten, sosyal medya, kampanya.

    F. Uluslarası İlişkiler

    SPoD amaçları doğrultusunda evrensel LGBT haklarının bir parçası olarak uluslar arası ilişkilerde kendi gündemini ve uluslar arası LGBT gündemini takip eder. Evrensel anlamda LGBT bireylerin yaşamış olduğu ayrımcılığa dikkat çeker. Uluslar arası evrensel insan haklarının özgürlük ve eşitlik ilkesi çerçevesinde uygulanmasını ve geliştirilmesini hedefler. İLGA üyesi olan SPoD diğer uluslararası kuruluşlarla da etkin bir şekilde çalışmayı hedefler.
    Alanlar: Diğer LGBT örgütleri, İLGA, Uluslararası Af Örgütü, İLO, Birleşmiş Milletler

    V. Gönüllü nasıl olabilirim?

    Derneğimizin aşağıdaki adresinde gönüllü formunu doldurmanız yeterli olacaktır. Gönüllü işlerinden sorumlu arkadaşımız size en kısa sürede dönecektir. Ayrıca belli aralıklarla yaptığımız gönüllü eğitimlerine de katılabilirsiniz.

    VI. Üye nasıl olabilirim?

    Derneğimize oldukça kolay üye olabilirsiniz. İnternet sayfamızda yer alan üye formunu doldurmanız ve bize yollamanız yeterlidir. Bununla ilgili ayrıntılı bilgiyi internet sayfamızda bulabilirsiniz.

    Spod Derneği Web Sitesi: http://spod.org.tr

    https://web.archive.org/web/20120426030427/http://www.spod.org.tr/turkce/biz-kimiz/

     

    LGBTİ: Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans & İnterseks

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 00:35 on 30 October 2011 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Lambda, , , İstanbul   

    Lambda İstanbul 

    Lambdaistanbul eşcinsellerin yaşadığı sorunları çözebilmek, dayanışma örgütlemek ve eşcinsellere yönelik olumsuz bakış açılarını değiştirmek için oluşturulan bir sivil toplum örgütüdür. 1993 yılından beri faaliyetlerini sürdüren Lambdaistanbul İstanbul’da faaliyet yürüten bir LGBTİ+ “Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks+” dernektir..

    Aşağıdaki bilgiler Lambdaistanbul’un web sitesinden alınmıştır…

    Lambdaistanbul’a Karşı Kapatma Davası Kronolojisi

    1. 18 Mayıs 2006 tarihinde Dernek Tüzüğü İstanbul İl Dernekler Müdürlüğü’ne teslim edildi. Dernek; Alındı Belgesi ile resmiyet kazandı.

    2. İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü 25 Mayıs 2006 tarihinde Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği’nin tüzüğünün incelenmesi için İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı’na yazı yazarak görüş istedi.

    3. İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı ise tüzükte gerekli incelemeleri yapıp 01 Haziran 2006 tarihinde İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü’ne yazdığı cevabi yazıda Dernek Tüzüğü’nün:

    1. Türk Medeni Kanunu Madde 56/2’de belirtilen hukuka ve ahlaka aykırı dernek kurulamaz hükmüne aykırılık teşkil ettiğini

    2. Anayasanın 41. maddesi olan Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır hükmüne aykırılık teşkil ettiğini
    3. Anayasanın Madde 33/3’de belirtilen dernek kurma hürriyetinin sınırlanabileceği hükmü kapsamına girdiğini
    4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi madde 11/2’ye göre dernek kurma özgürlüğünün sınırlanabileceği hükmü kapsamına girdiğini belirtip ayrıca
    5. Derneğin adında geçen Lambda kelimesinin Türkçe karşılığının dernek isminde öncelikle belirtilmesi gerektiğini söyledi.

    4. İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü; İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı’nın değerlendirmeleri doğrultusunda 09 Haziran 2006 tarihinde Dernek Yönetim Kurulu Başkanlığı’na tüzükte noksanlıkların olduğu ve noksanlıkların 30 gün içinde giderilmesi gerektiğine dair bildirimde bulundu.

    5. 14 Haziran 2006 tarihinde tebliğ edilen bildirim Dernek Yönetim Kurulu tarafından incelendi; Lambda kelimesinin anlamının tüzükte açıklayıcı bir biçimde ve dip not olarak yer alması ancak Dernek Tüzüğü’nde hukuka ve ahlaka aykırılık teşkil edecek bir hususun olmamasından dolayı değişiklik yapılmayacağı sonucuna varıldı ve bu durum 13 Temmuz 2006 tarihinde ilgili Kuruma yazı ile bildirildi.

    6. Dernek Yönetim Kurulu’nun tüzükte olduğu iddia edilen noksanlıkları gidermeyeceğini bildirmesinden dolayı, İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü derneğin feshi için 18 Temmuz 2006 tarihinde Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak dava açılmasını talep etti.

    7. Beyoğlu Cumhuriyet Savcılarından Muzaffer Yalçın 08 Şubat 2007 tarihinde Dava Açılmasına Yer Olmadığına Dair Karar verdi.

    8. İstanbul Valiliği, Cumhuriyet Savcısı’nın takipsizlik kararına itiraz etti ve takipsizlik kararı İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 30 Mayıs 2007 tarihinde kaldırıldı. Derneğin feshi ile ilgili kararın hakim tarafından verilmesi gerektiğini ifade eden İstanbul 5.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı; özgürlüklerin esas olduğunu ancak hiçbir özgürlüğün sınırsız olmadığını söyleyip, çağdaş değerler ve değer yargılarının ülkeden ülkeye değişeceğinden başka ülkelerde olan her şeyin ülkemiz açısından da kesinlikle doğru olduğu sonucuna varılamayacağına karar verdi.

    9. İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin; Cumhuriyet Savcısı’nın vermiş olduğu takipsizlik kararının kaldırılması kararı gereğince Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği’nin feshi için 11 Haziran 2007 tarihinde dava açtı.

    10. Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2007/190 Esas numaralı dosya ile Derneğin feshi davası 19 Temmuz 2007 tarihinde başladı. Yargılamanın ikinci oturumunda savcılık dosyanın bilirkişiye gitmesini talep etti. Bilirkişi olarak atanan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Tufan Öğüz 14 Nisan 2008 tarihli bilirkişi raporunda özetle şu hususları belirtti:

    1. Davanamede belirtilen aykırılılardan biri olan Lambda kelimesinin Türkçe karşılığına tüzükte yer verilmemesi Medeni Kanununun 60/2 kapsamında hukuka aykırılık teşkil etmemekte, dernek ismi Dernekler Kanununun 28. maddesine de aykırılık teşkil etmemektedir. Dolayısıyla anılan hususun düzeltilmemesi derneğin Medeni Kanunun 60/2 hükmü uyarınca feshine dayanak teşkil etmez.
    2. Derneğin amacının hukuka ve ahlaka aykırı olup olmadığı hususunda ise Derneğin tüzüğünde belirtilen amaçları ve çalışmalarını düzenleyen hükümler göz önünde tutulduğunda ; derneğin amacını esas itibariyle dernek üyelerinin toplumsal, sosyal ve ekonomik alanlarda yardımlaşması ve dayanışma içinde bulunmaları olarak ifade etmek mümkündür. Tüzüğün amacının, kanaatimce hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu söylemek mümkün değildir. … Hukukumuzda bu nitelikte bir örgütlenmeyi engelleyen pozitif bir norm bulunmadığı gibi, bu kişilerin yukarıda belirtilen nitelikte yardımlaşma ve dayanışma içinde olmalarının toplumda yerleşmiş ahlaki esaslara aykırı olduğu söylenemez. … Derneğin amaç ve faaliyet konularının Anayasa madde 41 hükmünde devlete görev olarak yüklenmiş ailenin korunması ilkesi ile de çelişen yönü, kanaatimce bulunmamaktadır. Sonuç itibari ile de Derneğin feshi talebinin hukuki dayanağının bulunmadığı sonucuna varmış bulunuyorum.

    11. Yargılama sürecinde Derneğin feshine dair hiçbir kanıt bulunmamasına rağmen 29 Mayıs 2008 tarihinde Derneğin feshine karar verildi.

    12. Derneğin feshine dair gerekçeli kararda; “Davalı derneğin kurulmasının toplumumuzun genel ahlakına aykırı olup olmadığı hususunda somut olay bulunmasa da, toplumumuzda Ataerkil aile yapısının güçlü bir şekilde mevcut olması, Aile mufhumuna atfedilen kutsiyet, akraba bağları, din ve görgü kuralları, söz konusu farklı cinsel yönelim sahibi erkek ve kadınların azlığı ve bu tür taleplerin dillendirilmeye başlanması olgusunun çok kısa bir döneme tekabül etmesi ve hatta ülkemizin kırsal kesiminden ziyade sadece metropol şehirlerde ortaya çıkmış bulunması hususları hep bir arada değerlendirildiğinde, toplumumuzun aşağı yukarı tamamına yakın bir kesimi tarafından tasvip edilmeyen, ahlaka ve edebe aykırılık olarak kabul edilen ve nitelendirilen bir yapı arzettiği söylenebilir.” denilmektedir.

    13. Tarafımıza tebliğ edilen Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/190 Esas ve 2008/236 Karar sayılı gerekçeli kararı 24 Haziran 2008 tarihinde “DURUŞMA TALEPLİ” olarak Yargıtay’a temyiz edildi.

    14. Temyiz talebimiz doğrultusunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nde 25 Kasım 2008 tarihinde DURUŞMALI olarak savunmamızı yapmakla ilk mutlu sona ulaşmış olduk. Yargıtay’daki duruşmaya gerek İstanbul’dan gerekse diğer illerden gelen ve örgütlü mücadeleye destek veren insan hakları aktivistleri duruşmayı takip etmiş ve aynı günün akşamında basın açıklaması ile kapatma kararını bir kez daha protesto etmiş oldu.

    15. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, dosyamız üzerinde yaptığı inceleme neticesinde haklılığımızı tescil etmiş oldu. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2008/4109 Esas- 2008/5196 Karar Sayılı ve 25.11.2008 tarihli kararında Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/190 Esas ve 2008/236 Karar sayılı kararını esastan BOZDU.

    24/04/2009

    https://web.archive.org/web/20100130002302/http://www.lambdaistanbul.org/php/main.php?menuID=6&altMenuID=17&icerikID=7105

    Özetle; Lambda İstanbul Ne Yaptı?

    1993’te, Türkiye’de ilk defa, uluslararası bir eşcinsel etkinliği düzenleme girişiminde bulundu. Etkinliklere katılmak üzere Türkiye’den pek çok aydın ve sanatçı ile anlaşıldı. Yurtdışındaki birçok eşcinsel organizasyonun temsilcileri ile yabancı milletvekilleri de etkinlik sebebi ile Türkiye’ye geldi. Türkiye’nin gündeminde ilk defa böyle bir konu geniş biçimde yer aldı. Etkinlikler başlangıç tarihine bir gün kala valilik tarafından yasaklandı. Etkinliklerin yasaklanmasından sonra, uluslararası girişimler sonucu, Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Komisyonu, Türkiye raporuna, eşcinselliği de ekledi. ABD kongresinden Türk hükümetine protesto notaları çekildi.

    Kurulduğu 1993 yılında ILGA (Uluslararası Lezbiyen ve Gey Derneği) üyesi oldu.

    AİDS ve cinsel sağlık konusunda eşcinsel bireyleri bilinçlendirmek adına birçok faaliyette bulundu. Lambdaistanbul grubu adına, AİDS Savaşım Derneği (A.S.D.) vasıtası ve Dünya Sağlık Örgütü’nden gelen para ile Bülent Erkmen’in tasarımını yaptığı bir AİDS posteri hazırlandı. Poster, Fransa’da ödül kazandı ve Taksim Meydanı’nda sergilendi. Yine bu dönemde A.S.D.’nin hazırlatmış olduğu ve pek çok eşcinselin tepkisini çeken bir TV reklâmı ile eşcinsel düşmanı ifadeler içeren bir AİDS broşürü, Lambdaistanbul’un girişimleri sonucu yayından ve dağıtımdan kaldırıldı.

    1993 yılında, Club Prive’de, 3 ay boyunca, eşcinsel bireyler arasında fikir alışverişini; yaşananlar üzerinden ortak bir söylem geliştirmeyi hedefleyen toplantılar düzenlendi. Ama polis baskısı yüzünden mekân terk edildi. (Lambdaistanbul bu tarihten sonra, çeşitli mekânlarda haftada en az bir gün toplantı düzenleyerek eşcinsel bireylerin bir araya gelmesine yardımcı oldu)

    1995 Eylül’ünde düzenlenmek istenen ikinci Gey ve Lezbiyen Özgürlük etkinlikleri de valilikçe engellendiği için yapılamadı. Bu ikinci antidemokratik engelleme, internet ve Reuters Ajansı aracılığıyla, dünya kamuoyuna duyuruldu. Türk basınının ilgisizliğine rağmen, engelleme, dünya basınında yer aldı ve protestolarla İçişleri ve Kültür Bakanlıkları ile Başbakanlık’ın faksları kilitlendi.

    Şubat 1996 tarihinde, 100’de 100 Gey ve Lezbiyen adlı bülteninin ilk sayısını, yayınladı. Bültenler, Ankara merkezli Kaos GL dergisinin İstanbul kopyalarının içinde, Bilsak, Beşinci Kat ve Barbahçe gibi çoğunlukla eşcinsel bireylerin gittiği mekânlarda dağıtılmaya başlandı. (Bu bülten ancak iki sayı çıkabildi)

    5 Mayıs 1996’dan itibaren, Açık Radyo 94,9’da, Türkiye’nin ilk gey ve lezbiyen radyo programına başlandı. Her Pazar saat 24.00 ile 01.00 arası yayınlanan program, kısa sürede ilgi odağı oldu ve eşcinseller kadar birçok heteroseksüel dinleyici tarafından dinlenmeye başlandı. Bu programa bir buçuk yıl devam edildi.

    1 – 17 Haziran 1996 tarihleri arasındaki BM Habitat II konferansı kapsamında, İstanbul Teknik Üniversitesi Taşkışla binasında, İnsan Kaynakları Vakfı ile bir stand kiralandı. Lambdaistanbul ve çalışmaları ilk kez ülke çapında basında ve televizyonlarda yer aldı. Bu, Lambdaistanbul’un adını duyurmasında büyük rol oynadı. Ayrıca, Ülker Sokak’taki travesti ve transseksüellere uygulanan polis baskısı ve şiddet, Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Örgütü ile hazırlanan basın açıklamasıyla duyuruldu. Bu sokak, yerli ve yabancı katılımcılar ile ziyaret edildi ve bu insan haklarını hiçe sayan durum protesto edildi.

    1996 Temmuz’unda Club Prive’de “PRIDE (ONUR)” gecesi düzenlendi. Bu etkinlik daha sonraki senelerde “Eşcinsel Onur Haftası Etkinlikleri” olarak genişletilecek ve söyleşi, panel, film gösterimleri gibi farklı etkinliklerle zenginleştirilerek gelenekselleştirilecekti.

    AIDS Savaşım Derneği İstanbul (A.S.D.) için Türkiye’nin ilk ‘Erkekler İçin Güvenli Seks broşürü’ yazıldı, tasarlandı ve baskıya hazır hale getirildi.

    Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) maddî destek verdiği ve A.S.D. ile birlikte yürütülen bir eğitim ve araştırma projesinin sonucu olarak, “AIDS Hakkında Bilmek İstemediğiniz Her şey” kitapçığı hazırlandı ve basıldı. Çeşitli etkinliklerde dağıtıldı, Kaos dergisi ile birlikte verildi ve hâlâ dağıtılmaya devam ediyor.

    27 Eylül 1998’de Kaos GL, Sappho’nun Kızları, Bursa Spartaküs ve Almanya Türk Gay’in de katılımıyla Türkiyeli Eşcinsellerin İlk Buluşması; İstanbuluşma gerçekleştirildi. Bu buluşmalar 2004 yılına kadar altı ayda bir Ankara ve İstanbul’da dönüşümlü olarak sürdürüldü. Toplantılar başta olmak üzere, yemek, kokteyl, film, piknik, parti gibi etkinliklerin de düzenlendiği buluşmalar Türkiye’deki eşcinsel hareket bileşenlerinin ve eşcinsel bireylerin bir araya gelerek tanışma, tartışma platformu oldu. 1999 Ocak ayında eşcinsel destek telefon hattı projesi hayata geçirildi. (Hat bir yılsonunda bazı grup içi problemlerden dolayı kapatıldı.)

    1999 Şubat ayında, Cumhuriyet gazetesinde, İsçi Partisi Başkanı Doğu Perinçek’in eşcinselleri hedef alan bir yazı dizisi yayınlanmasının ardından; Sappho’nun Kızları, KAOSGL ve Lambdaistanbul’un birlikte kaleme aldığı uzun ve ayrıntılı yanıt Cumhuriyet gazetesinde yayınlandı.

    2000 Şubat ayında, Lambdaistanbul Dergi Alt Grubu, yeniden küçük boyutta ve bedava dağıtılacak bir bülten çıkartmaya başladı. “ ..cins.. ” adlı bülten, bir dönem internet üzerinden de yayınlandı. (Bu bülten de kısa bir süre çıkartılabildi)

    Aynı yıl “Sivil Bir Anayasa İçin Girişim” adı altında bir araya gelen sivil toplum kuruluşlarına katıldı. Yayınlanan basın açıklamalarının sonucu olarak, bu konuda Cumhuriyet gazetesine röportaj verildi.

    2002 Mayıs ayında şiddetle mücadele alt grubunun hazırladığı Eşcinsellerin karşılaşabilecekleri şiddetle ilgili bilgilendirici içeriğe sahip Şimag broşürü dağıtılmaya başlandı.

    2002’de, Savaşa Hayır Platformu bünyesinde, 1 Mayıs gösterilerine katıldı. “Homofobini Sorgula”, “Zorunlu heteroseksüellik insanlık suçudur”, “Eşcinsel Hakkı, İnsan Hakkıdır” gibi dövizler taşındı ve sloganlar atıldı. Gökkuşağı bayrağı açıldı.

    2002 Mayıs ayı itibariyle, Lambdaistanbul ilk kez, hafta boyunca eşcinsellerin kullanımına açık olan bir mekâna kavuştu. Bu yeni yerin açılışı, Stonewall olaylarının 33. yıl dönümü olan 26 Haziran 2002’de, bir kokteyl ve film gösterimiyle yapıldı. İzleyen haftada da Eşcinsel Onur Etkinlikleri, söyleşiler, sunumlar, bir gezi ve partiyle sürdü.

    26 – 29 Ekim 2002 tarihleri arasında “Eşcinseller Ne İstiyor?” başlıklı 9. Türkiyeli eşcinseller buluşmasını düzenledi ve ev sahipliği yaptı. Ardından 1 Kasım 2002’de, eşcinsellerin taleplerini kamuoyuyla paylaşmak amacıyla diğer eşcinsel gruplarla birlikte bir basın toplantısı düzenledi.

    1 Aralık 2002’de Savaşa Hayır Platformunun düzenlediği ve yaklaşık 150 STK’nin katıldığı “Irak’ta Savaşa Hayır” yürüyüşü ve mitingine “Lambdaistanbul EŞCİNSEL Sivil Toplum Girişimi” pankartıyla katıldı.

    2003 yazı Lambdaistanbul, Amargi Kadın Akademisi, Dayanışma Sendikası, Gökkuşağı Kadın Derneği ve Ortadoğu Tarih Akademisi’nden katılımcılar, grupların birbirlerini geçici platformlar üzerinden değil, daha yakından tanıması amacıyla oluşturdukları İstanbul Toplumsal Ekoloji Platformu sürecini başlattılar. Avrupa Birliği desteği ile yürütülen proje bir yıllık bir süreyi kapsıyordu.

    2003 Mart ayında Lambdaistanbul Kültür Merkezi’nde, eşcinsel temalı edebiyat eserleri başta olmak üzere, insan hakları raporları, eşcinsel politikaları ile ilgili yerli yabancı makaleler, çeşitli STK’ların süreli-süresiz yayınları ve eşcinsel temalı film ve belgesellerden oluşan bir kütüphane oluşturulmaya başlandı. Sayısı bine yaklaşan kitaplarıyla Lambdaistanbul Eşcinsel Kütüphanesi çalışmaları devam ediyor.

    16 Mayıs 2003 İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde, akademisyenler, Lambdaistanbul katılımcıları çalışmasıyla “Eşcinsellere Yönelik Ayrımcılık ve Şiddet Sempozyumu” gerçekleştirildi. Sempozyumda eşcinsellere yönelik ayrımcılık; Adli Psikiyatri, Hukuk, Psikoloji, Sosyoloji, Sosyal Hizmet ve benzeri alanlarda genel olarak değerlendirilirken, “Travesti ve Transseksüellerin sorunları” ve “Lezbiyen Görünmezliği” gibi konulara ayrı oturumlarda değinildi.

    2003 Haziran ayında, Lambdaistanbul, Eşcinsel Onur Haftası Etkinlikleri’ni 10. yaş kutlamalarıyla birleştirdi. 10. Yıl Lambdaistanbul Eşcinsel Onur Etkinlikleri kapsamında, Türkiye’de ilk defa eşcinseller kendi başlarına İstiklal Caddesi’nde, yaklaşık 50 kişinin katılımıyla bir yürüyüş gerçekleştirdi.

    27 Eylül 2003 Lambdaistanbul Avrupa Adlî Bilimler Kongresi kapsamında, 27 Eylül’de gerçekleşen Eşcinsel Cinayetleri Oturumu’na konuşmacı olarak katılmakla beraber, bu konuda Kanada’da ayrıntılı çalışmalar yürüten diğer bir konuşmacı Douglas Janoff, İstanbul’da geçirdiği birkaç gün boyunca, Türkiye’deki durum konusunda bilgilendirdi.

    1 Aralık 2003 itibarîyle başlayan Dünya İnsan Hakları Haftası sebebiyle NTV’de yayımlanan Ayrımcılık başlıklı televizyon programında, katılımcılarımız Deniz Yıldız ve Öner Ceylan eşcinsellerin karşılaştıkları temel problemleri dile getirdiler.

    2003 Aralık ayından başlayarak 80 yıl sonra yenilenen Türk Ceza Kanununa eşcinsel bireylerin haklarını gözeten maddelerin eklenmesini amaçlayan bir kampanya başlattı. Bu kampanya çerçevesinde basın açıklamaları, mektup ve faks yollama kampanyaları düzenlemenin yanın sıra, Kaos GL grubu ile birlikte TCK Türk Ceza Kanununun hazırlanma sürecinde müdahil olarak meclise gidildi. Adalet alt komisyonu üyesi CHP milletvekili Orhan Eraslan’a taleplerini bildirdi. Ayrıca kanunun kadın haklarını gözeten bir yapıya kavuşmasını amaçlayan TCK Kadın Platformunda Lambdaistanbullu kadınlar olarak da yer aldı.

    7–8 Mayıs 2004 tarihlerinde İstanbul Bilgi Üniversitesi’yle ortaklaşa “Türkiye’de Cinsel Kimlik ve Yönelimleri Anlamak” başlıklı yeni bir sempozyum gerçekleştirildi.

    2004 Mayıs ayında CETAD (Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği) kongresinde Lambdaistanbul masası açıldı. Eşcinsellik konusunda oturumlara katılındı.

    2004 Haziran ayında iki ayda bir yayınlanan Lambdaistanbul Bülteninin ilk sayısı çıktı. Bu bülten aracılığıyla Lambdaistanbul gündemini ve politikalarını yazılı olarak aktarmaya yeniden başlamış oldu.

    26 Temmuz 2004 tarihinde Eşcinsel Danışma Hattı ilk Alo ile hizmete başladı. Eşcinsellikle ilgili merak edilen her konuda aranılabilecek 0 212 244 57 62 numaralı telefon hizmetine devam ediyor. Şu ana kadar 1000’in üzerinde görüşme gerçekleştirildi.

    2004 Temmuz’unda SKY TV’de ‘Rüstem Batum’la Söylenmeyenler’ programına üç katılımcısıyla katıldı. Bu programdan dolayı programa katılan eşcinsel arkadaşlarımız üzerinden eşcinsellere hakaret içeren bir yazıyı kaleme alan Akşam gazetesi yazarı Burhan Ayeri hakkında hakaret davası açıldı. Dava devam ediyor.

    2004 Ekim ayında Türkiye’nin ilk gey lezbiyen film festivali Outistanbul’a karşı ülkücü ve köktendincilerin basın açıklaması yapması üzerine bir basın açıklaması yapıldı ve topluca galaya katılındı.

    2004 Ekim ayında İstanbul Üniversitesi öğrenci şenliğinde Lambdaistanbul olarak masa açıldı çeşitli sol gruplar tarafından protesto edildi. Bu gelişmelerin ışığında 9 Kasım’da siyasal bilimler fakültesinde ‘toplumsal cinsiyet ve militarizm’ başlıklı panel gerçekleştirildi.

    11–12 Ekim 2004 tarihlerinde Ankara’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından düzenlenen “Avrupa Birliği’nde Ayrımcılıkla Mücadele ve Ülkemize Yansımaları” seminerine katılındı.

    2004 Kasım ayında Hülya adlı travesti arkadaşımıza işkence uygulayıp cezaevine girmesine neden olan polisler hakkında İHD ile birlikte işkence davası açıldı. Duruşmalara katılıp konu hakkında kamuoyu yaratmak için eylemler düzenlendi.

    2005 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yürüyüşüne ilk kez Lambdaistanbullu biseksüel, lezbiyen, travesti ve transseksüel kadınlar olarak pankart ve dövizlerle katılındı.

    2005 Mart ve Haziran ayları arasında eşcinsel ve biseksüel bireylerin açılma ve dışlanma deneyimlerini araştıran bir anketi 400 kişiyi kapsayan bir anket uygulandı. (Anket sonuçları kitap olarak Nisan 2006 ‘da yayınlandı.)

    2005 Nisan ayında tutuklanarak askeri cezaevinde işkenceye maruz bırakılan eşcinsel aktivist, vicdani/total retçi Mehmet Tarhan’la Dayanışma İnisiyatifi içerisinde çeşitli eylemlere ve basın açıklamalarına katılındı.

    2008 yılında Transseksüel kadınların karşılaştığı sorunlar hakkında bir alan araştırması daha yapıldı. 2010 yılında bu araştırmanın sonuçları, “İt İti Isırmaz” adlı kitapta toplanarak yayınlandı.

    Yukarıda sıralananlar dışında, sayısız basın açıklaması, eylem ve düzenli toplantılar gerçekleştirilmiştir.

    http://www.lambdaistanbul.org/s/hakkinda/ozetle-lambdaistanbul-ne-yapti/

    Lambda İstanbul Web Sitesi: https://lambdaistanbul.org

     
c
Compose new post
j
Next post/Next comment
k
Previous post/Previous comment
r
Cevapla
e
Düzenle
o
Show/Hide comments
t
En üste git
l
Go to login
h
Show/Hide help
shift + esc
Vazgeç
WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın