Tagged: Hastalık Toggle Comment Threads | Tuş takımı kısayolları

  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 18:08 on 19 December 2019 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Eşcinsel Terapi, , Hastalık   

    Eşcinsellik Hastalık Değildir 

    Alman hükümeti “Eşcinsellik dönüşüm terapilerini” yasaklamaya hazırlanıyor. Sağlık Bakanı Spahn, eşcinselliğin hastalık olmadığını, tedavi edilemeyeceğini söyledi

    Almanya’da homofobik bir uygulama olan “Eşcinsellik dönüşüm terapileri” yasaklanacak. Almanya Sağlık Bakanı, “Eşcinsellik hastalık değildir. O yüzden ‘terapi’ kelimesinin kullanılması başlı başına yanıltıcıdır” dedi

    Federal hükümetin Çarşamba günü aldığı karar doğrultusunda, “eşcinsellik tedavileri” olarak bilinen eşcinsellere yönelik “dönüşüm terapilerinin” uygulanması yasaklanacak. Yasağa uymayanlara para ve bir yıla kadar hapis cezası verilecek.

    Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada eşcinselliğin “tedavi” edilmesini amaçlayan bu terapilerin gelecekte reşit olmayanlar için tamamen, reşit olanlar içinse kısmen yasaklanacağı kaydedildi.

    Reşit kişilerin “tedavi” olarak tanımlanan uygulamalara katılmaya zorlanmaları, bunun için tehdit edilmeleri, kandırılmaları veya terapinin “zararları” konusunda yanıltılmaları durumunda da ceza verilmesi söz konusu olacak. Bu tür terapilerin reklamının yapılması, sunulması ve hakkındaki bilgilerin aktarılması da yasak kapsamında olacak.

    Sağlık Bakanı Jens Spahn, “Eşcinsellik hastalık değildir. O yüzden ‘terapi’ kelimesinin kullanılması başlı başına yanıltıcıdır” dedi. Bu terapilerin sıklıkla ağır bedensel ve ruhsal sıkıntıya yol açtığının altını çizen Spahn, “Bu sözde terapiler tedavi etmiyor, aksine hasta ediyor” diye konuştu. Bakan ayrıca bu yönde bir yasağın toplumsal bir mesaj niteliği taşıyacağını da kaydetti.

    Sağlık Bakanlığı uygulamanın 2020 yılı ortasında yürürlüğe girmesinin beklendiğini duyurdu.

    dpa,epd/BÜ,TY

    © Deutsche Welle Türkçe

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 00:23 on 14 September 2019 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Hastalık,   

    Eşcinsellik hastalıktır diyen sözde akademisyene yanıt! 

    Profesör, doçent gibi akademik unvanlar kendi uzmanlık alanı üzerine doktora yapmış bilim insanlarına verilir. 

    Bilim insanları beşerî veya pozitif bilimlerde bilimsel metotları gözeterek araştırma yapan, aynı zamanda eğitim veren ve tüm bunları belirli bir topluluk içerisinde diğer bilim dalları ile çelişmeden ve birbirinden yararlanarak sürdüren, belirli etik kuralları ve metodu benimseyen insanlardır.

    İlahiyatçıların uzmanlık alanı olan din, hiçbir bilimsel temele dayanmadığı gibi birçok bilimsel gerçekle de çelişir durumdadır. Aynı zamanda din dediğimiz düşünce sisteminde sorgulamaya ve geliştirmeye müsait olmayan baştan kabullenilen dogmatik bir düşünce yapısı vardır.

    Ayrıca bilimin en önemli metotlarından sayılan gözlem ve deney imkanlarından yoksundur. Bu ve buna benzer her türlü uğraş bilim-dışı kabul edilir. Örneğin parapsikoloji ve astroloji de bir bilim dalı olarak görülemez. Dolayısı ile bir üniversitede astroloji (astronomi değil) üzerine bir bölüm açıp bu işle uğraşan medyumlara da doktora verilmesi ne kadar absürt ve saçma ise böyle akademik unvanların ilahiyatçılara verilmesi ve üniversitelerde ilahiyat bölümlerinin bulunması da en az bunun kadar saçmadır.

    Bir düşünceye çoğunluğun inanıyor olması onu bilimsel olarak gerçek yapmaz. Dinin üniversitelerdeki tek yeri sosyoloji, tarih, sanat tarihi hatta tıp gibi bilimlerde alt başlık olarak incelenmesi olabilir. Örneğin insanlık tarihini ortaya koyan bir çalışmada araştırmacı elbette ki geçmiş yıllarda toplumların inandığı ve buna göre şekillendirdiği kültürleri incelerken o insanların inandığı dini araştıracak ve çalışmasında kullanacaktır. 

    Bunun haricinde kişiler elbette dini yorumlayabilir, araştırmalar yapabilir, argümanlar ortaya koyabilir. Bu konuda topluluklar oluşturup çalışmalar yapabilir. Fakat bu çalışmaların ve araştırmaların bir üniversite çatısı altında bilim insanlarına verilen unvanlar kullanarak yapılması büyük bir sorundur. 

    Bugün dünya sağlık örgütünün (WHO) ve birçok bilimsel araştırmanın ortaya koyduğu üzere bir hastalık sayılmayan ve tüm dünyanın buna göre aksiyon aldığı LGBTİ (lezbiyen, gey, biseksüel, trans & interseks) bireylere yönelik bazı ilahiyatçılar açıkça dinen bu durumun sapkınlık ve hastalık olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum bizim en büyük problemimiz olan homofobi ve transfobiyi de körüklüyor. 

    Din insanlar için bir maneviyat kapısıdır. İnsanlar elbette inandıkları dinin üzerinde çalışmalar yapılmasını isteyeceklerdir ve istemeleri de en büyük haklarıdır. Ancak bu çalışmalar bilimsel gerçeklik olarak değil, ait olduğu yerde ait olduğu şekli ile yapılmalı. İnsanlara bunun bir maneviyat ve inanç olduğu düşüncesi unutturulmamalıdır. 

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 12:03 on 10 October 2017 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Hastalık,   

    Eşcinsellik bir hastalık değil 

    Genç bir eşcinsel, Kuzey Kıbrıs’ta eşcinsel olmanın nasıl bir şey olduğunu Kıbrıs’a anlattı…

    HEP BÖYLEYDİM… “Ben hep böyleydim. 6 yaşında, insan cinsel kimlikle tanışır. 6 yaşında cinsel
    kimliğimle tanıştığımda ben yine böyleydim…”

    BÖYLE DOĞULUR… “Ben de aşık olalilirim, ben de bir şeyler hissedebilirim, karşımdaki insana karşı.
    Ama sadece bu hemcinsimdir. Bir diğer farkı da, ben de evlenebilirim, belli başlı ülkelerde ama çocuk
    yapamam. Bunun tek farkı budur. Bu kimliğin bir açıklaması yok aslında. Bu sonradan olunmayacak bir
    şey. Bir insan böyle doğar…”

    İKİ HAYAT… “Bir tanesi, insanların görmek istediği hayat, perdenin ön tarafında olan hayat. Bir
    tanesi de perde arasında oynanan hayat. Hani, sahnede perde kapandığı zaman, o karanlık kısımda oynanan
    hayat. Ama gerçek olan, perdenin arkasındaki. Ama bir şekilde, madem ki, perde dedik, tiyatro
    izleyicisine görmek istediğini vermek de var. Birçok insan bunu yapıyor. Hatta sandığımızdan çok fazla
    insan bunu yapıyor, şu anda…”

    l TAHMİN EDİLENDEN FAZLA… “Eşcinsellerin de tahmin ettiğinden bile daha fazla eşcinsel var bu ülkede.
    Daha doğrusu, aslında eşcinsel olup, biseksüel olmaya zorlanmış birçok insan var…”

    l SADIĞIZ… “Bizim için gerçek bir beraberlik yakalamak çok zordur. Çünkü bu bir tabudur ve gecelik
    olarak görüyorlar, insanlar birbirini. Sonradan tanımak istemiyorlar genellikle. O yüzden, samimiyetin,
    sahiplenmenin ve birşeyler paylaşmanın değerini çok iyi biliriz. Birçok eşcinsel birçok
    heteroseksüelden bu yüzden çok daha sadık ilişkiler yaşar.”

    Aysu BASRİ AKTER

    O, 24 yaşında yakışıklı bir erkek. Cinsel yöneliminin hemcinslerine karşı olduğunu keşfettiği günden bu
    yana bu kimliği kabullenmiş.

    Kıbrıslı bir Rum ile iki buçuk yılldır devam eden sıcak bir ilişkisi var. “Kıbrıs’ta eşcinsel olmak
    zor” diyor.

    Genç bir eşcinsel, Kuzey Kıbrıs’ta eşcinsel olmanın nasıl bir şey olduğunu Aysu Basri Akter’e anlattı.

    KIBRIS: Kaç yaşındasın?

    CEVAP: 24

    KIBRIS: Eğitimine devam ediyor musun?

    CEVAP: Tabii. Üniversite öğrencisiyim. İngilizce Öğretmenliği Bölümü’nde okuyorum. Aynı zamanda
    çalışıyorum da.

    KIBRIS: Bu röportajı vermeye nasıl karar verdin?

    CEVAP: Artık ismini söylemeden, ya da kimliğini belli etmeden de olsa, birilerinin sesini çıkarması
    gerektiğine kanaat getirdim. Kimsenin adına konuşmaya niyetim yok. Kimsenin adına da konuşmuyorum. Ama
    kişsel bir seçimdi. Sadece, en azından bir kişinin, belki bir şeyler söyleyebilir umuduyla, ya da
    belki, ses çıkaramayanların sesi olur umuduyla konuşmaya karar verdim.

    KIBRIS: Sen kimliğini nasıl kabullendin, zor oldu mu, mesela, nasıl oturdu kimliğin? Neler yaşadın bu
    süreçte?

    CEVAP: Kimliğin oturması gibi bir şey oldu mu bende? Olmadı galiba. Belki çok klişe olacak ama ben hep
    böyleydim. 6 yaşında, insan cinsel kimlikle tanışır. 6 yaşında cinsel kimliğimle tanıştığımda ben yine
    böyleydim.

    KIBRIS: Hiç sorgulamadın mı?

    CEVAP: Sorgulamadım. Neden böyle diye sormadım kendime. Neden böyle diye sorsaydım, çok daha faklı
    olabilirdi her şey. Çünkü, neden diye soran birçok insan var. Neden diye soran birçok insan da sonradan
    kendine geliyor. 10 yıl sonra, 5 yıl sonra kendilerine geldikleri zaman çok daha farklı patlamalar
    yaşayabiliyorlar.

    KIBRIS: Sen daha bilinçli olarak görüyorsun anladığım kadarıyla kendini. Seni bu kadar rahat olmaya
    iten şeyler neler? Mutlaka yazılı kurallar olmasa da belli baskılar sen de yaşamışsındır. Her ailenin
    sessizce beklediği temel şeyler vardır, çocuklarından?

    CEVAP: Sanırım benim kendimle barışık bir insan olmamın önemli bir etkisi oldu. Kabullenmek ise bunun
    adı, kabullenmektir. O kabullenme evresinde de insanın kendiyle barışık olması lazım. O süreçte neden
    diye sormadığın sürece, ya da, en azından, bir süre neden sorusu sormayıp bunu yaşamaya çalışmakla çok
    daha barışık olabiliyor, insan kendisiyle. Kensiyle de barışık olduğu zaman, zaten her şey kolay gelir.

    KIBRIS: Çevren biliyor mu?

    CEVAP: Belli başlı bilen insanlar var. Zaten çevremin büyük bir kısmı eşcinsel. Onun dışında, bilinen,
    normal, hani heteroseksüel diye gruplandırdığımız insanlar çok güvendiğim, hayatımın içinde olan
    insanlar. Ve hani nasıl denir, artık yalan söylemek istemediğim insanlar.

    KIBRIS: Ailen biliyor mu?

    CEVAP: Hayır.

    KIBRIS: Söylemeyi düşünüyor musun?

    CEVAP: Belki ileriki zamanlarda. Çünkü şu an için doğal olarak, benden bazı beklentileri var. Ki, bu
    konuda da çok şanslıyım. Bu konuda da üzerimde çok baskı kuran bir ailem yok. Ama bundan, 5 sene sonra,
    sanırım her şeyi biliyor olacaklar. Ama konu, kendi ayaklarımın üzerinde durur durmaz, onlara bir
    şeyleri anlatmak da değil. Zaten kendi ayakları üzerinde duran bir insanım. Maddi olarak, kendi
    ayaklarımın üzerinde duruyorum. Ama şu an için ailemin bunu kaldıracağından emin değilim.

    KIBRIS: Sence nasıl karşılarlar?

    CEVAP: Herhalde ilk önce tedavi ettirmeye çalışırlar. (Gülüyor) Çünkü, bu klasik tepkidir. Birkaç
    arkadaşım var, ailesi tarafından bilinen. Yaptıkları ilk şey, onu alıp, psikoloğa götürmek oldu. Beni
    de muhtemelen ilk iş olarak, psikoloğa götürürler. Daha sonra, şu anda ayrı bir evdeyim. Kendi evlerine
    alırlar, gözetim altında tutulurum kısacası.

    KIBRIS: Üzülürler mi sence?

    CEVAP: Tabii canım. Üzülürler.

    KIBRIS: Sen bu kimliği nasıl tanımlarsın?

    CEVAP: Şimdi bu kimliğin tanımlaması yok. Ben de senin gibi, ya da, diğer insalar gibi çok sevmediğim
    bir adlandırmadır bu, ama, normal bir insanım. Yani şöyle açıklayabilirm bunu; ben de aşık olalilirm,
    ben de bir şeyler hissedebilirim, karşımdaki insana karşı. Ama sadece bu hemcinsimdir. Bir diğer farkı
    da ben de evlenebilirim, belli başlı ülkelerde, ama çocuk yapamam. Bunun tek farkı budur. Bu kimliğin
    bir açıklaması yok, aslında. Bu sonradan olunmayacak bir şey. Bir insan böyle doğar.

    KIBRIS: Tecavüz, taciz gibi kötü travmalar yaşayanların da bu kimliği benimsediğine dair genel bir kanı
    var. Katılır msın?

    CEVAP: Tabii. Bunlardan kaynaklananlar da var. Küçüklükte yaşananlar önemlidir. Bazen en büyük sebep
    çok sevmesine rağmen, anneler olabilir. Bir anne, bir erkek çocuğu kadınlardan soğutabilir. Yaptığı
    herhangi bir hareket, ya da davranışla. Bu pskolojik bir cezalandrıma tepkisi de olabilir. Ama bu bende
    böyle değil. Ben hiçbir kötü tecrübe yaşamadım. Hatta çok şımarık, el üstünde büyütülen bir çocuktum,
    ben.

    KIBRIS: Tek çocuk musun?

    CEVAP: Hayır bir tane de kızkardeşim var.

    KIBRIS: Bu genetik olabilir mi diye de sorgulanıyor.

    CEVAP: Genetik olduğuna inanıyorum. Benim ailemde de ben tek değilim. Her ne kadar bu karşımdaki
    insanla da açık açık konuşulmamış da olsa biliyorum. Mutlaka bir ailede bir eşcinsel yoktur, birden
    fazladır. Ya da biseksüeldir. Ama çekirdek ailemde yok, böyle bir durum.

    KIBRIS: Kıbrıs’ta nasıl bir şey bu kimliği yaşamak?

    CEVAP: Kıbrıs’ta bir kere bunu yaşamak zor. Küçük ada psikolojisi. İnsaların üzerinde öyle bir
    psikoloji var ki, herkes, her şeyi bilmek için adeta cinayet işleyecek moda geldi. Kıbrıs insanı çok
    sıcak, çok yakın, ama dedikoduyu da çok seviyor. Herkeste şu var; Bu kim? Bir şekilde, birilerinin
    onlara göre açık olan yerlerini bulup, o açığa saldırmak istiyor, insanlar. Bu da bana göre, ada
    psikolojisinden kaynaklanıyor. Bir yerde sıkışmış olmanın baskısı bu. Bu yüzden, Kıbrıs’ta bunu yaşamak
    çok zor. Ama kapılar açıldıktan sonra, daha cesur olanlar için bu daha rahat. Çünkü, Rum kesiminde de
    Türk kesiminde de herkesin sandığından çok çok daha fazla eşcinsel var. Devlet dairelerinden özel
    kurumlara kadar heryerde var. Ve kapıların açılmasıyla beraber, Kıbrıslı Türkler, o tarafı Kıbrıslı
    Rumlar, bu tarafı özgürlük olarak gördü. Her konuda olduğu gibi. Bu sadece, eşcinsellik için değil,
    normal insanların kaçamakları için de çok serbest oldu insanlar kendilerince.

    KIBRIS: Ne gibi zorluklar yaşıyorsun sen, ya da etrafındaki insanlar, cinsel kimliğinizden dolayı?

    CEVAP: Bir kere, şöyle bir sorun var; çekirek bir arkadaş topluluğum olmak zorunda. Çünkü, maalesef ve
    maalesef, bunu yaşayan eşcinsel olan insanlar da birbirlerini açığa çıkarmak için yarış halinde.

    KIBRIS: Neden sence?

    CEVAP: Ben bunu kendini gizleme olarak görüyorum. Şu vardır; işyerinde birlikte çalıştığı, hafta sonu,
    barda beraber eğlendiği insanı, diğer iş arkadaşını köşeye çekip, bak bu eşcinsel deme olayı, maalesef
    çok fazla. Bence, kendini aklamaya çalışıyor böylelikle insanlar.

    KIBRIS: Bu kimliği kabul edip yaşamak kolay mıdır?

    CEVAP: Kolay değil. İlk başta söylediğim gibi, insanın kendiyle barışık olması lazım. Öyleyse kolay
    kabullenirsin. Çok da fazla psikolojik baskılara aldırmadan gidersin. Çevredeki baskılara çok fazla
    aldırmazsın. Benim yaptığım bu. Biri evlen dediği zaman çok rahatlıkla gülerek, dalga geçerek, 10 yıl
    sonra belki diyebiliyorum. Ama bunu diyemeyen insanlar var. 18 yaşında daha hiçbirşey yaşamadan bir
    evlilik yapıp, bunu eşine itiraf etmeye kadar gidenler var. Ya da eşini yalnız başına tatile göndermek
    için fırsat kollayan insanlar var, bunu yaşamak için.

    KIBRIS: Senin etrafında böyle evlilikler var mı?

    CEVAP: Var. Bu çok çok daha zor. Bir kere, evde eşi var, çocukları var. Başka bir evde, O’nu bekleyen,
    başka bir insan var. Dediğim gibi, herkes normal bir hayat sürmek ister. Herkes sevgilisiyle beraber
    olmak ister, 24 saat, ama bu yüzden çok daha ucuz hisseder insan kendini. Evli olan insanın dışında,
    diğer insanın da hayatında büyük baskı oluşur. Kendini ucuz hisseder. Çünkü sevdiği insanla hiçbir
    zaman sabahleyin beraber uyanamaz, eğer o insanın eşi, tatilde değilse. Diğer yandan, bir insanı
    aldatmanın verdiği büyük baskı var. Onun dışında evli olan insanın da sürekli yalan söylemesi,
    birilerini kandırması, sürekli iki hayat yaşaması gerekiyor. Bu benim için de geçerli. Bir tanesi,
    insanların görmek istediği hayat, perdenin ön tarafında olan hayat. Bir tanesi de perde arasında
    oynanan hayat. Hani, sahnede perde kapandığı zaman, o karanlık kısımda oynanan hayat. Ama gerçek olan,
    perdenin arkasındaki. Ama bir şekilde, madem ki, perde dedik, tiyatro izleyicisine görmek istediğini
    vermek de var. Birçok insan bunu yapıyor. Hatta sandığımızdan çok fazla insan bunu yapıyor, şu anda.

    KIBRIS: Ama bu konuda yapılan bir araştırma yok bildiğim kadarıyla, kaç kişi var, yaşadıkları nedir
    diye? Senin elinde böyle birşey var mı?

    CEVAP: Benim elimde bir araştırma yok, ama bu hayatın içinde olduğum için gördüğüm, duyduğum hikayeler
    var. Birebir yaşadığım insanlar var. Bunları yaşayan insanlar var, tanıdığım. Şunu söyleyebilirim;
    hatta eşcinsellerin de tahmin ettiğinden bile daha fazla eşcinsel var, bu ülkede. Daha doğrusu, aslında
    eşcinsel olup, biseksüel olmaya zorlanmış birçok insan var.

    KIBRIS: Bir mahalle baskısı var mı, üzerinizde. Bakışıyla, tavrı ile rahatsızlık yaratan bir yapı var
    mı, Kıbrıs’ta, iki insan eğlenirken, ya da birlikteyken, rahatsız olmasını sağlayacak?

    CEVAP: İki bayan bir arada görüldüğü zaman sorun değildir. İki kız birlikte dışarı çıkmıştır. Ama iki
    erkek bir arada görüldüğü zaman, ya da dört, eğer bunlar, meyhanede, kumarhanede ya da kerhanede
    beraber değilse, herzaman çok ilgi çeker ve dönülüp bakılır, bu adamlar ne yapıyor diye? Eğer bunlar
    biraz da farklı adamlar ise, daha fazla ilgi çeker. Ama bahsettiğim feminenlik, ya da giyim kuşam
    kalıbı değil. Eskiden, “a bak p…” gibi giyindi” olayı vardı, ama artık o yok. Bir erkeğin kaşını
    alması, artık çok normal. Buna rağmen, iki adam birarada olduğu zaman, acaba bu ikisinin beraber ne işi
    var? Biri 20 yaşında, biri 35 yaşında, acaba bu ikisi beraber ne yapıyordur? diyor insanlar. Ve çok
    bariz bir şekilde oturduğum masanın arkasından, sandalyesini benim sandaleyimin arkasına yaklaştırıp,
    ne konuştuğumu duymaya çalışan insanlara kadar herşeyi yaşadım. Bakışlar var, ama tacize kadar
    çıkarmaya cesaret edemiyorlar. Çünkü ben dönüp cevap verebilirim.

    KIBRIS: Yani bir barda restorantta herhangibir eğlence merkezinde birlikte yemek yeyip, eğlenilebiliyor
    burada?

    CEVAP: Tabii tabii. Sandığımzdan çok daha rahat yaşıyoruz aslında hepimiz.

    KIBRIS: Bizim yasalarımıza göre eşcinsellik bir suç. Hapisliğe kadar giden bir cezası var. Bu bir
    ürküntü yaratır mı?

    CEVAP: İşte kaçış bu yüzden zaten, Rum kesimine. Ya da maddi durumu daha iyiyse, İstanbula gider, hafta
    sonu, ya da Amsterdam’a gider, ki, bu da en rahatıdır. Bizde genellikle eğlence mekanlarına damsız
    girilmez. O yüzden, zaten eğer kendi aramızda eğlenmek istiyorsak, tercihim Girne, ya da Lefkoşa
    değildir. Rum kesimidir.

    KIBRIS: Orada nerelere gidersiniz?

    CEVAP: Gay barlar var. Limasol’da, Larnaka’da var. Genellikle oralara gidiyoruz.

    KIBRIS: Onların yaşadıklarını da ölçebiliyor musun gittiğin zaman?

    CEVAP: Tabii ki. Bir kere benim erkek arkadaşım, Rum. Daha rahatlar. Çünkü benim görüğüm kadarıyla,
    toplumda daha rahat bir kabulleniş var. Mesela benim erkek arkadaşımın ailesi haricinde, işyerinde
    çalışan arkadaşları dahil, bütün çevresi, bizim çift olduğumuzu biliyor. Gayet rahat karşılıyorlar. Ev
    içinde buluşabiliyoruz. Çıkıp yemek yiyebiliyoruz. Bizim tarafımıza göre daha rahat görüşüyor insanlar.
    Ama şu var; rahatlıklarının en büyük sebeplerinden bir tanesi de onların ailesinden olmamamız. Bu,
    birebir yaşadığım bir örnektir. Çok samimi olduğumuz bir çift arkadaşımız var. En büyük kokrularından
    bir tanesi, çocuklarının eşcinsel olması. Ama çok da rahatlar bizim yanımızda. Biz de öyle.
    Çocuklarıyla da görüşüyoruz. Ama mesela, bana sorduğu, sence bişey var mı? Aman olmasın, varsa da
    tedavi ettirelim diyor. Onun da kendine göre savunması çok zor bir hayat yaşıyorsunuz, oğlumun, o zor
    hayatı yaşamasını istemiyorumdur. Ama bunun temelinde, mutlaka bir homofobi yatır. Bana dokunmayan
    yılan bin yaşasın anlayışı üzerinden gidiyor, hayat, Rum tarafında da ama en azından suç sayılmıyor.
    Çok rahat, Larnaka’nın ana caddelerinden bir tanesinde, önünde gay bar yazan bir yer var. Buraya herkes
    çok rahat girip çıkabiliyor. Suç sayılmıyor.

    KIBRIS: İşyerinde bu bir sorun olabiliyor mu? Bunu gidip patronuna söyleyebiliyor musun, ya da o bunu
    bir şekilde öğrenip, hissederse aynı şekilde davranabiliyor mu?

    CEVAP: Benim patronum aynı şekilde davranmaya devam etti. İşyerimin sahibi değil de müdürüm biliyor.
    Aslında biraz da bizim samimiyetimizden kaynaklanıyor. Çok da fazla tepki vermedi. Benim için sen
    sensin dedi, senin kişiliğin, hayatın, senin hayatındır. Senin işine etki etmediği sürece, benim için
    bir sorun yoktur dedi. Ama birçok patron, aynı tepkiyi göstermiyor. Daha negatif tepkiler veren, işten
    atmaya kadar giden patronlar da var.

    KIBRIS: Var mı çevrende böyle birşey yaşayan?

    CEVAP: Tabii ki. Cinsel tercihi yüzünden, işinden atılan insanlar var. Bu bir şekilde dedikodu
    zinciriyle gitmiştir. Bizden uzak dursun, bizim de adımız çıkar, olayıyla işinden atılan insanlar var.

    KIBRIS: Senin ihtiyaçların, ya da toplumdan beklentilerin nelerdir? Her bireyin yaşadığı toplumdan
    beklentileri vardır.

    CEVAP: Şu anki durumda açık söylemek gerekirse, hiçbir beklentim yok. Çünkü çok samimi görünen, ya da
    bu konuya çok pozitif görünen insanlar bile, birilerini deşifre etme peşidedir. Çok yaşadım, çevremde
    yaşayan çok insan var. Acaba böyle mi sorusuna cevap bulana kadar insana çok pozitif yaklaşır, sonra o
    acabası kalktığında, bunu dünyanın en önemli olayı gibi, çevresindeki diğer insanlara söyleyen çok
    fazla insan var. Çok dedikodu var. İnsanlar gereksiz konuşuyor. İnsanların özel hayatına gereksizce
    müdahale edip, ortaya dökmeye çalışıyorlar. Bence bu normal değil. Bu şekilde, kendilerince kendilerini
    korumaya çalışıyorlar, ailelerini, çocuklarını korumaya çalışıyorar diye anlamaya çalışabilirim. Ama
    koruma bir yere kadar gider. Korumanın sonrası, artık merak, ya da intikamdır. Böyle bakmak istemesem
    de. Sanki bu çok büyük bir hastalıkmış gibi, feci şekilde araştırma içinde insanlar. Bu şekilde olan
    bir toplumdan benim beklentim yok. Belki yasa geçebilir, bu bir suç sayılmaz ve konu sadece
    dedikodularla kalır. Zaten yasa geçtiken sonra, herkes kendini ortaya atacak diye birşey yok. Bu bütün
    dünyada böyle. Bu bir tabudur, bütün dünyada ve ne kadar yasa geçerse geçsin, bu tabu yıkılmaz.

    KIBRIS: Kıbrıs’ı seyahat ettiğin üleklerle kıyaslayabiliyor musun?

    CEVAP: Bir kere Kıbrıs’ı İstanbulla kıyaslayabiliyorum. İstanbul, ortamını çok iyi bildiğim, sürekli
    gittiğim bir yer. Bizim kafamızda, herzman Kıbrıslı insanlar daha açık fikirli, Türkiyeli insalar daha
    yobaz gibi, bir genelleme ve önyargı var. Bu konuda, Türkiye’deki insanlar çok daha çağdaş. Mesela,
    İstanbul şu anda, eşcinsel turizminin merkezlerinden bir tanesi haline geldi. İstanbul çok değil, 10
    yıl sonra, Amsterdam gibi olabilir. Çünkü, inanılmaz büyük bir gay life var. İnanılmaz büyük paralar
    dönüyor, bu hayatın üzerinden ve bu bir şekilde çekici hale getiriliyor. Buradaki en iyi barlardan daha
    iyi, çok daha kaliteli, lüks barlar var ve bu mekanlar tamamen eşcinsellere açık. Hatta heteroseksüel
    insanların giremediği mekanlar. Ve İstanbulla Kıbrıs’ı kıyasladığım zaman, ben, İstiklal’de, ya da
    büyük alışveriş merkezlerinde çok rahat sevgilimin elini tutup, yürüyebiliyorum, artık. Ve kimse dönüp
    bakmıyor. Bu biraz da metropolde yaşamanın verdiği bir panik olabilir. Herkes ekmek ve hayat kavgasında
    orada, ama sonuçta çok rahat. Onun dışında, Londra çok rahat. Yunanistan’da, Atina’da, insanlar artık
    bunu tamamen kabullenmiş. Onun dışında, eşcinsellerin merkezi olarak görülen belli başlı yerler var.
    Amsterdam mesela, dünyanın en rahat şehirlerinden bir tanesi. Son 10 yıldır, Mikanos adası, gay
    turizminin, dünyadaki en büyük rantını döndürdüğü bir yer. Çok da pahalı bir yer. Ama böyle olmasına
    rağmen, otellerde rezervasyon yaptırmak için 3-4 ay önceden otellere ulaşamanız gereken bir yer. Benim
    gittiğim bu şehirlere baktığım zaman, Kıbrıs bunların en yobazı diyebilirim. Rum kesimi de dahil buna.

    KIBRIS: Kız arkadaşların var mı eşcinsel olan?

    CEVAP: Var.

    KIBRIS: Onlar için daha mı kolay?

    CEVAP: Dediğim gibi, iki kızın birarada görülmesi daha rahattır. O yüzden daha rahatlar, ama Onlar da
    çok rahat yaşayan insanlar değiller.

    KIBRIS: Psikologlar cinsel kimlik üzerindeki baskılar sonucu, eşcinsellerin, travma da
    yaşayabileceklerini, hatta inthar eğiliminin çok güçlü olduğunu söylüyorlar. Sen buna benzer bir gel
    git yaşadın mı?

    CEVAP: Hiçbir şekilde bir travma yaşamadım. Ama şu vardır; ilkokuldan ortaokula geçiş dönemi çok
    önemlidir. O zamanda herkes, yavaş yavaş, belli başlı arkadaş gruplarının üyesi olur. Erkekler
    erkeklerle, kızlar da kzılarla takılır tenefüslerde. Yine belli başlı tabular içinde yetiştirildiğimiz
    için herkesin ortaokulun başında, bir kız arkadaşı olması beklenir. Aynı şekilde, lisede kız arkadaşın
    olmak zorundadır. Lise dönemi bir eşcinsel için en zor olan dönemlerden bir tanesidir. Neden kız
    arkadaşın yok diye sorulmaya başlanır. Neden etrafında çok fazla erkek var sorgulaması yapılır. Beraber
    takılınır, ama herzaman da bir sorgulama vardır. Okuduğum bir yazıda şu vardı; kızarkadaşını sevdiği
    için kızarkadaşı değildir, O okulun en güzel kızı olduğu için öyledir. Ya da küçüklükte şu vardır; o
    ağaçtaki kuşa sapanla taş atılır. Senden de sapanlar o taşı atmanı beklerler, ama sapanla o taşı atmak
    bir görevdir. Erkek olduğun için kuşu düşürmek zorundasın. Bu şekilde devam eder ve bu baskıyı insan
    içinde çok büyüktür. Eğer kendini kabullenmezsen, bunu bir noktaya kadar saklarsın. Sonra birkir ve
    büyük bir patlamaya dönüşür. Bu patlama, ya bir intiharla biter, ya da eğer erkekse, aşırı feminen
    şekilde ortaya çıkar. Feminen olan insanlara baktığınız zaman, genellikle, 15-16 yaşına kadar normal
    yaşamış, sonra birden değişmeye başlamıştır. Bu, büyük bir kesimin tamamen kendi içinde yaşadığı
    patlamadan kaynaklanır. Feminenlik savaşılması çok daha zor birşey. Feminense eğer bir insan, onun için
    hayat çok daha zordur. Çünkü, nereye giderse gitsin, o yaftayı yapıştırılar üzerine. Ama bir yönden de
    keşke biraz da feminen olsam dediğim nokta var. Ben hep bu dertten yakınmışımdır. Bir insana eşcinsel
    olduğumu söylediğim zaman, ama sen normalsin. Feminen değilsin, yürüyüşün normal, jime giden bir
    adamasın, çevresinde kız olan bir adamsın, diyorlar. Bu kalıp, zaten en büyük sorunlardan bir tanesi.
    Eşcinsel dediğin zaman, sürekli kırıtan normalden daha kadın gibi olan teması geliyor akla. Ama işte
    öyle değil.

    KIBRIS: Peki yakışıklı bir çocuksun. Kızların ilgisini reddetmek zorunda kalıyor musun?

    CEVAP: Oldu. Hatta geçtiğiiz hafta, sürekli gittiğim bir market var, orada kasiyer kız, sürekli
    geliyorsun buraya, yan kasadaki arkadaşım, senden çok hoşlanıyor, telefon numarını versene O’na dedi.
    Ben de teşşekkür ederim, ilgilenmiyorum dedim. O da kızarkadaşın mı var, diye sordu. Ben de hayır,
    erkek arkadaşım var dedim. Şaşırdı. Ama hiçbir kadın aptal değildir. Kadınlar çok akıllı yaratıklardır.
    Bunu ilk anlayan kadınlardır, herzaman. Genellikle normal erkeklerin yaklaştığı gibi yaklaşmaz eşcinsel
    erkekler, kadınlara. Zaten eşcinsel erkeklerin etrafında çok fazla kadın olmasının bir sebebi de budur.
    Bir anda, en yakın arkadaşı olabilirsiniz. Çünkü tehlikesizsiniz. Ve duygusal anlamda, onları daha iyi
    anlıyorsunuz. Ama bizim için gerçek bir beraberlik yakalamak çok zordur. Çünkü bu bir tabudur ve
    gecelik olarak görüyorlar, insanlar birbirini. Sonradan tanımak istemiyorlar genellikle. O yüzden,
    samimiyetin, sahiplenmenin ve birşeyler paylaşmanın değerini çok iyi biliriz. Birçok eşcinsel birçok
    heteroseksüelden bu yüzden çok daha sadık ilişkiler yaşar.

    KIBRIS: Senin vermek istediğin özel bir mesaj var mı? İnsnalar bu röportajı neden okusunlar, ya da ne
    anlamalıdırlar bu röportajdan, mesela?

    CEVAP: Hasta değiliz. Bu bulaşıcı birşey değil. Bu sadece, bazı özel durumlarda, sonradan gelişen bir
    tercih olabilir. Ama normalde doğuştan olan birşeydir. Umarım bizim toplumumuz da insanları olduğu gibi
    kabullenmeyi öğrenip, en azından araştırmayı bıraksınlar. Bu bir özenti değil.

    KIBRIS: Yani bu röportajı okuyan herhangi biri, sırf özendiği için bunu düşünmeyecektir?

    CEVAP: Tabii canım. Kesinlikle, benim konuşmamın sebebi, insanlara şirin gözükelim, güzel gözükelim de
    değildir. Bu sonradan oluncak birşey olmadığı için de vicdanen çok rahatım. Hiçbir çocuk, bunu
    okuduktan sonra özenmeyecektir. Zaten bunu diyen bir insan varsa, o da sapkınlıktır. Kendi içinde
    bastırılmış sorunları var, demektir. Onun dışında, bu röportajı okurken, Allah kahretsin, toplum buraya
    kadar geldi diyecek çok fazla insan olduğunu da biliyorum. Lanet olsun, çıkıp konuşuyor, bunlar. Benim
    oğlum olsa, öldürürüm herhalde, diyen insalar var. Ki, benim babam da bunlardan bir tanesi. Ama konuyu
    doğru temellerde düşünmeye çalışsın en azından bu insanlar da. Bundan bir süre önce bir araştırma
    okumuştum. Eşcinseller, genellikle çok başarılı insanlar oluyorlar. Çünkü toplum bizi kabullenmediği
    için kendimizi ıspatlama savaşı içindeyizdir. Herzaman yaptığımız işin, en tepesine çıkana kadar
    çalışırız. Bugün, dnyanın en büyük tasarımcılarının, modacılarının, adını dünya çapında duyrmuş yabancı
    ya da Türk, çeşitli meslek grubundaki insanların büyük bir bölümü, biraz da bu sebeplerle eşcinseldir.

    KIBRIS: Çok teşekkürler, bizimle konuştuğun için.

    CEVAP: Ben teşekkür ederim.

    DOÇ.DR. EBRU ÇAKICI (Psikiyatri Uzmanı)

    Eşcinsellik kesinlikle bir hastalık değildir. Biz eşcinselliği cinsel bir yönelim olarak görüyoruz.
    Genelikle bize bu konuda başvuran ailelere de durumu anlatırken, tercih yerine, “doğuştan gelen bir
    yönelim” demeyi tercih ediyoruz. Çünkü tercih dediğiniz zaman, “tercihse, değişebilir” diye
    düşünüyorlar. Oysa öyle değil. Nasıl bir kadının, karşı cinse bir yönelimi varsa ve bunu ne kadar
    uğraşsak da hemcinsine yöneltmek mümkün değilse, bu da böyle bir şey. Değiştirilemez, tedavi edilemez.
    Genellikle aileler durumu keşfettiklerinde, ilk bize başvuruyorlar. Neden diye sorguluyorlar. Bugüne
    kadar nedeni net bir şekilde açıklanamamış. Bazı durumlarda, çocuklukta yaşanan travmatik olaylar da
    belirleyici olabiliyor. Alınması gereken yeterli erkek modelinin olmaması da sebep olabiliyor. Ama
    temelde bu bir yönelimdir. Yapılan araştırmalarda, herhangi bir biyolojik farklılık tesbit edilmemiştir.
    Toplumda, eşcinsellik genellikle cinsel sapıklık olarak algılanıyor ve “aman çocuğumdan uzak dursun”
    tepkisi veriliyor. Bu böyle değil. Biz toplum olarak, modern görünüyoruz, ama tutucuyuz ve dışlıyoruz.
    Bir eşcinsel için ise, bu bir depresyon ve travma sebebi. Onları en derinden etkileyen şey ise,
    aileleri tarafında dışlanmak. Oysa herhangi bir kişilik özelliğini kabullenir gibi, cinsel yönelimini
    kabullenen herkes, çok daha sağlıklı yaşar.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 12:14 on 30 January 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Hastalık   

    Eşcinsellik zihinsel bir hastalık mıdır? 

    Hayır, lezbiyen, eşcinsel ve biseksüel oryantasyonlar bozukluk değildir. Araştırmalar, bu cinsel yönelimlerin hiçbiriyle psikopatolojinin hiçbiri arasında bir ilişki bulamadı. Hem heteroseksüel davranış hem de eşcinsel davranış, insan cinselliğinin normal yönleridir. Her ikisi de birçok farklı kültürde ve tarihsel çağda belgelenmiştir. Rahatsız edilmiş, eşcinsel ve biseksüel insanları rahatsız eden klişeleşmiş klişelerin devam etmesine rağmen, onlarca yıl süren araştırma ve klinik deneyimler, bu ülkedeki tüm genel tıbbi ve zihinsel sağlık kuruluşlarının bu yönelimlerin normal temsil ettiği sonucuna varmasına neden olmuştur. insan deneyiminin formunu. Lezbiyen, eşcinsel ve biseksüel ilişkiler, insan bağlarının normal formlarıdır. Bu nedenle, bu ana akım örgütler uzun zaman önce eşcinselliğin amental hastalık olarak sınıflandırılmasını terk etti.

    Amerikan Psikologlar Birliği

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 03:41 on 24 October 2005 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Hastalık, ,   

    Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar 

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (CYBH), cinsel ilişki ile geçen enfeksiyon hastalıklardır. En sık rastlanan enfeksiyon hastalıklar grubunda yer alırlar. Bu hastalıkların tedavileri için harcanan paralar, ülkelerin sağlık bütçelerinde anlamlı yer tutmaktadır. Büyük yükler getirmektedir. Bu hastalıklardan korunmakta en etkin yol, her tür cinsel ilişkiden kaçınmaktır. Bunun iyi bir seçenek olmadığı açıktır. Eğer cinsel yaşamda aktif iseniz sizi koruyacak bir çok yöntem vardır.

    Her eşin de tek eşli olduğu, tek eşlilik
    Erkeklerin kondom (prezervatif, kaput) kullanması
    Eğer damar yolu ile ilaç alıyorsanız mutlaka steril enjektör ve iğne kullanımı
    Düzenli check-up yaptırmak ve CYBH kontrolleri yaptırmak
    CYBH bulgularını bilmek ve bu konularda da dikkatli olmak
    Adet dönemlerinde cinsel ilişkiden kaçınmak
    Anal ilişkiden kaçınmak veya erkeğin kondom kullanması

    Herşeye rağmen CYBH semptomlarını fark ederseniz yapmanız gereken ilk iş, doktorunuza gitmektir.

    Doktorunuzun vereceği tedaviyi tam olarak uygulamalısınız.
    Eğer emzirdiğiniz bebeğiniz varsa memeden kesin.
    Cinsel ilişki yaşadığınız kişileri bilgilendirin, onların da en kısa zamanda tedavi almalarını sağlayınız.
    Tedavi süresince ve doktorunuzun belirleyeceği zamana kadar cinsel ilişki kurmayın.
    Tedavi bitiminde, tedavinin başarısını testler ile takip ettirin.

    CYBH genelde 25 yaş ve altı gençlerde sık görülmektedir.

    CYBH Bulguları

    Günümüzde 20 den fazla CYBH tanımlanmıştır. En sık rastlanan CYBH ve bulguları aşağıda verilmiştir.

    AIDS (Acquired Immune Deficiency Syndrome)
    Bu hastalık insanların enfeksiyon hastalıklara karşı direncini yok eden, İnsan İmmünyetmezlik Virüsü (HIV) tarafından yapılır. Bu hastalığa yakalanan kişiler enfeksiyon hastalıklara karşı savunmasız kalırlar. Bir çok hayatı tehdit eden hastalık ve bazı tip kanserler bu hastalarda görülür. Normalde hastalıklara neden olmayan bazı enfeksiyon ajanları bu kişilerin hayatını tehdit edici hastalıklar oluştururlar. HIV virüsü insanlara cinsel ilişki ve kanlı ortamlarca taşınır. Aynı iğnenin kullanılması, aynı pedikür makasının kullanılması, berberlerde jilet değiştirilmemesi hastalığın yayılmasına neden olabilir.

    Human Papilloma Virüsü (HPV)
    Cinsel organlar ve çevresinde siğil benzeri oluşumlara neden olan bu virüs kadınlarda cervix (uterus girişi) kanserlerinin de önemli sebeplerindendir. Virüs cinsel ilişki ile geçer.

    Chlamydial Enfeksiyonlar
    En sık rastlanan CYBH’tır. Hem erkeklerde hem de kadınlarda görülür. Akıntı ve idrar sırasında yanma, en sık görülen bulgularıdır. Kadınlarda tedavi edilmeyen hastalarda PID görülür. Bu enfeksiyonu taşıyan birçok kişide hiç bir rahatsız edici bulgu yoktur ve doktora başvurmazlar.

    Gonorrhea (Bel Soğukluğu)
    Gonerrhea da vagina veya penisten akıntı olur. İdrar yapmak zor ve ağrılıdır. Kadınlarda eğer tedavi edilmezse PID, ektopik gebelik (dış gebelik) ve kısırlığa neden olabilir.

    Genital Herpes
    Herpes Simplex virüsü neden olur (HSV). Sıklıkla genital bölgelerde ağrılı açık yaralar ve küçük su toplamaları şeklindeki yaralar görülür. Bu yaralar oluşmadan bölgede yanma ve kaşıntı hissi olabilmektedir. Genital Herpes yaraları birkaç hafta içinde iyileşseler de virüsler vucutta kalmakta ve daha sonra tekrar tekrar hastalığa neden olabilmektedir. Genital Herpes gebelik ve doğum sırasında bebek için ciddi tehlikeler yaratabilir.

    Sifiliz (Firengi)
    Bu hastalığın ilk bulgusu, kadınlarda vagina da, erkeklerde ise penis ucunda ağrısız bir yaranın belirmesidir. Bu hastalığın tedavisiz bırakılması, hastalığın çok ilerlemesine ve sinir sistemi, kalp dolaşım sistemi gibi hayati sistemleri tutmasına neden olabilir.

    Amerikan Ulusal Alerji ve Salgın Hastalıklar Enstitüsü tarafından açıklanan diğer CYBH listesinde;

    Bakterilerin neden olduğu vagina enfeksiyonları
    Şankroid
    Sitomegalo virüs enfeksiyonu
    Granüloma İnguinale
    Lymfogranüloma Venerum
    Molloscum Contagiosum
    Trichomoniasis
    Vagial mantar enfeksiyonları
    Uyuz

    bulunmaktadır.

    Kadınlar da CYBH en sık PID, cervix kanseri ve doğumda anneden bebeğe hastalığı bulaması ile anlaşılmaktadır. Bu hastalıkların erken tanıları tedavi başarısını büyük ölçüde arttırmaktadır.

    kadinlar.com 12 Ekim 2005

     
c
Compose new post
j
Next post/Next comment
k
Previous post/Previous comment
r
Cevapla
e
Düzenle
o
Show/Hide comments
t
En üste git
l
Go to login
h
Show/Hide help
shift + esc
Vazgeç
WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın