Son Güncellemeler Sayfa 17 Toggle Comment Threads | Tuş takımı kısayolları

  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 01:17 on 7 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: ,   

    Gay Olmak 

    Canım sıkkın.

    Niye, bilmiyorum.

    Lanet olası Word’ü bile açmadım. Bu yazıyı ‘Not Defteri‘nde yazıyorum. Bana daha fazla huzur veriyor not defteri. Sıradan, sıcak ve samimi. Büyüklük taslamak gibi bir derdi yok, bana hatalarımı göstermek gibi bir derdi de… Etrafı sınırlarla çevrelenmemiş, üstünde yanında cetveller yok, hayat gibi sonsuz bir boşluk ve uzayıp giden satırlar için candan bir sırdaş benim için.

    Az önce içtiğim kahveden mi emin değilim, içimde bir çarpıntı var. Gök yıkılıp dünyanın üstüne çökecekmiş gibi bir tedirginlik içindeyim. Kulaklığımdan ‘The Day The World Went Away‘in duyulmasıyla hiçbir alakası yok bu hissiyatın.

    Bir sigara yakmak istiyorum.

    Ama ben sigara içmem.

    Galiba sorunu biliyorum. Fakat kendi kendime itiraf etmeye korkuyorum. Kendime söylersem başkaları da duyacak ve sonra da beni azarlayacaklar diye korkuyorum. Kim bilir belki de en büyük korkudur bu. Korkuların korkusu. Korkuların efendisi. Kendisi. Ya daMidas’ın kuyusuna fısıldanmaması gereken korkunun duyusu.

    Kabuğumu yırtıyorum. İçimden küçücük bir yumru yuvarlanıveriyor yere. Tıkır tıkır sürükleniyor marleyin üzerinde, amaçsız. Arkasından bakıyorum anlamsız gözlerle. İçimden çıkan kara yuvarlak öylece bana bakıyor, ben de ona. “Kendinden iğreniyorsun,” diyor bana. “Eşcinsel olmaktan iğreniyorsun”.

    “Evet, iğreniyorum,” diyorum kayıtsız bir ifadeyle. Kendi rahatlığıma ben de şaşıyorum. Ne de olsa içimden çıkardığım pislikten başkası değil karşımdaki.

    “Neden iğreniyorsun kendinden biliyor musun?” diye soruyor.

    “Neden?” diyorum merakla. Her şeyin anlamını bu soru karşılığında öğrenebilecekmişim gibi.

    “Çünkü kendin olamıyorsun. Ne olduğunu dahi bile bilmiyorsun daha. Her şeyi bildiğini sanıyorsun, ama yanılıyorsun. Gerçekte hiçbir şey bilmiyorsun ve seni sen yapansa tüm bu bilmediğin şeyler. Gerisine kulaklarını tıkıyorsun. Sen bir ‘ben‘ değilsin. Daha bir ‘ben’e sahip olamadın. Yalnızca bir kalıpsın. Bir taklit.”

    İçimden ona cevap vermek gelmiyor. Sadece dinliyorum. Kendime, nasıl karşı gelebilirim ki? O zaten benim. Benim özüm o. Kabuğumun altında saklı kalan şey.

    Belki de bir ‘ben’im olmadı hiçbir zaman. Özgüven duygumun arkasında belki de hep bir güvensizlik vardı. Onu örtmek için kendimi güçlü olduğuma inandırıyordum. Bir gün bir başkası, öbür gün başkası oluyordum. Belki bir dakika sonra bir kahraman oluyor, bir saniye sonra katıksız bir yalancıya dönüşüyordum.

    ‘Kendimi buldum, kendimden ödün vermiyorum’ derken belki de sürekli makas değiştiren bir tren gibi ordan oraya sürükleniyordum.

    Hep başkalarında görmek istemediğim şeyleri kendimde yaptım. Sonra da onları-bunları yapmakla suçladım. Ne hakkım vardı buna? Ben tanrı mıydım? Elbette, hayır. O zaman nedendi bu kibir? Yoksa, yoksa herkes bu mantıktan hareket ettiği için mi? Ben de oyunun parçası olmaktan kendimi alamadığım için mi?

    Kim kendine yalancı der? Kim saf ya da enayi olduğunu kabul eder?

    Ya da… Hangi eşcinsel eşcinsel olmaktan nefret eder?

    Ben ediyorum. Kimse bana homofobiden, kendi bilmemekten bahsetmesin. Bu teraneleri yıllardır dinledim ki eşcinsellikten korkmuyor, sadece oluşumu sorguluyorum. Nasıl bir hetero kendinden nefret edince heterofobik olmuyorsa aynen öyle.

    Gidebileceğim bir kıyı yok bunun ötesinde. Eşcinselleri anlamıyorum. Onlar benim dilimi konuşmuyor, onlarda benim sözcüklerimi anlamıyor. Ki çoğu zaten perdenin arkasındaki kuklaya dönüşmüşler. Geride sadece gölgeleri var. Hareket ediyorlar ama kendileri değil. Sadece gölgeleri. Onlar zaten beni anlayamazlar.

    Birine hoşlandığını söylersen senin onunla yatmak istediğini düşünür. Hadi, hanginiz öyle düşünmez söyleyin. Zaten tüm oturumlar, tüm tanışıklıklar bunun için değil midir? Tüm seçimler ten uyumu için değil midir? Tüm reddedişler, siz sadece karşı tarafa uygun tipte olmadığınız için değil midir?

    Biliyorum. Yıllardır eşcinselliği savundum. Hala da savunurum, belli açılardan. Ama gördüğüm o ki eşcinsellik gerçekten farklı bir konum. Hala etiketler var. Eşcinsellerin arasında yeriniz belli. Bir tür sınıf sistemi bu. Yapay, ayrıcı.

    Her şey özenti. Plastik kokulu.

    Söylemeniz gerekenler, düşünmeniz gerekenler önceden belirli.

    Gitmeniz gereken mekanlar, giymeniz gereken kıyafetler, kokmanız gereken kokular, sikmeniz gereken adamlar belli.

    Ben bir çocuğum. Ve bir çocuğun onların arasında işi yok. Satılık ruhların arasında bir çocuğun işi ne? Derhal oradan kaçmak istiyorum. Nefes almak, temiz havaya çıkmak, görmemek,duymamak istiyorum. Tüm bunlar yalan olsun, gerçek olmasın. Dünya sadece sik ve göt ikilisinden ibaret olmasın. Koşuyorum uzaklara. Kaçacak bir yer var mı? Belki bir yer, başıboş, bomboş bir gezegen. Oranın küçük prensi olabilir miyim? Sadece kendi konuklarımı ağırladığım, benim dilimin konuşulduğu bir gezegen.

    Yoksa kaçtığım kendim miyim?

    Durup nefes almak istiyorum. Kendimi bir kurtarıcının kollarına atıp, bana güzel bir dünyanın ışığını göstermesini istiyorum. Onun kolları arasında bir çocuk olmak istiyorum. Başımı okşarken beni yatıştıracak şeyler fısıldasın kulağıma. Canavarların gerçek olmadığını söylesin. Onun yanında güvende olduğumu söylesin. Korkacak bir şey yok. Kimse sana zarar veremez artık. Bundan böyle ben varım. Seni ölene kadar kollayacağım, diye bitsin bu Hollywood bozması sahne. Sonra gerçek tüm çıplaklığıyla yeniden üstüme çöküversin, film bitince.

    Perde kapansın.

    Çünkü film bitti.

    Ve geriye, her güzel filmin sonunda içinizde uyanan ‘keşke hiç bitmeseydi‘nin hüznü kaldı.

    Gay Gaye Arşiv

    gaygaye@yahoo.com

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 01:05 on 7 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Arkadaş, Arkadaşlık   

    Arkadaş Edinmekte Zorlanıyorsanız 

    Hepimizin iyi arkadaşlıkları olsun isteriz. Çünkü insanlar sosyal varlıklardır. Ama ilişkilerin tanışma safhasına gelindiğinde birbirimizden ayrılırız. Başka insanların ne kadar çabuk yeni dostlar edindiğine ve bu kadar çok beğenildiğine hep şaşırıyor musunuz? Merak etmeyin ne onlar sizden daha üstün, ne de becerikliler. Sadece bazı çok basit şeylere sizden daha fazla dikkat ediyor olabilirler. İşte o basit, minicik şeyler de başarılı ilişkinin can damarlarıdır aslında. Artık harekete geçmeye hazırsanız, zincirlerinizi kırmanızı sağlayacak püf noktalarına başlıyoruz.

    KARŞINIZDAKİ İNSANI ÖVÜN

    İster toplumun üst kesiminden olsun, ister kendine güveni kalmamış ve sıfıra eş değer hisseden biri olsun her insanın istediği bir şey vardır: beğenilmek. Hepimiz ilişki kurduğumuz insanların beğenisini kazanmak isteriz. İçinde bulunduğunuz küçücük çevrede bir şekilde fark edilmek ve anlaşılamamış değerinizin bilinmesi her insanın kendini ayrıcalıklı hissetmesini sağlar.

    O zaman şöyle birazcık empati yapalım. Karşı tarafı etkileyebilmek ve onu da “dostlar” kategorisine katabilmek için uymanız gereken kural basit: Onun kendini önemli hissetmesini sağlayın. İnsan doğasının en önemli ilkesi beğenilme tutkusudur.

    O halde siz de bu kurala uyarak insanları övün. Ama bunu tabiri caizse yalakalık düzeyine getirmeden yapın. Beğenilerinizi içtenlikle belirtip o insanın olumlu özelliklerini ön plana çıkarın. Siz de dahil olmak üzere herkes övülmekten keyif alır. Öyle değil mi?

    Şu güzel alıntı bu kuralın ne kadar önemli olduğuna dair size yeterli bir fikir verecektir sanırız: “Karşılaştığımız herkes bir yönüyle bizden üstündür, öyle ki herkesten öğreneceğimiz çok şey var.”

    ONLARI DİNLEYİN

    İnsanlar tartışmalar sırasında ne söyleyeceklerini düşündükleri için kulaklarını açıp konuşanı dinleyemezler. Bu yüzden televizyonlarda sıkça gördüğümüz gibi ortaya bir kargaşa ve agresif bir kitle çıkar. Konu çoktan başka yerlere gitmiş olur. İletişimin anahtarlarından biri de iyi bir dinleyici olmaktır. Günümüzde insanların belki de en az yaptığı şey budur: karşı tarafı dinlemek. Haydi, itiraf edin! Kaçınız yakınlarınızı çok iyi dinlediğini söyleyebilir? Çok azımız. Sevgililerimize bile bu ayrıcalığı çok fazla göstermeyiz. Ama böyle yaparak neler kazanabileceğimizi bir bilebilseydik, işte o zaman her şey daha harika olurdu. Öyleyse yapmamız gereken dikkatimizi tamamen konuşan üzerine odaklamak olmalı.

    İLGİ DUYDUKLARI KONULARDAN SÖZ EDİN

    “İnsanın yüreğine giden yol, onun en çok değer verdiği konuda konuşmaktan geçer.” Bu sözün de yeterince açık ettiği gibi her insanın hassas taraflarından biri de kendi dünyalarına yakın kişiliklerden haz duymalarıdır. Merak etmeyin, sizden bukalemun olmanızı istemiyoruz. Ancak biraz açık fikirlilik ve hoş görüyle insanları kolayca tavlamanız mümkündür. Hiç ilgilenmeseniz bile, karşı tarafın ilgi duyduğu konulardan bahsetmeniz tarafınıza artı puan olacaktır. Ki böylelikle sonradan kazanacaklarınızın toplamını hayal bile edemezsiniz.

    İNSANLARIN İSİMLERİ SİHİRLİDİR

    Yaşamın içinde çok fazla insanla karşılaşırız. Bunların kimi yakınlarımız, kimi iş arkadaşlarımız, kimiyse diğer uzak tanışıklıklardır. Ve çoğu zaman onların isimlerini hatırlamakta zorlanırız. Hepimizin en az bir kez uzun süredir görmediği bir yakınıyla karşılaşınca onun ismini hatırlayamayarak zor bir durumda kaldığı olmuştur. Kullanılmayan bilgi unutulur. En sevdiğimiz insanın bile gün içinde ona ismini kaç kez sarf ederiz ki? İsimler herkes için önemlidir çünkü onları diğerlerinden farklı kılan bir tür kimlik kartıdır. Onlara isimleriyle seslenirseniz bilinçaltında pek çok değişimi başlatmış olursunuz. Belki o anda farkında olmazsınız ama bu şekilde çok şey kazanırsınız.

    GÜLÜMSEMEK, GÜLÜMSEMEK, GÜLÜMSEMEK : )

    Demek istediğimiz saf bir optimizmle etrafa gülücükler saçmak değil elbette. İçten olmak ve karşı tarafa samimi duygularımızı küçük bir gülümseyişle iletebilmek. Yaşamın üzerimizde yarattığı baskılar nedeniyle belki de gülmeyi unutmuş bir toplum olduk. Sokakta yürürken, şöyle bir çevrenize bakın. Hep asık suratlar, o donuk ifadeler. Ama kimse sizden mutlu olma arzusunu zorla almıyor ki? En kötü koşullarda bile neşeli olmak yine sizin elinizdedir. Neşeli olmanın yolu neşemizi yitirdiğimiz zaman neşeliymiş gibi konuşmak ve öyle davranmaktan geçer. Shakespear’in dediği gibi, “Hiçbir şey iyi ya da kötü değildir, düşünce bir şeyi iyi ya da kötü olarak değerlendirir.” Unutmayın, hiç kimse gülümseyemeyecek kadar mutsuz değildir. Yeni biriyle tanışıyorsanız, gülümseyin. Farkı fark edeceksiniz. : )

    EMPATİ YAPIN VE BAŞKALARIYLA İLGİLENİN

    Hep birilerinin siziyle ilgilenmesini istediniz. Bunu için yırtınıp durdunuz. Kendinizi hırpaladınız. Peki hiç kendinize sordunuz mu? Siz bugüne kadar kaç kişiyle içtenlikle ilgilendiniz? Belki cümle içinde size bir şey ifade etmeyebilir ama kendi hayatınız için bunu sorguladığınızda önemli bir durumun farkına varırsınız. Yaşamda en büyük güçlüklerle karşılaşan ve çevresine en büyük zararı veren insan, başkalarıyla ilgilenmeyen insandır. Şuna inanın ki bütün başarısız insanların da hayatta hep kaybeden rolünü üstlenmeleri bu yüzdendir. Başkalarıyla içtenlikle ilgilenirseniz iki ay içinde çok arkadaş edinebilirsiniz ama başkalarının sizinle ilgilenmesini beklerseniz, diyebiliriz ki daha çok beklersiniz! : )

    Gay Gaye 

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 00:58 on 7 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , Şantaj   

    İstenmedik Olaylara Karşı Yapabilecekleriniz 

    Zaman zaman hayatın cilvesi diyebileceğimiz tatsız olaylar yaşayabiliriz. Bilmesini istemediğiniz biri bir şekilde eşcinsel olduğunuzu öğreniverir. Belki bir yakınınız, belki de bir dostunuz. Alacağınız tepki kişiden kişiye değişeceği için olayın nasıl sonuçlanacağını kestirmek güçtür, ama her iki tarafında kendi açılarından bir şok yaşayacakları kesindir. Yine de bu durumu olumlu bir şekilde noktalayabilmeniz için size yardımcı olacak bazı ipuçları verelim:

    • Bir gün anneniz defteriniz arasında bulmaması gereken bir resim buluyor. Eve geldiğinizde annenizin sizin ağzınızı aradığını farkediyorsunuz. Bu yüzden söyleyeceklerinizde dikkatli olun. Bu belki itiraf için en uygun an olabilir ama sonuçları yıkıcı da olabilir. O yüzden blöf yapmayı deneyin. Bunu bir arkadaşınızın şakası olduğu gibi bir yalan uydurun. Gerçekçi olmaya çalışın. Anneler oldukça kuşkucudur.
    • Unutmayın, bunun sonunda ölüm yok. En katı babalar bile eşcinsel olduğunu öğrenen çocuklarına bir süre sonra saygı duymaya başlamışlardır. Onların sizi hemen anlamalarını beklemeyin, onlara zaman tanıyın. Samimice, duygularınızı aktarın. Sizin özgür iradenizle verdiğiniz bu kararı anlayışla karşılayacaklardır.
    • Eşcinsel olduğunuzun bilinmesi herkes tarafından aynı tepkiye neden olmaz. Bu karşıdaki kişinin kültürel birikimi ve sosyal yapısına bağlı bir durumdur. Siz zaten nasıl bir tepki alabileceğinizi o kişinin düşünce yapısından tahmin edebilirsiniz.
    • Bazı insanlar topluluk içinde eşcinselliğe karşı bir konuşma yapılırken kendisi eşcinsel olsa bile inançlarını savunamaz. Çünkü kimliklerinin açığa çıkacağı gibi nedensiz bir endişeye kapılırlar. Bu, bir erkek, kadın haklarını savunuyor diye kendisi de kadındır gibi saçma bir düşüncedir. Düşüncelerinizi savunmaktan çekinmeyin.

    Gay Gaye

    lgbti.family.blog

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 22:52 on 6 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , SGK, Sosyal Güvenlik Kurumu   

    Cinsiyet Geçiş Ameliyatları SGK Kapsamında 

    SGK  Başkanlığı, eğitim ve araştırma hastanelerine 3 ay önce yolladığı yazıyla cinsiyet geçiş ameliyatlarının masraflarının SGK güvencesinde olduğunu belirtti.

    rans bir bireyin Trakya Üniversitesi’ne 13 Eylül 2013 tarihinde yaptığı cinsiyet geçiş ameliyatı başvurusu üstüne SGK Başkanlığı’nın İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’ne gönderdiği dilekçede, cinsiyet geçiş ameliyatının SGK kapsamında yapılabilmesine onay verdiği belirtildi. 23 Ekim 2013 tarihinde SGK Başkanlığı Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü tarafından İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’ne gönderilen dilekçede şu satırlar yer aldı:

    “Cinsel kimlik bozukluğunun (transseksüalite) bir ‘hastalık’ olduğu, buna yönelik yapılan ve SUT eklerinde zaten mevcut olan tıbbi işlemlerin de sağlık hizmeti olarak kabul edilmesi ve transseksüalite tanısının psikiyatri uzmanınca konulduktan sonra en az 1 yıl süreyle psikiyatri kliniği takibi sonrasında, kişinin aldığı sağlık kurulu raporu ile mahkemeye başvurması neticesinde; mahkemenin başlamasını takiben hakimin isteği ile ikinci kalıcı rapor verilmesi ve TC mahkemelerince verilen karar neticesinde tıbbi işlemlere başlanması gerekmektedir. kişinin bir psikiyatri uzmanı tarafından en az bir yıl süreyle takip edilmiş olması ve uzman hekimlerin verdiği sağlık kurulu raporuna tıbbi genetik uzmanından alınan görüş yazısı eklenmesi gerekmektedir. Ayrıca kadından erkeğe cinsiyet değiştirme işlemlerine; SUT’ta yer alan (…) Testis Protezi Yerleştirilmesi ve Üroplasti işlem kodlarından, SUT ve ilgili mevzuat hükümlerimiz doğrultusunda işlem yapılması gerekmektedir. Gereğini rica ederim.”

    UYGULAMADA SIKINTILAR YAŞANIYOR

    1988’den bu yana 500’e yakın cinsiyet geçiş ameliyatına imza atan Plastik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Harun Özkan, SGK kapsamında bu ameliyatların gerçekleşmesinin önemli olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: “Avrupa’da zaten hep böyle. Türkiye’de de SGK’nın bu ameliyatları karşılamasına ilişkin bir yasanın olduğunu biliyoruz. Fakat uygulamada sıkıntılar yaşanıyor. Henüz hastaneler ve doktorlarda bilinç yok. Bunun için heyet raporu gerekiyor. Zaten sırf ameliyat masrafları SGK kapsasın diye değil, bu ameliyatların yapılması için de heyet raporu ve mahkeme kararı gerekiyor. SGK’nın bu ameliyatları karşılaması çok olumludur.”

    N T V M S N B C
    16 – 02 – 2014

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 22:45 on 6 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Erken Boşalma   

    Erkeklerde Erken Boşalma 

    Erken boşalma,erkeklerde görülen en sık rastlanan cinsel işlev bozukluğudur. Erken boşalma, cinsel bir yetersizlik değildir.
    Erken boşalma konusunda tıp alanında yapılan çalışmalar ve istatistiklerden alınan ortalamalar sonucunda cinsel ilişki yaşayanlarda aşağıdaki 3 gurupta gösterilenler erken boşalıyor sayılıyor:
    penis anüs vajina ya girmeden önce boşalma olursa “ileri derecede erken boşalma”
    penis anüs veya vajina da iken 1 dakika veya daha altı zamanda boşalma “orta derece erken boşalma”
    penis anüs veya vajinada iken 1 ile 5 dakika arası boşalma “erken boşalma” olarak kabul edilir.
    Bu koşullar altında normal cinsel ilişki süresi penis anüsten veya vajinada iken en az 5 dakika ve üstü olarak kabul ediliyor, ideal olarak ise 5 ile 15 dakika arası kabul edilmektedir, ama bu tür sorunun daha çok çiftlere bağlı bir uyum sorunu olduğu bilinmektedir.
    En önemli nedenler, stres, aşırı heyecan, başarılı olamama korkusu, depresyon gibi psikolojik faktörlerdir.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 21:12 on 6 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: ,   

    Erkek Çocuğuna Tecavüze 42 Yıl Hapis 

    Milliyet’in haberine göre Diyarbakır’da, 14 yaşındaki erkek çocuğu M.Ş.’ye tehdit ile tecavüz eden evli 2 çocuk babası 29 yaşındaki F.Y. 42 yıl hapis cezası verildi.

    Diyarbakır’da Otomobil tamir dükkanı işleten F.Y., 27 Mayıs 2013 günü Alkollü olarak evinin bulunduğu sokağa geldi. Sokakta çırağı M.Ş.’yi gören F.Y., çocuğa kendisiyle birlikte evine gelmesini söyledi. Küçük çocuğu eve götüren şüpheli F.Y., iddiaya göre elindeki bıçağı gösterip M.Ş.’den soyunmasını istedi. Bıçaktan korkan küçük çocuğun soyunması üzerine şüpheli F.Y. de soyunarak mağdura cinsel istismarda bulundu, ardından da çocuğu döverek evden kovdu. F.Y., küçük çocuğun olayı ailesine anlatması ile gözaltına alındı. Çocuk İzleme Merkezi’nde başından geçenleri anlatan M.Ş., rapor alınması için Adli Tıp Kurumu ve Çocuk Hastanesi’ne sevk edildi. Raporlarda mağdurun vücudunda dayak izleri ve anüsünde zorlamaya bağlı yırtıklar tespit edildi.

    55 YILA KADAR HAPSİ İSTENDİ
    Olayla ilgili hazırlanan iddianamede, şüphelinin 15 yaşından küçük mağdura patronu olmanın verdiği nüfuzu kötüye kullanarak ve silahla tehdit ederek fiili livata yoluyla cinsel istismarda bulunduğu belirtildi. İddianamede, şüphelinin bu şekilde silahlı olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu da işlediği vurgulandı. İddianameyi hazırlayan savcı, şüpheli F,Y.’nin 55 yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulundu.

    MORALİM BOZUKTU, SARHOŞTUM
    İddianamenin Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilmesinin ardından tutuklu sanık F.Y.’nin yargılaması yapıldı. Sanık F.Y., olay günü kavga ettiği eşinin çocuklarıyla birlikte evi terk ettiğini belirterek kendini şöyle savundu:
    “Moralim bozuk olduğu için alkol almıştım. Çok sarhoştum. Mahalleye geldiğimde M.Ş.’yi gördüm. Sarhoş olduğum için evimin kapısını o açtı. Eve girdiğimi hatırlıyorum. Sonra sızmışım. Başka birşey hatırlamıyorum. Gece yarısı polis gelerek beni yakaladı. Böyle bir olay olduğunda mağdur bağırsaydı evlerinden duyulurdu. Cinsel istismarda bulunmadım. Suçlamayı kabul etmiyorum” dedi.

    ‘KORKUDAN SESİMİ ÇIKARAMADIM’
    Psikolog gözetiminde ifadesi alınan mağdur M.Ş. ise, mahallede oynadığı sırada ustasının yanına gelerek kendisini eve çağırdığını belirterek, “Ben de eşinin bir ihtiyacı vardır düşüncesiyle gittim. Cebinden bir bıçak çıkararak, ‘İstediklerimi yapacaksın’ dedi. Korkudan sesimi çıkaramadım. Çok alkollüydü. Beni yatak odasına götürdü ve istismarda bulundu. Canım çok acıdığı için engel olmaya çalıştım. Bana Tokat attı. ‘Bunları kimseye söylemeyeceksin’ diyerek bana küfür etti” diye ifade verdi.
    Yargılama sırasında rapor aldırılmak üzere Dicle Üniversitesi’ne sevk edilen mağdur M.Ş.’nin beden ve ruh sağlığının bozulduğu tespit edildi.
    42 YIL HAPİS CEZASI
    Delillerin toplanmasının ardından yargılamayı tamamlayan Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi, sanık F.Y.’yi ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ ve ‘Cinsel amaçla silahlı olarak çocuğu hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından 42 yıl hapis cezasına çarptırdı. Sanığa üst sınırdan ceza veren ve herhangi bir indirim uygulamayan mahkeme, ceza oranında 4 kez de artırım yaptı.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 14:34 on 6 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , ,   

    İstanbul Taksim’deki Cinayette ilginç gelişme 

    İstanbul Taksim Beyoğlu’nda geçtiğimiz günlerde silahla vurularak öldürülen Kongolu Ouadılou Lezl Gail cinayeti aydınlandı. Güvenlik kameralarından kimliği tespit edilerek gözaltına alınan Aziz B., “Eşcinsel ilişki teklif edip beni küçük düşürdüğü için öldürdüm” dedi.

    Tarlabaşı Bulvarı’nda silahla vurularak öldürülen Ouadılou Lezl Gail kaldırıldığı hastanede 2 gün sonra hayatını kaybetti. Beyoğlu Asayiş Şube Büro Amirliği ekipleri bölgedeki MOBESE ve güvenlik kameralarının görüntülerini inceleyerek Ouadılou Lezl Gail’in yanındaki kişileri tespit etti. Şüpheli isimlere ulaşan polis, cinayeti Aziz B.’nin işlediğini tespit etti.

    Aziz B. önceki gün gözaltına alındı. Aziz B. emniyetteki ifadesinde yaşananları, ““Sokakta arkadaşlarımla içki içiyordum. Başımı okşamaya başladı. Elini pantolonumdan aşağı sokup yanaklarımı elledi. Gay ilişki teklif etti. Bunu gören arkadaşlarım benimle dalga geçmeye başladı. Gururuma yediremedim” diye anlattı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sevk edilen Aziz B. nöbetçi mahkemede tutuklandı.

    Haber Kaynağı: Hürriyet Gazetesi

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 14:23 on 6 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , ,   

    Lezbiyen Öğretmen’e 15 Ay Hapis! 

    İngiltere’de 16 yaşındaki lise öğrencisi ile lezbiyen ilişki yaşayan öğretmene 15 ay hapis cezası verildi.

    2013 yılında aralarındaki ilişki yeni bir boyuta taşınmaya başlayan kadın öğretmen Fox ve genç öğrencisinin cinsel ilişkide bulunduğu öğrenildi.

    “SENİ ARKADAŞ OLARAK SEVİYORUM”
    Genç kız bir süre sonra öğretmeniyle olan ilişkisini bitirmek istediğine karar verince Fox’a onu bir arkadaş olarak sevdiğini söyledi.

    Öğrenci, evindeki yazıcıdan öğretmeninin ona yolladığı bir maili basmaya çalıştı fakat başarısız oldu. Daha sonra babası yazıcıyı kullanınca Fox’un öğrencisine yazdığı maili görüp polise haber verdi.

    “ELİMİZDE ÇOK KANIT VAR”

    Davayla ilgilenen hakim, ellerinde aralarındaki cinsel ilişkiyi kanıtlayan fazla sayıda Whatsapp mesajı ve e-mail olduğunu belirtti.

    Haber:  Sözcü Gazetesi

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 14:09 on 6 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: ,   

    Arsenal Oyunculari Homofobiye Karşı 

    Geçen yıl 52 kulübün eşcinsel sporculara destek vermek için başlattığı Homofobiye karşı Gökkuşağı Bağcıkları kampanyasına bu kez farklı bir şekilde dikkat çekmek isteyen Arsenalli yıldızlar kamera karşısına geçti.

    Geçtiğimiz yıl İngiliz nüfusunun %25’ine yakınından destek alan bu kampanyayı yeniden gündeme getiren Arsenalli futbolcular 13/14 Eylül tarihleri arasında tüm futbolcuları yeniden renkli bağcık giymeye davet etti.

    Theo Walcott, “Lewis Hamilton gibi bakmam beni değiştiremez”, Mikel Arteta “Sprey saçlarımın harika olduğunu değiştiremez” gibi ifadelerle reklama destek verirken, Chamberlain’in Ninja Kaplumbağa benzetmesi ve Cazorla’nın boyuna atfen yaptığı 10 saniyelik çekim en dikkat çeken noktalar oldu.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 12:43 on 6 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags:   

    Barbaros Şansal: Kredi kartı borcum var! 

    Ünlü modacı Barbaros Şansal, Yıldırım Mayruk, ”2023’e Hikayeler” defilesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
    Barbaros Şansal, “Flörtlerim de var. Bir açıklarsam yer yerinden oynar” dedi.
    Cenk Eren ile ilgili katıldığı programda adını Cenk Veren şeklinde söyleyen ünlü modacı Barbaros Şansal’a açtığı hakaret davasını kazanmıştı. Bunu hatırlatan Barbaros Şansal, “Kredi kartımın borçlarını ödemek için çalışam gerekiyor. Cenk Eren sürekli haciz yolluyor” şeklinde konuştu.
    Barbaros Şansal’ın özellikle sosyal medya sitelerinden Twitter’da bazı sözleri ünlü modacının başını ağırtıyor.
    Alıntı: Gazete A 24

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 20:24 on 3 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Benim Çocuğum,   

    Benim Çocuğum LGBTİ 

    Türkiye’nin ilk aktivist lgbti annelerinden Sema Yakar, oğlunun lgbti olduğunu öğrendikten sonra hayatında bir dönüşüm yaşadı.

    Türkiye’nin ilk aktivist lgbti annelerinden Sema Yakar çocuğunun cinsel tercihini öğrendikten sonra yaşadığı dönüşümle Vogue Türkiye’nin Ağustos sayısında yer alan Yüzleşme sayfalarında yüzleşti.

    İşte Yakar’ın kendi ağzından yaşadıkları:

    “Biz her şeyini paylaşan dört kişilik bir çekirdek aileydik. Genç yaşlarda evlenmiş bir anne baba; önce bir kız, ondan 7 yıl sonra da bir erkek evlatla tamamlanmış, mutlu bir çekirdek aile.

    Hayatımızın merkezi çocuklarımızdı. Onlara iyi bir gelecek sağlamak en büyük amacımızdı. Hayatımız, 2000 yılının Mayıs ayında, oğlumuzun lgbti olduğunu öğrenmemizle tepetaklak oldu.

    O yıl oğlum, daha önce olmadığı kadar huzursuzdu. Özellikle cinsellik konusunda ağzını bıçak açmıyordu. Halbuki 15 yaşındaydı. Ergenliğe girmişti.

    Cinsellik gündeminde hayli önemli yer tutuyor olmalıydı. Ama ne zaman kız arkadaşının ya da cinsellikle ilgili bir sorusunun olup olmadığını sorsak konuyu geçiştirip odasına kapanıyordu.

    Tanıdığım oğlum, anlayamadığım bir şekilde değişiyordu.

    Birkaç ay boyunca kendi kendimi yiyip durdum: Neden cinsellik konusunda içine kapanmıştı? Ergenliği mi anlayamıyordu? Acaba tatsız bir deneyim mi yaşamıştı?

    Daha da fenası, biri bir şey mi yapmıştı? lgbti miydi? Bu soruları kocamla paylaşma konusunda tereddütlüydüm ama sonunda tek başıma altından kalkamayacağımı anladım ve bir gece ona açıldım.

    Homofobik insanlar değildik, daha doğrusu hayatımızda lgbtiliğin yeri de yoktu. Etrafımızda açık lgbti kimliğiyle yaşayan biri de. Kocam kuşkularımı beklediğimden daha soğukkanlı karşıladı. Konuyu benim büyüttüğümü, çocukta bir anormallik olmadığını söyledi.

    Ertesi gün işinden erken geldi. Oğlan da okuldan gelince üçümüz salonda oturduk. Önce yine kız arkadaş konusunu açtık. Baktık oradan bir sonuca varamıyoruz, kendi tanışmamızı, flört dönemimizi anlattık.

    Yine açamadık. En sonunda ben dayanamadım, “oğlum lgbti de olabilirsin. Sen bizim evladımızsın” dedim. Önce inkar etti ama sonra gözümün içine bakamadan, “evet anne ben lgbti’im” dedi. Son aylarda yaşadığı kafa karışıklığını, bir kıza değil de bir erkeğe ilgi duyduğu için hissettiği suçluluk duygusunu, kendisinin durumunu iki ay önce kabul ettiğini ve şimdi buna alışmaya çalıştığını anlattı.

    Aylardır kafamda kurup durduğum, en kötü ihtimal olarak gördüğüm şey gerçek olmuştu.

    Kalktık, birbirimize sarıldık. Hemen orada bir uzmandan yardım almaya karar verdik. Hatta oğlum gidip odasından bir telefon numarası getirdi. Birkaç ay önce okullarına bir psikolog gelmiş ve ergenlik sorunlarıyla ilgili bir konuşma yapmış.

    O da yakın bulduğu için uzmanın telefonunu not etmiş.

    Kocam, psikologa gidelim, çözümü neyse buluruz, hallederiz ruh halindeydi..

    Psikolog randevusu aldık. Akşam eve gelen kızıma da durumu kısaca anlattık. O da çok şaşırmadı.

    Bana gelince… Oğlum, “anne ben lgbti’im” dediğinde, babam öldüğünde yaşadığım kayıp duygusuna benzer bir şey yaşadım. Sanki onu ebediyen kaybetmişim. Halbuki oğlum ölmemişti. Ertesi gün kalktığımda yine karşımdaydı. Yine benim çocuğumdu.

    AILECE TERAPIYE BAŞLADIK
    2000 yılının Mayıs ayında ailecek terapiye başladık. Psikolog bizimle bazen toplu olarak bazen tek tek görüştü.

    O dönem oğlum haftada iki, ben de haftada bir terapi görmeye başladık. Kocamı ise arada bir görüşmeye çağırıyordu. Biz başlarda, çaresi vardır, çözümü bulunur, gelip geçici bir şeydir, diye düşünürken, terapiler ilerledikçe şunu anladık: Bazı çocuklar lgbti doğuyor. Biz neden heteroseksüel olduğumuzu bilmiyorsak onların da neden lgbti oldukları bilinmiyorlar.

    Bu bir hastalık değil, dolayısıyla tedavi sözkonusu değil. Daha da önemlisi bu bir eksiklik değil.

    Oğlum çok rahatlamıştı. Bize açıldığı için huzurluydu. Kendini buldu, yeni arkadaşlar edindi. Ben ise oğlumun lgbti’liğini kabul etmek için başladığım terapilerde yavaş yavaş kendime döndüm. Bir süre sonra artık oğlumu değil düpedüz kendimi sorgular hale geldim.

    Çocuklara endeksli yaşadığım hayatıma dışarıdan bakıp ben kimim, bu hayatta ne istiyorum, sorularını sormaya başladım.

    Terapiler sırasında, o güne kadar hep onay almak, takdir görmek; örnek eş, saygılı gelin, aileyi çekip çeviren fedakar anne rollerinin hakkını vermek için yaşadığımı fark ettim. Sonra beni ben yapan o puzzle’ı söküp kendimi yenden inşa sürecine girdim. Bu çok kolay olmadı tabii. Beni çok sarstı. Ama zaman içinde çevrenin değerlerine değil, kendiminkilere göre yaşamayı öğrendim.

    Bunu başarınca oğlumun lgbti’liğini huzurla kabul ettim. Kendimi tanıdıkça, çocuklarımı da daha iyi anladım. Çok araştırdım, çok kitap okudum. Sema olarak lgbtilikle hiçbir sorunum olmadığını gördüm.

    ÇOCUĞUNDAN İĞRENEN ANNELER!
    Bu arada oğlum lgbtilerin buluşma noktası Lambda Kültür Merkezi’ne gidip gelmeye başlamıştı. 18 yaşında çocuk, nasıl bir çevrede merak ettim. Ben de gelmek istiyorum annecim, dedim. O da itiraz etmeyince Lambda’yla tanıştım.

    Orada ilk defa başka lgbtiler gördüm. Lezbiyen, biseksüel, transeksüel çocuklar tanıdım. Toplumda kendilerine bir yer edinebilmek için konuşup tartışıyorlar, uluslararası baglantılar kurup bilgi alışverişinde bulunuyorlardı.

    Çocuğumun orada aktif olarak çalışmasından mutluluk duyuyordum. Herkes oğluma verdiğim desteğe imreniyordu. Lezbiyen bir çocuk, durumunu annesine söylemiş. Annesi, “senden iğreniyorum” diye cevap vermiş. Çocuklar, keşke biz de anne babamıza açılabilsek, diyordu.

    Oraya ilk gidip gelen anneydim ve şunu çok net görüyordum: Bu çocuklar ergenlik gibi çalkantılı bir dönemde bir de kendi cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleriyle ilgili karmaşa yaşıyorlar. Yani işleri çok zor. Peki biz anne baba olarak bu dönemde yanlarında olmayacağız da ne zaman olacağız?

    Yazının devamı Vogue Türkiye Ağustos sayısında.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 10:39 on 2 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , ,   

    LGBTİ evlilikte yasal haklar 

    Amerika’daki Türklerin gazetesi Posta212’den Doğucan Cömert’in haberi…

    New York Barosu avukatlarından Gökhan Yazıcı, bir seneyi aşkın bir süre önce, Amerikan Anayasa Mahkemesi’nin, Windsor davasında bir yasal prensibi değiştirecek, ilerici ve yeni bir yasal kavram getirecek bir karara imza attığını kaydederek, mahkemenin ‘Evliliğin Korunması Kanunu’nun 3’üncü kısmının Anayasa’ya aykırı olduğuna karar verdiğini söyledi.

    CLINTON DÖNEMİNDE HAZIRLANMIŞTI

    DOMA (Defense of Marriage Act) olarak bilinen Federal “Evliliğin Korunması” Kanunu’nun, 1996 yılında Bill Clinton’un başkanlığı döneminde hazırlandığını ve yürürlüğe konduğunu vurgulayan Yazıcı, “Söz konusu kanunun 3’üncü kısmı, Federal Hükümet’in, kendi eyaletlerinde yasal olarak evlenmiş olsalar dahi lgbti çiftlerin, Federal Kanunlar ve programlar tarafından tanınmasını önlüyordu. Böylece, yani Amerika’nın en yüksek mahkemesinin verdiği bu tarihi anayasaya aykırılık kararıyla, Amerikan Federal Hükümeti’nin, ister karşı cinsler arasında yapılmış, isterse hemcinsler arasında yapılmış olsun, bütün evlilikleri Federal Kanunlar önünde eşit olarak tanımasını sağlamış oldu. Ancak burada eyaletlerin hemcinsler arasında yapılan evlilikleri tanıyıp tanımamakta serbest olduğunun da altını önemle çizmek gerekiyor” dedi.

    FARKLI BİR EYALETTE OLABİLİR

    Göçmenlik Hukuku’nun, Federal Hükümet tarafından ülkeye, kimin, ne kadar süre için, hangi şartlarda gireceğini ve Amerikan vatandaşlığının kazanılma şartlarını düzenlediğini kaydeden Yazıcı, “Nihayet ülkeye izinsiz giriş yapan ya da vizeyle girip, kalış sürelerini aşan yabancıların ülkeden çıkarılma ve sınır dışı edilme usullerini belirler. Amerikan Anayasası göçmenlik alanında münhasır yetkiyi Kongre’ye vermiştir ve bu sebeple Göçmenlik Hukuku Federal yasalarla düzenlenmiştir. Ülkenin en yüksek mahkemesinin bu kararı ile son bir yıldır hemcins evliliği yapan Amerikan vatandaşları ya da Green Card sahipleri, eşleri için göçmen vizesi ve daimi oturum izni (Green Gard) için başvurabiliyorlar ve aile birliğinin dağılmasını önleyebiliyorlar. Ayrıca hemcinsleri ile evlenen lgbtiler de, karşı cinsle evli kişilerin yararlandığı aynı haklardan, örneğin eşinin çocuğuna göçmenlik vizesi için sponsor olabilmesi ya da diğer hakların yanı sıra, aile içi şiddet mağdurlarının sınır dışı edilmesinden korunma gibi benzer haklardan yararlanabiliyorlar. Hemcinsleri ile evli çiftler, hemcins evliliğine yasal imkan tanıyan bir eyalette evlenmiş olmak şartıyla, karşı cinsle evlilik yapmış olan çiftlerin yaralandığı bütün göçmenlik haklarından faydalanabiliyorlar. Ayrıca bunun için, hemcins evliliğinin yasal olarak izin verildiği bir eyalette yaşamak şartı da aranmıyor. Daha başka bir ifadeyle, göçmenlik hukuku çerçevesi içinde düşünüldüğünde, hemcins evliliğini tanıyan bir eyalette evlenmek zorunda olsalar da lgbtiler, hangi eyalette yaşarlarsa yaşasınlar, Amerika’nın neresine taşınırlarsa taşınsınlar, Federal Hükümet tarafından evlilikleri tanınıyor ve federal bir yasa olan Amerikan Göçmenlik ve Vatandaşlık Kanunu’nun bütün evli çiftlere tanıdığı hak ve imkanlardan faydalanabiliyorlar” diye konuştu.

    K VİZESİNİN AVANTAJLARI

    lgbti nişanlıların göçmenlik hukuku karşısındaki hakları açısından bakıldığında, K Vizesi’nin nişanlıların uzun süre ayrılıklarını önlemek ve aile birliğini teşvik ve desteklemek amacıyla düzenlenmiş olduğunun açıkça görüleceğini söyleyerek konuşmasına şöyle devam etti.

    Evliliğin Korunması Kanunu’nun 3’üncü kısmının (Section 3 of DOMA) Mahkeme kararı ile Anayasa’ya aykırı bulunup kaldırılmasıyla beraber hemcins nişanlı çiftlerin, 21 yaşının altındaki bekar çocuklarının da Amerika’ya yasal olarak girebilmesine izin verilmiş oldu.

    Bu çocuklar, giriş yaptıkları günden itibaren 90 gün içinde nişanlı çiftin evlenmelerine imkan veren K vizesinden yararlanabiliyorlar. Ayrıca lgbti nişanlı derhal çalışma iznine başvurabiliyor ve evlilik yapıldıktan sonra da, yabancı eşin daimi oturma izni (green card) alabilmesi için başvuru yapılabiliyor.

    29 Ağustos 2014

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 02:52 on 1 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Avrupa, Festival   

    Avrupa’nın en büyük lgbti festivali düzenlendi 

    Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da düzenlenen Avrupa’nın en büyük lgbti festivalinde, siyasetçiler, diplomatlar kendilerini gösterebilmek için adete birbirleriyle yarıştılar. Gökkuşağı renkleri ile donatılan şehrin Belediye Meydanının merkez olarak seçildiği festivalde, lgbti’ler Frederiksberg belediyesi önünden başlayarak, Vesterbrogada caddesini dolduran on birlerce meraklının bakışları arasında Kopenhag belediye Meydanına yürüdüler. Müzikler eşliğinde, dans ederek birbirinden ilginç kıyafetlerle belediye meydanına yürüyen lgbti’lerin arasında, ABD’nin Kopenhag Büyükelçisi Rufus Gifford ve birlikte yaşadığı Dr.Stephen DeVincent, Sosyalist Halk Parti Milletvekili Özlem Sara Çekiç, Sosyalist Halk Parti Başkanı Pia Olsen, Eğitim Bakanı Christine Antorini, Kopenhag Valisi Sosyal Demokrat Frank Jensen, Avusturya büyükelçisi, eski ve yeni bakanların bulunduğu görüldü. ABD Büyükelçisi Rufus Gifforrd, büyükelçilik binası duvarına lgbti’lerin sembolü Gökkuşağı renginde bayrak astırdı. Belediye meydanında konuşma yapan ABD Büyükelçisi ilk kez lgbti festivaline katıldığı Danimarka’nın Dünyanın en özgür ülkesi olduğunu söyledi. Rufus Gifford’a yürüyüş sırasında da büyük tezahürat yapıldı.

    KOPENHAG TOLERANSLI ŞEHİR

    Yürüyüş sırasında DHA mikrofonuna konuşan ABD Büyükelçisi Rifus “Yürüyüşe katılmak çok şahane çok güzel. İnsan hakları açısından Büyükelçilik duvarına gökkuşağı renklerini astırdım”dedi. Kopenhag Valisi Frank Jensen yaptığı açıklamada Kopenhag’ın açık ve toleranslı bir şehir olduğunu gösterdik. Her yıl giderek artan bir kalabalık var.

    Kopenhaglılar lgbti festivalini destekliyor” diye konuştu. Eğitim bakanı Christine Antoroni festivalin çok şahane geçtiğini ve hiçbir ayrımcılık yaşanmadan herkesin bir arada eğlenebildiğini söyledi. Özlem Çekiç de yürüyüş anında DHA’ya yaptığı açıklamada “Ben partimin eşitlik sözcüsü olarak her yıl katılıyorum. İnsanların dini, inancı, cinsel tercihi ne olursa olsun her insanın kendine ait değeri olmalı. Onun için buradayım. Bu sene çok kalabalık. Umarım her kes her insanın değerini bilir, çok renkliliğe evet, ayrımcılığa hayır der” dedi. Çekiç yürüyüş boyunca insanların büyük sevgi gösterisi ile karşılaştı. Festivale ilk gününde yaklaşık 200 bin kişinin katıldığı bildirildi.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 02:41 on 1 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Diyarbakır Travesti, Diyarbakır Travestileri, , Travesti Diyarbakır   

    Diyarbakır’da Travestilere silahlı saldırı! 

    Şu Bu O Diyarbakır’da saat 22.30 sularında Yenişehir ilçesi İstasyon Caddesi Akkoyunlu 4. Sokak’ta bulunan bir binanın 4. katında travestilere saldırı düzenlendi. 2 travesti, evlerinde televizyon seyrederken yüzlerinde kar maskesi bulunan kişiler kapıyı çaldı. Kapıyı açan travestiler, maskeli şahısların pompalı silahlı saldırısına uğradı.

    POLİS, GÜVENLİK KAMERALARINI İNCELİYOR

    Olayda bir travesti pompalı tüfekten çıkan saçmaların yüzüne isabet etmesi sonucu yaralandı. Yaralı travesti olay yerine gelen ambulansla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alınırken, polis ekipleri bölgedeki güvenlik kamerası görüntülerini incelemeye aldı.

    Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    Haber Kaynağı:

    http://www.subuo.tv/diyarbakirda-travestilerin-evleri-pompali-tufekle-basildi.html

    lgbti.family.blog

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 20:15 on 30 August 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: ,   

    Homofobik Polis görevden alındı! 

    ABD’de siyahi bir genci öldüren polise duyulan tepkiler sonrasında Missouri eyaleti St. Louis şehri Ferguson semtinde başlayan protesto gösterilerinde gazeteciye kötü muamele eden polis görevden alındı.

    ABD’de silahsız bir siyahi genci öldüren beyaz polise duyulan tepkiler sonrasında Missouri eyaleti St. Louis şehri Ferguson semtinde başlayan protesto gösterilerinde gazeteciye kötü muamele eden polis emekli edildi.

    CNN muhabirini yayında olduğu bir sırada itekleyen ve onunla tartışan polis memuru, daha sonra bir toplantıdaki konuşmasının kayıtlarıyla da gündeme gelmişti. İsminin Dan Page olduğu belirtilen ve 35 yıllık mesleğinde deneyimi bulunan memurun, konuşmasında Başkan Barack Obama, Müslümanlar ve LGBTİ‘lere  hakaretler ediyordu. Protestocular hakkında ise “Bırakın birbirlerine ateş edip öldürsünler, polis de vaktini boşa harcamamış olur.” diyordu.

    St. Louis Vilayeti (County) Polis Şefi Jon Belmar, MSNBC haber kanalına yaptığı açıklamda, Page’in emekli edildiği haberlerini teyit etti. Belmar, Page’in konuşmasında sarf ettiği sözlerin ise kendisini çok üzdüğünü söyledi.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 17:58 on 30 August 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Çocuk İstismarı, Erkek Çocuk İstismarı, Etiler,   

    Erkek çocuklara cinsel istismara rekor ceza istendi 

    İstanbul Etiler’de bir spor kulübü genel kaptanı olan G.K. için erkek çocuklara cinsel istismarda bulunmak suçundan 811,5 yıla kadar hapsi istendi.

    İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık G.K., çocuklarla cinsel ilişkiye girdiği iddia edilen tutuksuz sanık A.Ç.Ç, mağdur çocuklar ve aileleri ile avukatlar hazır bulundu. Duruşmada çocukların ifadeleri alınırken savcılık G.K. hakkında “müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanmak”, “çocuğun nitelikli cinsel istismarı”, “Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “Özel hayatın gizliliğini ihlal” suçlarından 811 yıl 6 aya kadar hapsini istedi. G.K.’nin suç ortaklarından olduğu öne sürülen 21 yaşındaki üniversite öğrencisi A.Ç.Ç. hakkında da “şüpheli ile işbirliği ve dayanışma içinde davrandığı gerekçesiyle “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 100 yıl 10 aya kadar hapis cezası istendi.
    Duruşmada ilk defa ifadesi alınan mağdur çocuklardan D.K. taciz edildiğini savunarak, “G.K. bana telefonla ‘Gel seni kıza götüreceğim’ dedi. Ben de gittim. Bana yaklaşarak tacizde bulundu. G.K.’nin başka çocuklara da cinsel saldırıda bulunduğunu biliyorum” dedi.

    G.K.’nin çocuklar ile beraber olmaları için temin ettiği iddia edilen 21 yaşındaki A.Ç.Ç. kendisine sürekli şantaj yaptığını ve kendisinin de mağdur olduğunu öne sürdü. G.K. ile yüz yüze görüşmek üzere Etiler’deki spor kulübüne gittiğini ve G.K.’nin orada kendisine ait görüntüleri alacağını beyan ettiğini ancak G.K.’nin kendisiyle cinsel ilişkiye girmeyi şart koştuğunu belirtti.
    Mağdurlardan D.K. ifadesinde G.K.’nin kendisine şantaj yaptığını iddia ederek, “2011 yılının sonlarında bir gün sanık beni kulübe çağırdı. Bana telefonla ‘Gel seni kıza götüreceğim’ dedi. Ben de gittim. G.K. bulunduğumuz odaya girdi. Bana arkadan yaklaşarak taciz etti. G.K.’nin başka çocuklara da cinsel saldırıda bulunduğunu biliyorum, bize videolarını gösteriyordu. Sanığın cezalandırılmasını istiyorum” diye konuştu.
    Mağdur O.B.S. , G.K.’nin kendisine istemediği halde para verdiğini ifade ederek, “2011 yılında hocanın beni çağırması sonucu kulübe gittim. İlk önce hiç istemeden bana para veriyordu. En son beni aradığında evinde bir kız olduğunu, onunla beraber olmamı sağlayabileceğini beyan etti. Bana saldırıda bulunmaya ve beni taciz etmeye başladı. Başka bir şey yapmasına ben izin vermedim. Sonra oradan ayrıldım” dedi.

    “CİNSEL İÇERİKLİ GÖRÜNTÜ İZLETİYORDU”
    G.K.’nin kendilerine cinsel içerikli görüntüler izlettiğini öne süren mağdur B.D. “Sanığın bana karşı herhangi bir cinsel eylemi olmamıştır. Ancak antrenman için kulübe gittiğim günlerden birinde arkadaşım O.Y. ile hocanın odasında olduğumuz esnada, hoca bana ve arkadaşıma internetten erotik görüntüler izletti” şeklinde konuştu.

    “BENİM YETİŞTİRDİĞİM FUTBOLCULAR YILDIZ OLMUŞLARDIR”
    Tutuklu sanık GK. hakkındaki suçlamaları reddederek kendisine kumpas kurulduğunu iddia etti. G.K. savunmasında, “Ben suç tarihinde kimlerle görüşmüşüm, mağdurlarla yazışmalarım neler bunların incelenmesini istiyorum. 14 aydır tutukluyum. Yetiştirdiğim futbolcular Türk futbolunun yıldızları olmuşlardır. Mağdurlardan bir kaçı benden kız bulmamı istiyorlardı. Ben de sanıklardan A.Ç.Ç ile bir mağduru tanıştırdım. Birbirlerini sevdiler. Mağdurlardan E.T. ile Y.T. kendi aralarında bir ilişki yaşıyorlardı. Benim bu konuda herhangi bir katkım olmadı. Yalan ifadelerin temelinde bu kulübün yönetimini benden alıp ele geçirmek vardır. Amaç o kulübü içki ve kadın pazarlama kulübü haine getirmektir” ifadelerine yer verdi.
    Duruşma ileri bir tarihe ertelend

    lgbti.family.blog

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 16:56 on 29 August 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Kemal Kılıçdaroğlu   

    Kemal Kılıçdaroğlu’ndan LGBTİ açılımı 

    Cumhuriyet Halk Partisi 5 ve 6 Eylül’de yapılacak olan olağünüstü kurultayda parti meclisi için sürpriz isimlerle görüşülüyor. Görüşülen isimler arasında eşcinsel örgütü olan LGBTİ’den de bir temsilci yer alıyor
    CHP’de 5ve 6 Eylül’de yapılacak olan olağünüstü kurultayda parti meclisi için sürpriz isimlerle görüşülüyor. Görüşülen isimler arasında eşcinsel örgütü olan LGBTİ’den de bir temsilci yer alıyor.
    CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi’nde önemli değişikliklere gitmeye hazırlanıyor. Özellikle ulusalcı olarak bilinen isimlerin yeni yönetimde yer almaması bekleniyor. Kılıçdaroğlu, bu isimlerin yerine toplumun çeşitli kesimlerinden temsilcilere yer vererek partinin özgürülükçü ve bütünleştirici bir yapıya bürünmesini hedefliyor.
    Amaç ‘Gezi Ruhu’nu parti meclisine taşımak.
    TAKSİM DAYANIŞMASI’NDAN BİR TEMSİLCİ
    Bu doğrultuda öncelikle hem dindar hem de solcu kimliğiyle bilinen Mehmet Bekaroğlu’na teklif götürüldü. Bekaroğlu da CHP’nin teklifine sıcak bakıyor.
    Parti Meclisi’ne eşcinsel örgütlerinden de bir isim alınmak isteniyor. Bu doğrultuda LGBTİ örgütünden bazı isimlerle görüşülüyor.
    Gezi direnişi sırasında ön plana çıkan bazı isimlerle de görüşülüyor. Taksim Dayanışması yönetiminde yer alan ve Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanlığını yürüten Tayfun Kahraman’a teklif götürüldü.
    Sanatçı Levent Üzümcü de görüşülen isimle arasında yer alıyor. Üzümcü’nün ismi daha önce de gündeme gelmiş ancak sanatçı, durumdan haberi olmadığını söylemişti. Buna karşın CHP yönetimi Levent Üzümcü’ye PM için teklif götürdü.
    ALEVİ ÖRGÜTLERİYLE GÖRÜŞÜLÜYOR
    Hükümet tarafından talepleri bir türlü karşılanmayan Alevi örgütleri de yeni PM’de temsilci bulunduracak. Kılıçdaroğlu yönetimi bu doğrultuda çeşitli Alevi örgütleriyle görüştü.
    CHP’de Kılıçdaroğlu’na yakın isimler önümüzdeki dönemde CHP’nin ‘Gezi Ruhu’na daha uygun daha özgürlükçü, daha solcu ve daha bütünlüştürücü bir yapıya bürüneceğini ifade ediyor.

    HABER+1

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 15:47 on 29 August 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Leven Pişkin   

    Levent Pişkin’e 50 Bin Liralık Dava 

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, LGBTİ aktivisti Levent Pişkin’e attığı ibne tweetiyle ilgili  50 bin liralık manevi tazminat davası açtı.

    Bianet’e konuşan Pişkin “Eğer para cezasına çarptırılırsam, seks işçilerinden ve LGBTİ’lerden 1’er lira toplayarak ödemeyi düşünüyorum” dedi.

    Erdoğan, sene başında Pişkin’e aynı gerekçeyle ceza davası açmış, Pişkin 2 ay 15 gün karşılığı 1500 lira para cezasına çarptırılmıştı.

    “Cezayı yeterli görmedi sanırım ki uğraşmaya devam ediyor. Biz de hukuki mücadelemize devam edeceğiz” diyen Pişkin para cezasına çarptırıldığı davada ifade özgürlüğü ihlali gerçekleştiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaya hazırlanıyor.

     “Kara propaganda devam ediyor”

    LGBTİ aktivisti Levent Pişkin, Erdoğan’ın “Alevilik Hz. Ali’yi sevmekse ben dört dörtlük bir Alevi’yim” açıklaması üzerine twitter’dan “Erdoğan’dan ‘dört dörtlük ibneyim, ibneliği sizden öğrenecek değiliz’ açıklaması bekliyorum. Öptüm. #AnayasadaLGBT” yazmıştı.

    Erdoğan’ın açtığı davada Pişkin, ibneliğin bir hakaret değil, bir cinsel yönelim olduğunu söyleyerek kendini savunmuştu.

    İlk celsede hakimin “Bu mahkeme 17 Aralık kararlarına imza atan mahkemedir. Önyargılarımız yok. Biz her şeye hazırlıklıyız” demesinin ardından, davanın hakimi değişmiş, Pişkin ikinci celsede para cezasına çarptırılmıştı.

    Bunun ardından Erdoğan bir de manevi tazminat davası açtı.

    Manevi tazminat davası dilekçesinde şu ifadelere yer verildi:

    “Her ne kadar demokratik toplum olmanın gereği olarak, siyasi kimliği bulunan kişilerin diğer bireylere göre kaba, sert ve kırıcı eleştirilere karşı daha hoşgörülü olması beklenebilir ise de eleştirilen durum ile anlatım biçimi arasında düşünsel bağıntı bulunmaması ve küçültücü değer yargısı içermesi halinde, eylemi hukuka uygun kılan çerçeve aşılmış olur. Davalı sınırı aşarak ağır hakaret ederek, müvekkil Başbakan’a karşı kara propagandalarına devam etmektedir. Duruşmaların olduğu gün kendini haklı çıkarmak için her yolu meşru saymış ve basın açıklamaları ile olayı farklı yönlere çekmeye devam etmiştir.”

    Pişkin: Erdoğan yıldırmaya çalışıyor, yılmayacağız

    Dava dilekçesindeki “kara propaganda” ifadesini bianet’e yorumlayan Pişkin şunları söyledi:

    “Erdoğan, aktivistleri, işine gelmeyenleri ve kendine laf edenleri yıldırmaya çalışıyor. Burada yılmadığımızı göstermek gerekiyor.

    “İstiklal Caddesi’ni ve Taksim’i basın açıklamalarına kapatan birinin, benim hakkındaki basın açıklamasını kara propaganda olarak değerlendirmesi şaşırtıcı değil.

    “Hukuk değer yargısına göre mi işliyor? Hukuki yargılama ahlaki boyuta taşınsa dahi, bir grup nasıl ahlaksızlıkla ya da değer yargısına aykırılıkla itham edilebilir?” (ÇT)

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 00:43 on 28 August 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , , , Patricia Yurena   

    Patricia Yurena lezbiyen olduğunu açıkladı 

    Ünlü ispanyol güzeli Patricia Yurena Rodriguez, lezbiyen  lgbti olduğunu açıklayan ilk güzellik kraliçesi oldu.

    2008 yılında İspanya güzeli seçilen ve 2013’te Kainat Güzeli yarışmasında İspanya’yı temsil eden Rodriguez, Sosyal paylaşım sitesi Instagram’da kendisi ve sevgilisi Vanessa Cortes’le olan fotoğraflarını paylaştı.
    Bu fotoğrafların altına da ‘Romeo ve Juliet gibiyiz’ yazdı.

     

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 12:25 on 25 August 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Mersin, , İçel   

    Mersin’de Trans Aktivist İntihar Etti! 

    İçel Mersin’de  7Renk LGBTİ derneği üyesi transeksüel aktivist Figen intihar etti. LGBTİ dernekleri, ailenin sahiplenmemesi durumunda cenazeyi sahiplenmek üzere Mersin’e yola çıktı.

    Mersin 7Renk LGBTİ üyesi trans aktivist Figen dün gece denize atlayarak intihar etti.

    Figen bir dönem Pembe Hayat yönetim kurulu üyeliği yapmıştı.

    Geçtiğimiz günlerde Figen’in de aralarında olduğu trans kadınlar polisin sokak ortasında işkencesine maruz kalmıştı. Bir durakta oturan trans kadınlara polis, “İnsanları rahatsız ediyorsunuz. Defolun gidin” diyerek biber gazı ve coplarla saldırmış, ardından zorla karakola götürmüştü.

    Karakolda polis herhangi bir işlem yapmazken, trans kadınların tutanak tutulması talebini de reddetmişti. Karakolu arayan Mersin 7 Renk ve Pembe Hayat yetkililerine ise polis “Öyle bir vaka yok burada. Nereden çıkarıyorsunuz?” demişti.

    Abisini Soma katliamında kaybeden Figen, aile baskısından ötürü abisinin cenazesine gidememişti.

    LGBTİ örgütleri cenazeye sahip çıkacak

    Mersin 7Renk, Pembe Hayat ve Kaos GL yetkilileri Figen’in cenazesini sahiplenmesi için ailesine ulaşmaya çalışıyor. Kaos GL’den Evren Çakmak ve Pembe Hayat’tan Buse Kılıçkaya ile Gani Met, ailenin sahiplenmemesi durumunda cenazeyi sahiplenmek üzere Mersin’e yola çıktı.

    Kaos GL Derneği’nden Umut Güner LGBTİ intiharlarını KaosGL.org’a şöyle değerlendirdi:

    “Sadece şiddet değil; heteroseksist kültür ve toplumsal yapının ta kendisi yaşamı dayanılmaz kılıyor. ‘Ben homofobik, transfobik değilim’ laflarının hiçbir anlamı yok! LGBTİ’ler de homofobik ve transfobik. Farkındalık çalışmaları gibi çalışmalar artık yeterli değil. Alternatif dayanışma ağlarını örgütlememiz lazım. ‘Katil devlet’ sloganıyla sadece ve sadece kendi içimizi rahatlatırız. Figen’e rahat uyu diyemiyorum. Çünkü son iki senedir yaşadıklarına şahidim. Rahat yaşamadı ki rahat uyusun. Başımız sağolsun.”

     

     
c
Compose new post
j
Next post/Next comment
k
Previous post/Previous comment
r
Cevapla
e
Düzenle
o
Show/Hide comments
t
En üste git
l
Go to login
h
Show/Hide help
shift + esc
Vazgeç
WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın