Tagged: Eşcinseller Toggle Comment Threads | Tuş takımı kısayolları

  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 14:06 on 20 September 2019 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Eşcinseller,   

    Eşcinsel Çift Nefrete Karşı Öpüştü 

    Dindar Hristiyanların kasabalarında sahnelenen oyunu protesto etmeleri üzerine bir eşçinsel çift protestocuların önünde öpüştü.

    LGBTİ+ temalar içermesi nedeniyle, kamuoyunun ahlakını bozduğu iddiasında bulunan müzikali protesto eden dini bütün protestoculara en iyi yanıtı bir eşcinsel çift verdi.

    Klasik kült filmler arasında gösterilen Rocky Horror Picture Show’dan uyarlanan Rocky Horror Show İngiltere, Chester’daki Storyhouse tiyatrosunda sahnelendi. Ancak şov başlamadan önce bir grup muhafazakar Hıristiyan, “Günahlarınızın sizi bulacağından emin olun” yazılı pankartlarla tiyatronun dışında protesto edildi.

    Zion Tabernacle Protestan Evanjelist Kilisesi üyeleri, gösteriyi, “aşağılık, cinsel içerikli, dine aykırı” ve  “ Tanrı’ya saldıran” şekilde tanımladılar. 

    Ülke çapında turnede olan gösteri, geçen ay başka bir şehirdeki bir papaz tarafından da “halkın ahlakını bozduğu” yönünde eleştirilmişti. 

    Müzikali izlemeye giden eşcinsel çift Joe Fergus ve Robert Brookes ise göstericilere cevap vermeye karar verdi.

    Cheshire Live’a konuşan Fergus, “ protestocuların gösteriyle ilgili yaygara çıkarttığını ve bağırmalarını duydum.” 

     “ Nefretten asla nefretle kurtulamazsınız. Bu yüzden ortama biraz aşk ve mutluluk yaymaya karar verdik. Prostestoculardan birisinin “ ohhh bu çok şirin, çok hoş , sen gerçekten çok kötüsün!” dediğini duydum. 

    Herkesin fikirlerine saygı duyuyorum.  Ancak tek istediğim yargılanmadan, istediğim her yerde,  erkek arkadaşımlı öpüşebilmek. Buna hakkımız var ve bunun için savaşıyoruz. ”

    Yerel bir LGBTİ+ kuruluşu olan Chester Pride, Facebook’ta #SpreadLOVENotHate etiketiyle öpücüğün fotoğrafını yayınladı.

    Chester Pride başkanı Warren Allmark, “Herkesin protesto etme hakkının olduğunu kabul ediyoruz. Fakat toplumumuzda LGBTİ+ bireylerin kabulünü geliştirmek için tüm yıl boyunca yaptığımız değerli çalışmalara aykırı olan nefret dolu mesajları kabul etmiyoruz” şeklinde açıklama yaptı. 

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 17:49 on 12 September 2019 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Eşcinseller, , Leonard Matlovich   

    Eşcinsel çavuş Hava Kuvvetlerine meydan okuyor 

    Vietnam Savaşı gazisi, Hava Kuvvetleri Çavuşu Leonard Matlovich, eşcinselliğini açıkça ilan ettikten sonra, hava kuvvetleri tarafından terhis ediliyor. “Ben bir eşcinselim” başlığıyla Time dergisinin kapağında üniformasıyla görünen Matlovich,  ABD ordusunda eşcinsellere yönelik yasağı zorluyordu.

    1979 yılında, hava kuvvetlerine karşı açtığı davayı kazandıktan sonra, terhisi “onurlu terhis” olarak yükseltildi.

    22 Haziran 1988’de öldüğünde Washington DC’deki Kongre Mezarlığı’nda askeri onur töreniyle toprağa verildi.

    Mezar taşında, Eşcinsel Vietnam Gazisi,  *”Ordudayken iki erkeği öldürdüğümde bana madalya verdiler; bir erkeği sevdiğim için ordudan attılar.” yazıyor.

    [spacer style=”1″]

    *When i was in the military they gave me a medal for killing two men and a discharge for loving one.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 22:43 on 26 January 2019 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Eşcinseller, , Grindr, Grindr APK, Grindr APP, Hornet, Hornet APK, Hornet APP, Mobil Uygulama, Mobil Uygulamalar   

    Grindr, Gay Tanışma Uygulaması Üzerinden Şantaj Yaptı 

    İngiltere’de meydana gelende olayda, annesinin kafesinde çalışan 43 yaşındaki Daniel Brown, Grindr isimli gay arkadaşlık uygulaması üzerinden tanıştığı 17 yaşındaki bir çocuğa çıplak fotoğraf göndermesi için şantaj yaptı. Daniel Brown isimli şahıs şantaj gerekçesiyle tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    neoldu.com’da yer alan habere göre, Croydon yakınlarındaki Kenley’den 43 yaşındaki Daniel Brown Grindr’daki 17 yaşında bir çocukla tanıştı. İkilinin sohbeti ilerletmesinin ardından 17 yaşındaki çocuk Brown’a cinsel içerikli fotoğraflar gönderdi.

    Aradan geçen sürenin ardından Brown çocuktan sürekli fotoğraf istemeye başladı. Çocuk ise baskıdan bunalıp Brown’a konuşmak istemediğini belirtti.

    Çocuğun bu sözlerine sinirlenen Brown “Eğer bana fotoğraf göndermeye devam etmezsen bu fotoğrafları internete yükleyip, ailene ve arkadaşlarına gönderirim şeklinde şantaj yapmaya başladı.

    Bunun üzerine çocuk polis ekiplerine giderek bu durumu ortaya çıkarttı.

    Brown ilk ifadesinde her şeyi reddetse de sonradan suçunu kabul edip çocuğa ve ailesine özür mektubu yazdı. Hakim ise bu durumu kabul etmeyip, Brown’un bir süre rehabilitasyona gitmesini ve ardından bir yıl kamu hizmetinde bulunmasını hükmetti.

    26.10.2019

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 01:40 on 28 September 2017 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Belgesel, , Eşcinseller, , , Sinema Filmi   

    Eşcinsel Sinema Filmleri ve Belgeseller 

    Pembe Filmler’den derlenen LGBTİ+Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks” + temalı sinema filmleri ve belgeseller..

    Philadelphia (1993)
    Philadelphia
    Tür: Dram
    Konu: Eşcinsel ve işinde başarılı bir avukat birgün AIDS virüsü taşıdığını farkediyor. Çok geçmeden çalıştığı hukuk bürosundaki işine de sudan bir sebepten dolayı son veriliyor. Şirketin patronu ile arasının çok iyi olmasından dolayı buna çok şaşıran avukat, şirketi ve patronu aleyhine mahkemeye dava açmaya karar veriyor. Böylece AIDS kurbanın bir insanın toplum içindeki yerini sorgulayan bir dava da başlamış oluyor. AIDS konusu üzerine yapılan en etkili filmlerden olan “Philadelphia” klasik bir mahkeme filminin AIDS konusuna uyarlanmış hali aslında. Tom Hanks’a Oscar kazandıran filmde onun avukatını Denzel Washington, sevgilisini de Antonio Banderas oynuyor.

    Naissance Des Pieuvres (2007)
    Nilüferler
    Tür: Dram
    Konu: Floriane yüzme takımı üyesi, alımlı, sarışın ve mükemmel vücutlu bir kız. Küçük ve erkeksi olan Marie içe dönük ve utangaç. Gözlemlemeyi sevenlerden. Anne’in ise kilo problemi var ve biraz dertli ama aynı zamanda lafını esirgemeyen ve dışa dönük bir tip. Anne, gözleri Floriane’dan başkasını görmeyen bir erkek yüzücüye “abayı yakmış”. Bu üç kızın arasındaki ilişki, duyguların yüzme havuzunun ışıltılı ve kuralcı ortamından soyunma odalarının ve yatak odalarının kişisel alanına geçip, arzunun ve kıskançlığın karanlık dehlizlerinde dolaşmaya başlamalarıyla birlikte farklı bir boyut alır.

    Yetişkinliğe has özel hayat çelişkileri, kamuya açılıp ergenliğin güvenli dünyasını istila edince ayarlar bozulur… Paris’in hemen dışındaki bir banliyöde geçen Nilüferler senkronize yüzme dünyasından gelen birbirinden çok farklı üç kızın içinden geçtikleri duygusal aşamaları takip eden bir film.

    Transamerica (2005)
    Transamerika
    Tür: Dram, Komedi, Macera
    Konu: Son ameliyatına birkaç gün kala transseksüel Bree (doğum adıyla Stanley), hayatında erkek olarak girdiği tek cinsel ilişkinin ürünü olan oğlu tarafından telefonla aranır. Oğlu hapishanededir ve birisinin onu çıkarması gerekmektedir. Bree konuyu hemen geçiştirerek telefonu kapatır. Ancak psikiyatrı buna izin vermez, erkek geçmişinin son cilvesiyle yüzleşmeden ameliyat olmasını uygun bulmaz. Psikiyatrı ameliyatı için gereken imzayı atmadan önce bu yolculuğu ona şart koşar. İsteksiz ve sinirli bir şekilde Los Angelas’dan New York’a gidip yeni tanıştığı oğlu Toby‘i bir dolar ödeyerek hapisten çıkaran Bree’nin tek amacı bu yakışıklı, kokain problemi olan çocuğu üvey babasına teslim edip yoluna devam etmektir. Toby ise Kiliseler Birliği’nden geldiğini öğrendiği bu iyi yürekli Hıristiyan kadınla Los Angelas’a film endüstrisinin kalbine doğru yola çıkmak ister. Arabayla doğudan batıya doğru Amerika’yı bir ucundan diğer ucuna takip eden yolculuğa çıktıklarında başlarına beklenmedik olaylar gelecektir.

    Priscilla, Queen of the Desert (1994)
    Priscilla Çöller Kraliçesi
    Tür: Dram, Komedi, Müzikal
    Konu: İşte geldiler. Zafer kazandılar. Muhteşem görünüyorlar. Son derece yaratıcılar, hayret verici görüntüleriyle ve kimseyle karşılaştırılamayacak türden eğlenceli halleri ile bu mutheşem üçlü çölün büyük boşluğuyla mücadele ediyor. 1994 yılında en iyi kostüm dalında Oscar ödüllü kazanan bu yapımda deneyimli aktör Terence Stamp (Yıldız Savaşları), Hugo Weaving (Matrix), ve Guy Pearce (Los Angeles Sırları) son derece gülünç, sudan çıkmış balığı andırdıkları ve kalbe dokunan performanslarıyla bu güne kadar yapılmış en çılgın filmde bir araya geliyor.

    Tick avustralyanın eşcinsel cennetinde, tuhaf makyaj malzemeleri satıp Adam ile drag queen showu yapan revü yıldızıdır. bir gün aldığı telefon onu avustralya’nın tam merkezindeki bir kasabaya davet etmektedir. bu sırada eski dostu transseksüel Bernedette’in uzun aşkının ölümü üzerine ona destek olur. onu da alıp eski günlerdeki gibi bir seyehat herkese iyi geleceğini düşünür. gruba Adam da katılır. hatta olaya eski bir otobüsü de katar. artık sahne isimleri ile Mitzi, Felicia ve Bernedette için renkli bir yolculuk başlamıştır. molalarda uğradıkları yerlerde önce tedbirli karşılansalar da içlerindeki sıcak ve sevimli kişiliklerini çabuk gösterirler. taa ki otobüsleri bozulana kadar… başka bir molada Adamın dengesiz bir hareketi onu tehlikeye atar, neticede grup yaşlı ama bir o kadar sevecen makina teknisyeni Bob’u kazanır. ekip tüm kıtayı aşıp hedefe yaklaşırken Tick’in eskiden evli olduğunu hatta bu evlilikten bir çocuğu da olduğunu öğrenir. davet eden de orada otel işleten ayrı yaşadıkları eşidir. hedefte nasıl bir tepki göreceklerinin merakı bir yandan stil ve renk telaşı diğer yandan onları kendi kimlikleri ile yüzleşmeye götürür. Darg Queen olmak utanılası ve eşten evlattan çevreden mahçubiyetle uzaklaşılmaya bir sebep olmadığını göstermek zorundadırlar. karşılaşacakları sonuç ise onları da şaşırtacaktır.

    Lola + Bilidikid (1999)
    Lola ve Bilidikid
    Tür: Dram
    Konu: 16 yaşındaki Murat, Berlinli, Türk ve eşcinsel ve deneyime aç bir genç. Murat’ın ailesinde ipler, ağabeyi Osman’ın elinde, Osman’ın bir numaralı yasası ise, başka erkekleri seven erkeklerin birer utanç vesilesi olduğu. Murat buna rağmen, tutkulu bakışlara ve kendisiyle benzer düşüncedekilere rastlama fırsatı yakalamak için, her gece parklara çıkarak piyasa yapıyor. Sonunda kendini kiralık Türk oğlanlar ve travestilerden oluşan ikilemlerle dolu bir altkültüre saplanmış buluyor.

    Bu dünya, Murat için yeni bir yuva oluşturuyor. Tıpkı Murat gibi Türk olan Lola, bir travesti şovda şarkıcı olarak sahne alıyor. Lola ve Murat neredeyse ilk andan itibaren son derece sıcak bir dostluk kuruyorlar; ne var ki Lola, Murat’ın ağabeyi Osman’la ilgili bir sırrı saklıyor.

    Eating Out 2 (2004)
    Yesinler Seni 2
    Tür: Komedi, Romantik
    Konu: İlk Amerikan gey “devam” filmi, entrikalarıyla ve arzuların dayanılmaz hafifliğiyle karşımızda. 2004 yapımı ilk filmin gördüğü büyük ilginin ardından çekilen Yesinler Seni 2 bu kez beklediğinizden daha fazla tansiyon, eğlence, kahkaha ve elbette bol miktarda görsel şölen (!) vaat ediyor.

    Ön-aldatma nedir? Kısaca özetlemek gerekirse mevcut sevgiliden ayrılmadan önce bir sonraki sevgiliyi belirleme durumu. Seks müptelası oldukları rahatlıkla söylenebilecek olan tatlı-kaçık üçlü Kyle, Gwen ve Tiffani bu kez kız ya da erkek tüm okulun gözünü üzerine diktiği çıplak model Troy’u yatağa atmaya karar verir. Kyle’ın Troy’u tavlayabilmesinin yolu ise straight numarası yapmaktan geçiyor. Diğer yandan Kyle’ın eski sevgilisi Matt ise bu planı altüst etmeye ve Troy’u kendi gey kimliğinden ödün vermeden elde etmeye çalışmaktadır.

    Peki bu yarışta Tory’u ilk kim elde edecek? Yesinler Seni 2’nin erkek-erkek, kız-erkek kombinasyonları ile şekillenen biseksüel dünyasında hedef çıtaları yükseliyor, cinsel sınırlar yok oluyor ve sonuçlar asla beklendiği gibi olmuyor!

    Kinky Boots (2005)
    Müstehcen Çizmeler
    Tür: Dram, Komedi
    Konu: Son derece eğlenceli ve orijinal müstehcen çizmeler, uyum sağlamanın tek yolunun pes etmemek olduğunu ispatlayan ve mutlaka görmeniz gereken bir film! Price ailesi nesillerdir son derece kullanışlı ve muhafazakar erkek ayakkabıları imal etmektedir. Fakat aile işini iflastan kurtarmak için genç Charlie

    8 my Point resistent canadian pharmacy . Dripping a last, canada pharmacy online where product weeks nothing no prescription pharmacy cracked use product.
    Price, yeni ve sıradışı bir tasarım danışmanına başvurmak zorunda kalır: Göz alıcı ve vahşi sitili ile tozlu eski dükkana taze bir nefes getiren seksi bir travesti şarkıcı!

    Flawless (1999)
    Kusursuz
    Tür: Dram, Komedi
    Konu: Homofobik bir adam, eşcinsel komşusunun yardımına muhtaç kalırsa ne olur?

    Emekli güvenlik görevlisi Walt’ın, bir grup hırsızı kovalarken geçirdiği bir kaza sonucu, ses telleri zedelenir ve konuşma yeteneğini kaybeder. Terapisinin bir parçası olarak şarkı söyleme dersleri de alması gerekir ama ona bu konuda yardımcı olabilecek tek kişi, eşcinsel komşusu Rusty’dir.

    Homofobik Walt’ın ezelden beri hiç hoşlanmadığı Rusty’le girmek zorunda kaldığı zorunlu diyalog, zamanla aralarında bir dostluğun gelişmesine neden olur.

    Sommersturm (2004)
    Yaz Fırtınası
    Tür: Dram, Komedi, Romantik
    Konu: Tobi gizliden gizliye en yakın arkadaşına aşıktır; ancak 15 yaşın o körpe hallerinde bunu kabul etmek hiç de kolay değildir. Ufak tefek ittirmelerle yaşanan keyifli anlar ise bir tehdit unsuru oluşturmamaktadır; her şey gizli ve kontrol altında ilerlemektedir. Ama büyük yarışa hazırlanmak için kürek takımıyla kampa gidildiğinde, doğanın ve hormonların çağrısına yanıt vermemek güçleşir ve kamp günleri Achim’in kız arkadaşının iki oğlanın arasına girmesiyle gerginleşir. En yakın arkadaşından ne istediğini tam olarak kestiremeyen Tobi’nin kafası, kampa eşcinsellerden oluşan bir kürek takımının gelişiyle iyice karışır. Cinsel gerilim artar ve Tobi, Achim ve diğer takım arkadaşları yaklaşmakta olan yaz fırtınası kadar şiddetli, ancak bir o kadar da özgürleştirici yüzleşmeler yaşamak zorunda kalırlar. Seksi delikanlıların, gerçekçi diyalogların ve çarpıcı bir sinematografinin öne çıktığı bu cesur film, izleyiciler arasında birçok kalp kıracak ve seyirciyi kendisine bağlayacaktır.

    Chuecatown (2007)
    Oğlanlar Şehri
    Tür: Gerilim, Komedi
    Konu: İspanyol sinemasının ünlü yüzlerini komedi temasında bir araya getiren Chuecatown, eşcinsel şişman, sevimli ve kıllı dünyası Bears üzerine odaklanıyor. Seri katilin yakalanması için Chuecatown’da (Oğlanlar Şehri) bir koşuşturmacaya şahit olacağız.

    Gohatto (1999)
    Tabu
    Tür: Dram, Tarihi
    Konu: 1865 yılında, Kyoto’da, seçkin bir samuray birliğine bağlı samuraylar arasındaki eşcinsel eğilimler ve aşk ilişkileri… Usta Japon yönetmen Nagisa Oshima filmi için şöyle konuşuyor: “Bir grup erkeğin birlikte yaşadığı her yerde eşcinselliğin bazı yönleri daima varolur.” Bu tabu tema etrafında dönen filmde başrolde Takeshi Kitano yer alıyor.

    Milk (2008)
    Milk
    Tür: Biyografi, Dram
    Konu: Hollywood’un en duyarlı yönetmenlerinden Sean Penn, kâh Irak savaşına karşı çıkmış, bazen de işçi sınıfı lehinde açıklamalar yapmış, tercihini her zaman ezilenler lehinde kullanmakta beis görmeyen, sinemanın yüz akı bir sanatçı olmasıyla maruftur. Milk ile de, duyarlı olduğu bir diğer konu, gey hakları konusunda idol addedilen Harvey Milk’in yaşamını beyazperde’ye aktararak yine farkını gösteriyor. 1977’de, Harvey Milk San Francisco Şehir Meclisi’ne seçilerek Amerika’da eşcinselliğini saklamadan bir devlet kadrosunda üst düzey yöneticiliğe seçilen ilk kişi olmuştur. Zaferi, sadece eşcinsel hakları adına önemli değildi. Politik alanda koalisyonlar peşindeydi. Yaşlı vatandaşlardan sendikalı işçilere kadar herkes için, Harvey Milk bir uğurda savaşmanın anlamını değiştiren, 1978’de ölümüne kadar da tüm Amerikalıların kahramanı haline gelen biri oldu. Sean Penn’e ikinci Oscar’ını kazandıran film, aynı zamanda en özgün senaryo ödülüne de sahip oldu.

    Dönersen Islık Çal (1993)
    Whistle If You Come Back
    Tür: Dram
    Konu: Beyoğlu’nun arka sokaklarında barmenlik yaparak yaşamını sürdüren bir cüceyle, fahişelik yapan bir travestinin dramatik öyküsü. Toplumun dışladığı bu iki marjinal tipin tanışması karanlık ve pis sokakların birinde gerçekleşir. Cüce (Mevlüt Demiryay), iş çıkışı evine dönerken, sokak serserilerinin saldırdığı ve gerçek bir kadın sandığı travestinin (Fikret Kuşkan) hayatını kurtarır. Gerçekte onu kurtaran, cücenin, o tehlikeli sokaklarda ve gecenin karanlığında kendisini korumak için boynunda taşıdığı düdüktür. Düdük seslerini duyan serseriler kaçıştıktan sonra, travestiyi evine alır. Ne var ki, evinde misafir ettiği ‘kadın’ın aslında bir erkek olduğunu anlayınca büyük bir şaşkınlık geçirir. Ama, yaşamını tek başına, yalnızlığını ise balkonundaki köpekleri ve boynundaki düdüğüyle paylaşarak sürdüren cüce ile, başlangıçta iğrendiği, nefret ettiği travestinin arasında duygusal bir dostluk gelişecektir. Bu güzel dostluk ne acıdır ki, o çirkin dünyanın, sonunda onları birbirlerinden ayırana dek sürecektir…

    To Wong Foo Thanks for Everything, Julie Newmar (1995)
    To Wong Foo Thanks for Everything, Julie Newmar
    Tür: Komedi
    Konu: Stil sahibi olmak ve sanatı hayatına giyebilmek seçkinliği tarif eder. Drag Queen olmak ise bu ifadeden başlayıp rüküş ve ucuz olmaya kadar uzanan geniş yelpazede kaliteye yönlendirilsin özendirilsin diye yarışmalarla desteklenmektedir. Uzun adı ile “To Wong Foo, Thanks for Everything Julie Newmar” tüm zamanların en güzel Drag Queen temalı komedilerinden birisidir.

    Film Noxi ve Vida’nın Kalifornia daki büyük Drag Queen yarışmasının New York elemelerini kazanmaları ile başlar. Chi-Chi’de onlara ilave olur. Fakat bu sefer ekibin yolculuğu yapabilmesi için uçak biletlerini nakte çevirmesi gerekir. Bu onlara yolculuğu karada götürecek konforu sağlamaz. Yola ikinci el eski bir cadillacla çıkarlar. Onlardan yolda yararlanmak isteyen korucu ile başları derde girer. Ardından araba garip bir kasaba yakınlarında bozulur. Kasaba halkı ile iletişim kurmakdan öte kısa zamanda kaynaşırlar. Öte yandan korucu şerif Dollard onları aramakdadır. Bulduğunda ise kasabada saklanan Drag Queenler yerine, Drag Queen bir kasaba ile karşılaşır! Kasaba bu işi çözüp, onlar Hollywood Kaliforniya’ya vaktinde ulaşabilecekler midir? Bir zamanların mükemmelliğin simgesi Julie Newmar’ın çin lokantasına teşekkür imzalı fotosu onların icon’u olacak ve yol boyunca Chi-Chi kadın elbisesi giyen oğlandan, giydiğine stil veren bir hanımefendiye dönüşecekdir.

    My Beautiful Laundrette (1985)
    Benim Güzel Çamaşırhanem
    Tür: Dram, Komedi, Romantik
    Konu: “Benim Güzel Çamaşırhanem”, Thatcher Dönemi İngiltere’ sindeki marjinal kültürleri inceliyor. 1980’ li yıllarda, Güney Londra’ nın Pakistanlıların yaşadığı kesiminde geçen filmde, okul arkadaşı olan iki genç, Johnny ve Ömer’in aşklarını anlatıyor.

    İşçi sınıfından olan Johnny’ nin (Daniel Day Lewis), göçmenlerden nefret eden “National Front” isimli faşist bir gruptan arkadaşları vardır. Eşcinsel Pakistanlı Ömer (Gordon Warnecke) ise, vaktinin çoğunu yatağında geçirmek zorunda olan babasıyla yaşamaktadır.

    Ömer’in zengin amcası Nasser (Saeed Jaffrey), akrabalarına yardımcı olmak amacıyla önce Ömer’e bir garajda iş bulur, sonradan da onu eski bir çamaşırhanenin başına geçirir. bu sırada tanışan Ömer ve Johnny, çamaşırhaneyi, neon ışıklarıyla süslenmiş, içinde bir akvaryum, video oyunları bulunan “Powders” isimli bir yere dönüştürmeye karar verirler. Johnny, çamaşırhaneyi, hayat çizgisini değiştirebilecek ve kendisine olan saygısını tekrar kazanmasını sağlayacak bir mkan olarak görmektedir. Oysa Ömer, bunu o kadar da önemsememektedir. Bir dönemin Londra hayatından ve insanlarından kesitler sunan filmde, Frears ve Kuresihi, sınıf, ırk, aile ve seks konularına neşeli bir bakış açısı getiriyorlar.

    The Broken Hearts Club (2000)
    Kırık Kalpler Kulübü
    Tür: Dram, Komedi, Romantik
    Konu: Dostlar arasındaki en kısa yol her zaman düz çizgi değildir. Kaliforniya tüm güzellikleri ile arkadaşlıklar için yeni sayfalar açar. Dennis, fotoğrafçı, dost canlısı ve eşcinseldir. 28. yaş günü kutlamak için toplandıkları gece neyi aradığını ve hayatını sorgulamaktadır. romantizm ve erotizm arasında dengeler artık sığınılacak emin bir limana işaret etmektedir.

    Benji, görünüşte punkçu ve jimnastik salonları müptelası bir gençtir ve bu tutkusu sık sık onun başını belaya sokmaktadır. Öbür taraftan sıkı bir psikiyatri öğrencisi olan Hawe ise eski erkek arkadaşının etkisinden kurtulamamaktadır. Yakışıklı Cole herkesin hayran olduğu biridir ama o kendisi ile sevgilidir. Patrick ise onun tam aksine kendine güvenmemesi yüzünden hep alay edildiğini sandığından çok sıkılmaktadır. Uzun süreli arkadaşlarını anlatıp duran ama hep yalnız yaşayan Taylor ise dert anası görüntüsünün üstesinden gelmek zorundadır. tüm ekibin adeta sığınağı durumunda olan lokantanın sahibi Jack olgunluğu ile hep denge sağlamaktadır… Bir de ekibe en son katılan çaylak Kevin aşk konusunda aceleci, hayat konusunda tecrübesizdir.

    Arkadaş grubu komedisi ve eşcinsel draması olarak keyifli bir film olan “kırık kalpler klübü”, hayatı ve neticesini tekrar düşündürüyor.

    Bent (1997)
    Kırık
    Tür: Dram, Romantik, Savaş
    Konu: Martin Shaw’ın ünlü tiyatro oyunundan uyarlanan bu film, Nazi Almanya’sında toplama kampına düşen iki eşcinsel erkeğin dostluğunu, yakınlaşmasını ve şartlar yüzünden platonizmden ötesine geçemeyen aşkını anlatıyor.

    Karakterlerden biri (Max) eşcinsel olduğu bilinmediğinden dolayı pembe üçgenli gömleği giymek yerine sadece Musevi işareti taşıyan bir gömlek giymeyi tercih ediyor. Eşcinselliği gururla taşıyan ve o durumda eşcinseller dışında başka bir gruba dahil olmanın pek bir avantajı olmayacağını fark eden Horst ise asla gururundan ödün vermiyor.

    Gerçekten söyleyecek bir şeyi olan, eşcinsel onur üzerine semboller ve kafa yormayı gerektirecek diyaloglar içeren bu film izlenmesi gereken klasikler arasında. Ancak filmin amacı izleyicileri ağlatmak değil, eşcinsellerin Nazi Almanya’sındaki durumunu gözler önüne sermek ve Nazi toplama kamplarındaki zulmün her tür azınlığa ayrım gözetmeden uygulandığını göstermek. Herhalde Nazi kampları, eşcinsellerin ayrımcılığa maruz kalmadığı nadir yerlerden biriydi.

    In & Out (1997)
    Vücut Dili
    Tür: Komedi
    Konu: En yakınınız, sevgiliniz veya evleneceğiniz kişi sizden çok önemli bir sırrını gizliyor. Üstelik bu seks ile ilgili bir sır. Büyük şehirlerde kendini saklamaktan çekinmeyen homoseksüellerin yanında küçük şehirde yaşadığı için normal bir vatandaş gibi gözüken bir öğretmenin komedisi “In and Out”… Bu eğlenceli filmin yönetmeni ise “Kirli Çürük ve Adi”, “Little Shop Of Horrors” ve “Peki ya Bob?” gibi nitelikli filmleriyle tanıdığımız Frank Oz…

    XXY (2007)
    XXY
    Tür: Dram
    Konu: Alex, annesi ve babasıyla birlikte Arjantin’den Uruguay’daki küçük bir balıkçı kasabasına taşınan on beş yaşında bir kızdır. Ancak, herkesin bildiği ama kimsenin sözünü etmediği bir sırrı vardır: Alex, çift cinsiyetlidir. Ailesinin hali vakti yerinde arkadaşlarının yeniyetme oğullarıyla birlikte ziyarete gelmeleri, herkes için bir kırılma noktası olacaktır. Yönetmenin bu ustalıklı ilk filmi, cinsiyet, cinsellik, toplumsal cinsiyet kimliği ve çocuklar anne-babalarından daha akıllı olduğunda tüm bu konularla baş etmenin güçlüğü üzerine parlak bir keşif yolculuğu.

    Prick Up Your Ears (1987)
    Kulaklarını Dik
    Tür: Biyografi, Dram, Komedi
    Konu: Joe Orton ile Kenneth Halliwell”in Kraliyet Akademisi Drama Sanatları bölümünde tanışmaları ile başlayan ilişkileri 15 yıl sürer. Homoseksüelliğe hapis cezasını öngören 60”lar İngilteresi’nde bu çift birlikte yaşar ve birlikte çalışır. Ancak zaman içinde ilişkideki rolleri değişeceklerdir. Taşradan gelen, eğitimsiz ve maceraperest Orton kendini yetiştirip tiyatro kariyerinde hızla yükselirken, şehirli ve eğitimli Halliwell istediği her şeye partnerinin sahip oluşu karşısında ezilir. Başarı dışında herşeyi paylaşan çiftin arasındaki eşitsizlik, onları kaçınılmaz bir sona doğru sürükleyecektir.

    20 Centimeters (2005)
    20 Santimetre
    Tür: Komedi, Müzikal
    Konu: İspanyol yönetmen Ramon Salazar’ın 20 Santimetre’si, Priscilla, Çöllerin Kraliçesi’nin ihtişamının Almodovar filmlerinin canlılığı ve rengârenkliliğiyle buluşmuş hali. Narkoleptik bir transseksüel olan Marieta (Monica Cervera) fazlalık gibi gördüğü 20 santimlik aletinden kurtularak hayalindeki göz alıcı kadın kimliğine kavuşmak için can atmaktadır. Hiç olmadık zamanlarda birdenbire uyuyakaldığında ise rüyalarında o kadın olup, her dilden şarkıları kostümlü, fantastik ve sürreal koreografiler eşliğinde söyleyebilen şahane bir şarkıcıya dönüşüverir. Dusty Springfield, Madonna ve Queen gibi isimlerin en çok sevilen parçalarının Marieta tarafından yeniden yorumlanmış versiyonları sizi oturduğunuz yerde dans ettirecek; istediği kimliğe kavuşma serüveni ise içinizi ısıtacak.

    Mambo Italiano (2003)
    Mambo Italiano
    Tür: Dram, Komedi
    Konu: Yirmili yaşlarının sonundaki Angelo’nun anne babası Maria ve Gino, 1950”lerde İtalya’dan Montreal”e göç etmiş, ama bu yeni dünyaya hiçbir zaman tam olarak alışamamışlardır. Mutlu dünyaları, oğullarının bir ev sahibi olmak istemesiyle gölgelenir. “Bir çocuğun evlenene dek ailesi ile birlikte oturmasında ne sakınca vardır?”
    Oğullarının çocukluk arkadaşı Nino da onunla oturmaya karar verince biraz rahatlarlar. Oysa bu rahatlık çok kısa sürecektir. Çünkü Angelo ve Nino sadece arkadaş değil, “sevgili”dirler!
    Ve aileler bunu öğrendiklerinde ortalık cehenneme döner…

    The Amazing Truth About Queen Raquela (2008)
    Kraliçe Raquela’nın Harikulade Gerçekliği
    Tür: Biyografi, Dram
    Konu: Raquela, Cebu şehrinin sokaklarından kaçıp Paris’te peri masalı gibi bir hayat yaşamak ve gerçek aşkı bulmak isteyen Filipinli bir transseksüel. Zamanının çoğunu, gelip onu kurtarabilecek adamlarla internette sohbet ederek geçiriyor. Geleceklerini söylüyorlar, ama Raquela her seferinde havaalanında boşu boşuna beklerken buluyor kendisini. Hayalini gerçekleştirebilmek için, fuhuştan daha çok para kazandıran internet porno işine giriyor. Porno yıldızı olarak edindiği şöhret onu yeni arkadaşlarla tanıştırıyor: İzlandalı transseksüel Valerie ve Raquela’nın çalıştığı web sitesinin sahibi Michael. Valerie, Raquela’nın İzlanda’ya kadar gelebilmesini sağlıyor, Michael ise onu Paris’e davet ediyor. Paris Raquela’nın rüyalarındaki yer mi? Peki ya Michael, Raquela’nın beyaz atlı prensi mi? Kraliçe Raquela’nın Harikulade Gerçekliği’nin belgesel mi kurmaca mı olduğuna karar vermek, gerçekle kurgu arasındaki yerini belirlemek zor. Zira filmde, yönetmen Olaf de Fleur’u, kendi rüyasını kameranın takibinde yaşamak için ikna eden capcanlı bir Raquela Rios, nam-ı diğer Kraliçe Raquela ile tanışıyoruz; onun gerçek hayat deneyimlerini izliyoruz. Düşünceli, akıllı ve transseksüelliğin kendisini kalıplara sıkıştırmasına izin vermeyen bir karakter olan Raquela, bu kurmaca filmin bir belgesele, belgeselin ise bir peri masalına dönüşmesi için ilham kaynağı oluyor.

    The Living End: Remixed and Remastered (2008)
    Yaşamın Dibi
    Tür: Dram, Macera
    Konu: Ünlü yönetmen Gregg Araki’nin 1992 yapımı postmodern filmi, yenilenmiş kopyasıyla karşınızda. Yaşamın Dibi 90’larda geçen, hardcore endüstriyel müziğin ritim tuttuğu, delicesine tutkulu bir eşcinsel aşk hikayesi. Film toplumla uyumsuz iki gencin arasındaki ilişki üstüne kurulu: Yersiz yurtsuz, geçinmek için bedenini pazarlayan Luke ve HIV pozitif olduğunu keşfedince hayatı alt üst olan sinema yazarı Jon. Kaybedecek gerçekten hiçbir şeyleri olmayan bu ikili, Amerika’nın bağrına doğru yarı sürreal bir yolculuğa çıkıyor. Strand Releasing ve Fortissimo Films filmin 16 mm orijinal kopyasını temizleyip HD’ye aktardı, yeniden renklendirdi, müziklerini remiksledi; kısacası Gregg Araki’yle birlikte filmi neredeyse baştan yarattılar. Bu şekilde, filmin ruhuna ruh kattılar ve mesajlarını öne çıkardılar. Queer New Wave akımının klasiklerinden sayılan Yaşam Dibi, suskunların ve hakları ellerinden alınanların sesini beyazperdeye taşıyor.

    Boy Culture (2006)
    Erkekçe
    Tür: Dram
    Komedi: Matthew Rettenmund’un romanından uyarlanan Erkekçe, seksi, eğlenceli ve zekice yazılmış bir eşcinsel komedisi. Bu ikinci uzun metrajlı filminde Brocka, sıradışı eşcinsel bir aile ile karşımızda: X, daima 12 zengin erkekle sabit tuttuğu seçkin bir müşteri portföyü olan pahalı bir erkek fahişedir ve ucunda para yoksa kimseyle asla yatağa girmez. Eşcinsel kimliğini yeni keşfetmiş olan ve doğru erkeği bekleyen güzel ev arkadaşı Andrew’a gizli bir aşk besler. Ama Andrew’a göre bir fahişe onun için doğru erkek değildir. Evin diğer sakini, sevişmeye bir türlü doyamayan 17 yaşındaki Joey ise, X’e için için yanmaktadır. Bu üç erkek arasında yoğun bir cinsel gerilim yaşanırken, X’in 12 kişilik kadroyu doldurmak için tanıştığı 79 yaşındaki münzevi Gregory her şeyin üstüne tuz biber eker.

    Kraliçe Fabrika’da (2008)
    The Queen is in the Factory
    Tür: Dram
    Konu: Kalıpları ve sınırları olan genç moda editörü Yağmur (Dicle Kartal) erkek kardeşi Bulut’un (Çağrı Aslan) eşcinselliğini kabul etmemektedir. Oyun yazarı olmak isteyen Bulut “Fabrika” adını verdiği evinde, kendine Andy Warhol’culuk oynadığı bir dünya yaratmıştır. Yağmur sevgilisi Kaya’nın (Fatih Günaydın) evlilik beklentisi ile boğuşurken, Bulut’da erkek arkadaşı Kaan’ın (Şenol Demir) dünyasına ayak uydurmaya çalışmaktadır. Bu iki kendi içinde farklı çatışmaları olan ilişki devam etmeye çalışırken bir ölüm haberi her şeyi değiştirecektir. Yağmur’un yakın arkadaşı Efe (Umut Armağan) “nefret cinayetine” kurban gitmiştir. Bunun üzerine Yağmur bir karar verir: kardeşini “tedavi ettirecek, onu kurtaracaktır”. Sonunun Efe gibi olmasını engelleyecektir. İki kardeşin çıkacakları bu traji-komik yolculuk yıllarca bastırdıkları ne varsa su yüzüne çıkaracak, onlara yeni bir hayatın kapılarını açacaktır.

    “Kraliçe Fabrika’da”, anne ve babaları tarafından hiç “dokunulmamış”, yirmili yaşlardaki iki kardeşin: YAĞMUR ve BULUT’un hikayesi. Film aile bağlarına, gençliğe, ilişkilere, aşka, sekse, aldatmaya ve romantizme GENÇ, DİNAMİK, FARKLI ve CESUR bir bakış açısıyla yaklaşmayı hedefleyen küçük/bağımsız bir yapım.

    Kamera önünde ve arkasında gençlerin çalıştığı film Andy Warhol, Woody Allen ve Liza Minnelli gibi isimlere göndermeler yapıyor.

    Basında büyük yankı uyandıran Gay İkonu rolünü HANDE YENER’in üstlendiği filmde BİLLUR KALKAVAN, GÜLSEREN GÜRTUNCA, ONUR BAŞTÜRK ve ÖZGÜR ÖZBERK konuk oyuncu olarak yer alıyorlar.

    Film, geçen yıl Epsilon Yayınları’ndan “Hep Böyle Kal” adlı romanı yayınlanan Ali Kemal Güven’in ilk uzun metrajı.

    Ünlü isimler de dahil olmak üzere kimsenin maddi bir karşılık almadığı film, onbeş günde, neredeyse sıfır bütçeyle çekildi.

    Presque Rien (2000)
    Come Undone
    Tür: Dram, Romantik
    Konu: Annesiyle yaşayan 18 yaşındaki eşcinsel bir gencin bir gün sahilde yaşıtı bir sevgili bulmasıyla gelişen olaylarını anlatan film ülkesi dahil birçok ülkede ödül alan filmlerden biri oldu…

    Eating Out (2004)
    Yesinler Seni
    Tür: Komedi
    Konu: Yönetmen adayı Niomi, lezbiyen p*rnoları çekerek hayatını kazanmaktadır. Bu çabaları arkadaşlarından sert eleştiriler alır. Heteroseksüel erkek olan film yapımcısı patronları, çektiği filmleri, fantezi peşinde koşan erkeklere değil de; gerçek lezbiyenlere hitap ettiği için fazla gay bulurlar ve yapımcılığını üstlenmeyi reddeder-ler. Tam bu dönemde Niomi, bir çöpçatan şovunun lezbiyenlere ayrılan ilk bölümünü çekme teklifi alır.Ama tabi ki de bu programda katılımcılar, gerçekten de lezbiyen bir çift olup, çıkmaya başlamaya-caklardır.Gerçek lezbiyenler tarafından, gerçek lezbiyenler hakkında yapılan ilk Japon filmi olan Şeker Şey;hem seksi, hem romantik, hem de taptaze senaryosu ve kadın cinselliği hakkındaki heyecan verici bakış açısıyla son derece ilginç bir film.

    The History Boys (2006)
    Tarih Öğrencileri
    Tür: Dram, Komedi
    Konu: 2005’te altı Tony Ödülü birden alarak Broadway’de olay yaratan bu oyun, tiyatro yönetmeni Nicholas Hytner tarafından (ki Kral George’un Deliliği ve The Object of My Affection / Aşkımın Hedefisin’i de yönetmiştir) tiyatrodaki oyuncu kadrosuyla birlikte beyaz perdeye uyarlanmış. Çokkatmanlı ve sürükleyici bu trajikomedi, büyümek, eğitimin amacı, öğretim yöntemleri, eşcinsellik ve İngiliz eğitim sistemi gibi temaları işlemektedir. 1983’te Yorkshire’da geçen filmde, sekiz öğrencinin Oxford ve Cambridge’e başvurma süreçlerine tanık olunmaktadır. Onlarla yakından ilgilenen iki öğretmenleri vardır: Öğrencilerin zihinlerini açmayı amaçlayan Hector ve sınav kurulunun dikkatini çekecek taktikler öğretmek üzere okul müdürü tarafından tayin edilen Irwin.

    Ma Vie En Rose (1997)
    Pembe Hayat
    Tür: Dram
    Konu: Ludo, harika ailesi ile beraber Paris’in masallarını andıran güzellikteki bir banliyösünde mutlu bir hayat sürmektedir. Hayatı imrenilecek kadar güzeldir. Ancak ortada bir sorun vardır. Ludo ne istediğini bilmektedir ve bir rüyası vardır: Ludo bir kız çocuğu olmak istemektedir!

    Farklılığın, arzunun, sihrin neşe dolu ve acı-tatlı hikayesi… Sıra dışı genç oyuncu George Du Fresne’nin hayret verici performansı sayesinde Ma Vie En Rose, gerçek bir sinema deneyimi.

    Normal (2003)
    Normal
    Tür: Dram
    Konu: Roy ve Irma (Jessica Lange “Postacı Kapıyı İki Kere Çalar”dan), Applewood bir aile olarak yıllardır birlikte yaşamaktadırlar. Kızları Patty Ann (Hayden Panettiere “Heroes” dan…) onlarla birliktedir. Oğulları ise şehir dışındadır. 25. evlilik yıl dönümlerinde Roy, aldığı kararı eşine açıklar ve artık transeksüel kimliğini ortaya koyacaktır! Etki sahası aileyi de aşan bu karar, pek çok dönemden geçerek sonuca ulaşır.

    Get Real (1998)
    Get Real
    Tür: Dram, Romantik
    Konu: Steven 16 yaşında eşcinsel olduğunun farkına varmış bir gençtir. Cinselliği yaşamak içinse çok şevklidir hatta kimi zaman parak kenarında bulunan erkekler tuvaletinden bile medet ummaktadır. Yakın arkadaşı ve sırdaşı olan Linda onu hep uyarmış olsa da Steven için bu artık takıntı haline gelmiştir. Kendine benzer birini ararken karşısına okulun koşu takımı yıldızı ve kızların favorisi John çıkıverir. ilk açılmalar ve kendini buluşların ardından birbirlerini keşfederler. John bu durumun altında ezilmektedir ve kendini frenleme kararı alır. Diğer bir yandan bu evrede Joha’a genç kızların tekliflerine ilgili gibi davranması Steven’ı yaralamaktadır. Nerede ciddiye alıp nerede ise soğukkanlı durmasını yeni öğrenildiği gençlikte böylesi bir ilişki, Steven’ı ağırlığı ile çok kısa zamanda ezer. Tahammülün bittiği yerde ise koca bir okul, farketmedikleri gizli hayatlarla yüzleşirler.

    Before Night Falls (2000)
    Karanlıktan Önce
    Tür: Biyografi, Dram
    Konu: Aynı zamanda başarılı bir ressam ve heykeltraş olan ve 1996 yılında çektiği ilk filmi “Basquiat”la pek çok festivalde ödül kazanan Julian Schnabel’ın Kübalı şair ve yazar Reinaldo Arenas’ın otobiyografik romanına dayanarak çektiği “Karanlıktan Önce”, yazarın yaşamını Küba’daki çocukluk yıllarından New York City’deki ölümüne dek geniş bir perspektiften ele alıyor. Küba Devrimi’nden sonra yaşananları içeriden bir bakışla karşımıza getiren filmde, eşcinsel bir yazar olduğu için hapse atılıp işkence gören Arenas’ın, en zor anlarında bile yazmaktan vazgeçmeyişine tanık oluyoruz. Ülkemizde biraz gecikmeli olarak vizyona giren filmin, parlak oyuncu kadrosuyla dikkat çektiğini ve 2000 yılında Venedik Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü aldığını hatırlatalım…

    Hate Crime (2005)
    Nefret Suçu
    Tür: Dram, Gerilim, Mistik, Suç
    Konu: Tommy Stovall tarafından yönetilen 2005 yılı yapımı filmde, yeni taşındıkları mahallede komşuları tarafından nefret suçuna maruz kalan eşcinsel bir çiftin yaşadıklarını konu ediliyor. Hate Crime, güçlü bir aşkın bazı hoşgörüşürüz kişiler karşısında nelerle sonuçlanabileceğini anlatan bir film. Ayrıca film oyun kadrosu ile dikkat çekiyor.

    Boys Don’t Cry (1999)
    Erkekler Ağlamaz
    Tür: Dram, Romantik, Suç
    Konu: Başrol oyuncusu Hilary Swank’a 2000 Oscar’larında sürpriz bir ödül kazandıran “Erkekler Ağlamaz”, korkutucu olduğu kadar büyüleyici bir drama…Amerika’nın göbeğinden olağanüstü bir ikili hayat, karmaşık bir aşk üçgeni ve bölgeyi sarsacak bir suç doğuyor… Brandon Teena (Hilary Swank), Nebraska’nın Falls City kentine yeni gelmiş, umut veren bir geleceği olan ve bu küçük kırsal toplumu büyüleyen bir genç. Eğlenceden hoşlanan cazip Brandon’a herkes hoş bir flört, cömert ve sadık bir arkadaş gözüyle bakıyor. Oysa o aslında olanaklarının ötesine geçmiş bir hayalci, bir palavracı… Brandon’ın, çoğu kadın olan arkadaşları onun arzularının yoğunluğunun farkında oldukları halde, içlerinden hemen hemen hiçbiri onun kimliğinin ne ölçüde kendi icadı olduğunu fark edemiyor. Brandon’ın vahşice öldürülmesi, onun yetişmesine ilişkin olarak, daha önce kasabalı komşuları için meçhul olan ayrıntıları ortaya çıkartıyor.

    My Own Private Idaho (1991)
    Benim Güzel Idahom
    Tür: Dram, Romantik
    Konu: Oldukça küçük bir bütçeyle çekilen bu bağımsız film, bazı olumsuz eleştirilere ve dağıtımının sınırlı olmasına karşın kısa sürede başarı kazanarak eşcinsel sinema klasikleri arasında yerini aldı. Film, Mike ve Scott adlı iki erkek sokak fahişesinin izini sürmektedir. Mike’ın annesini aramak için Idaho’ya giden iki arkadaş, daha sonra kendilerini İtalya’da bulurlar. Zengin bir aileden gelen Scott, davranışlarının bir başkaldırı olduğu iddiasındadır. Mike ise eşcinsel ve aniden uykuya dalan bir narkoleptiktir. Bu kişisel keşif yolculuğu boyunca kurulan güçlü arkadaşlık, tek taraflı romantik bir sevgiye dönüşür.

    The Next Best Thing (2000)
    Tatlı Sürpriz
    Tür: Komedi, Romantik
    Konu: Abbie ve Robert çok iyi arkadaştırlar, paylaştıkları çok şey vardır, hayata bakışları, zekaları, görüşleri ve tabii aşktaki şanssızlıkları…

    Belki de çok iyi bir çift olabilirlerdi, ama tek bir şey onları bu birliktelikten uzak tutyordu o da Robert gay olması. Ama kader onları bir gece beraberce gittikleri bir kokteylden döndükten sonra yakaladı ve onları bir aile haline getirdi. Karşılarında beklemedikleri bir dünya vardı ve çocukluydular. Onlar belki de mükemmel bir aile değillerdi ama yaşadıkları tatlı bir sürprizdi.

    Dostana (2008)
    Dostana
    Tür: Dram, Komedi, Romantik
    Konu: Yeni bir kiralık ev arayan Kunal ve Sameer güzel bir ev bulurlar. Ama bir sorun vardır. Çünkü evde yaşayan bir kız olduğu için kiracı olarak bayanlar tercih edilecektir. Eve yerleşmek için Kunal ve Sameer, eşcinsel olduklarını söylerler. Böylece eve yerleşirler ama bu yalan ileride başlarını çok ağrıtacaktır.

    Sheng Xia Guang Nian (2006)
    Sonsuz Yaz
    Tür: Dram
    Konu: Vakit yaz. Sen ve ben. Bizi betimleyecek bir sözcük yok. Arkadaş mıyız, âşık mı? Tayvan’ın en genç yönetmenlerinden biri, bir aşk üçgeni çerçevesinde incelikli bir dostluk, yalnızlık korkusu ve olgunlaşma senfonisi sunmaktadır. Shane ve Jonathan ilkokuldan beri tanışmaktadır. Shane sınıfın soytarısı, Jonathan ise en parlak öğrencisidir. Garip bir dostluk olarak başlayan ilişkileri zamanla tek taraflı bir yasak aşka dönüşür; ta ki Carrie adlı yalnız bir kız hayatlarına girinceye dek. Üçü de er geç, gençlikte yaşanan duyguların kolay kolay geçip gitmediğini fark edecektir.

    Comme Les Autres (2008)
    Bebek Sevgisi
    Tür: Dram, Komedi, Romantik
    Konu: Uzun zamandır birlikte olan Manu ve Philippe,40’lı yaşların başında kariyer sahibi iki eşcinseldir… Manu çocuk doktoru, Philippe ise avukattır. Manu artık çocuk istemekte fakat Philippe ise buna karşı çıkmaktadır. Manu’nun çocuk sevgisi onu farklı arayışlara iter. Ve bir gün ufak bir trafik kazası ona istediği bebeğe ulaşma şansı verecektir…

    Fighting Tommy Riley (2005)
    Fighting Tommy Riley
    Tür: Dram, Spor
    Konu: Antrenör Marty Goldenberg uzun süredir ortalarda görünmemektedir. Antrenörlük kariyerinde eski günlerine dönebilmek aiçin yeni bir yetenek keşfetmek zorundadır. Karşısına Tommy çıkar. Beklediğinden daha büyük bir yetenek olan Tommy’nin branşının en iyisi olacağından şüphesi yoktur. Yanlız tek bir sorun vardır, Tommy’i bu yoldan edebilecek boks dışı yaşantısı.

    Boys Love (2006)
    Boys Love
    Tür: Dram
    Konu: Magazin editörü Taishin ile üniversite öğrencisi model Noeuru arasındaki eşcinsel temalı aşkı anlatan 2006 Japonya yapımı bir drama filmi…

    200 American (2003)
    200 American
    Tür: Komedi, Romantik
    Konu: Conrad, New York’ta yaşamakta olan bir eşcinseldir. Aynı zamanda bir reklam ajansında üst düzey yönetici olan Conrad eski sevgilisi olan Martin’e hala aşıktır. Başta sadece tek gecelik bir ilişki için kiralamış olduğu genç avustralyalı erkek fahişe Tyler’ı daha sonradan çalıştığı firmada işe alması ile işler değişmeye başlayacaktır. Martinle olan ilişkisinde yeniden bir alevlenme yaşanmaktadır ancak daha çok karmaşıklığa sürüklenen bu durumda Tyler’ın Conrad’a aşık olmasıyla durum tamamen farklı bir boyut kazanacaktır.

    Quinceañera (2006)
    Bakire ve Hamile
    Tür: Dram
    Konu: Meksika asıllı dindar bir ailenin kızı olan Magdalena, geleneksel ‘on beş yaş’ kutlamalarından birkaç ay önce hamile kalınca evini terk etmek zorunda kalır. Büyük amcası Tomas ile maço kuzeni Carlos’un yanına taşınan Magdalena’nın karnı büyüdükçe, ailesiyle bölgenin güzelleştirilmesine öncülük eden eşcinsel bir çift olan ev sahipleri arasındaki gerilim de giderek artar…

    Sundance Film Festivali tarihinde iki büyük ödülü birden alan ikinci film olan “Bakire ve Hamile”, Los Angeles’ta Latin kökenlilerin yaşadığı bir mahallede, ergen cinselliği, ırk ve sınıf çatışmaları ve geleneklerin buluşmasıyla ortaya çıkan olayları ele alıyor…

    Juste une Question D’amour (2000)
    Just a Question of Love
    Tür: Dram, Romantik
    Konu: Laurent ziraat fakültesi son sınıfta öğrencidir. Ailesi yakın bir kasabada yaşamaktadır. Eczacı babası ve şefkatli annesine karşı yeni kabul ettiği kimliğini saklamıştır. Kız arkadaşı ile ailesine haftasonu ziyaretleri yapmakta ve onlara layık evladı oynamaktadır. Oysa okuduğu şehirde kız arkadaşıyla kaldıkları evde yanyana bile yatmamaktadırlar. Korktuğu şey büyüktür. Kuzeni gay olduğunu açıklamış, ailesinin kabulüne fırsat ve zaman vermeden sevgilisiyle vietnama gitmiş, orada hepatit olmuş ve aile ise onu AIDS olmakla suçlamıştır. Daha sonrea da evden atmış, ölünce de ardından kahrolmuşlardır. Teyzesi ve eniştesinin hali içler acısıdır.

    Bu korkulu gizlenme ve sevgili arayışı tam da mezuniyete yakınken, okula yeni gelen asistan Cedric ile yepyeni bir başlangıca taşınır. Yaz stajını yanında yaparken ilk açılışlar, ilk dokunuşlarla başlayan gay life ertesi sabah Cedric’in annesinin yatak odası kapısını açmasıyla daha da ilginçleşir. Emma oğlunu kabul etmiş dul bir evhanımıdır. Hayattaki son kalesi Cedric’i kaybetmemek için onun herşeyine tahammül etmektedir. Cedric, Laurent’in ailesine de açılması için onu zorlar. Oysa daha o bu hayatı yeni tanımaktadır. Evet zaman hiç bir şeye müsaade etmemektedir…

    Laurent artık yol ayrımındadır. Ya rolüne son verecek aşkıyla sevdiği adamla ailesini ezip geçecek yada onun baskıları aşkını bitirecekdir. Asıl hesap etmediği olur ve Emma, Laurent’in ailesinin kendi gibi kabul edeceklerini sanarak durumu onlara açıklar. İşte şimdi herşey karışmıştır.

    Bu kadar karışıklık nasıl çözülecekdir… Harika bir romantizm, beş yıldızlı bir drama, bir fransız klasiği edasıyla geliyor… Ve hiç kimsenin tahmin edemiyeceği bir sonuca çıkarıyor… Kesinlikle seyredilmeli…

    Boat Trip (2002)
    Çılgınlar Gemisi
    Tür: Komedi
    Konu: Jerry ve Nick hayatlarına giren kadınlardan sık sık kazık yiyen sıkı dostlardır. Güzel bir yolculuğa çıkıp, yaz mevsiminin güneşinden, bekarlığın da sürprizlerinden faydalanmaya karar verirler. Bunun en güzel yolu ise bir gemi yolculuğu gibi gözükmektedir…

    Tanışacakları kadınların ve unutulmaz anların hayalini kurarak yolculuğa başlarlar. Fakat bindikleri gemide ters giden birşeyler vardır. Yolcular ağırlıklı olarak erkeklerden oluşmaktadır ve oldukça samimi bir tavır sergilemektedirler. Yanlışlıkla bir eşcinsel turuna katılmışlardır!

    Gemiden atlayıp atlamamak konusunda kararsız kalan ikili, durumla yüzleşip olayları iyi yönleriyle görmeye karar verir. Gemide tek tük de olsa kadınlar da vardır. Ve gemi işlerinden arta kalan zamanlarda çok sıkılmaktadırlar!..

    Eğlenceli ve keyifli bir film bekleyenleri hayal kırıklığına uğratmayacaktır.

    Wedding Wars (2006)
    Wedding Wars
    Tür: Dram, Komedi
    Konu: Shel Grandy düğün organizasyonları yapan başarılı ve eğlenceli biridir. Shel Grandy’nin ağabeyi Ben Grandy, valinin kızı Maggie Welling ile evlenecektir ve vali düğün organizasyonunu John Stamos’un organize etmesini ister. Vali Conrad Welling, homofobik biridir ve eşcinsel evliliğe karşıdır. Vali Conrad Welling, damadının kardeşinin eşcinsel olduğunu öğrenince olaylar farklı bir boyut kazanır.

    Touch of Pink (2004)
    Pembe Dokunuş
    Tür: Dram, Komedi, Romantik
    Konu: Fotoğraf sanatçısı olan Alim,erkek arkadaşı Giles ile Toronto’da bulunan annesi ve diğer akrabalarının baskısından uzak bir şekilde Londra’da yaşamaktadır. Son derecede tutucu olan annesinin kendisini ziyarete gelmesiyle birlikte tüm düzeni değişir. Oğlunun gay oduğundan habersiz olan annenin tek derdi, oğluna aileleri gibi mutaassıp bir kız bulmaktır.

    I Love You Phillip Morris (2009)
    Seni Seviyorum Phillip Morris
    Tür: Dram, Komedi
    Konu: Steven Russell evli ve çocuklu bir adam ancak hapse girince tercihleri biraz değişiyor. Hücre arkadaşı Phillip Morris’e (Ewan McGregor) aşık olan Philip, sevgilisiyle birlikte hapisten kaçmanın yollarını arıyor.

    Senaryo Steve McVicker’in aynı adlı romanından uyarlanmış ve yaşanmış bir hikaye olduğu söyleniyor. Kurmaca eserlerdeki gerçeklik payı tartışılır tabi. Ama bu romanın filmleştirilmesi oldukça ilginç, çünkü başrollerinde eşcinsel karakterlerin olduğu pek fazla Hollywood yapımı yok. Varolanlarda zaten belli başlı, hatırı sayılır yönetmenlerin filmleri. Çok fazla izleyiciye ulaşan Brokeback Mountains dışında bir film olduğunu da hatırlamıyorum. Genelde ana akım sinemada eşcinsel karakterler hikayenin yan unsuru olan gülmece karakteri olarak kullanılıyorlar. Bu bakımdan I Love You Phillip Morris’in nasıl bir yerde duracağını merak ettim doğrusu. Bazı kaynaklar filmi Catch Me if You Can’le Brokeback Mountain karışımı olarak nitelemiş. Amerikalıların adeti de bu işte, bir şeyle ilgili görüşlerini aktarmak için onu illa başka bir şeye benzetmek, bilmemle bilmemneyle buluşursa demek zorundalar 🙂

    Yönetmenler Glenn Ficarra ve John Requa daha önce Cats & Dogs,Bad News Bears gibi yapımlarda senarist olarak çalışmışlar, ilk kez yönetmen koltuğuna oturuyorlar. Her halukarda bence Jim Carrey ve Ewan McGregor’u aşık rolünde izlemek ilginç bir deneyim olacak. Bekleyip göreceğiz.

    Shelter Island (2003)
    Fırtınalı Gece
    Tür: Gerilim
    Konu: Bir beyzbol sopası, iki güzel kadın, bir beklenmedik misafir, bol erotizm… Lezbiyen çift Lou (Ally Sheedy) ile Alex (Patsy Kensit) Manhattan’daki şık dairelerinde gösterişli bir hayat sürmektedirler. Eski bir golf şampiyonu olan Lou sabah koşusu dönüşü sokakta saldırıya uğrar. Bu tatsız olayın şokunu atlatmak için bir süreliğine arkadaşları Carly’nin (Mimi Langeland) yazlık evine giderler.

    Evin bulunduğu ada genelde sessiz sakin bir yerdir. Ama önce adanın şerifi (Chris Penn) ardından da beklenmedik bir şekilde kızların evine gelen bir yabancı (Stephen Baldwin) bu sakinliği bozacaktır. Üstelik, fırtına yüzünden adada elektrikler kesilmiş, telefon çalışmıyordur.

    Mine Vaganti (2010)
    Serseri Mayınlar
    Tür: Dram
    Konu: İlk kez Berlin Film Festivali’nde izleyici ile buluşan, ünlü yönetmen Ferzan Özpetek’in yönettiği son filmi Serseri Mayınlar (Mine Vaganti) İtalya’da daha vizyona girdiği ilk üç günde 500.000 kişi tarafından izlenerek büyük bir ilgiyle karşılandı.

    Geleneksel bir İtalyan ailesinin konu edildiği filmde ünlü İtalyan oyuncu Riccardo Scamarcio, Nicole Grimaudo, Alessandro Preziosi ve Lunetta Savino rol alıyor.

    Filmde, makarna üretimi yapan geniş bir İtalyan ailesi ile geleneksel aile kalıplarının dışında bir hayat tarzını benimseyen oğulları Tommaso (Riccardo Scamarcio) ile Antonio (Alessandro Preziosi) arasında geçen dokunaklı, ilginç bir o kadar da komik öyküleri anlatılıyor.

    A Single Man (2009)
    Tek Başına Bir Adam
    Tür: Dram
    Konu: 52 yaşında bir İngiliz Edebiyatı Porfesörü olan George Falconer, yaşamını uzun süreden beri birlikte paylaştığı hayat arkadaşı Jim i kaybetmiştir. Onun ölümünün ardından George hayatın anlamını kaybettiğini hissetmektedir. Geçmişte yaşamaya başlayan ve geleceğe dair şüpheleri olan George un en iyi arkadaşı, kendisi gibi varlık problemleri ile boğuşan güzel Charley dir.Hayatı sorgulayan George gün boyunca etrafında gelişen olayları izler, yeni insanlarla karşılaşır ve günün sonunda anı yaşamanın anlamına varır.

    J’ai Tué Ma Mère (2009)
    Annemi Öldürdüm
    Tür: Biyografi, Dram
    Konu: Cannes’ın en çok konuşulan filmlerinden olan Annemi Öldürdüm, aynı zamanda Kanada’nın Oscar aday adayı oldu. Filmin merkezinde, annesini sevmeyen eşcinsel lise öğrencisi Hubert var. Annesinin düzenbazca manevralarından ve suçluluktan bunalmış, onu küçümsemekten kendini alamıyor. Bu aşk/nefret ilişkisinin kafa karışıklığıyla Hubert ergenliğin gizemlerine sürükleniyor. Henüz yirmi yaşındaki Xavier Dolan yazıp yönettiği ve başrolünde oynadığı ilk filminde son derece açık sözlü.

    Meine Schwiegertochter ist ein Mann (2009)
    Benim Gelinim Bir Erkek
    Tür: Dram, Komedi, Romantik
    Konu: Eşinden ayrılmış ve ayrı olarak yaşayan Katharina Remminger Baverya bölgesinde yalnız olarak yaşamaktadır. Katharina’nın oğlu ise üniversitede mimarlik bölümünü okumaktadır. Bir gün evleneceği arkadaşıyla ziyarete geleceğini söyleyen Katharina’nın oğlu, arkadaşının adının Niki oldugunu söyler. Bu durum karşısında bir bayan bekleyen Katharina’nın tepkisi ve devamında gerçekleşen komik ve dramatik olaylar dizisi.

    Other Angels (2010)
    Teslimiyet
    Tür: Dram, Komedi
    Konu: İstanbul’un Tarlabaşı semtinde kendinden başka üç travestiyle birlikte fahişelik yaparak hayatını kazanan Sanem, yaşamın zorluklarına ve maruz kaldığı baskılara bir kahramanın gelip onu bu hayatttan kurtaracağı hayalleri ile katlanmaya çalışır. Birgün mahallelerine yeni taşınan Gökhan’ı görür. O’nun aradığı kurtarıcı olabileceğini düşünen Sanem, çocukça oyunlarla Gökhan’ın ilgisini çekmeyi başarır. İkisi arasında suskun bir ilişki başlar. Yaşadığı ev beklenmedik olaylarla sarsılınca, Sanem henüz adını bile bilmediği Gökhan’ın yanına sığınmak zorunda kalır. Böylece Gökhan’ın Sanem’in kimliğini, Sanem’in ise Gökhan’ın güvenilirliğini sorguladığı bir yolculuk başlar.

    The Kids Are All Right (2010)
    İki Kadın Bir Erkek
    Tür: Dram, Komedi
    Konu: Lezbiyen bir çift olan Nic ve Jules, yapay döllenme ile çocuk sahibi olmuşlardır, hem de iki kere. Çocuklar ergenliğe girdiklerinde gerçek babaları ile tanışmak isterler. Paul adındaki donör onların babalarıdır ve çocuklar Paul’ü anneleri ile tanıştırmak ister. Paul’ün gelmesi aile düzenini değiştirecek ve yepyeni bir aile tanımının yapılmasına yol açacaktır.

    Les Amours Imaginaires (2010)
    Kalp Atışı
    Tür: Dram, Romantik
    Konu: Nicolas ve Marie bir Vietnam restoranına giderler. Bu sırada Nicolas’ın bir arkadaşı olan Francis de oradadır ve O’nu arkadaşı Anthony’le tanıştırır. Bu olay garip bir aşk üçgeninin başlangıcıdır. 2010 Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde yarışan film, Annemi Öldürdüm filmiyle uluslararası festivallerde büyük başarı yakalayan genç yönetmen Xavier Dolan’ın ikinci uzun metraj filmi.

    Zenne Dancer (2011)
    Zenne Dancer
    Tür: Biyografi, Dram, Komedi
    Konu: İmkansız bir üçlünün dostluk öyküsü: DANIEL, Türkiye’nin değer yargılarını çok tanımayan ve 1 yıllığına İstanbul’a gelen bir Alman fotoğrafçı. Renklerini gizlemekten sakınmayan, ailesinden koşulsuz destekle koruma gören ve İstanbul’un dans klüplerinde Zennelik yapan CAN. Ve doğulu, muhafazakar bir ailenin çocuğu olan AHMET.

    Birbirleriyle dostluk, aşk ve anlayışla birarada yaşamayı başarabilen üçlünün karşısına çıkan töre, devlet ve muhafazakar aile değerleri…

    Filmin senaryosu, 2008 yılında babası tarafından gay olduğu için öldürülen Ahmet YILDIZ’ın gerçek hikayesinden esinlenilerek kaleme alınmıştır.

    Side Effects (2013)
    Acı Reçete
    Tür: Dram, Gerilim, Suç
    Konu: Emily ve Martin, Amerikan rüyasının örnek ve gözde çifti gibidir. New York’ta yüksek standartlara sahip lüks ve başarı içinde bir hayat sürdürürlerken Martin’in bir borsa yolsuzluğuna karışması ve hapse girmesi tüm yaşamlarını alt üst edecektir. Emily, kocası hapse girdikten sonra küçük bir apartman dairesine taşınır ve depresyon-anksiyete belirtileriyle boğuşmaya başlar. 4 yıl boyunca kocasını beklerken bir yandan psikiyatr ve ilaç yardımı alır. İlaçların sayesinde yaşamaya çalışan kadın için doktoruyla arasında başlayan ilişki sonrasında işler iyiden iyiye zorlaşacaktır…

    Ünlü yönetmen Steven Soderbergh tarafından yönetilen filmin başrollerinde Channing Tatum, Jude Law, Catherine Zeta-Jones ve yakın zamanda ‘Sosyal Ağ’ ve ‘Ejderha Dövmeli Kız’ gibi filmlerle yıldızı parlayan Rooney Mara yer alıyor. Filmin senaryosu ise yönetmenin ‘Contagion’ filminde de birlikte çalıştığı Scott Z. Burns’e ait.

    Mixed Kebab (2012)
    Karışık Kebab
    Tür: Dram
    Konu: Karışık Kebab, Belçika’da yaşayan Türk İbrahim ile Türkiye’deki beşik kertmesi Elif’in yıllar sonraki buluşmalarını konu alan bir yapım. Türk aile hayatının çatışmalarını, güçlüklerini konu alan dramatik bir film olduğunu, özelikle genç insanların kültürleri ve aileleriyle yaşadıkları çatışmaları ele ele almaktadır.

    “Mixed Kebab”, Antep’te yaşayan tutucu bir ailedeki çatışmaları konu alıyor. Belçika’da yaşayan bir Türk ailenin oğlu olan İbrahim, ailesinin zoruyla beşik kertmesi olan ve Türkiye’de yaşayan Elif’le tanışmaya ve evlenmeye gönderilir. İlk defa Türkiye’ye gelen İbrahim, tanıştığı Elif’i tatlı ve çekici bulur, ancak yaşanan kültür farklılıkları yüzünden onunla bir ömür geçiremeyeceğini düşünür. Bunun yanında Elif’inde evlenmeyi düşündüğü bir erkek arkadaşı vardır.

    The Imitation Game (2014)
    Yapay Oyun
    Tür: Biyografi, Dram, Gerilim, Savaş
    Konu: Alan Turing, yaşadığı dönemin en büyük matematik dehalarından birisidir. 2. Dünya Savaşı tüm acımasızlığıyla devam ederken, Nazilere ait kırılamaz denilen “Enigma” şifrelerini kırmayı başaracaktır. Ulusal kahraman ilan edilen genç deha, bu başarısı ile ödüllendirilir.

    Günümüz bilgisayarlarının yaratıcısı olarak kabul edilen Alan Turing, aynı zamanda eşcinsel olduğunu itiraf ettiği için toplum şiddeti görmüştür. Bu sebeple, yediği zehirli elma ile hayatına son verir. 5 dalda Altın Küre adayı ve 34 ödül kazanmış olan tarihin en iyi filmleri arasında yer edinen bu yapım için yorumlarınızı bekliyoruz.

    Love is Strange (2014)
    Aşk Başkadır
    Tür: Dram
    Konu: Başrollerini John Lithgow, Alfred Molina ve Marisa Tomei’nin paylaştığı bu sıcak romantik filmde, birlikte geçirdikleri 39 yılın ardından işlerinden ayrılan ve bu yüzden de yaşadıkları şehri terk etmek zorunda kalarak New York’ta bir apartmana yerleşen eşcinsel bir çiftin öyküsü anlatılıyor. Filmin yönetmeni ise Ira Sachs.

    Blue is the Warmest Color (2013)
    Mavi En Sıcak Renktir
    Tür: Dram, Romantik
    Konu: Yönetmenliğini Abdellatif Kechiche’in üstlendiği, romantik dram türündeki 2013 yapımı Fransız filmi. Başrollerini Léa Seydoux ile Adèle Exarchopoulos’un paylaştığı film, Julie Maroh’un Le bleu est une couleur chaude isimli çizgi romanından uyarlanmıştır. Film, ergenlik çağındaki bir kızın eşcinsel olduğunu keşfetmesinin ardından yaşadıklarını konu alır. Kızların erkeklerle çıkmasına cinsel ilgi yönünde kendini inandırmış bir genç kız Adèle’in, kendi eşcinselliğini Emma’da bulması ve devamında yaşadığı olaylar konu edinilmiştir.

    İlk gösterimi 23 Nisan 2013 günü Cannes Film Festivali’nde yapılan film, Altın Palmiye ve FIPRESCI ödüllerinin sahibi oldu. Yönetmen Kechiche’e ek olarak filmin başrol oyuncuları Seydoux ve Exarchopoulos’a da Altın Palmiye ödülü verildi. Böylece ilk kez bir yönetmenin yanında oyunculara da Altın Palmiye verilmiş oldu.

    Weekend (2011)
    Hafta Sonu
    Tür: Dram, Romantik
    Konu: Beklenenden daha fazlasına dönüşen tek gecelik bir ilişki hayatlarına anlam vermeye çalışan iki genç adamın alışılmadık aşk hikayesi… Russel, bir Cuma gecesi eşcinsel olmayan arkadaşlarının evindeki partiden sonra tek başına bir gey bara gider. Bar kapanmak üzeredir. Glen’le karşılıklı bakışmaları önce bir takip oyununa sonra da Russel’in evinde sonlanan bir gecelik ilişkiye dönüşür. Ertesi sabah ayrılmalarına rağmen ikisi gün boyu birbirlerini düşünmeye devam eder ve böylece onlar için, barlara ve yatak odalarına taşınacak bir hafta sonu başlar. Olabildiğine farklı iki erkeğin kısa bir zaman dilimine sığan birliktelikleri ve birbirlerinin bedenlerine alışma süreçleri, bolca doğaçlama anlarla, asla stilistik olma tuzağına düşmeden, oldukça gerçekçi bir biçimde anlatılıyor. Andrew Haigh, kendinde eksik olan parçaların ötekinde bulunması üzerine, doğaçlamanın ve gündelik detayların ön planda olduğu bir filmle karşımızda. Senenin en önemli filmlerinden biri.

    Go Fish (1990)
    Go Fish
    Tür: Dram, Romantik
    Konu: 1994 yapımı bir Rose Troche filmi. Guinevere Turner’ınn başrolde oldugu film ihtiraslı bir hikayeyi konu alıyor. Romantik komedi sınıfına da sokabileceğimiz film, enteresan bir tat arayanlar için birebir.

    Little Ashes (2008)
    Küçük Küller
    Tür: Biyografi, Dram, Romantik
    Konu: 1922’de Madrid göreneksel değerlerin, caz, Freud ve yenilikçiliğin tehlikeli etkileri arasında bir meydan okuma savaşı.Salvador Dali, büyük bir sanatçı olma tutkusuyla 18 yaşında üniversiteye girmiştir.Onun utangaçlığının ve şahlanmış göstermeciliğinin garip harmanı, üniversitede sosyal tabakadan iki kişinin dikkatini çekmiştir; Federico García Lorca ve Luis Buñuel.Film bu üçlünün gençlik dönemlerini, dostluklarını, farklı yönden ilişkilerini ve kendi dallarında bir ressam, bir şair ve bir yönetmen olarak yükselişlerini konu almaktadır.

    Beyond the Hills (2012)
    Tepelerin Ardında
    Tür: Dram
    Konu: Devotee Voichita ve Aline aynı yetimhanede birlikte büyümüş, burada cinsel taciz gibi zorlu durumları birlikte atlatmış iki yakın arkadaştır. Yetimhaneden sonra yolları ayrılan iki kadından Voichita Almanya’ya göçmüş ve orada yaşamış; Alina ise Romanya’ya yerleşip oradaki bir manastıra sığınmıştır. Voichita depresyon ve yalnızlıktan müstarip olduğu Almanya’dan Romanya’ya eski arkadaşını ziyarete gider. Planlarına göre Romanya’dan Alina’yı da alıp yeni bir hayata başlayacaktır. Ancak Alina’yı yaşadığı manastırda bulduğunda beklemediği bir durumla kaşılaşır.

    ‘4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün’ filmiyle dünya çapında tanınan ve Altın Palmiye olmak üzere onlarca ödüle layık görülen Cristian Mungiu’nun son filmi olan ‘Tepelerin Ardında’, bu yıl Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye aday gösterilmişti.

    The Normal Heart (2014)
    Kalbin Direnişi
    Tür: Dram
    Konu: Tiyatro oyunu The Normal Heart’ın TV filmi uyarlaması olan yapıtta 80’li yıllarda salgın şeklinde yayılan AIDS virüsüne karşı başlattığı kampanyayla dikkat çeken aktivist yazar Ned Weeks’in hikayesini konu ediniyor. Ned Weeks, erkek arkadaşı Felix ile birlikte bu virüse ve insanların kafalarındaki AIDS imajına karşı esaslı bir başkaldırış öyküsünü ortaya çıkarırlar. Dünyaya göstermeye çalıştıkları şeylerden biri de insanların zannettiğinin aksine AIDS’in eşcinsel birliktelikten doğan bir hastalık olmadığı gerçeğidir. Ned Weeks, kendi adımlarıyla başlattığı bu mücadelede, hastalığa karşı savaşan bir grubu da kurarak önemli bir figüre dönüşür.

    Appropriate Behavior (2014)
    Makul Davranış
    Tür: Komedi
    Konu: Kahraman sorar: “İnsanlar nasıl tanışır, birbirlerinden hoşlandıklarına karar verir ve hoşlanmaya devam ederler?” Elbette filmin bu çözülemeyen probleme (ya da anlaşılmayan mucizeye) önerdiği bir formül yok; ama onun yerine, “atlatmayı” çok etkileyici, komik ve günümüze dair bir dille anlatıyor. Burada söz konusu olan çift iki kadın. Birisi, dışarıdan her şeyin mükemmel göründüğü geleneksel İranlı ailesine açılması o kadar da kolay olmayan Şirin. Diğeri de ayrıldıktan sonra eskisi gibi yürüteceklerine emin olamayan Maxine. Makul Davranış, (Girls’ün yeni sezonunda da karşımıza çıkacak olan) Desiree Akhavan’ın hem oyuncu hem de yönetmen olarak arz-ı endam ettiği, otobiyografik dokunuşlarla dolu bir Brooklyn komedisi ve senenin en eğlenceli filmlerinden biri.

    Handsome Devil (2016)
    Şeytan Tüyü
    Tür: Dram, Spor
    Konu: İrlandalı yazar ve yönetmen John Butler’ın kendi senaryosundan filme aldığı Şeytan Tüyü etkileyici ve hareketli bir gençlik filmi. 16 yaşındaki Ned babasının zoruyla bir yatılı okula gider. Ned’in en büyük tutkusu müziktir ama gittiği okulda geçerli olan tek tutku rugby sporudur. Kırmızıya boyanmış saçlarıyla dikkat çeken Ned, bu maço ortamda hemen hakaretlere maruz kalır. Oda arkadaşı Conor ise yakışıklı ve başarılı bir sporcudur ama farklı sebeplerle o da okul arkadaşlarına uyum sağlayamamaktadır. Bu iki dışlanmış gencin dostluğu kendilerini keşfetmelerine aracı olur. Butler, oyuncularından aldığı iyi performanslar ve enerjik bir kurgunun yardımıyla, samimi ve herkesin kendinden bir şeyler bulacağı bir büyüme öyküsü anlatıyor.

    Yves Saint Laurent (2014)
    Yves Saint Laurent
    Tür: Biyografi, Dram
    Konu: 1957 yılında, Paris’teyiz. Henüz 21 yaşında olan üstün yetenekli tasarımcı Yves Saint Laurent, moda gurusu Christian Dior’un sağ koludur. Christian Dior ansızın hayatını kaybettikten sonra işlerin başına geçen Saint Laurent, ilk tasarımını hazırladıktan sonra ünü tüm hızıyla yayılmaya başlar. Artık moda dünyasının yükselen yıldızıdır. Bir moda şovu sırasında Pierre Bergé ile karşılaştığında ise hayatını tamamen değiştirecek bir ilişkiye adım atmış olur. Birbirlerine aşık olan ikili, iş hayatında da birlikte hareket etmeye başlarlar. Üç yıl sonra ise kendi markasını, Yves Saint Laurent’i yaratmış olur. Ne var ki Yves Saint Laurent’in yaratıcılığı hem özel hayatını hem de iş yaşamını etkiler hale gelir.

    Jalil Lespert’in yönetmenliğinde çekilen film, Laurence Benaïm’in kitabından Jacques Fieschi, Jalil Lespert ve Marie-Pierre Huster tarafıdan beyzperdeye uyarlandı. Başrol Yves Saint Laurent’i ise Pierre Niney canlandırıyor.

    White Bird in a Blizzard (2014)
    Karda Bir Beyaz Kuş
    Tür: Dram, Gerilim, Mistik
    Konu: Kat Connor, annesinin beklenmedik ve esrarengiz bir şekilde, ardında hiçbir iz bırakmadan kaybolmasıyla hayatı değişin genç bir kadın. Son derece alımlı bir kadın olan Eve, o güne dek çeşitli zorluklara rağmen ailesinin yanında olmaya devam etmiştir. Ancak haber vermeden ortadan kayboluşu Kat’in yeni bir deneyime adım atmasına neden olur. Bir türlü yıldızının barışmadığı annesinin ortadan kaybolması Kat’i başlarda büyük bir rahatlığa iter. Artık istediğini yapabildiği bir düzene kavuşmuştur. Ne var ki bu vedanın ardında yatan nedenleri ve sonuçları tek başına keşfetmek zorunda kalacaktır.

    Laura Kasischke’nin romanından beyazperdeye uyarlanan bu büyüme öyküsünün başrollerinde Eva Green, Shailene Woodley ve Christopher Meloni yer alıyor.

    A Jihad for Love (2007)
    Aşk İçin Cihat
    Tür: Belgesel
    Konu: Batı medyasında cihat çoğunlukla kutsal savaşla eş sayılır. Fakat Arapçadaki kelime anlamı mücadele veya Allahın yolunda çabalamaktır. Bu filmde, onları ülkeleri, aileleri ve hatta kendileriyle karşı karşıya getiren kişisel aşk cihatlarını sürdüren kişilerle tanışıyoruz. Yapımcılığını Tanrının Önünde Titrerkenin yönetmeni Sandi DuBowskinin üstlendiği ve Müslüman eşcinsel sinemacı Parvez Sharmanın yönettiği Aşk İçin Cihat Hindistan, Pakistan, İran, Türkiye, Mısır, Güney Afrika ve Fransadan hayatlar sunarak İslamla eşcinsellik arasındaki karmaşık kesişme noktalarını keşfe çıkıyor; film, dünyada bu konuda yapılmış ilk belgesel olma özelliğini taşıyor.

    Be Like Others (2008)
    Herkes Gibi Ol
    Tür: Belgesel
    Konu: Bugün İran’da cinsiyet değiştirme operasyonları yasal. Yirmi yıldan uzun bir süre önce Ayetullah Humeyni’nin verdiği bir fetva ile “teşhisi konmuş transseksüellerin” cinsiyet değiştirmeleri yasal ilan edilmişti. Ancak İran’da hâlâ eşcinselliğin cezası ölüm. Cezalandırılmaktan, dışlanmaktan ve taciz edilmekten korkan eşcinsel erkekler için tek kaçış yolu, onlar için yasal kabul edilen tek kimlik: Yani transseksüellik. Tek istekleri “düzgün bir yaşam” sürebilmek olan genç eşcinsel erkekler, ülkenin en kabul gömüş cinsiyet değiştirme kliniğinde Dr. Bahram Mir Jalali’nin hastası olmak için sıralar oluşturuyorlar. Hastalara bu süreçte destek olan 24 yaşındaki Vida kendi ameliyatından sonra “yeniden doğduğunu” iddia ediyor, ancak ameliyat sonrasında onları bekleyen tehlikelere dikkat çekmeyi de ihmal etmiyor. İranlı-Amerikalı yönetmen Tanaz Eshaghian, cinsiyet değişimine hazırlanan birkaç genç erkeğe bu yolculuklarında eşlik ederken, izleyicilerine İran’ın şeriat kanunlarının eşcinsel erkeklerden nasıl da şiddet dolu talepleri olabildiğine dair ipuçları veriyor. Herkes Gibi Ol, İran’daki toplumsal cinsiyet kavramına bakışın sert köşelerini irdeliyor ve eşcinsellere nefretle bakan bir kültürün sözcüleri olarak komşuları, öğretmenleri, din adamlarını, ahlak polislerini ve belki de en ağırı, aileleri dinlememizi sağlıyor. Eshagian’ın yalnız ve dışlanmış öznelerini en tedirgin anlarında tanıyoruz; cinsiyet değişiminin tek kaçış olduğundan emin, ancak bunun mutluluk getireceğinden kuşkulu.

    Bi the Way (2008)
    Çift Yol
    Tür: Belgesel
    Konu: Eşcinsel olanlarla olmayanların arasındaki demir perde kalkıyor… Genç yönetmenler Brittany ve Josephine de arabalarına atlayıp ülkeyi kat ederken, insanlara bu konuda ne düşündüklerini soruyorlar. İddiasızca Amerika’nın kasabalarında gezerken, biseksüellik konusunda sordukları sorulara çeşit çeşit cevap alıyorlar. Cevaplar genel olarak beklenenden daha ılımlı. Biseksüel olmak ne demektir? Biseksüellik yalnızca bir moda mı? Hep bir erkekle yatmak isteyip yatamadıysam yine de biseksüel miyimdir? Biseksüellik hayat boyu mudur? Amerika’nın cinselliğe dair değişmekte olan yüzü, kasabalı genç bir kızın, “bir hafta bir oğlan, sonraki hafta bir kız belki de” deyişinde; bir dansçının “her şey mümkün”ünde ya da 11 yaşındaki bir oğlan çocuğunun cinsel tercihleri hakkında kafasının karışık olduğunu söylemesinde kendini belli ediyor. Biseksüellik diye bir şey olmadığını iddia edenler de var, ondan tiksinti ile söz edenler de. Akademisyenlerin, öğrencilerin, sanatçıların, dansçıların, biyologların, hamburgercilerin ve herkesin söyleyecek bir şeyleri var. Çift Yol özellikle siyah-beyaz yanıtlar vermekten kaçınan, izleyicinin kendi yanıtlarını keşfetmesini isteyen bir belgesel; yalnızca olduğu gibi olmak istiyor. Bu anlamda film, kendisini arayan, ‘arada kalmış’ öznelerine de ayna tutuyor.

    Paris is Burning (1990)
    Paris Yanıyor
    Tür: Belgesel
    Konu: Jennie Livingston tarafından yönetilen 1990 American belgesel-film. 1980’lerin son yarısında çevrilen film, New York’un Afro-Amerikan, Latin, gey, ve transseksüel komünitelerini içerir. Balo kültürünün çoğu üyesi, Paris Yanıyor’u New York’un drag balolarının Altın Çağı’nı ve aynı zamanda ABD’deki ırk, sınıf, cinsiyet ve seksüalite kavramlarını yansıtan değerli bir belgesel olarak yorumlar.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 11:23 on 29 November 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Eşcinseller,   

    Ortaokulda Eşcinsel Olmak 

    Yıllar sonra en yakın arkadaşımla birlikte okuduğumuz ortaokulu ziyarete gittik, sınıfımıza uğradık. Oturduğumuz sıralarda yeniden oturduk. Bizden üç-dört yaş küçük öğrencilerle ders dinledik. Orada geçirdiğim her anı yeniden yaşıyormuşum gibi incelemeye başladım etrafı. Pencereden görünen çam ağacının altına gömdüğüm sınıfta kullandığımız ilk renkli tebeşiri, kalorifer peteklerinde kuruttuğum eldivenlerimi, Betül’ün soluk mu soluk sarı tenini, diyabet hastası Ayşe’nin söylediği “Cerrah Paşa” adlı şarkıyı, Ahmet’in sulu, edepsiz şakalarını, Mustafa’nın matematik öğretmenimiz Burcu Hoca’ya küfür etmesini, Ali’nin aldığımız her yiyecekten biraz aşırmasını… Hepsini hatırladım. Futbol oynamamak için sürekli “Ayağımda tırnak batması var.” deyişimi, en iyi arkadaşımın, voleybol oynuyor diye dayak yiyecek olmasını, sadece ikimize takılan lakapları, beden eğitimi öğretmenimiz Muzaffer Hoca’nın dikkat çekici, dar eşofmanlarını bile hatırladım.

    Teneffüs zili çalınca sınıfın her köşesine biraz göz geçirdik. Hatırladıklarımızdan bahsettik birbirimize. Sonra duvara kazınmış bir liste gördük. Bizim sınıfın, sanırım okulun son günü kazıdığı on beş kişilik sınıf öğrencileri listesiydi. Liste kategorize edilmişti, aynen şu şekilde;

    SINIFIN KIZLARI:

    Merve V.
    Büşra
    Betül
    Ayşe
    Hilal
    Merve A.
    Kübra

    SINIFIN ERKEKLERİ:

    Ali
    Mustafa
    Ahmet
    Okan
    Cengiz
    Fatih

    SINIFIN TOPLARI

    Bir Lakap (Ben)
    Bir Lakap (En Yakın Arkadaşım)

    İsimlerimiz yoktu o listede, sadece lakaplarımız vardı; yazmaktan bile çekinmeme sebep olacak kadar rahatsız edici “lakaplarımız”. Listeye öylece bakarken utançtan yerin dibine girdim. 4 yıl boyunca bu sınıfta okuyan her öğrenci, her gün bu listeyi gördü. Kimse bu listeyi yok etmedi, kimse bunu rahatsız edici bulmadı. O liste ünlü bir ressamın, başarılı bir eseriymişçesine yıllarca orada öylece durdu. Bir şeyin farkına vardım. Biz kendimizi yeni yeni öğrendiğimiz on sekizli yaşlarda dışlanmaya başlamamıştık. Hep dışarıdaydık, daima ötekileştirilmiştik. Bizi kendilerine yakıştırmıyorlardı. Yoksa neden hiçbir kışkırtıcı hareketimiz olmamasına rağmen bizden nefret ediyorlar, lakaplar takıyorlardı ki? O listede neden hepsinin adı yazılıyken bizim lakaplarımız yazılıydı? Onlardan farklı ne hissediyor, ne yaşıyorduk? Hiçbir şey. Birçoğundan daha iyi kalpli, daha anlayışlı, daha hoşgörülü, daha merhametliydik hatta. Başarılıydık. Bunlar nefret edilesi şeyler değil. İşin en ilginç tarafı birileri daima bizden/kendimizden daha önce fark ediyor homoseksüel olduğumuzu. Biz çok sonradan öğreniyoruz bunu. Çünkü kaçıyoruz, korkuyoruz, saklanıyoruz bu duygulardan. Sırf toplumda bir ismimiz olsun diye. Aynı rahimden çıkmamıza rağmen kabul gören heteroseksüel kardeşimizle aynı kefeye koyulalım diye. Aslında kendimizi kabullenince de pek bir şey değişmiyor. Yine kaçıp saklanıyoruz, lakaplar yerini takma ya da sahte isimlere bırakıyor. Kendi zihnimizin ürettiği bir savunma aracı olarak… Bir zamanlar üzerimize yağdırılan o ucu zehirli kurşun gibi vücudumuzu delip geçen, sonrasında derin bir acı veren lakaplar bu kez takma isimler olarak elimizde bir kalkana dönüşüyor, bir savunma sistemine, bir görünmezlik pelerinine. İşte bu da bizim oyunumuz. Sürekli oynadığımız, zerre kadar keyif almadığımız, resmen bir zorunluluk olmuş “saklambaç oyunumuz”, bitmek bilmeyen, acilen bitmesi gereken…

    Eminim, görüyor, hissediyorum. Hepimiz duvara yaslanmış geri sayan, saklanmayı bize zorunlu koşan, homofobik ve sözde yardım sever heteroseksüellerin tam arkasında bekleyip saymayı bitirmesini bekleyeceğiz. Arkalarını döndüklerinde kimsenin saklanmadığını görecekler. Soru sormalarına gerek kalmadan anlayacaklar ki “Biz bu oyundan çok sıkıldık.”

    Siz de emin olun, öyle bir gün gelecek ki; hiçbir LGBTİ bireyi, çeşitli nedenlerden dolayı takma isim kullanmak zorunda kalmayacak. Çünkü bu gün takma isim kullanmak zorunda kalmış biriyim. Görünmezlik pelerini sandığım bu işkence torbasından kurtulmak için elimden geleni yapacağım. Yanında yürüyeceğim ve yanımda olacak insanlar olduğunu biliyorum. Uzattığınız eli tutmaya hazırım. Son saklambacın geri sayımı başlasın.

    Listenin İsimsizleri – Sol’ucan – LGBTİ Fm

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 20:34 on 7 April 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , Eşcinseller,   

    Eşcinseller neden kızların en iyi dostlarıdır? 

    1-Bir eşcinsel sana yalnız sen olduğun için çiçek gönderir.

    2-Bir düzcinsel önemli hatalarını örtmek için çiçek gönderir: Doğum gününü kaçırdım: Karışık buket / Randevumuzu unuttum: 1 düzine gül / Yeni saç stilini farketmedim: Orkide

    3-Bir eşcinselin bir kadınla tanıştığı zamanki göz hareketi şöyledir: Önce saçına, sonra küpelerine, sonra ayakkabılarına, daha sonra da makyajına bakar.

    4-Bir düzcinselin bir kadınla tanıştığı zamanki göz hareketi ise şöyledir: Önce sağ göğsüne, sonra sol göğsüne, daha sonra da ikisine birden bir göz atar.

    5-Bir eşcinsel sana verdiği değeri göstermek için sana sarılır.

    6-Bir düzcinsel ise sütyeninin önden mi yoksa arkadan mi açıldığını kontrol etmek için sarılır.

    7-Eşcinseller güzel görünmen için harcayacağın zamanı seve seve seninle geçirirler.

    8-Düzcinseller ise harcadığın zaman hakkında verip veriştirirler.

    9-Eşcinseller bir partnerde olmasını arzuladığın ozelliklerin kendilerinkine benzediğini görünce şaşırmazlar. (Şöyle birini istiyorum: Seksi, romantik, esprili, dürüst, temiz, başarılı, düşünceli, cömert, zeki)

    10-Bir düzcinselin listesi: (Christie Brinkley’i istiyorum.)

    11-Eşcinseller sıcak ve duyguludurlar.

    12-Düzcinsellerin genellikle uzaktan kumanda aletleriyle derin bir ilişkileri vardır.

    13-Bir filmin acıklı bir bölümünde seninle ağlaması için bir eşcinsele güvenebilirsin.

    14-Bir düzcinsele de 3 sıra önünüzdeki kadının saçına patlamış mısır isabet ettirmesi için güvenebilirsin.

    15-Eşcinseller senin romantik bir haftasonunun her zaman ayışığında bir yürüyüş içermesi gerektiği fikrini paylaşırlar.

    16-Bir düzcinselin romantik bir haftasonu fikrinin içinde en az bir tane stadyum olayı mevcuttur.

    17-Bir eşcinsele gösteri dediğinde hemen New York veya Londra’ya bir haftasonu gezisi düşünür.

    18-Bir düzcinsele gösteri dediğinde hemen “Zor Ölüm”ü 8 defa izlediği sinema salonunun ismi gelir.

    19-Eşcinseller Van Gogh ve Van Cliburn’u severler.

    20-Düzcinseller ise Van Halen ve Van Damme’ı tercih ederler.

    21-Bir eşcinsel depresyonunu atlatmak için izleyeceği klasik bir siyah beyaz filme katılmanı ister.

    22-Bir düzcinsel ise vurdulu kırdılı film koleksiyonunu izlemek için onu yalnız bırakmanı ister.

    23-Eşcinseller kaliteli giysilerini ya elde yıkarlar ya da kuru temizlemeye gönderirler.

    24-Düzcinseller ise yıkanacak çamaşırlarını genellikle iki kategoriye ayırırlar: (1) Birinci parti, (2) Birinci partiye sığmayan herşey.

    25-Eşcinseller en derin sırlarını seninle paylaşacaklardır.

    26-Düzcinseller yakınlık hislerini sana balık ayıklarken yaptıkları yarayı göstererek anlatacaklardır.

    27-Eşcinseller kestane rengi, taba, kumtaşı ve kakao rengi arasındaki bariz farkı bilirler.

    28-Düzcinseller ise ayni renkleri şöyle tanımlayacaklardır: Kahverengi, kahverengi, kahverengi ve kahverengi.

    29-Eşcinseller genellikle sivil hakları için yapılan bir gösteride yeralmışlardır.

    30-Düzcinseller ise büyük ihtimalle bir yemek savaşı başlatmıslardır.

    31-Eşcinseller taklit bir Louis Vuitton çantasını bir mil öteden farkedebilirler.

    32-Düzcinseller de taklit bir Air Jordan ayakkabısını iki basketbol kortu öteden farkedebilirler.

    33-Bir eşcinsel sana ağlayacak bir omuz ve ihtiyacın olduğu zaman yardım için her zaman hazırdır.

    34-Bir düzcinsel ise sana birkaç basket atışı yapmanı tavsiye edecektir. Eh, onların işine yarıyor.

    2009-Eshcinsel

    *Düzcinsel: Heteroseksüel

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 19:43 on 7 April 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Eşcinseller,   

    Eşcinsel Yaşam Rehberi 

    1-Erkeklere olan aşkını sanata çevir. Michelangelo’nun “David”inin nereden geldiğini sanıyorsun?
    2-Eğer insanlar senden sadece top olduğun için hoşlanmıyorlarsa, bu onların problemi. Senin problemin yapmalarına izin verme.
    3-Bir AIDS aktivistini yemeğe çıkar.
    4-İyi bir amca/dayı ol. Her çocuğun örnek bir top modeline ihtiyacı var.
    5-İç çamaşırını asla ütüleme. Titizliğin de bir sınırı var.
    6-Doğru kadını bulamadığın için top olduğunu varsayan insanlara dikkat et.
    7-Özellikle de doğru kadın olabileceğini düşünenlere.
    8-Eğer biri senin hetero olduğunu varsayarsa, aksini belirtmek zorunda değilsin. Bu senin seçimin.
    9-Aşırı kadınsı görünen, gösterişli topları veya travestileri eleştirmeden önce onlarsız bugün nerede olacağımızı düşün.
    10-Top bir erkek olmak demek karşı cinsi yoksaymak demek değil, hayatına kadınların girmesine izin ver.
    11-Kendine ve topluğuna gülebilmenin sağlıklı bir şey olduğunu bil. Mizah iyileştirir.
    12-Hayalini kurduğun bir ilişkiye sahip örnek insanlar bul ve onları örnek al kendine; anne-baba, dostlar, medyatik kişiler vb.
    13-Şu homofobik eşitlemedir: Eşcinsel = hasta, yalnız, mutsuz. Matematiğe meydan oku.
    14-Cüzdanında her zaman kartını taşı. Bay Doğru’yla ne zaman karşılaşacağın hiç belli olmaz.
    15-Bay Doğru diye birinin varolmadığını bil. Bay Doğru’yu bekleyen toplar genellikle yalnız kalırlar.
    16-Hükümetin AIDS’le savaş için yeterince çaba sarfetmediğini düşünüyorsan, kendinin sarfettiğine emin ol.
    17-Heteroseksüelliğin bize karşı silah olarak kullanılmasıyla büyüdük. Büyüklük sende kalsın. Cinselliğini heterolara karşı kullanma.
    18-Heterolar aşkımızı halk içinde göstermemizden rahatsız olurlar genellikle. Kendi güvensizlikleri yüzünden sen davranışlarını sansürleme. Ama yine de saygılı ol.
    19-Bir adama “Seni Seviyorum” dediğinde koşu ayakkabılarını giyiyorsa, aşkını haketmeyecek biri olabileceğini düşün.
    20-Bir randevuda kimin ne ödediğini mesele etme. Eğer o ikiniz için ödemek isterse, teşekkür et. Ama bunun için tabağını yalaman gerektiğini sanma. Eğer sen ikiniz için ödersen, karşılığında bir şey bekleme.
    21-Hoşlandığın birine sarıldığında, önce onun bırakmasını bekle. Eğer bırakmazsa, güzel bir şeylerin başlangıcı olabilir.
    22-Çoğu insan için (top ya da hetero) seks özel bir aktivitedir. İnsanları cinselliğine yönelt, cinsel aktivitene değil.
    23-Güvende hissettiğinde, halk içinde el ele tutuş veya öpüş. Cinsel aktiviteni değil de aşkını dürüst bir şekilde belirtmek bir çeşit aktivistliktir.
    24-Sigarayı bırak. Sigara ereksiyonu güçleştirdiği gibi sperm miktarını da düşürür; HIV taşıyıcısı olan tiryakiler, içmeyenlere göre iki kat hızlı AIDS olurlar. Ve birçok tütün şirketi Jesse Helms gibi homofobiklere tonlarca para kazandırıyorlar, ayrıca ağzına alacak daha güzel şeyler var sigaradan başka!…
    25-Dönüşümlü kullan. Şunlar hariç: Prezervatif, sevgili, ağız sağlığı araçları.
    26-Fantazini yaşa.
    27-Hetero bir adamı baştan çıkarmaya çalışma. Bunun için yalvarmıyorsa.
    28-501’leri iç çamaşırsız giy. (Bu “freeballing” diye biliniyomuş.)
    29-Sözlü taciz ve hakaretlere gülüp geçmeyi öğren.
    30-HIV testi yaptır. Bilgi eşit güç demektir.
    31-İlk yardım öğren.
    32-Eğer monogamik bir yaşam seçersen, cinsel yaşamı heyecanlı kılmanın zor olacağını bil, ama yapılabilir.
    33-Haklarından vazgeçme, başkasının hakkını da alma.
    34-Eşcinsel hakları senin hakların. Onları desteklemek ve yaratmak için elinden geleni yap.
    35-Prezervatif satın alırken utanma.
    36-Arkadaşlarını gay topluluğunun içine sok. Onları klüp toplantılarına, sanatsal etkinliklere, yardım faaliyetlerine davet et. Bu, heteroseksüel arkadaşların için de geçerli.
    37-Sevdiğin erkeğe aşk mektuplari yaz, birlikte yaşiyor olsaniz bile.
    38-Heteroseksuellere karşi ayirimcilik yapma.
    39-Her zaman bir kimsenin come-out yapmasina yardim et. Toplum değişene kadar, hepimizin rehberliğe ihtiyaci var.
    40-Hoşlandiğin erkeğin senin evine taşinmasina izin vermeden once iki kere dusun -hayir, uc kere!-
    41-Straight erkeklerin 70lerde yaptiği hatalardan ders al. Erkeklikle macoluğu kariştirma.
    42-Eğer belli bir tipin varsa, en azindan bir kere tipin olmayan biriyle cik.
    43-Yardim kuruluşlarina comert ol. Eğer verecek yeterince paran veya gelirin yoksa (hatta varsa bile), zamanini ver. AIDSli bir kimseyle gecireceğin bir saat, hem senin hem de onun icin paha bicilmez olabilir.
    44-Unutma ki, bazi haftasonlarinin en iyileri evde gecirilenlerdir.
    45-Her firsatta sevgilinle cinsel olmayan bir duş al. Ve sirtini sabunla.
    46-Değişmekten korkma.
    47-Bir erkeğin vucuduyla birleştiğin zaman, onun kalbini ve ruhunu da unutma.
    48-Eşcinsel özgürlüğü düzcinsellerin kotu aliskanliklarini adapte etme özgürlüğüne sahip olmak demek değil. Daha ileri duşun. Limitleri aş.
    49-Bir ilişkide, dostluk uzerinde dur. Tutku solarken, dostluk yeşerebilir.
    50-Seksi, fiziksel ihtiyaclarini gidermeye ek olarak, sevginin bir ifadesi olarak da kullan.
    51-Zevk ver, zevk al. Bu kadar basit.
    52-Kendini iyi hissetmek icin caliş; başkalarinin senin hakkinda iyi hissetmeleri icin değil.
    53-Sevgilin senden ayri zaman isterse, comert ol ve bunu ona ver.
    54-Hayat boyu surecek bir arkadaş ailesi yarat.
    55-Yaratciliğini hayatindaki erkekle paylaş: Ona bir şiir yaz, bir şarki soyle, bir resim ciz.
    56-Bir erkeğin/kadının bakislarinin otesini gormeyi oğren.
    57-Gercekten kastetmedikce, “Seni seviyorum” deme.
    58-Gercekten kastediyorsan, bol bol “Seni seviyorum” de.
    59-Ona cicek ver.
    60-Yabanci birine gulumse.
    61-Farkli yaşta ve hayat stilinde olan insanlarla dolaş.
    62-Sevgiline o istemeden sirt masaji yap.
    63-Alternatif bir aile yarat, ama bunun seni biyolojik ailenden uzaklastirmasina izin verme.
    64-Partnerine sağ elinle prezerfatif takmasini ogren. Sonra sol elinle. Sonra ağzinla.
    65-Kimseyi bilerek ve isteyerek kiskandirmaya calişma, haketse bile. Ozellikle de hakediyorsa.
    66-Aşik olmak bazi duygusal riskleri goze almadan olmaz. Eğer aşk istiyorsan, kendine risk alma izni ver.
    67-Ciktiğiniz zaman yaratici ol:
    Onu bir tarot okuyucusuna gotur.
    Bir dağa tirmanin ve yildizlari sayin.
    Birbirinizi cinsel olmayan birşeyler yaparken kameraya cekin.
    Cizgi film seyredin.
    Birbirinize kitap okuyun.
    68-Olanaklar sinirsiz.
    69-Aynaya sana baktiğindan cok bakan boyfriend’e dikkat et.
    70-Unutma, dolabin dişinda olmak, icinde olmaktan daha kolay. Ikisinde de bulunmuş olan birine sor.
    71-Asla birini onun guvenli seks sinirlari dişinda kalan birsey yapmaya zorlama.
    72-Grup olarak gayler oldukca fotojeniktirler. Resim cektirin.
    73-Çektiğiniz fotoğraflarin kopyalarini arkadaşlarina gonder.
    74-Gay bir erkek olarak şunlara sahip oldugundan emin ol:
    Telesekreter
    Guvenli seks hakkinda sağlikli bilgi ve anlayiş.
    Ceşit ceşit prezervatif, kullanmayi duşunmesen bile.
    75-Arada bir sekse ara ver. Bağimlilik haline gelmesine izin verme.
    76-Şu sozlere asla inanma:
    Merak etme, dişari boşalacağim.
    O sadece oda arkadaşim.
    Gecen hafta ayrildik.
    Ağzina gelmeyecegim.
    Onu unuttum. Gercekten.
    20 santim. Olctum.
    Fazla acitmayacak.
    77-Sosyal durumlarda herkese acik ve dostca yaklaş, sadece cekici buldugun erkeklere değil.
    78-Kendi gay organizasyonunun her renkten, her yaştan ve her kesimden insanlar icermesine caba harca.
    79-Eşcinselliğin genetik mi, cevresel mi yoksa kişisel secim mi olduğu uzerine kafa yorma. Eşcinsellik basitce eşcinselliktir.
    80-Kendini tanimlarken ‘straight acting’ – ‘straight gorunumlu/hareketli’ terimini kullanma. Erkeksiliği ‘straight’; kadinsiliği ‘gay’ farzetmek homofobik bir davraniştir.
    81-AIDS’li birine neler hissettiğini anladiğini soyleme. Sen de AIDS’li değilsen, anlayamazsin.
    82-Eger sen AIDS’liysen ve birisi sana neler hissettiğini anladiğini soylerse, kendini tut. Muhtemelen iyi niyetlidir.
    83-Buyurken, başkalari tarafindan dinlenmedik. Biz kendimizi dinlemedik. Şimdi, gay ve lezbiyen arkadaşlarinin soylediklerini dinlemeye caliş.
    84-Arkadaşlarina notlar ve mektuplar yazmaya vakit ayir; ayni şehirde bile olsan. Mektuplari severiz.
    85-Erkeğinin reklamini yapma. Bir başkasi alabilir.
    86-Bir orgazm 60 saniye surebilir (eğer şansliysan). Sevgi ise hayat boyu. Oncelikleri belirle.
    87-Gay tarihini oğren. Bu bizim kendi tarihimiz.
    88-Sana anlatacak bol dedikodusu varsa, senin hakkinda da bol dedikodusu vardir.
    89-Boyfriend’inin aklindan gecenleri okumasini ve ne duşunduğunu ya da hissettiğini bilmesini bekleme. Ona yardim et.
    90-Eger boyfriend’in ona sarilmani isterse, sebebini sorma. Sadece saril.
    91-Bazi erkekler ateşli bir gece gecirmek istiyorlarsa yalan soyleyeceklerdir. Dikkat et. Her zaman partnerinin HIV pozitif olduğunu varsay.
    92-Eğer arkadaşlarinla sadece barlarda goruşuyorsan, onlari asla gercekten tanimayacaksin. Rahatca konusabileceğiniz bir yerlere gidin.
    93-Bir erkekle ciktiğinizin ilk haftalarinda, o ozellikle sormadikca ex-boyfriendlerinin konusunu acma. Muhtemelen bilmek istemiyordur.
    94-Bil ki, insanlari kendinin straight oldugu fikrine yonlendirmekle, onlara gay olmanin yanliş bir sey olduğunu anlatmiş oluyorsun.
    95-Bil ki, coming out herşeyin cozumu demek değil. Butun problemlerin mucizevi bir bicimde yok olmayacak.
    96-Eğer birisini homofobik olmakla suclayacaksan, once kendininkini yansitmadiğina emin ol.
    97-Gayler de aşağilik olabilirler. Bir heriften sirf o da gay diye hoşlanmak zorunda olduğunu zannetme.
    98-Karşilik ver. Ateş ateşi hakeder.
    99-Karşilik verme. Ateşin suya ihtiyaci vardir.
    100-Dunya şiddetli bir bicimde eşcinsel karşıtı olabilir. Karşilik verme konusunda secimin ne olursa olsun, hazirlikli ol.
    101-Romantizmden korkmamaya calış.
    102-Bağlılıktan korkmamaya calış.
    103-Değişimden korkmamaya calış.
    104-Bazı gay erkekler aşkla seksi ayırmakta oldukca başarılıdırlar. Kendine ikisini birleştirme izni ver.
    105-Kopenhag’ı ziyaret ettiğinizde, sokaklarinda elele tutuşun ya da opuşun. Kimse aldırmayacak.
    106-Arkadaşlarını barların dışına cekip, normları olmayan bir başka aktivitede bulunmalarında ısrar et. Başta soylenebilirler, ama sonunda sana tesekkur edeceklerdir. 107-Etmezlerse, kendine yeni arkadaşlar bul.
    108-AIDS’li insanları kucuk bir kutuya itip onlara farklı davranma.
    109-Eger sen AIDS’li bir insansan, kimsenin seni kucuk bir kutuya itmesine izin verme. Sana nasıl davranılmasını istediğini bilsin insanlar.
    110-Homofobiyi onlemek cocuklarla başlar. Onlara hoşgoruyu ve saygıyı oğret.
    111-Eşcinselliğini cocuklardan saklama.
    112-New York’u ziyaret ederken, kahretsin, herseyi yap.
    113-Gunluk tut. Ve allahaşkına sulu bir şey olsun.
    114-Bazı erkekler markette koca ararlar. Bazıları birkac saatlik arkadaşlar ararlar. Farklı arzu ve ihtiyaclarımız var. Ne istediğini bil.
    115-Homoseksuelligin tedavisi yok cunku ortada tedavi edilecek bir şey yok. Ama homofobinin tedavisi var. Uzerine calış.
    116-Homofobi korku ve cehalettir. Oyleyse eğit, saldırma. Ama unutma, eğitilemeyeni eğitmek senin işin degil.
    117-En cok aşk ve seks meselelerinde inciniriz. Oyleyse bu meselelerde dikkatli ol.
    118-Guvenli seks tartışmanızı işler kızışmadan once yapın. Kızışmaya başladı mı hicbirseyi tartışacak haliniz olmaz.
    119-Seksizm ve homofobi aynı bokun suyudur. İkisiyle de savaş.
    120-Bazıları bizi anonim seks yapmak ve onune gelenle yatmakla eleştirir. Bazıları da monogamik ya da ev cocuğu olmakla eleştirir. Düzcinseller yıllarca yatakta ne yaptığımızı yargıladılar. Yargılamayı aş. Hepimiz farklıyız.
    121-İnsanların ırkcı, seksist ve homofobik esprilerine meydan oku.

    2009-Eshcinsel

     
    • Uğur Karataş adlı kullanıcının avatarı

      Uğur Karataş 20:24 on 29 Temmuz 2018 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      Süper her şeyi açık bir biçimde anlatmışsınız yüreğinize sağlık teşekkürler

      Beğen

    • Doruk adlı kullanıcının avatarı

      Doruk 10:52 on 2 Temmuz 2019 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      AIDS’li ne kadar kötü bir tabir. Hıv pozitif bireylerden bu şekilde bahsedilmesini yakıştıramadım. Hiv pozitif ve aıds ayrımını yapabilecek düzeydesiniz sanıyorum. Lütfen bu yazıyı düzeltin.

      Beğen

  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 20:04 on 22 February 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Eşcinseller, , Homoseksüeller,   

    Eşcinsellik Nedir? 

    Herkeze merhaba.Öncelikle kendimi tanıtmak isterim.Adım Cihangir.20 yaşındayım ve lgbti.family.blog web sitesinin yeni editörüyüm.
    İlk başta şunu belirtmeliyim ki;Eşcinsellik kötü bir terim değildir.
    Eşcinsel bireyler;sokakta,evde,okulda,işte kısacası her yerde.
    Gelelim asıl konumuza.”Eşcinsellik Nedir? , Doğuştan mı Yoksa Ergenlikte Oluşan Bir Durum mudur?” başlığı altında yazacağım bu gerçekler,tamamen gözlemlerim ve şahsım adına yazılmış olacaktır.
    Eşcinsellik,kimisi tek yönlü (erkekten erkeğe veya bayandan bayana),kimisi biseksüel (iki cinse) sevgi durumudur.
    Bana sorarsanız erkekten erkeğe eşcinsellik doğuştandır.
    Doğuştan olmasının sebebide hormonsaldır.Hangi cahiliyet bunu bile bile bu insanları dışlar ki? Kesinlikle haksızlık.
    Kendimde dahil olmak üzere bütün LGBTİ bireyleri ile tek vatan,millet ve toplum olalım.
    Yazacağım şeyler bu kadar.
    Bir sonraki konumda ünlüler ile ilgili konu paylaşımı yapacağım.
    İyi günler…

     
    • fatih adlı kullanıcının avatarı

      fatih 00:48 on 23 Mayıs 2017 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      eşcinsellik tabiki doğuştandır…nasıl doğuştan kör olunuyor nasıl birömür deyiştirilemiyen bazı hastalıklar gibi ki eşcinsellik hastalık deyildir yani örneğin anne karnında meydana gelen küçük bir mutasyondur…kişi o kadar mutahasıp bir ailenin çocuğu olduysada doğuştan gelen bu hormonal sistemi deyiştirmiyerek kendini hissettiği gibi yaşamaya zorlamasıdırr..hiç bir öğüt ve modern tıp bu kişiliği deyiştiremez..hatta bu gibi mutasyonlar hayvanlarda bile sıkça görülmüştür.ki hayvanlar ahlak ve terbiyeden medeniyetten hiçte haberi yoktur..Bazı sitelerde bu konuyu çok şiddetli bir şekilde eleştirmişler işi yine çözemedikleri din bilgileriyle yorumlamıya çalışmışlar hatta çok günah olduğunu ve daha eşcinsellerin cennete bile giremiyeceğini yazmışlar.korkunç bir cehaletlikdir ki hiç bişey araştırmadan ezbere yazılmış bilinçsizce yazılmış şeylerr ..guya sapıklıkmiş bende diyorumki birşeyi araştırmadan konuya mutabık olmak enbüyük cehalet sapıklığıdır …

      Beğen

  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 11:59 on 21 February 2015 Kalıcı Bağlantı
    Tags: Erzurum, , Eşcinseller,   

    Erzurum’da eşcinsellik 

    Bir arkadaşımdan, “Erzurum’da eşcinsel kafe açılmış” haberini aldıktan sonra şaşkınlıkla karışık bir sürü soru sormaya başladım.
    Başka bir şehirde olsa böyle şaşırmaz, üzerinde durmazdım bile. Ama burası muhafakarlığıyla bilinen sağ görüşlü bir şehir.
    Ülkenin diğer yerlerinden gelen heteroseksüel öğrencilerin birçoğu bile buraya uyum sağlamakta zorlanırken eşcinsellerin varoluşlarını kabulendirmeleri, bunu göstermeleri bile sıkıntı yaratabilecek bir durum.
    Hal böyleyken “kendileri” için kafe açmaları hem şaşılacak hem de cesur sayılacak bir hareket. Araştıdıkça bu kafenin aslında göz önünde olan bir semtte ama iyi gizlenmiş bir yerde olduğunu öğreniyorum.
    Buranın homofobik heteroseksüeller tarafından duyulması, bilinmesi fikri biraz ürkütüyor onları. Konuyu deştikçe burada bir eşcinsel parti bile verdiklerini duyuyorum.
    Partiyi düzenleyen eşcinsel Nazlı ile böyle tanışıyoruz. Röpörtaj teklifimi bir “güven buluşması”ndan sonra kabul ediyor.
    Yüzünün ve adının gizli kalması konusunda çok hassas.

    “Eşcinselliğimden utanmıyorum, çekinmiyorum. Bunu Erzurum’da kaldığım süre boyunca hiç gizlemedim. Her türlü dışlanmaya, horg görülmeye, hakarete ve şiddete rağmen kendimi saklama ihtiyacı duymadım.
    Burası eşcinseller için zor bir şehir. Erzurum’da eşcinsel olup bunu gizlememek rüzgara rüzgara karşı yürümek gibi bir şey.
    Ama diğerleri gibi bir maske takıp erkekmiş gibi davranmadım. Çünkü hissetiğin bisindir,bunu değiştiremezsin. Ben eşcinsel bir crossdresser olarak para kazanıyorum.Yüzümün,adımın,adresimin gizli kalması benim için bu yüzden önemli.
    Korku değil bu, sadece tedbir!” diyor bana ve ben de bunu kabul edip, hikayesini dinlemeye başlıyorum.
    Nazlı, eşcinsel bir crossdresser. Fotoğraflarda gördüğüm siyah peruklu, topuklu ayakkabı giymiş, üzerinde seksi kıyafetleriyle poz veren bu crossdresseri erkek.. Haliyle, “Acaba,”tanıyabilecek miyim?” diye düşünüyorum buluşmaya giderken. Her geç kaldığı dakikada merakım daha da artıyor. 1 saatlik meraklı bekleyişimin ardından “merhaba” diye narin ellerini uzatıyor bana.
    Tanımaktan çok da güçlük çok da farklı değil. Hal ve tavır olarak tam benimkinden daha kadınsı. Konuşma sırasında kısacık saçlarını zarif el hareketleriyle düzeltiyor sürekli.
    Her seferinde korkusuz olduğundan bahsediyor. Bu durumunun çok da anormal olmadığını, büyütecek bir şeyin olmadığını söylüyor.
    Muhafazakar bir şehirde olmasına rağmen oldukça cesur. Bana yaşadığı ilişkilerden bahsediyor. Hayatının adamından, sonunun nasıl hüsranla bittiğinden, erkeklere artık güvenemediğinden…Uzun sayılabilecek bir erkek dedikodusundan sonra röpörtaja geçiyoruz

    Crossdressliği anlatır mısın, bilmeyenler için?

    “Crossdress” kadın kıyafetleri, iç çamaşırları, ayakkabıları giymekten hoşlanan erkekler için kullanılan bir tabir. Bu aslında kadınlar için de geçerli.
    Erkek gibi giyinen, erkek gibi davranan ve bundan mutluluk duyan kadınlar için de kullanılır ama erkek örnekleri çok fazla olduğu için kadın kiyafeti giyen erkeklerle biraz özdeşleşmiş durum şu anda.

    Ne Zaman kadın kıyafetleri giymeye başladın?
    13-14 yaşlarımda başladım diye hatırlıyorum. Ablamın kıyafetlerini gizli gizli giyerdim.

    Sen bir eşcinsel cd’sin. Kadın dürtüsünü ilk ne zaman hissetin peki?

    Bu zaten doğuştan gelen bir his. Sen nasıl bir kadın doğdun, kendini doğuştan böyle hissediyorsun, ben de kendimi hep kadın hissetim.
    Ama 11 yaşımda tamam dedim. Ben bir eşcinselim. Bunu zaten hep hissediyordum ama ilk o zaman bunu kendime itiraf etmiş ve bullanmıştım.

    Ailenin tepkisi nasıl oldu peki?

    İlk önce şok oldular. Çünkü ben o zamanlar gizleyebiliyordum bunu. Daha sonra benim için sancılı dönemler başladı. Ailem kabullenemedi.Değişeceksin, “normale” döneceksin diye baskılar arttı.
    Psikologa gönderildim. Bu bir hastalık, tedavi olmalısın dediler. Bunun değişmeyeceğinden adım gibi emindim ama karşı çıkmadım, gittim. Doktorla epey kunuştum.
    Seansları kaçırmadım. Doktor da aileme bu durumun hastalık olmadığını, doğuştan geln bir kadın olma hissi olduğunu ve bunun değiştirilmeyeceğini söyledi.

    Sonra?

    Sonrasında son çare olarak beni evlendirmeye karar verdiler. Belki o zaman “düzelirim” diye ama anlamadıkları şey ben zaten normaldim. Bu olabilecek bir şey.
    Sadece farklı bir bedende doğdum, hepsi bu. Ben gene değişmeyeceğimden adım gibi emin olmama rağmen onların dediğini yaptım, evlendim. Yaklaşık 1 yıl sürdü.
    Eşimle bir evin içinde iki yakın kız arkadaş gibiydik. Ona eşcinsel olduğumu söyledim. Terk etmedi beni çünkü kendince sebepleri vardı, kaldı benimle. Bunu kabulendi ve
    iki arkadaş gibi yaşadık, o bir yıl içerisinde. Sonrasında zaten bitirme kararı aldık. Ne zamana kadar sürecekti ki bu durum zaten.

    Ailenin baskıları devam etti mi peki?

    Doktora gittim, evlendim. Durum değişmedi. Onlar da anladılar artık değişmeyeceğimi. Ben buyum, böyleyim. Bu halimle mutluyum. Sonra kabullendiler beni.
    Baskıları da tüm bunlardan sonra son buldu.

    Tamamıyla kadın gibi hisedip, erkek bedeninde yaşamak zor değil mi senin için? Cinsiyet değiştirmeyi düşündün mü?

    Bu tabii ki zor. Ben bir kadın gibi hisediyorsam öyle de görünmeliyim. Etek giymeli, saçımı uzatmalı, makyaj yapmalı ve topuklu ayakkabı giymeliyim.
    Seviyorum böyle olmayı. Ama yanlış bir bedende doğdum. Bir karışıklık oldu sanırım (gülüyor). Ve tabii ki ileride cinsiyet değiştirmeyi düşünüyorum. Zaten hormon tedavisi görüyorum şuan.
    Okulumun bitmesini bekliyorum,cinsiyet değiştirmek için.

    Crossdreser olmaya nasıl karar verdin?

    Tüm bunlardan sonra İstanbul’a gittim. 19 yaşındaydım. Orada benim gibi arkadaşlarım oldu, crossdreserdi çoğu… Ben de o zaman karar verdim. ve cd oldum.
    3 senedir devam ediyorum. Ama ailemin haberi yok tabi bundan.

    Memnun musun peki?

    İş başvurularında bulunuyorum sürekli ama eşcinsel olduğum için kimse beni işe almak istemiyor.
    Crossdresserliğa devam ediyorum bu nedenle. Hem memnunum bu durumdan, hem hissetiğim gibi kadın oluyorum, hem de para kazanıyorum. Gayet hoş bir durum bence şikayetçi değilim

    Sonrasında Erzurum’a geldin. Muhafazakarlığıyla bilinen bir şehir… Bu seni tedirgin etmedi mi?

    Etmez olur mu? Etti tabi. Ne yaparım orada, nasıl yaşarım diye birçok kez düşündüm. Hem eşcinselim hem de crossdreser… Çalışabilir miyim diye birçok kez düşündüm. Bu düşüncelerle de geldim sonuçta buraya.

    Nasıl problemlerle karşılaştın?

    Öncelikle insanların garip bakışlarına maruz kaldım. Çok fazla sözlü tacize uğradım. ve hala da uğruyorum. Fiziksel şiddete de uğradım. Arkadaşımla yürüyüşe çıktığımız bir akşam saldırıya uğradık, sırf eşcinseliz diye.
    Karakolluk olduk. Şikayetçi oldum ama sonra başım ağrımasın diye şikayetimi geri aldım.

    Bırakıp gitmeyi düşünmedin mi?

    Düşündüm. Gitmek istediğim zamanlar çok oldu. Ama burada, okuyorum sonuçta.
    Alışmaya çalıştım. Duymamazlıktan geliyorum artık. Eskisi gibi bu durumu çok problem de etmiyorum. Korkmuyorum artık. Çünkü ben buyum, böyleyim. Kendimi gizlemiyorum da.
    Her şey ortada, ben bir eşcinselim. Bunun nesini saklayacağım. Allah’ın bildiğini kuldan saklamak saçmalık.

    Bana, sataşanlara cazgır yüzümü gösterince geri çekiliyorlar. Hem bu niye bu kadar abartılacak bir hal alıyor anlamıyorum. Bu normal bir şey.
    Bunun problem edilmesi çok saçma. Erzurum’da er ya da geç ben ve benim gibileri kabul edecek, etmek zorunda. Her şey değişiyor, Erzurum’da değişip normalleşmeli kanımca.

    Müşterilerinin içerisinde Erzurumlular var mı?

    Var tabi canım. Ohooo.. Ben ve benim gibilerin ayıplayanlar, asarız keseriz diye ortalıkta “erkeklik” yapanlar akşam bana geliyor.
    İçlerinde gizli eşcinsel olanlar da var, biseksüel (her iki cinse ilgi duyan kimse) olanlar da… Ve hepsi bekar da değil üstelik. Evli ve çocuklu olanlar da geliyor.

    Müşterilerinin bir steretopisi var mı?

    Ya öyle belli bir kesim yok aslında. Öğrenci var, çalışan var, evli-bekar olanlar var. Genç-yaşlı, olgun olanlar da var. Çok değişiyor o ya… Ama yüzde 50 buranın yabancıları yani öğrenci kesimi diğer yüzde 50 ise buralı olanlardan oluşuyor.

    Korkmuyor musun peki? Evine yabancı birini alıyorsun tanımadan, bilmeden…
    Tedirgin olduğum zamanlar oluyor. Çokça hem de… İstanbul veya İzmir olsa hiç korkmam, hiç tereddüt etmem. Paramı almadığım taktirde kıyametleri koparırım. Ama burası biraz farklı… Tepkilerini kestiremediğim için alttan alıyorum hep. Zaten öyle
    herkesi kabul etmiyorum. Çok seçici davranıyorum bu konuda.

    Erzurum’da benim bildiğim bir tek sen değilsin, başka crossdresserlar da var. Bu iş sistemli bir şekilde mi yürüyor yoksa hepiniz bağımsız mısınız birbirinizden?

    Var ama benim onlarla pek bir arkadaşlık ilişkim yok. Sadece cd siteleri var, oraya profilinizi ekliyorsunuz bu kadar. Sistemli bir şekilde yürümüyor buradaki işler ya da en azından kendi adıma konuşacak olursam…
    Kimseye güvenemiyorum. Hele ki bizim işimizde güvenmek çok zor. Ortalık anında karışabiliyor dedikdularla. Ben, uzak durmayı tercih ediyorum. Yalnız yaşamayı seviyorum.

    Erzurum’da eşcinsel parti verdin. Bu bir ilk! Biraz anlatır msın bana partiyi?

    Biz, etkinliği oluşturduğumuzda 400’e yakın kişi geleceğini söyledi. Ama gerçekte 42 kişilik bir parti oldu. Bu sayı, Erzurum için gayet iyi ama katılımın daha çok olmasını beklerdim ben.

    Eşcinsellerle ilgili herhangi bir etkinlik daha yaptınız Erzurum’da?

    Eşcinsel ölümlerini protesto etmek amacıyla yürüyüş düzenlemek istedim. Bir eşcinsel yürüyüşü… Tabii pek destek veren olmadı. Emniyet zaten izin vermedi.
    Bizden hoşlanmadıkları için mi yoksa olay çıkar, bize saldırırlar diye mi bilmiyorum. Ama her iki durumda da hoş olmayan şeyler var.
    Homofobik söylemler ve davranışlar bitsin istiyoruz artık. O yürüyüşün yapılması halinde polisin bizi koruması, güvenliğimiz sağlaması gerekirdi zaten.
    İzin verilmedi, ben de daha sonra vazgeçtim zaten.

    Bu veya buna benzer başka şeyler yapmak istiyor musunuz burada?

    Eşcinseller Derneği açmak istiyorum.
    Bence, böyle bir dernek bu şehir için gerekli. Diğer şehirlerden gelen eşcinsel öğrenciler kendilerini burada sır gibi saklamak zorunda kalıyorlar.
    Oysaki üniversite yılları bir insanın en özgür olduğu yıllardır, öyle olmalı en azından. Ben eşcinseliğimi lise yıllarında gizliyordum ama şuan üniversitedeyim. Muhafazakar bir şehirde de olsam bunu gizlemiyorum.
    İnsanların da, baskı ve korku altında yaşamalarını istemiyorum. Hiç değilse kendilerini güvende hissedebilecek, kendileri gibi olan bir insan topluluğunda bulunsunlar istiyorum. Öğrenciler dışında Erzurum’da da eşcinsel sayısı sandığınızdan daha fazla.

    Aile ve toplum baskısından korkarak evleniyor bir de çocuk yapıyorlar. Eşcinsel dürtülerini hep bastırıyor ya da gizli tutuyorlar.
    Onların da rahat etmesini, kendilerini anlayabilecek insanların olduğu bir yerde, haftada birkaç kez de olsa özgür ve maskesiz yaşamalarını istiyorum. Bu nedenle böyle bir dernek açma fikrim var.

    Son olarak sana hayalini sorsam….

    Benim hayalim… Tek istediğim okul bittikten sonra Hollanda’ya yerleşip orada evlenmek. Bir ara ülkemizde de bu durum konuşuldu ama çok kesim buna karşı çıktı.
    İnsanlar neden başkalarının hayatına bu kadar müadahale etmeyi seviyor, kendilerinde bu hakkı nasıl bulabiliyorlar aklım almıyor.
    Tek bir hayatımız var yaşayacağımız,bıraksınlar da herkes istediği gibi yaşasın. Baskı, yasak ve şiddetle hiçbir şey çözüme kavuşturulamaz.
    Geyler,lezbiyenler,translar,biseksüeller ve heteroseksüeller…Biz hepimiz başka bir renk, başka hayatlarız. Toplum olarak bunu kabullendiğimiz zaman gökkuşağı renkleri yan yana tamamlanmış olacak. Güzel bir gökyüzünün altında beraber yaşayabiliriz.

    FATMA SARIKAYA
    Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü
    Erzurum’da Eşcinsellik: Rüzgara Karşı Yürümek
    Atatürk İletişim Gazetesi, Sayı:78, Sayfa:6, 6 Haziran 2014

    Aydın Doğan vakfı tarafından düzenlenen öğrencilerin, fakültelerinin eğitim amacıyla o yıl yayımladığı uygulama gazete ve dergileri ile diğer medya organlarında yayınlanan çalışmaları ile ilgili röpörtaj dalında ikinci olmuştur.

    Gerekçe: Anadolu’nun ortasında bir kentte sessiz sedasız açılan eşcinsel kafenin kurulma hikâyesi ve oradaki yaşamı aktarıyor.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 15:20 on 10 October 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Eşcinseller,   

    Eşcinseller Vardır 

    Türkiye’de toplumsal hafızanın zayıf ve bir o kadar da durağan seyri, çoğunlukçu anlayışın gelişmesi ve artık toplumsal bir alışkanlık statüsü kazanan ve nice örneklerle karşımıza çıkan ret ve inkâr kültürünü de beslemiştir. Türkiye’deki ret ve inkâr kültürü bireysel olarak ilk içselleştirdiklerimizden itibaren gelişmekle birlikte, okul – aile –devletin kusursuz birlikteliğiyle de toplumsal bir unutkanlık yaratmakta ve bu durum bir kendiliğindenlik hali kazanmaya devam etmektedir.

    Aynı toplumsal yapı çocukken sorumluluk almaktan kaçınan akılların “Ben yapmadım Miki yaptı1” söyleminin tüm topluma yansımasıyla, hep çocuk kalan, hiç sorumluluk duygusu gelişmeyen bir topluma işaret etmektedir. Bununla bağlantılı olarak Ermeni ve Kürt meselelerinde, kadın sorununda, 6-7 Eylül olaylarında ve bu yazının konusunu oluşturan homoseksüel bireylere yönelik saldırı ve inkâr politikası geçmişte olduğu gibi bugün de değişmeden devam etmekte ve yapılan eylemlerin sorumluluğu toplum tarafından alınmamakta; yok sayılmaktadırlar.

    Özetle Türkiye’de nefret söylemi ve eylemine maruz kalmak için; çoğunluktan etnik, dinsel olarak farklılaşmak veya bunların da dışında sadece çoğunluğun cinsel yöneliminden ayrı bir yönelimde olmak da yeterlidir. Dolayısıyla Murathan Mungan’ın da belirttiği gibi 2 “ reddi ve inkârı her kesim tarafından bu kadar beslenmiş, kibri bu kadar okşanmış olan bir halk” tarafından ötekileştirilmek için onlardan ufak bir farklılığının olması yok sayılmaya uygun zemini hazırlamaktadır.

    Siyasi kültüre yerleşmiş inkar politikası ulus devlet inşasının ilk yıllarından itibaren etkin bir şekilde kullanılmıştır.

    Türk- Müslüman erime potası içerisine çekilen diğer etnik kimlikler çoğu zaman hiç var olmadı kabul edilir ve bu gelenek cumhuriyetin değişkenlik gösteren diğer dönemlerinde de, belki farklı alanlarda ama bir o kadar güçlü bir şekilde, yeniden kendini üretmiştir. Burada iddia edebiliriz ki; inkar geleneği Türkiye’nin özellikle 1950’lerden sonra batı toplumlarında yükselişe geçen kimlik siyasetinden izole kalmasına sebep olmuştur.

    Bu anlamda günümüzde özellikle eşcinsel birliktelikler LGBTT örgütsel hareketi haklar temelli tanımlar şöyle dursun, varlığı dahi çoğu zaman açık bir şekilde reddedilmiştir. Kimlik siyasetinden nasibini alamamış siyasi parti oluşumları inkârın, politikasının yanı sıra toplumsal tabanının da meşrulaşmasını mümkün kılmıştır.

    Bu temelde işlenen nefret suçlarında karar vericilerin sessizliği LGBTT bireylere karşı işlenen bu suçların meşru bir zemine oturmasına sebep olmuş, toplum nezdinde de farkındalığın oluşmasını geciktirmiş ve hala geciktirmektedir.

    Bütün bu red ve inkâr kültürüne karşı girişilen gerek örgütsel mücadele, gerek küreselleşme dinamikleri altında uluslararası farkındalığın artışının, kırıntılar halinde olsa da, etkileri, en azından Türkiye toplumundaki farkındalığın da 10 yıl öncesine göre oldukça ilerleme kaydetmesine sebep olmuştur. Ancak bu bireylerin toplum tarafından keşfi (!) aynı zaman da inkâr kültürünü nefret kültürüne dönüştürmüş, bu bireylere karşı işlenen nefret suçları ve söylemleri de artma eğilimi göstermiştir. Ancak işlenen bu nefret suçlarına karşı körebe durumu hala devam etmekle birlikte, siyasal karar vericiler tarafından burada bir taraf olma durumu yani katleden taraf olma konumu ısrarla korunmaktadır.

    Öyle ki;

    Aynı algının devam ettiricileri, bu sefer daha da muhafazakâr tarzda, heteroseksüel bireylerin dışında olan herhangi bir cinsel yönelime sahip olan kişilere karşı nefret suçlarını engellemek amacıyla hiçbir sorumluluk almayıp, aksine geçmiş alışkanlıkların, algıların mustaribi olduğu iddiasıyla hareket eden bir siyasa önderliğinde, aynı algıyı devam ettirmek suretiyle, sistemin kendi iç çelişkisini son dönem “demokratikleşme paketi” içerisinde göstermiş, LGBTT bireylerine karşı nefret ve ayrımcılık yapılmasının önlenmesi hususunda bu siyasal karar vericilerin kalemlerinin mürekkebi tesadüftür ki (!) bitivermiştir. Tüm bu ortamda hak arayışına devam eden bu bireyler yalnızca devlete ve onun kurumları aracılığıyla yürüttüğü politikasıyla ile mücadele etmeyip, toplumsal hafıza taşıyıcısı medya ve aile kurumlarıyla da mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır.

    Bu noktada, kendi içimize dönüp, yürütme ve yasama erkinden umduğunu bulamayan LGBTT bireylerinin yargı erkinden ve özellikle “hiçbir iktidara ve hiyerarşik üste bağlı olmayan” avukatlardan ve meslek örgütlerinden yeterli destek aldı mı ya da alıyor mu? Bunun değerlendirilmesi hususu gündeme geliyor.

    Tarihsel bir gözlem yapıldığında ise karşımıza; LGBTT bireylerini dinlemek, homoseksüelliğin ne menem bir şey olduğunu, ne tür sorunlarla ve hak gaspıyla karşılaştıklarını görmek zahmetinde dahi bulunmayan bir yargı sistemi çıkıyor. Ancak, son dönemde LGBTT bireylerinin örgütsel çalışmasının bir zaferi diyebileceğimiz bir takım olumlu gelişmelerle karşılaşmakla beraber, şu da bir gerek ki, yalnızca bu bireylerin örgütlü çalışması yargının kendi iç dinamiği ve aklı açısından bir bilinçlendirme hareketi olarak oldukça yetersiz kalmıştır.

    Yargının LGBTT bireyleri ile ilişkisinin tek olumlu ama bir o kadar da geç olduğu için eksik de olan örneği; Ankara Barosu Hukuk Kurultayında bu bireylere yönelik farkındalık yaratma temelli, oldukça geç gelen ama güç olmamasını temenni ettiğimiz, bir oturum düzenlemiştir. Bu çalışmanın önemini idrak etmekle birlikte neden bu kadar geç kalındığı sorusu da aynı önemle karşımızda durmaktadır.

    Öyle ki, LGBTT bireylerinin mücadelesi, Türkiye’de oldukça geç ses bulmasına rağmen, 10 yıldır hatırı sayılır bir yere gelmiştir. Tüm bu süreç boyunca biz avukat ve avukat adaylarının bu konuya ilgisinin bu safhada ortaya çıkması ise bir öz eleştiri olarak ele alınmalıdır. Son olarak şunu belirtmeliyim ki kendi içimize dönüp baktığımızda Ankara Barosunun fertleri olarak homofobik olmayan, kaç kişiyiz?

    2014 – Stj. Av. Şeyma SAĞDIÇ

    1 “Uçurtmayı Vurmasınlar”, 1989, Yönetmen: Tunç Başaran, (Barış’ın repliği)

    2 Murathan Mungan, Red ve İnkar Kültürü, Birikim dergisi 278/279 sayı Haziran- Temmuz 2012

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 00:14 on 30 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , Eşcinseller, ,   

    Tarihin Örnek Eşcinselleri 

    PLATON

    “Tanrıların, herkesten çok onur verdikleri ölümlü, Thetis’in oğlu Aşil’di. Onu, Kutsanmışların Adası’na yolladılar… Sevgilisi Patroklus’a olan sadakatinden dolayı, tereddüt bile etmeden ölmeyi -onu kurtarmayı değil, onun öcünü almayı tercih etmişti, çünkü Patroklus zaten ölmüştü. Tanrılar hayranlık içindeydiler; sevgilisine öyle çok değer vermişti ki, onu böylesi onurlandırdılar.” -Sempozyum

    BÜYÜK İSKENDER (d. M.Ö. 365)

    Makedonya Kralı ve Asya’nın büyük bir bölümünün fatihi, gerçek bir askeri deha. Aynı zamanda tarihin en intikamcı kraliçelerinden biri. Sevgilisinin hayatını kurtaramayan bir doktoru çarmıha gerdirtmiş, iç oğlanlarından biriyle alay eden yüksek sınıftan bir hükümet görevlisini idam ettirmişti.

    GAİUS JULİUS CAESAR (d. M.Ö. 100)

    Cicero’nun anlattığına göre, Bithynia (Bolu) Kralı’nın yatak arkadaşı olduğu ortaya çıkınca halkın gözünden düşen Roma İmparatoru. Söylenceye göre, Kral öldüğünde krallığını Roma İmparatorluğu’na bırakmış. Sezar döneminde ergenlik çağındaki çocukların dışında yapılması uygun görülmese de, “ters ilişki” sonradan ters karşılanmamaya başlamış, hattâ ünlü bir tarihçi “Roma halkı tersten sevişmeyi çok sevdiği için kendi adını tersten okuyarak ‘Amor’, yani aşk yapmıştı” iddiasını ortaya atmıştı.

    İMPARATOR HADRİAN (d. M.S. 76)

    Yaşlanmaktan ve güzel görüntüsünü kaybetmekten korkarak kendini boğarak öldüren muhteşem Antonius’un sevgilisi Roma İmparatoru. Hepimiz bu durağa uğradık. Hadrian gerçek bir servet harcayarak oğlanın adına bir şehir inşa ettirmişti. (Hadrianopolis – Edirne).

    ASLAN YÜREKLİ RİŞAR (d. 1157)

    Askeri mahareti ve yiğitliğiyle tarihe geçen İngiltere Kralı. Aquitaine Dükü iken Fransa Kralı Philip ile belgelenmiş bir aşk ilişkisi vardı. Daha sonra evlenmesine rağmen hiç çocuğu olmadı. Hattâ evliliği kilise tarafından ancak ölümünden sonra tanındı. Bunun için dul eşi Papa’ya dava açmak zorunda kalmıştı.II.

    EDWARD (d. 1284)

    Evli olmasına rağmen uzun süreli iki erkek arkadaşı olan İngiltere Kralı. Erkek arkadaşlarından biri Pier Gaveston, diğeri ise Hugh leDespanser’ydi. LeDespanser, eşcinsel olduğu için önce hadım edildi, ardından da başı kesilerek öldürüldü. Edward ise kızgın demire oturtuldu. Bunu evde denemeyin.

    LEONARDO DA VİNCİ (d. 1452)

    İtalyan mucit, ressam, rivayete göre asistanlarını görünüşlerine göre kiralayarak eshcinsel çalışma ağının öncülüğünü yapan gerçek Rönesans adamı. Homofobik eleştirmenler “Mona Lisa”nın aslında kadın kıyafeti girmiş bir erkek olduğunu ileri sürerler. Kötü kıyafet. Varını yoğunu iki erkek asistanına bıraktı.

    MICHELANGELO BUONARROTI (d. 1475)

    İtalyan heykeltıraş, ressam ve bilim adamı. Cinsel eğilimini yüzyıllar sonra “Sevgili Abby”‘de açıkladı. Eserleri arasında Davud, Peta ve Sistine Kilisesi dışında sevgilisi Tommaso Cavalieri’ye yazdığı aşk soneleri de sayılabilir.

    WILLIAM SHAKESPEARE (d. 1564)

    Oyun yazarı ve şair. “Tutkun(m)un ustası” olarak nitelendirdiği bir adama aşk soneleri yazmıştır. Shakepeare’in eğilimleri tartışmaya açık olsalar da eşcinsel olmayan birinin Bir Yaz Gecesi Rüyası’nı yazması da zor gibi…

    VOLTAIRE (d. 1694)

    Fransız yazar. Büyük Frederick ile aralarında bir-sevgi-nefret ilişkisi olduğu iddia edilir. Ters ilişkinin (sodomy) şiddet eşliğinde değilse yasa dışı olmaması gerektiğini yazmıştı. Yine de, bir arkadaşı ikinci kez eşcinsel ilişkiye girmekten söz ettiğinde arkadaşını şöyle yanıtladığı rivayet edilir: “Bir kez felsefeci, iki kez ters ilişki yanlısı”.

    BÜYÜK FREDERICK (d. 1712)

    Prusya Kralı. Gençken sevgilisi Hans von Katte ile saraydan kaçmış, ne yazık ki durumu onaylamayan babası tarafından yakalanmıştı. Baba, sevgiliyi öldürtmüştü. Frederick, şaşaalı sarayı Sans-Souci’de* erkek sevgilisine aşk şarkıları yazmıştı.*(sans-souci: dertsiz, tasasız)

    ALEXANDER HAMİLTON (d. 1755)

    İlk Amerika Maliye Bakanı. George Washington ile vatanseverlikten başka bağları olduğu da söylenir. Kim olduğu bilinmeyen John Laurens adlı kişiye şöyle mektupları da vardır: “Dilerdim ki sevgili Laurens, sözlerle değil, hareketlerimle seni sevdiğime ikna edecek güç ellerimde olsaydı”. Pek dokunaklı.

    JAMES BUCHANAN (d. 1791)

    Amerika Birleşik Devletleri’nin on beşinci başkanı; Beyaz Saray’ın tek bekârı. Yirmi yıl boyunca oda arkadaşı Senatör William Rufus DeVane King oldu. King’i dönemin yazarları ve önceki başkanlardan Andrew Jackson, “Miss Nancy” veya “Rüküş Teyze” diye anardı.

    HANS CHRISTIAN ANDERSEN (d. 1805)

    Danimarkalı peri masalı yazarı. Önce terzi olmak istedi, sonra fikir değiştirip opera sanatçısı olmaya karar verdi. Sonunda yaşlı bir şairin kanatları altında masallarını yazmaya başladı.

    HERMAN MELVILLE (d. 1819)

    Amerikalı yazar. En ünlü eserleri “Güzel Denizci” ve “Moby Dick”tir. Moby Dick’te iki erkek karakter, Ishmael ve Queequeg yatakta beraberce güzel vakit geçirirler. Melville’in, kesinlikle eşcinsel olmayan ve tavizsiz Nathaniel Hawthorne saplantısı vardı. Hawthorne’un Eski Bir Evin Yosunları adlı kitabını okuduktam sonra Melville şöyle yazmış: “Daha şimdiden bu Hawthorne’un filizlenen tohumlarını ruhuma attığını hissediyorum. Genleşiyor ve daha da derinlere iniyor; onun hakkında düşündükçe ve umutlandıkça New England köklerini Güneyli ruhumun ateşli topraklarında git gide daha derinlere sürüyor”. Herman, soğuk bir duş alsan iyi olacak.

    WALT WHITMAN (d. 1819)

    Bizlere “Elektrik Vücudun şarkısını Söylüyorum”u armağan eden Amerikalı şair. “Gün Kapanışını Duyduğumda” şiirinde Whitman hayatının en mutlu anını “en sevdiğim yanımda, serin gecede benimle aynı örtünün altında uzanıp uyuyordu… kolu hafifçe göğsümün etrafında yatıyordu… İşte o gece mutluydum” diyerek anlatıyor.

    HORATIO ALGER (d. 1832)

    Birleşik Kilise’nin yalnızca bir kez seçilebilen başkanı. Sonradan yazar oldu ve genç erkekler için yazdığı kitaplarla tanındı. Oğlanlara olan ilgisi yüzünden, doğum yeri olan Brewster, Massachussets’ten kovuldu. New York’a gittiğinde, birkaç genç adamı “gayrı-resmi olarak evlat edindi”. İlk kitabının adı “Paralanmış Y..ak”tı.

    PIYOTR ILYCH TCHAIKOVSKY (d. 1840)

    Fındıkkıran, Uyuyan Güzel ve Kuğu Gölü’nün bestecisi. Zaten sadece bir eşcinsel “Su Perisinin Dansı”nı yazabilirdi. İstemeyerek evlendiyse de, ilgisizliği yüzünden eşi önce bir “macera” yaşadı, ardından da bir hastaneye kapatıldı.

    OSCAR WILDE (d. 1854)

    İrlandalı yazar ve “dava şehidi”. Fiili livata (ters ilişki) suçuyla hapse atıldı. Bir yazar tarafından “kendi çizgisini sürdürenlerin koruyucu azizi” olarak tanımlanan Wilde, eserleri dışında çizgi dışı yorumlarıyla da ünlenmiştir. Başkalarının davranışlarını benimsemekten hoşlanmayan Wilde, bir keresinde şöyle demişti: “Ahlaklılık, basitçe, kişisel olarak hoşlanmadıklarımıza karşı takındığımız tavırdır”.

    SIGMUND FREUD (d. 1856)

    Psikolojinin babası. Sevgilisi Berlin’li doktor Wilhelm Fliess’ti. Froydiyen dil sürçmesinin özel bir anlamı da olabilir tabii…

    WINSTON CHURCHILL (d. 1874)

    Açıkça eşcinsel olmadığı kesin olan Churchill, kendine gençliğinde erkeklerle ilişkisi olup olmadığını soran W. Somerset Maugham’a şöyle yanıt vermiş: “Doğru değil! Fakat bir defasında merak ettiğim için bir erkekle yatağa girmiştim.” Maugham nasıl olduğunu sorduğunda ise şöyle demiş: “Müzik gibiydi”.

    W. SOMERSET MAUGHAM (d. 1874)

    İngiliz oyun yazarı, romancı, kısa öykücü. Hayatının en büyük hatasını şöyle itiraf ettiği söylenir: “Dörtte bir normal, dörtte üç eşcinsel olmama rağmen, kendimi tam tersine ikna etmeye çalışıyordum”.

    COLE PORTER (d. 1891)

    Amerika’nın en büyük şarkı yazarlarından biri. “My Heart Belongs to Daddy (Kalbim Babama Ait)” gibi şarkı isimleri onu arada bir ele verirdi: “Ama eğer, bebeğim, ben alttaysam, sen de üsttesin”.

    J. EDGAR HOOVER (d. 1895)

    FBI başkanı ve part-time travesti. 44 yıl boyunca Clyde Tolson ile beraber oldu. Bu başarıya rağmen, Hoover acayip bir adamdı, onunla pek gurur duymayız.

    RUDOLPH VALENTINO (d. 1895)

    “Doğanın kayırdığı” söylenen film yıldızı ve Kazanova. Günlüğüne şöyle yazmıştır: “Çok güzel bir oğlan beni bir çeyrek saat kadar izledikten sonra Opera’nın dışında karşı karşıya geldik… Onunla evine gittim. Vahşice tutku doluydum… Şafağa dek kaplanlar gibi aşk yaptık.

    TENNESSEE WILLIAMS (d. 1911)

    “İhtiras Tramvayı”, “Camdan Köşk”, “Kızgın Damdaki Kedi” oyunlarının ünlü yazarı. Açıkça eşcinsel olan ilk Amerikan ünlüsü olarak anılan Williams, anılarında şöyle yazmıştır: “İçinde hem saf, hem de saf olmayan bir çok büyük zevk anları olan göze çarpacak kadar talihli bir hayat yaşadım”.

    WILLIAM S. BURROUGHS (d. 1914)

    “Çıplak Yemek” yazarı. İnanılmaz bir servetin varisiydi. Biseksüel ve acıklı bir hayat yaşadı. Giyom Tel’i oynamak isterken karısının kafasındaki şampanya bardağını ıskaladı. Bardağa bir şey olmadı.

    JAMES BALDWIN (d. 1924)

    “Git Bunu Dağda Söyle”nin Afrika-Amerikalı yazarı. 1956’da yazdığı “Giovanni’nin Odası” adlı romanı eşcinsel aşkı işliyordu ve bu ad hemen gizli eşcinselliğin karşılığı oldu. Bu ad, daha sonra Philadelphia’da eşcinsel bir kitabevi’nin adı oldu.

    GORE VIDAL (d. 1925)

    “The City and the Pillar” (Kent ve Tuz) adlı romanın yazarı. Ben Hur’un senaristi olan Vidal, bu romanda eşcinsel bir adamı, “Myra Breckenridge”de de bir transseksüeli işlemiştir. İlk yattığı kişinin bir erkek mi yoksa bir kadın mı olduğu sorulduğunda “Bilmiyorum, soramayacak kadar naziktim” diye yanıtlamıştı.

    EDWARD ALBEE (d. 1928)

    “Virginia Woolf’tan Kim Korkar” adlı oyunun yazarı. Bu oyunda yürümeyen bir evlilik anlatılmaktadır. Bazı eleştirmenler, oyunun aslında eşcinsel ilişkileri anlattığını, kadın karakterlerin de kadın kılığındaki erkekler olduğunu iddia etmişlerdir. Biz de Elizabeth Taylor’un berbat bir peruğu olduğunu düşünmüştük.

    DAVID KOPAY (d. 1942)

    San Francisco 49ers, Detroit Lions, Washington Redskins, New Orleans Saints ve Green Bay Packers takımlarında beysbol oynayan Kopay, kendi isteğiyle cinselliğini açıklayan ilk sporcudur. Keşke başka sporcular da dolaplarını açık tutsalar.Federico Garcia LORCA – İspanyol Şair ve Oyun YazarıÖzellikle “Yerma”, “Kanli Dügün” ve “Bernarda Alba’nin Evi” adli oyunlari ve yalin fakat güçlü imgelemlerle dolu siirleriyle taninan ve bu oyunlari hala sahnelenmeye devam eden yazar, 1936 yilinda Franco’nun askerleri tarafindan kursuna dizilerek öldürülmüstür. Dönemin sanat çevrelerinde Salvador Dali’ye olan büyük fakat karsiliksiz askiyla taninmistir. Salvador Dali’nin bir röportajinda “Erotik ama ben karsilik vermedigim için trajik bir askti,” dedigi bu iliski, tek tarafli olarak sairin ölümüne dek sürmüs; karsilik bulamayan sair yasaminin sonuna kadar tutkulu eshcincel asklar yasamistir. Salvador Dali ölümünden kisa bir süre önce yaptigi bir açiklamada, Lorca’nin kendisiyle iki kez escinsel iliskiye girmek istedigini, fakat kendisinin reddettigini söylemistir.

     
    • kutay adlı kullanıcının avatarı

      kutay 02:43 on 7 Temmuz 2018 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      İmparator Hadrianın sevgilisi adına yaptırdığı şehir hadrianopols değil “Antinoupolis”dir Mısırda nil nehri kıyısındadır. sevgilisinin adı antinous zaten. hadrianopolis adında bir tane değil bir kaç şehir vardır trakya hadrianopolisi yani edirne anadolu hadrianopolisi yani bugün karabük sınırlarındaki antik kentler.

      Beğen

  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 12:14 on 20 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Afrika, , Eşcinseller, , Güney Afrika   

    Güney Afrika’da LGBTİ Dostu Cami açıldı! 

    Bir Müslüman akademisyen, ölüm tehditleri ve ağır eleştirilere rağmen Güney Afrika’da lgbti‘ler için bir cami açtı. Taj Hargey adlı akademisyenin Cape Town kentinde açtığı ‘Açık Cami’de kadınlar da imamlık yapabilecek.

    Akademisyen ve Cape Town doğumlu Hargey tarafından yapılan açıklamalara göre camide cinsiyet ayrımı, farklı dine mansup olan kişlerin ayrımı yapılmadan herkesin kullanabileceği ortam oluşturulduğu açıklandı.Olayda geçen camide kadınların bile imamlık görevini yapabilmesi gibi karşı cins ile aynı yerde ibadetini yerine getirebilecek.
    Afrika’nın Güney’inde yer alan İslam Koalisyonu MJC, faaliyete geçmek isteyen cami için araştırma yaptıklarını halkın duyduğu endişeyi dinleyip karar vereceklerini açıkladılar.

    Konu üzerine Hargey şu sözleri sarf etti. ”Faaliyete geçirmek istediğimiz cami, Peygamber olan Hz.Muhammed’in (s.a.v) yaptığı camilerin bir kopyası ancak engelleri olmayan bir ibadet noktası olabilecektir. Müslüman kadınları görünmez kılan zihniyet ise son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v)’ten sonraya halka empoze edilmiş ve bunun sonucunda dominat bir biçim almıştır.” diyerek açıklamasını bitirdi.
    Alıntı: BBC Türkçe

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 20:27 on 8 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Eşcinseller, , Osmanlı, Osmanlı İmparatorluğu   

    Osmanlı Eşcinsel Metinleri 

    Eskiler, Osmanlılardaki eşcinsel metinlerden bahsederken, “Bu iş, adamların sadece dilinde” derlerdi.

    Sadece dillerinde olup olmadığını bugün bilemiyoruz ama eşcinsel temalar, Osmanlı cinsellik metinlerinin azımsanmayacak bir bölümünü oluşturur ve bunları görmezlikten gelmek de zordur.

    Bu tür ilişkiler, o dönemin şartları içerisinde olağan bir davranış görüntüsü verir. Eşcinsel eğilim, sıradan şairinden divan sahibi şeyhülislamına yani en yüksek düzeydeki din görevlisine, padişahın maiyetindeki besteciden semai kahvelerinde sazını çalarak geçinen müzisyenine, ansiklopedistlerden tasavvuf bilginine kadar, toplumun değişik kesimlerinden gelenlerin yazdıklarında açıkça görülür.

    Alışılmış görüntülerden biri, kadının kötülenmesidir. Mesela Sümbülzade Vehbi’ye göre erkek, “Eli kınalı kadınlardan elini çekmelidir, zira kadınlar, erkeğe kanlı gömlek giydirebilirler.”

    Lamii Çelebi ise, erkeklere “evde kahbe tutmayın” diye nasihat eder:

    Seni boyunca altına gark etse

    Erkeksen, kahbeyi evinde tutma

    Ona da malına da lanet olsun!

    Malı da kendisi de mel’un

    Fuzuli, “Sabah usturasını bilemiş, güneş kılıcını taşa çalıp o ay gibi tellaka bağlılığını göstermiş. Başlar, onun amber kokulu usturasının hareketinden, suyun dalgalanıp kabarcıklar meydana getirmesi gibi neşelenip tertemiz oluyor. Her kılımın ucunda bir baş olsaydı ve sevgilim onları saç gibi doğrasaydı, kanlar döken usturasından yine de kaçmazdım.” sözleriyle, hamamda saç tıraşı yapan bir tellaka övgüler yağdırır.

    Divan şiirinin hemen her ünlü adı, bu şekilde mısralarının yer aldığı hammamiyeler düzer ve güzel delikanlıları tasvir ederler.

    Erkek sevgilinin şiirde sadece böylesine sembol olarak değil, adıyla, sanıyla geçmesi olağan bir şeydir.

    1082 yılında Ziyaroğulları’ndan Emir Keykavus tarafından kaleme alnınan Kabusname sevişmeyi konu olarak işleyen Farsça bir ansiklopedik eserdir. Kabusname’den örnek bir bölüm şöyledir:

    “.Yaz olunca avratlara, kışın oğlanlara meylet ki, vücutça sağlam olasın. Zira oğlan teni sıcaktır, yazın iki sıcak bir araya gelirse vücudu bozar. Avrat teni ise soğuktur, kışın iki soğuk, vücudu kurutur.”

    Osmanlı eşcinsel metinlerinden bahsedildiğinde, akla ilk gelen isimlerden biri Enderunlu Fazıl Bey’dir.

    1759-1810 yılları arasında yaşamış. Dönemin tanınmış bir eşcinseli ve eşcinsel olmakla her zaman, her vesileyle övünmüş. Kadınlardan zevk almadığını devamlı tekrarlamış, eserlerinde hep bu konuyu işlemiş. Maceralarını, duygularını, isteklerini apaçık ve hiçbir şeyin ardına gizlenmeden anlatmış. Üstelik bu açık sözlülüğü, ona ünlü beytini, “Şairiz, şeyn verir şanımıza / Giremez fahişe divanımıza”yı (Şairiz, fahişeler divanımıza giremez, böyle bir şey bize utanç verir) yazdıracak dereceye varmış.

    Fazıl’ın, bugün elimizde beş kitabı var: Defter-i Aşk, Hubanname, Zenanname, Çenginame ve Divan. Kitapların geçmişi de, yazarları gibi maceralı. Kimisi yazma olarak elden ele dolaşır, kimisi de basılır ama bazen ahlak dışı bulunarak toplatılır.

    Defter-i Aşk’ta şair, başından geçen aşk maceralarını hikaye eder. Saraya alınışını, Enderun’daki bazı delikanlılara aşık olunca kovuluşunu, sefaletini ve bir çingene genciyle olan gönül ilişkisine yer verir.

    Hubanname’de, dünyanın çeşitli uluslarına mensup delikanlıların özelliklerini anlatır. Sevgilisi, diğer ülkelerin güzel erkeklerini de öğrenmek istediğini söyler ve Fazıl bu isteği yerine getirmek için kaleme sarılır.

    Divan, dini şiirler, devrin büyüklerine övgüler ve yine delikanlılar için yazılmış gazellerle doludur. Fazıl bu şiirlerle kendisine özgü bir tarz yaratır, o güne kadar söylenmeye cesaret edemediği bazı ifadeleri açıkça kullanır.

    İSTANBULLU LEZBİYENLER

    Zenanname, Hubanname’deki bahsi geçen milletlerin kadınları üzerinedir. Özellikle İstanbul kadınları için yazdıkları, o dönem Osmanlı hayatını gösteren bir ayna gibidir. İstanbul kadınlarını dörde ayırır Fazıl. Dinine bağlı, namazında-abdestinde olanlar, hafif işveliler; fahişeler ve lezbiyenler. Bu kitabı yazmasını da sevgilisi ister. Fazıl, İstanbullu lezbiyenler için şöyle yazmıştır:

    “Ey sevgili, eski zaman kadınları arasında olmayan, “sevici zümresi” denilen yeni bir bölük çıktı ortaya. Kadınlara kötü bir hediye bu. Birbirlerine gönül verip aşık olurlar, ilişki vaktinde bile hile yaparlar. Hileleri, zekeri (erkeğin cinsel organını) taklit ederek yapılmış bir alettir. Aletin adını yazamam ama bir bilmeceyle söyleyebilirim. İşte o bilmece: “Nazı bıktırdı beni dildarın” (Fazıl burada, eski harflerden ve aruz vezninden yararlanarak, “yapay erkeklik organı” demek olan zıbık kelimesini şifreyle veriyor.) Bu yola girenler temiz huylu, nazik, ilim-irfan sahibi kadınlardır. Böylesine ilişkiler pek çok oluyorsa da, diğer davranışlara göre kötünün iyisi sayılıyor, birbirleriyle geçinip gidiyorlar.

    ÇİNGENELER, ÇENGİLER

    Fazıl’ın bir diğer kitabı Çenginame yani “Erkek Dansçılar Kitabı” o dönem İstanbul’unun en ünlü erkek dansçılarını konu alır. Şair, erkeklerin ve erkek sevgililerinin konuşulduğu bir toplulukta çengi denilen dansçılar üzerine yapılan bir tartışmaya tanık olur. Herkes bir başka çengiyi methetmekte, göklere çıkarmakta ama hangisinin en yakışıklı ve en hünerli olduğu hakkında bir türlü karar verememektedirler.

    Sonuçta Fazıl’dan hakemlik etmesini ve bu konuda bir kitap yazmasını isterler. O da oturur, Rum, Yahudi, Ermeni, Hırvat ve Çingene milletinden gelme 42 erkek dansçıyı şiirlerle anlattığı Çingenamesi’ni kaleme alır. İşte Çingename’deki düzyazı şeklinde kaleme alınan oyunculardan bazıları:

    BÜYÜK AFET denilen güzel YORGAKİ’nin temiz vücudu gümüşe benzer. O edasının, yiğitçe yürüyüşünün dünyada bir benzeri daha yoktur. Görünüşü, hareketleri alemi kendisine bağlar. Aşığın burnuna girse bile, değer.

    ANDON, eli ağzına uyan bir dilberdi, naz tahtı üzerine kurulmuş İskender’e benzerdi, iki bin aşığı vardı. Şimdi yüzüne sinekler üşüştü, şirin dudaklarına karıncalar düştü. Meğer güzellik de kuş gibiymiş.

    Çengilerin şahı MISIRLI’nın vücudunun uyumu ve boyu eşsizdir. Aslı Yahudi’dir. Raksa girip her tarafını oynatmaya başlayınca, halkı deli eder. Aşıklarını saymakla bitiremezler. Hem çehresi, hem yürüyüşü bir hoştur, şalvarını çözdüğünde daha da hoş olur.

    KANARYA, aşıkların kuşunu kaldırıyor. Güzeller içinde bir bülbül. Onun yanında bize düşen, mum tutmak.

    MURAT BARDAKÇI
    Osmanlı’da Seks adlı kitaptan sadeleştirilmiştir.

    HUBANNAME’DEN (ERKEKLER KİTABI) BAZI ÖRNEKLER:
    ZENGİBAR (ZENCİ) ERKEKLERİ: Ey gecenin rengi gibi benli, güzelliği gizli olan zencinin genci!.. Yanakları sade de olsa, yüzü tebessüm de etse, aşığın gözü kör olmadıkça öpülmeye layık görülmezler. İsimlerine “Mercan” diyelim, ama onunla birlikte olmayı kim kabullenecek? Sadakatleri meşhur, kahraman, sevimli ve vakurdurlar; isimleri görünüşte değişiktir ama içleri baştan başa cevherdir. Fakat anlayış gözü kör mü acaba? Parlak gündüz ile gece bir mi? Bırak, onları hatırlamasak daha iyi olacak. Geriye kalanları bir tütsü kabına koysak, hepsi amber olur.

    HALEP VE URFA ERKEKLERİ: Rüzgarın can verdiği, mutedil bir havası var Halep’in. Hoş yürüyüşlü dilberleri temiz, yanaklarının aynası saf. Ama çocuklarının yüzlerinde bile yara çıkar, erkeklerinin hepsi yaralı.

    ANADOLU ERKEKLERİ: Bunlar adetlerine bağlıdır, yaratılışları sırasında aldıkları özelliklerini daima korurlar. Yani ne cilve, ne edalı yürüyüş, ne de kötü söz bilirler. Hepsinin budala yaratılışlı olmasının aslında yüz sebebi var ama çoğu cennetlik. Ham vücutları da pişmemiş, endamları kaba. Yüzü ay gibi bile olsa, cansız bir şekli ne yapayım? Cisminin kabalığı, resmini bile uygunsuz kılıyor.

    İSTANBUL ERKEKLERİ: Dünya sanki bir kitap, İstanbul da onun fihristi. Bazen insan harmanı yapıldı burada, bu yüzden her cinsin tohumu var. Bütün dilberlerin bukalemun gibi renk değiştirmesinin sebebi de işte bu. Uykulu tavırlı, edalı, güler yüzlü, tatlı seslidirler. Kadın gibi, bilmem ne gibi kırıtarak yürürler. Nazik boyu ince bir fidanı, yanağı ve yüzü sonbahar yaprağını andırır.

    Güzelleri birbirine benzemez, üstelik renkleri de değişiktir ama hepsi naz ve niyaz ehli, aydınlık çehrelidir. Naz ve sitemde üstat, cevir ve cefa etmeye alışıktırlar. Ona Karun kadar mal harcasan, ne kadar sihirler, füsunlar yapsan, ciğerini önüne koysan, bin bir vade ile kucağa gelir ama yine de göğsünü kırar geçirir. Kimi hafız, kimi molla, kimi şair, kimi de seçkinin de seçkini.

    RUM ERKEKLERİ: Sanki aleme bir güzellik zerresi düştü, Rum milletine ise güzelliğin kubbesi verildi. Kadını da oğlanı da güzel, her biri birer afet. Yosma yürüyüşlü, şuh edalıdır hepsi. Ermenilerin yumuşaklığına, Yahudilerin miskinliğine onlarda rastlanmaz. Galata meyhanelerindeki çocuklar, en iyi insanı bile yolundan çıkartır.

    ERMENİ ERKEKLERİ: Yüzlerinin ifadesi hummalıdır ama güzellikleri Rum gibi olmaz. Nazik huylu Serkis. Vücudu nazik, boyu ince uzun, bacak kılları az ama şehveti kışkırtmıyor. Bedeni vahşi görünüyor. Kılları samur gibi. Karakış için iyi bir güzel; onu kışın kullanmak için sakla. Göğsü bir kıl tarlası, her kılı bir eşek lalesi.

    YAHUDİ ERKEKLERİ: Çehreleri ak olur, kırmızı yüzlüleri, esmerleri azdır. Güzellikte ufukların en şuhu bile olsa, başı kel olanı neyleyeyim? İşte Yahudi’nin başı kel, yüzü sarı. Bu, onun soyundan geliyor. Bedeni ve yüzü beyaz. Katı gönüllü, her millete düşman olmuşlar..

    ÇİNGENE ERKEKLERİ: Dilberleri hoşça, yüzleri esmerdir. Musiki onlara Allah vergisidir. Hareketleri anlamlı ve ölçülüdür. Sesleri nazik ve gevrek, sözleri şerbetten lezzetlidir. Onlarla gizlice “alışveriş” yapmak mümkündür. Birçok bahaneyle kapıya gelirler.

    Gay Gaye

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 14:27 on 14 August 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Eşcinseller, ,   

    İran: Eşcinsel oldukları için idam edilmediler! 

    Ulusal Medya’da İran’da 6 Ağustos’ta iki kişinin eşcinsel oldukları için bir kamyona kurulan darağacında asılarak idam edildiği iddiaları iran yetkilieri tarafından yalanlandı.

    Yapılan açıklama şu şekilde
    Adalet sisteminin başındaki isim Sadık Amoli Laricani, Batılı İnsan Hakları aktivistlerinin iddalarını “yalandan başka bir şey değil” diyerek reddetti.

    İran’da rejim yanlısı bir internet sitesine konuşan Laricani, “Bu insanlara ayrıcalıklar sunmuyoruz ama onları astığımız uydurulmuş bir yalandan başka şey değil” dedi.

    Ancak Adalet bakanı Laricani yaptığı açıklamada LGBTİ bireylerin idam edilip edilmediği konusunda bir şey söylemedi.

    Ulusal Medya

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 02:18 on 14 August 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Eşcinseller, Muhafazakar   

    Muhafazakar parti lideri eşcinsel olduğunu açıkladı 

    Danimarka’da Muhafazakar Parti Genel Başkanı  seçilen 42 yaşındaki eski belediye başkanı Sören Pape Poulsen eşcinsel olduğunu açıkladı.

    Danimarka Muhafazakar Parti’nin 3,5 yıldır genel başkanlığını yapan Lars Barfoed, geçen hafta partinin yenilenmeye ihtiyacı olduğu ve gençlerin önünü açmak istediğini belirterek görevi bırakınca yerine Viborg Belediye Başkanlığı’nı yapan 42 yaşındaki Sören Pape Poulsen getirildi.

    Viborg kentinin futbol takımına usulsüz para aktarılması konusunda suçlamalara da maruz kalan Poulsen, genel başkanlığa seçildikten sonra özel hayatıyla ilgili medyanın yoğun soruları üzerine açıklama yapmak zorunda kaldı.

    Kamu yayıncısı DR’ye özel bir röportaj veren Poulsen, “bilgi sahibi her insan cinsel durumunu kendisinin seçmediğini bilir” dedikten sonra eşcinsel olduğunu kabul etti.

    “Homoseksüel olduğum bir sır değil”

    Geçen hafta genel başkanlığa seçildikten sonra özel hayatına dair gazetecilerin röportaj talepleri olduğunu belirten Poulsen, “Basın ofisimizi arayan bazı gazeteciler, özel yaşantım hakkında bazı şeyleri bildiklerini söyleyerek röportaj istiyorlar ancak ben bu konuda röportaj yapmak istemesem de durumum bir şekilde ortaya çıkacak. Benim homoseksüel olduğum bir sır değil ancak bu konunun günümüzde Danimarka’da bile bu kadar ilgi çekmesi ve insanların bunu bilmenin hakları olduğuna inanması beni şaşırtıyor. Cinselliğin neden bu kadar büyük mesele olduğunu anlamıyorum” dedi.

    Paulsen, muhafazakar bir lider olarak bu konuyu konuşmasının ilkeleriyle uyuşmadığını ve konuşmak zorunda hissetmesinin talihsiz olduğunu da söyleyip cinsel durumuna rağmen eşcinsellik konusunda aktivistliğe soyunmayacağını sözlerine ekledi.

    Mayısta yapılan AP seçimlerinde yüzde 9,2 oy alan Muhafakar Parti Genel Başkanı Lars Berfoed görevden çekilmiş, destek olduğu Poulsen yerine geçmişti.

    Danimarka’da sağ bloktaki partilerden aşırı sağcı Danimarka Halk Partisi, eşcinsel evliliklerine ve eşcinsellerin evlatlık alabilmelerine karşı çıkarken, muhafazakarlar üyelerini ortak tavır almaya zorlamasa da genel olarak eşcinsellerin taleplerine karşı çıkıyor.

    CNN TÜRK

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 16:37 on 29 July 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , Eşcinseller, , Hiv   

    Eşcinsel erkeklere HIV ilacı kullanma çağrısı 

    Dünya Sağlık Örgütü (WHO), HIV virüsünün yayılma hızını azaltmak amacıyla aktif cinsel hayatı bulunan eşcinsel erkeklere HIV ilacı alma çağrısı yaptı.

    WHO, antiretroviral ilaçların (HIV’e karşı etkili ilaçlar) kullanımıyla 10 yıl içinde HIV’nin 10 milyon kişiye bulaşmasını engelleyeceğini söyledi.
    Yetkililer, dünya çapında HIV virüsü taşıma oranının eşcinseller arasında yüksek olmayı sürdürdüğünü belirtiyor.
    Ancak aktivistler ilaç kullanımının bu kişileri prezervatif kullanmaktan vazgeçirebileceğini söylüyor.

    Prezervatif kullanımı, virüsün yayılmasını önlemenin en iyi yöntemlerinden biri.

    WHO’nun raporuna göre erkeklerle cinsel ilişki kuran erkeklerin HIV virüsüne sahip olması olasılığı genele oranla 19 kez daha fazla.

    Sağlık uzmanları risk altında olan erkeklerin prezervatif kullanımı yanında antiretroviral ilaçları kullanmalarının bu enfeksiyonu önlemede ek katkı yapacağını belirtti.

    Araştırmalar, yüksek tehlike altındaki insanların bu ilaçları devamlı olarak kullanmalarının HIV kapmaları olasılığını yüzde 92 oranına kadar azaltabileceğini gösteriyor.

    Bilim insanları bu gruptaki erkeklerin bu ilaçları almaya teşvik edilmesinin dünya çapında yeni HIV kapma vakalarını yüzde 25’e kadar varan bir oranda azaltabileceğini söylüyor.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 21:16 on 29 January 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Eşcinseller,   

    Dünya Eşcinseller Günü 

    Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İntersek bireyler tarafından kutlanan özel günler, anma günleri ve haftalar…

    Mart

    31 Mart: Uluslararası Transseksüel Görünürlük Günü (TDOV), 31 Mart, trans topluluğuna desteğinizi gösterme günüdür. Trans topluluğunun bilgisini yayarak cissexism ve transfobi ile savaşırken, dünyadaki trans insanlarının başarılarına dikkat çeker.

    Nisan
    12 Nisan: Sessizlik Günü, 12 Nisan 2019 (gün yıldan yıla değişir), okullarda LGBTİ karşıtı isim çağırma, zorbalık ve taciz olaylarına dikkat çeken öğrenci liderliğindeki, genellikle Amerika Birleşiş Devletlerinde uygulanan bir ulusal etkinliktir. Ortaokuldan üniversiteye kadar olan öğrenciler, zorbalık ve tacizin LGBTİ öğrencileri ve LGBTİ olduğu algılananlar üzerindeki susturma etkisini göstererek, okulları ve sınıf arkadaşlarını, LGBTİ karşıtı davranış sorununu ele almaya teşvik etme çabasıyla bir sessizlik sözü alırlar.

    26 Nisan:  Lezbiyen Görünürlük Günü

    Mayıs

    17 Mayıs: 17 Mayıs’ta Homofobi, Transfobi ve Biphobia’ya Karşı Uluslararası Gün, karar vericilerin, medyaya, kamuoyuna, kanaat önderlerine ve yerel otoritelerin dikkatini lezbiyen, gey, biseksüeller, transeksüel ve interseks insanlar ve cinsel ve cinsiyet normlarına uymayanlar.

    24 Mayıs: Panseksüel ve Panromantik Farkındalık ve Görünürlük Günü, 24 Mayıs, panseksüel ve panromantik topluluğu kutlamak ve diğerlerini toplulukta eğitmek için bir gündür.

    Haziran

    LGBTİ+ Gurur Ayı “Onur Haftası”, Haziran ayında Stonewall isyanları onuruna verildi, ancak yıl boyunca gurur olayları yaşandı. Aynı zamanda, 2015’te ABD’de eşcinsel evliliklerin yasal olduğu ayı da işaret ediyor.

    28 Haziran: Stonewall İsyan Yıldönümü

    Eylül

    23 Eylül: Biseksüel Görünürlük Günü, Biseksüeller Günü’nü kutlayın, 23 Eylül ve Biseksüel Bilinçlendirme Haftası, biseksüellik topluluğunu kutlamak için bir gün ve hafta.

    Ekim

    LGBTİ Tarih Ayı (ABD) ilk kez 1994 yılında kutlandı ve LGBTi tarih ve haklarıyla ilgili açıklık ve eğitimi teşvik etmek amacıyla 2009 yılında Başkan Barack Obama tarafından ulusal tarih ayı ilan edildi.

    11 Ekim: National Coming Out Day (ABD), 11 Ekim, lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel ve interseks insanların deneyimlerini ve yolculuklarını ortaya çıkaran, ulusal açılma günü..

    20 Ekim: Ruh Günü, milyonlarca zorbalığa karşı bir tavırla mor giyen ve lezbiyen, gey , biseksüel, transeksüel ve interseksüel (LGBTİ) gençlere desteklerini gösteren bir gün. Mor Gökkuşağı bayrağı üzerinde ‘ruh’ sembolize ediyor.

    26 Ekim: 26 Ekim’deki Interseks  Farkındalık Günü, Kuzey Amerika’daki intersex halkının ilk gösterisini anmak için kutlandı.

    22-28 Ekim: Aseksüel  Farkındalık Haftası, 22-28 Ekim, aseksüel, aromantik, biseksüel ve gri-aseksüel deneyimler hakkında eğitim almayı ve aseksüel topluluğa ve dünyadaki müttefiklere erişebilecek materyaller yaratmayı hedefleyen uluslararası bir kampanyadır.

    Kasım

    8 Kasım: İnterseks Dayanışma Günü, 8 Kasım, Intersex Anma Günü olarak da bilinir ve aynı zamanda ünlü bir Fransız interseks birey olan Herculine Barbin’in doğum günüdür.

    20 Kasım: Uluslararası Transeksüel Anma Günü, 20 Kasım, transseksüel karşıtı nefret veya önyargı nedeniyle ölenleri anımsatan ve 28 Kasım 1996’da öldürülen Rita Hester’ı onurlandırdı.

    Aralık

    1 Aralık: 1 Aralık Dünya AIDS Günü, dünya çapında insanlar için HIV ile mücadelede birleşme, HIV ile yaşayan insanlara desteklerini gösterme ve ölenleri anma fırsatıdır. Dünya AIDS Günü, 1988’de ilk defa düzenlenen ilk küresel sağlık günüydü.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 13:02 on 5 January 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Eşcinseller, , Karikatür, Karikatürler   

    Eşcinsel Karikatürler 

    Karikatür, başlangıçta ve yine de, goblen, resim, mozaik veya başka bir grafik sanat formu için desen olarak kullanılan tam boyutlu bir eskiz veya çizim, aynı zamanda, 1840’ların başlarından beri karikatür, hiciv ve genellikle Mizah. Günümüzde çizgi filmler, gazetelerde siyasal yorum ve editoryal görüş bildirmek ve dergilerde sosyal komedi ve görsel zekâ için kullanılmaktadır.

    Aşağıda yerli ve yabancı bazı eşcinsel içerikte karikatürlere yer verilmiştir…

    Eşcinsellik & Sansür

    Eşcinsellik & Sansür

    Eşcinsel Evlilik

    Eşcinsel Evlilik

    Transfobi

    LGBTİ ortamında transfobi…

    Karikatür

    İyiyim ben, sorun yok…

    Onur Yürüyüşü'ne Polis Müdahalesi...

    Onur Yürüyüşü’ne Polis Müdahalesi…

    Onur Yürüyüşü & Polis Müdahalesi

    Onur Yürüyüşü & Polis Müdahalesi – Uykusuz

    Onur Haftası & Polis

    Onur Haftası & Polis…

    Gökkuşağı

    Onur Haftası, Gökkuşağı Renkleri & Polis

    Ayrımcılık

    Polisin LGBTİ bireylere yönelik ayrımcılığını gösteren bir karikatür

    Uykusuz Dergisi

    Her Onur yürüyüşünde Alperen Ocakları’nın Onur yürüyüşüne yönelik saldırgan tutumunu kapağına taşıyan Uykusuz Dergisi

    Eşcinsel İş Arkadaşıma Eşcinsel Olduğumu Anlatırken

    Eşcinsel İş Arkadaşıma Eşcinsel Olduğumu Anlatırken..

    Babam Eşcinsel Olmamı Anlamaya Çalışırken

    Babam Eşcinsel Olmamı Anlamaya Çalışırken…

    En İyi Arkadaşıma Eşcinsel Olduğumu Anlatınca

    En İyi Arkadaşıma Eşcinsel Olduğumu Anlatınca

    Hanginiz Çatal?

    Hanginiz Çatal?

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 01:49 on 15 May 2010 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Alıntılar, , Eşcinseller, , , Sözler   

    Eşcinsel Sözler & Alıntılar 

    Hepimiz aynı olsaydık hayatın ne kadar sıkıcı olacağını bir düşünün. Ve benim kusursuz dünya fikrim, herkesin birbirinin farklılıklarını gerçekten takdir ettiği bir dünya: kısa-uzun, demokrat-cumhuriyetçi,siyah-beyaz, eşcinselheteroseksüel; hepimizin eşit olduğu ama kesinlikle aynı olmadığı bir dünya… – Barbra Streisand, 1994 yılındaki konserlerinin final sahnesinde, West SideStory’den “Somewhere” adlı parçaya başlarken.

    Gerçek sevgi, diğerlerine hiç yargısız ne ve kim olursa olsunlar saygı duyabilme yeteneği değil midir? Kalbimde farklılıkların ilginç olduğunu ve bize daha geniş ve objektif bir bakış açısı yolu sunduklarını biliyorum. Farklılıkları engel olarak değil de, büyümemiz için gerekli katalizörler olarak görebilecek kadar emin olmalıyız kendimizden… Neden sadece rahatlayıp kabul edemiyoruz ki? – ShirleyMacLaine, “Dance While You Can” adlı kitabından.

    Olmadığım bir şey için sevilmektense, nefret edilmeyi tercih ederim. – Andre Gide, Edmund Gosse’e yazdığı 16 Ocak 1927 tarihli mektubundan.

    İç güdülerimize karşı koymaktan vazgeçtiğimiz gün yaşamayı öğreneceğiz. – Frederico Garcia Lorca

    Ülkenin ahlak değerleri, değişmekten uzak, yapay bir şekilde süreklilik gösteriyor. – Joe Orton.

    Uygarlıklar gerçeklere boyun eğmeyi reddeden teoriler üzerine kurulmuştur. – Joe Orton.

    Kendini dünyanın seni gördüğü gibi görmek oldukça cesur olabilir, ama çok da aptalca olabilir. Neden dünyanın senin hakkındaki iradesiz bir sinir hastası fikrini kabul edesin? Onların yargılamaya ne hakları var? Seni yargılayabilmeleri için senin gibi hissedebilme kapasitesine sahip olmaları gerekir. Ve kim sahip buna? Binde bir. İradenin verdiği savaşın ne denli adaletsiz olduğunu bir sen bilirsin. – Terence Rattigan, “The Deep Blue Sea” adlı eserinden. (1952)

    Gerçekçilik istemiyorum. Sihir istiyorum! Evet, evet, sihir! İnsanlara bunu vermeye çalışıyorum. Şeyleri olduklarından farklı sunuyorum onlara. Gerçeği söylemiyorum, gerçeğin ne olması gerektiğini anlatıyorum. Ve eğer bu günahsa, bırakın cezamı çekeyim, ışıkları yakmayın! – Tennessee Williams, “A Streetcar Named Desire” adlı eserinden. (1947)

    Dünya kuzular ve keçiler diye ikiye ayrılmamıştır. Her şey ne siyahtır ne de beyaz. Yalnızca insan beyni kategoriler icat eder ve gerçekleri ayrı ayrı bölmelere koymaya zorlar. Yaşayan dünya her yönüyle bir sürekliliktir. Cinsel davranışa ilişkin olarak bunları ne kadar erken öğrenirsek, cinselliğin gerçeklerini de o kadar erken idrak ederiz. – Alfred Kinsey, “Sexual Behavior in the Human Male” adlı kitabından.(1948)

    Eşcinselliğimi keşfettiğimde bunun beni toplumda bir yabancı yaptığını fark ettim. Ve kendimi toplumdaki diğer yabancılarla özdeşleştirdim, kendi hayatları üstünde kontrolü olmayan kişilerle.. Kadınlarla baskıya karşı mücadelelerinde, işçi sınıfıyla sömürüye karşı savaşlarında ve Üçüncü Dünyayla emperyalizm ve yoksulluğa karşı mücadelesinde özdeşleştirdim kendimi. – Bob Cant.

    Hayatını bir eşcinsel olarak açıkça yaşa. Diğer insanların senin de sıradan biri olduğunu ve erkek arkadaşınla diğerlerinin karı veya kocalarıyla olduğu kadar mutlu olduğunu görmelerine izin ver. Eğer olumsuz bir tavırla karşılaşırsan ilgili kişiye bu şekilde hissetmesinin sebebini sor. Tutarlı bir cevap alırsan şanslı sayılırsın! Ve onlara kendinin eşcinsel olduğunu söylediğinde büyük ihtimalle sana inanmayacaklar ya da zoraki bir gülümsemeyle konuyu değiştirmeye çalışacaklardır. Keşke tüm eşcinseller karşılaşacakları ön yargıları iyi bir tartışma ve tam bir dürüstlük ile atlatabileceklerinin farkında olsalardı. Bunun için her zaman saygı görürsün. Asla küçük görülmezsin. Ancak bir soruyu yanıtlamadan önce iyice düşünmelisin; kendi deneyimlerimden biliyorum ki ciddi olmazsan her şey tersine döner ve klişe eşcinsel konumuna dönersin insanların gözünde. – Jeffrey Weeks, GayNews adlı yayının Ocak 1976 sayısından

    Eşcinseller dünyadaki en tatlı, en nazik, en içten, en artistik ve en düşünceli insanlardır. Ama zamanın başlangıcından beri tek başlarına gelen şey tekmelenmek. – Little Richard.

    Bu hastalığın Tanrı’nın gazabı olduğuna inanan birçok insan var. Ama ben bunun insanlara sevgiyi, anlayışı ve şefkati öğretmek için gönderildiğine inanıyorum. AIDS dünyasındaki maceramdaki insanlardan sevgi, cömertlik, ve insani anlayış hakkında hayatımı geçirdiğim rekabete dayalı dünyada öğrendiğimden çok daha fazlasını öğrendim. – Anthony Perkins, Eylül 1992’deki ölümünden sonra yayımlanan açıklamasından.

    Doğal olmayan tek cinsel davranış, yapamadığındır. – Alfred Kinsey

    Olduğum gibi son derece mutluyum. Eğer bundan annem sorumluysa, minnettarım. – Christopher Isherwood.

    Ebeveynlerin eşcinsel öğretmenlerden korkmasına hiç gerek yok. Çocuk taciz edenlerin %97’si heteroseksüel. – Dr. Benjamin Spock

    İnsan ümidini kaybetmemeli. Eşcinsellik her heteroseksüeli, her yaşta bulabilir. – Roger Peyrefitte. (French Novelist)

    Doğru şarap ve doğru müzikle merak etmeyecek çok az insan vardır. – Larry, “The Boys In The Band” adlı Mart Crowley filminden.

    Bir erkekle yatıyor olmayı tercih ederken bir kadınla yatmak kendinle gurur duymanı nasıl sağlayabilir ki? – Harvey  Fierstein, “Torch Song Trilogy” adlı filminden.

    En iyi dostlar eşcinsellerden çıkar çünkü sana bir kadın olarak değer verirler ve kıskanmazlar. Seni severler ama kafanı bozmaya çalışmazlar. – Bianca Jagger

    Hepimiz bokun içindeyiz ama bazılarımız yıldızlara bakıyor. – Oscar Wilde

    Taşınabilirsiniz. – AbigailVan Buren. (“Dear Abby”), (bir tür Güzin Abla olayı – ama bizimki gibigeri kafalı olmayan cinsten) eşcinsel bir çiftin sokaklarına taşındığıkonusunda dert yanarak “çevremizin kalitesini nasıl yükseltebiliriz?”diye soran bir okuyucusuna verdiği yanıt.     

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 02:17 on 22 March 2009 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Arap, Arap Toplumu, Araplar, , Eşcinseller,   

    Arap toplumunda eşcinsellik 

    Arap dili çok zengin bir eşcinsel sözcük dağarcığına sahiptir, bunun içinde erkek fahişeleri anlatmak için kullanılan onlarca sözlük vardır. Cinslerin katı çizgilerle ayrılmaları kesin bir kural olduğundan erkekler sosyal yaşamlarını diğer erkeklerle birlikte geçiriyorlardı. Eşcinsellik bu durumda olanaklı tek cinsel ifade yolu olmuştur.

    Ka’i Ka’us ibn İskender’in 1082 yılında en büyük oğluna bıraktığı “Prensler İçin Ayna” adlı hayat kılavuzunda şunlar yazar: “Kadın ya da erkek olsun, eğilimlerini bir cinsle sınırlama… Her ikisinden de zevk al.” Oğluna bir diğer tavsiyesi ise vaktini yazın erkeklerle kışın ise kadınlarla geçirmesiydi. Bu kılavuz ince düşünülmüş ve uygar bir metindir ve belki de başka hiçbir şey erkek biseksüelliğinin ne kadar sıradan ve makûl görüldüğünü bize böylesine güçlü ve yalın bir dille anlatamaz. Pek çok yazar biseksüelliklerini asla saklamadılar. On üçüncü yüzyıl Kahiresinden bir şair Beha Ed-din Zoheir’in metresi dışarı çıkan şairin arkasından “Yine ay ve yıldızlar kadar güzel, genç ve istekli bir oğlan bulmaya gitti” diye yakınıyordu.

    Haremlerin varlığı kadınlar arasındaki ilişkileri neredeyse erkek eşcinselliği kadar yaygın hale getirmişti. Lezbiyenlik İslam dünyasındaki erotik yazılarda ve resimlerde önemli bir yer tutar ancak yine de hemen hemen tabu sayılan bir konu olmayı sürdürmüştür. Lezbiyenlerin aynı zamanda cadı olduğu fikri Binbir Gece Masalları’nda yansıtılmıştır. Erkekler en büyük zevklerinde aslında tümüyle lüzumsuz olabileceklerini düşünmekten hoşlanmadıkları için haremlerdeki lezbiyen aşkın göstergeleri göz ardı edilmiş olabilir.

    Bariz biçimde Batı, yüzyıllar boyunca haremi şehveni lezbiyen turkunun bir merkezi olarak gördü. Bir on altıncı yüzyıl yazarı olan Pierre de Bourdeille, Comte de Chasteau-Villain’e ait bir tabloyu tasvir ederken Batı’nın bu düşüncesini ortaya serer: “Çok sayıda çıplak, balık etli kadın hamamda birbirlerine dokunuyor, birbirlerini hissediyor, okşuyor ve sıvazlıyorlar. Ardından birbirlerine dolanıyor, birbirlerini seviyorlar ve tüm güzelliklerini öylesine tahrik edici, zarif ve ustalıkla gösteriyorlar ki… Bu tür sahneler elbette ki saçmalıktır!” Gerçekte gizli aşıklar fazlasıyla ihtiyatlı davranmak zorundaydılar çünkü haremler siyasi entrika kaynıyordu. Kadınlar birbirlerinin arkasından her biri kendi oğlunun gelecekte sultan olması için dolap çeviriyordu.

    Colin Spencer
    Çeviren: Selçuk

     
c
Compose new post
j
Next post/Next comment
k
Previous post/Previous comment
r
Cevapla
e
Düzenle
o
Show/Hide comments
t
En üste git
l
Go to login
h
Show/Hide help
shift + esc
Vazgeç
WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın