Son Güncellemeler Sayfa 16 Toggle Comment Threads | Tuş takımı kısayolları

  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 15:04 on 19 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Aykan Erdemir, , ,   

    CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’den destek 

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa Milletvekili Aykan Erdemir, Türkiye’de lezbiyen, gay, biseksüel trans ve interseks LGBTİ vatandaşları hedef alan ayrımcılık ve şiddetin artarak devam ettiğini belirterek, Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformun’un hazırladığı nefret suçları taslağının tüm milletvekilleri tarafından benimsenmesini ve oy birliği ile hayata geçirilmesini istedi.

    Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Türkiye ile AB işbirliğinin önemli alanlarından birisinin ayrımcılık, nefret suçları ve şiddet olduğunu ifade eden Aykan Erdemir, bu konuda Türkiye’nin önde gelen sorunlarından birisinin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği yönelimi olduğunu söyledi

    . Erdemir, Türkiye’de lezbiyen, gay, biseksüel ve transları hedef alan ayrımcılık ve şiddetin artarak devam ettiğini ifade etti. TBMM’nin ve tüm partilerden milletvekillerinin insan hakları ve demokratikleşme çabalarının kapsamına LGBTİ vatandaşların sorunlarını ve çözüme dair programlarını yerleştirmeleri gerektiğinin altını çizen Erdemir, “TBMM, homofobi ve transfobi temelli ayrımcılık ve şiddet söz konusu olduğunda bu mücadeleye sıfırdan başlamak zorunda değildir. Türkiye’nin tabi olduğu uluslararası rejimin baş aktörü olan BM, Avrupa Konseyi, AB ve AGİT gibi hükümetler arası kuruluşların sayısı her geçen gün artan belgeleri hükümete ve siyasi partilerimize kılavuzluk edebilir” dedi.
    LGBTİ savunucu örgütlerin temsilcilerinin de izlediği basın toplantısında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığın sona erdirilmesine ilişkin asıl ve en güçlü talebin Türkiye Cumhuriyeti’nin lezbiyen, gay, biseksüel ve trans vatandaşlarından geldiğini ifade eden Erdemir, “Mahiyetinde büyük eksiklikler taşıyan nefret suçları düzenlemesinde ülkemizde bu tarz suçların birincil hedefi konumundaki LGBTİ bireyler dışarıda bırakılmıştır. Gönül ister ki Meclisimizdeki tüm siyasi partiler, tüm milletvekilleri Türkiye toplumunun ortak iradesini yansıtan Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu’nun nefret suçları taslağını benimser ve oy birliği ile en kısa zamanda hayata geçirir. Bu duyarsız tavır göstermektedir ki, Ak Parti hükümeti LGBTİ yurttaşları mağdur eden şiddeti ve ayrımcılığı benimsemiştir. Hükümetin geçen sene uluslararası basında büyük yer bulan eşcinsellere özel hapishane tasarısı da bu gözden uzaklaştırma anlayışını açığa vurmuştu” diye konuştu.

    MİLLİYET

     
    • nihal altaş adlı kullanıcının avatarı

      nihal altaş 18:44 on 5 Şubat 2016 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      bence homofobikler başka ülkede yaşasın akpde orda yaşasın homofobikler bizden uzak olsun

      Beğen

  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 14:49 on 19 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Kudüs, , , İsrail   

    İsrail’de Onur Yürüyüşü Düzenlendi 

    Batı Kudüs’te toplanan bir grup İsrailli, “LGBTİ Onur Yürüyüşü” düzenledi.
    Batı Kudüs’te düzenlenen “LGBTİ Onur Yürüyüşü“ne ülkenin farklı şehirlerinden çok sayıda kişi katıldı.

    Batı Kudüs’teki Özgürlük Parkı’nda akşam saatlerinde toplanan yüzlerce LGBTİ için polis geniş güvenlik önlemleri aldı. Daha sonra yürüyüşe geçen grup, Bağımsızlık Parkı’na gelerek müzik eşliğinde eğlendi.

    Yürüyüşçüler, ellerinde LGBTİ‘leri simgeleyen gökkuşağı renkli bayraklar ve İsrail bayrakları taşıdı.

    Geçen yıl Batı Kudüs’te düzenlenen LGBTİ yürüyüşüne bazı Ortodoks Yahudiler tepki göstererek içleri idrar dolu torbaları yürüyüşçülerin üzerine atmıştı.
    Anadolu Ajans

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 10:37 on 17 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: IMC Tv, Michelle Demishevich, Muhabir   

    Trans Aktivist İşten atıldı! 

    Bianet’in haberine göre

    Demishevich, Mart 2013’ten beri İMC TV’de muhabirlik yapıyordu. Türkiye’nin ilk trans TV muhabiri olduğuna dair haberler Hürriyet Kelebek’ten +1 TV’ye, Agence France Presse TV’den Time dergisine birçok mecrada yer almıştı.
    Demishevich: Sigortasız çalışma, mobbing…

    Demishevich işten çıkarılmasıyla ilgili şunları söyledi:

    “Mobbing, girdiğim günden beri sigortamın yapılmaması, fazla mesai, cüzi maaş… Yedi aydır habere gönderilmiyordum. Haber müdürümüz gittikten sonra yeni haber müdürleri için son seçenek olmuştum. Doğrudan olmasa da, sohbet arasında kıyafetim, makyajımla ilgili uyarılar alıyordum. Ben gideyim diye yapılan uyarılar olduğunun farkındaydım.

    “Bugün genel müdürün odasına çağrıldım. ‘Cinsiyet kimliğinizle sorunumuz yok ama iş ahlakına uymuyorsun’ dediler. Özlük haklarımdan vazgeçip işten ayrıldığıma dair bir kağıt imzalatmak istediler. Avukatım ikaz etti, imzalamadım. Birkaç gün içinde, çok sayıda avukatla dava açacağım.”

    Demishevic olayın ardından sosyal medya hesaplarından kırmızı rujlu bir fotoğrafını “Uygunsuz kıyafetim, kırmızı rujum, sarı saçlarımla ahlaka uygunsuz 1 şekilde sevgiyle gülümsüyorum” mesajıyla paylaştı.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 16:02 on 16 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , İtalya   

    İtalya’da Evlilik Tartışması 

    İtalya’nın Bologna kentinde, yurt dışında yapılan lgbti evliliğinin tanınmasına yönelik düzenleme, tartışma konusu oldu.

    Bologna Belediye Başkanı Virginio Merola’nın temmuz ayında açıkladığı, yurt dışında hayatlarını birleştiren lgbti çiftlerin evliliklerinin kayıt altına alınmasını sağlayacak bürokratik düzenlemeler, uygulanmaya başladı. Uygulamanın hayata geçmesiyle Bologna Valisi Ennio Mario Sodano ve Belediye Başkanı Merola arasında görüş ayrılığı ortaya çıktı.

    Vali Sodano, Merola’ya, söz konusu uygulamanın, İtalya yasalarında olmaması nedeniyle iptal edilmesini isteyen bir mektup gönderdi. Merola ise uygulamayı iptal etmesini isteyen Sodano’ya, “Bizimkisi medeniyetler savaşı” şeklinde yanıt verirken, kararlarından dönmeyeceklerini ifade etti.

    Düzenlemeden yararlanan Demokrat Partili Senatör Sergio Lo Giudice, uygulamanın farkındalık açısından önemli olduğuna işaret ederken, bunun lgbti haklarının tanınması yönünde atılmış bir adım olduğunu kaydetti.

    İtalya’da lgbti evlilik yasal değil.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 15:46 on 16 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Avrupa Konseyi,   

    Avrupa Konseyi Homofobi ve Transfobi konusunda İsviçre’yi uyardı 

    Avrupa Konseyi Irkçılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele Komitesi, İsviçre’den ırkçılık, “homofobi ve transfobi” ile mücadele yasalarını güçlendirmesini istedi.

    Avrupa Konseyi bünyesinde etkinlik gösteren Irkçılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele Komitesi, İsviçre’den ırkçılık ve hoşgörüsüzlükle mücadeledeki yasalarını güçlendirmesini ve göçmenlerin uyumunu daha çok desteklemesini istedi.

    Komitenin raporunda, ırkçılıkla mücadele konusunda nihayet dönemde bazı müspet adımlar atılsa da bilhassa lgbti lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseksüel” topluma yönelik ırkçılık ve hoşgörüsüzlüğün kaygı kaynağı olmayı sürdürdüğü belirtildi. Raporda, bilhassa siyasetçilerin bu kişilere yönelik nefret içeren söylemlerinin engellenmesi istendi.

    Raporda, İsviçre ayrıca göçmenlerin topluma uyumu konusunda lüzumlu çabayı göstermediği için eleştirildi.

    İsviçre’de ırkçılıkla mücadele konusundaki yasal mevzuatta bulunan eksikliklere dikkat çekilen raporda, bu konudaki zafiyet yüzünden mağdurların şikayetlerini doğrudan konu ile ilgili etkinlik gösteren bir kuruma iletemedikleri uyarısında bulunuldu.

    Haber Kaynağı: Haber 7

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 12:41 on 15 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Emine Erdoğan, Tanju Babacan   

    Emine Erdoğan’a gey modacı 

    Gey modacı Tanju Babacan, first lady Emine Erdoğan ile çalıştıklarını açıkladı.
    Aylık olarak yayınlanan ve ’muhafazakar’ okuyucuları hedefleyen bir yayın çizgisi izleyen ’Aysha’ isimli kadın dergisinin bu ayki kapak konusu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan oldu.

    “First Lady Emine Erdoğan” başlığıyla Çankaya Köşkü’nün yeni ev sahibini kapağına taşıyan dergi, Emine Erdoğan’ın doğumundan genç kızlığına, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile tanışmasından bugününe kadar yaşadıklarını okuyucuya aktardı.

    FİRST LADY’NİN MODACISI: KENDİSİ BENİ AĞIRLADI
    Derginin kapak konusunu oluşturan bu yazının ardından ise, Emine Erdoğan’ın modacılarından biri olan Tanju Babacan ile yapılmış röportaj yer alıyor. Gay modacı Tanju Babacan, bir süre önce muhafazakar bir yaşamı tercih etmiş ve dine yönelmişti. Babacan, cinsel tercihleri nedeniyle, özellikle camiye alışma konusunda zorlandığını da dile getirdiği röportajda, Emine Erdoğan ile birlikte çalıştıklarını söylüyor.

    Babacan, “Emine Erdoğan Türkiye’nin First Lady’si oldu. Ona özel kreasyon hazırlıyor musunuz?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

    “Evet, hanımefendi ile çalışıyoruz. Kendisi beni ağırladı, birlikte bir çalışmamız var. Bu sorunuza bu kadar cevap vermek istiyorum. Giyim insanların şahsına özeldir. Meşrebinizin ve lezzetinizin uyması önemlidir. Herkesin kendine has bir tarzı vardır.”

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 17:01 on 11 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Antalya,   

    Antalya’da Travesti ile Cinsel İlişki Yaşarken Öldü! 

    Antalya’da para karşılığı anlaştığı ’Şebnem’ takma adlı 33 yaşındaki travesti G.S. ile birlikte olan N.A., ilişki sırasında aniden fenalaşınca kalp krizi geçirip öldü.

    Olay, Antalya’nın Muratpaşa İlçesi, Deniz Mahallesi, 121 Sokak’ta bulunan apartmanda meydana geldi. Dün akşam saatlerinde Isparta’dan Antalya’ya gelen A.N.A., burada daha önceden tanıdığı ’Şebnem’ takma adlı travesti G.S. ile telefonla görüşüp birlikte olmak için anlaştı. Gece 01.30 sıralarında travestinin evine gelen ve ilişki sırasında fenalaşan N.A, (54) odanın ortasında yere yığıldı. Müşterisinin fenalaştığını gören G.S., olayı önce sağlık ekiplerine dana sonra polise bildirdi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri, kalp masajı yapmalarına rağmen A.N.A.’yı kurtaramadı. Evde inceleme yapan polis, N.A’ye ait olduğu belirtilen cep telefonu ile otomobile el koydu. Travesti G.S., müşterisinin ilişkiden önce hap aldığını ve bunun ölümüne neden olmuş olabileceğini ileri sürdü.

    N.A.’nin cesedi otopsi yapılmak üzere Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Travesti G.S. ise ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü.

    Haber Kaynağı : Milliyet Gazetesi

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 16:56 on 11 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: ,   

    Brezilya milli takımında eşcinsel ilişki iddiası 

    Hürriyet gazetesinin  habere göre Brezilya Milli Futbol Takımı’ndan gelen teklifi geri çeviren Maicon’un, Brezilya ekibi Corinhians’ta oynayan Elias’la eşcinsel ilişkisi olduğu için bu daveti kabul etmediği daha önce yazılmıştı. Her iki futbolcu bu iddiayı yalanlarken, Alman Bild gazetesinden çok çarpıcı iki iddia geldi.

    Bild’de yer alan habere göre Maicon, milli takımın kamp yaptığı otelde sarhoş olup sızan Elias’a, acı Şili biberi ile süt içeren bir şaka yaptı ve ardından onu otel tuvaletine götürdü. Romalı futbolcu, tuvalette bir süre sonra ayılıp kendine gelen Elias’a, “Sana dört erkek tecavüz etti” dedi. Ve ardından iki futbolcu birlikte oldu.

    Olayı duyan Brezilya Milli Takımı Teknik Direktörü Dunga da Maicon’u milli takımdan uzaklaştırdı. Fakat futbolcuların olaydan zarar görmemesi için medyaya, “Maicon’u milli takıma davet ettik ama reddetti” duyurusu yapıldı.

    Konu hakkında konuşmayı geri çeviren Maicon’un menajeri ise 34 yaşındaki oyuncunun milli takımı kesin olarak bıraktığını açıkladı.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 12:40 on 11 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Dergi, G Zone, gzone.com.tr, Magazin   

    Türkiye’nin İlk Eşcinsel Yaşam Dergisi Çıktı! 

    Türkiye’nin ilk eşcinsel yaşam dergisi ekibi yeni ismiyle görücüye çıktı.

    G ZONE’un ücretsiz ilk sayısı http://www.gzone.com.tr adresinden ücretsiz okunabilir. Dergi tüm mobil cihazlardan da sorunsuz görüntülenebiliyor.

    Derginin ilk sayısı bu hafta içinde Apple Store’dan iPhone ve iPad cihazlarında okunmak üzere ücretsiz olarak sunulacak. Dergi yakında Android platformu için Google Play Store’da ve basılı olarak raflarda yer alacak.

    gzone

    g zone

    Derginin kapağında, son zamanlarda ÇAK BİR SELAM şarkısıyla çok sevilen Ayşe Hatun Önal “Yeni Kraliçe” başlığıyla yer alıyor. Derginin bu ilk sayısına, “Bir Zamanlar” köşesiyle Hakan Eren, özel röpörtajlarıyla Nükhet Duru, Hülya Avşar, Emir Yargın ve Belçikalı şarkıcı Lara Fabian destek verdi.

    #TürkiyeBunaHazır” hashtagiyle Twitter’dan lansmanı yapılan derginin ilk sayısında bakım, psikoloji, sinema, müzik, seyahat ve eşcinselleri ilgilendiren özel haberler yer alıyor.

    Sadece eşcinsellerin değil, dünyaya onların gözünden bakmak isteyen herkesin dergisi olmayı hedeflediklerini söyleyen G ZONE ekibi her ay orijinal içerikleriyle okuyucularının karşısına çıkacak.

    [divider]lgbti[/divider]

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 20:03 on 9 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Alanya, Yasemin Chadwick   

    Erkek Erkeğe Dans Etmek Yasaktır! 

    Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Alanya’da yaşananlar akıllara durgunluk veriyor.
    Erkek Erkeğe Dans Etme Yasağı
    Alanya’nın en işlek mekanlarından biri olarak kabul edilen bir disco-bar’da (Rob.. Hoo..)  İngilizce ve Türkçe yazılan ‘Erkek Erkeğe Dans Etmek Yasaktır’ yazısı  tepkilere yol açtı.
    ‘Bunda Ne Var Ki?’
    Eğlenmek için geldikleri barda ‘Erkek Erkeğe Dans Etmek Yasaktır’  yazısını farkeden yerli ve yabancı turistler bar yetkililerine rahatsızlıklarını dile  getirmek istediklerini, ama bar çalışanların kendilerine cevap olarak ‘Bunda ne var ki?’ dediklerini belirttiler.
    Alanya’ya bir haftalık tatil için gelen Alman turist Amalia (26) eğlenmek için geldiği barda gördüğü bu yazı karşısında şaşkınlığını gizleyemediğini ve böyle bir ifadenin kullanılmasının  rahatsızlık verici olduğunu ifade etti. Alanya’ya iyi bir tatil geçirmek için giden ve adını açıklamak istemeyen yerli bir turist ise; bu ifadelerin tamamen ayrımcılık ve nefret içerdiğini ve ülkemizin imajını tamamen zedeleyeceğini söyledi.
    Bar yetkilileri ise, gelen tepki ve şikayetlere duyarsız kalarak var olan yasak yazısını kaldırmadılar.
    Haber: Yasemin Chadwick  –  Turk Gay Club

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 20:27 on 8 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , Osmanlı, Osmanlı İmparatorluğu   

    Osmanlı Eşcinsel Metinleri 

    Eskiler, Osmanlılardaki eşcinsel metinlerden bahsederken, “Bu iş, adamların sadece dilinde” derlerdi.

    Sadece dillerinde olup olmadığını bugün bilemiyoruz ama eşcinsel temalar, Osmanlı cinsellik metinlerinin azımsanmayacak bir bölümünü oluşturur ve bunları görmezlikten gelmek de zordur.

    Bu tür ilişkiler, o dönemin şartları içerisinde olağan bir davranış görüntüsü verir. Eşcinsel eğilim, sıradan şairinden divan sahibi şeyhülislamına yani en yüksek düzeydeki din görevlisine, padişahın maiyetindeki besteciden semai kahvelerinde sazını çalarak geçinen müzisyenine, ansiklopedistlerden tasavvuf bilginine kadar, toplumun değişik kesimlerinden gelenlerin yazdıklarında açıkça görülür.

    Alışılmış görüntülerden biri, kadının kötülenmesidir. Mesela Sümbülzade Vehbi’ye göre erkek, “Eli kınalı kadınlardan elini çekmelidir, zira kadınlar, erkeğe kanlı gömlek giydirebilirler.”

    Lamii Çelebi ise, erkeklere “evde kahbe tutmayın” diye nasihat eder:

    Seni boyunca altına gark etse

    Erkeksen, kahbeyi evinde tutma

    Ona da malına da lanet olsun!

    Malı da kendisi de mel’un

    Fuzuli, “Sabah usturasını bilemiş, güneş kılıcını taşa çalıp o ay gibi tellaka bağlılığını göstermiş. Başlar, onun amber kokulu usturasının hareketinden, suyun dalgalanıp kabarcıklar meydana getirmesi gibi neşelenip tertemiz oluyor. Her kılımın ucunda bir baş olsaydı ve sevgilim onları saç gibi doğrasaydı, kanlar döken usturasından yine de kaçmazdım.” sözleriyle, hamamda saç tıraşı yapan bir tellaka övgüler yağdırır.

    Divan şiirinin hemen her ünlü adı, bu şekilde mısralarının yer aldığı hammamiyeler düzer ve güzel delikanlıları tasvir ederler.

    Erkek sevgilinin şiirde sadece böylesine sembol olarak değil, adıyla, sanıyla geçmesi olağan bir şeydir.

    1082 yılında Ziyaroğulları’ndan Emir Keykavus tarafından kaleme alnınan Kabusname sevişmeyi konu olarak işleyen Farsça bir ansiklopedik eserdir. Kabusname’den örnek bir bölüm şöyledir:

    “.Yaz olunca avratlara, kışın oğlanlara meylet ki, vücutça sağlam olasın. Zira oğlan teni sıcaktır, yazın iki sıcak bir araya gelirse vücudu bozar. Avrat teni ise soğuktur, kışın iki soğuk, vücudu kurutur.”

    Osmanlı eşcinsel metinlerinden bahsedildiğinde, akla ilk gelen isimlerden biri Enderunlu Fazıl Bey’dir.

    1759-1810 yılları arasında yaşamış. Dönemin tanınmış bir eşcinseli ve eşcinsel olmakla her zaman, her vesileyle övünmüş. Kadınlardan zevk almadığını devamlı tekrarlamış, eserlerinde hep bu konuyu işlemiş. Maceralarını, duygularını, isteklerini apaçık ve hiçbir şeyin ardına gizlenmeden anlatmış. Üstelik bu açık sözlülüğü, ona ünlü beytini, “Şairiz, şeyn verir şanımıza / Giremez fahişe divanımıza”yı (Şairiz, fahişeler divanımıza giremez, böyle bir şey bize utanç verir) yazdıracak dereceye varmış.

    Fazıl’ın, bugün elimizde beş kitabı var: Defter-i Aşk, Hubanname, Zenanname, Çenginame ve Divan. Kitapların geçmişi de, yazarları gibi maceralı. Kimisi yazma olarak elden ele dolaşır, kimisi de basılır ama bazen ahlak dışı bulunarak toplatılır.

    Defter-i Aşk’ta şair, başından geçen aşk maceralarını hikaye eder. Saraya alınışını, Enderun’daki bazı delikanlılara aşık olunca kovuluşunu, sefaletini ve bir çingene genciyle olan gönül ilişkisine yer verir.

    Hubanname’de, dünyanın çeşitli uluslarına mensup delikanlıların özelliklerini anlatır. Sevgilisi, diğer ülkelerin güzel erkeklerini de öğrenmek istediğini söyler ve Fazıl bu isteği yerine getirmek için kaleme sarılır.

    Divan, dini şiirler, devrin büyüklerine övgüler ve yine delikanlılar için yazılmış gazellerle doludur. Fazıl bu şiirlerle kendisine özgü bir tarz yaratır, o güne kadar söylenmeye cesaret edemediği bazı ifadeleri açıkça kullanır.

    İSTANBULLU LEZBİYENLER

    Zenanname, Hubanname’deki bahsi geçen milletlerin kadınları üzerinedir. Özellikle İstanbul kadınları için yazdıkları, o dönem Osmanlı hayatını gösteren bir ayna gibidir. İstanbul kadınlarını dörde ayırır Fazıl. Dinine bağlı, namazında-abdestinde olanlar, hafif işveliler; fahişeler ve lezbiyenler. Bu kitabı yazmasını da sevgilisi ister. Fazıl, İstanbullu lezbiyenler için şöyle yazmıştır:

    “Ey sevgili, eski zaman kadınları arasında olmayan, “sevici zümresi” denilen yeni bir bölük çıktı ortaya. Kadınlara kötü bir hediye bu. Birbirlerine gönül verip aşık olurlar, ilişki vaktinde bile hile yaparlar. Hileleri, zekeri (erkeğin cinsel organını) taklit ederek yapılmış bir alettir. Aletin adını yazamam ama bir bilmeceyle söyleyebilirim. İşte o bilmece: “Nazı bıktırdı beni dildarın” (Fazıl burada, eski harflerden ve aruz vezninden yararlanarak, “yapay erkeklik organı” demek olan zıbık kelimesini şifreyle veriyor.) Bu yola girenler temiz huylu, nazik, ilim-irfan sahibi kadınlardır. Böylesine ilişkiler pek çok oluyorsa da, diğer davranışlara göre kötünün iyisi sayılıyor, birbirleriyle geçinip gidiyorlar.

    ÇİNGENELER, ÇENGİLER

    Fazıl’ın bir diğer kitabı Çenginame yani “Erkek Dansçılar Kitabı” o dönem İstanbul’unun en ünlü erkek dansçılarını konu alır. Şair, erkeklerin ve erkek sevgililerinin konuşulduğu bir toplulukta çengi denilen dansçılar üzerine yapılan bir tartışmaya tanık olur. Herkes bir başka çengiyi methetmekte, göklere çıkarmakta ama hangisinin en yakışıklı ve en hünerli olduğu hakkında bir türlü karar verememektedirler.

    Sonuçta Fazıl’dan hakemlik etmesini ve bu konuda bir kitap yazmasını isterler. O da oturur, Rum, Yahudi, Ermeni, Hırvat ve Çingene milletinden gelme 42 erkek dansçıyı şiirlerle anlattığı Çingenamesi’ni kaleme alır. İşte Çingename’deki düzyazı şeklinde kaleme alınan oyunculardan bazıları:

    BÜYÜK AFET denilen güzel YORGAKİ’nin temiz vücudu gümüşe benzer. O edasının, yiğitçe yürüyüşünün dünyada bir benzeri daha yoktur. Görünüşü, hareketleri alemi kendisine bağlar. Aşığın burnuna girse bile, değer.

    ANDON, eli ağzına uyan bir dilberdi, naz tahtı üzerine kurulmuş İskender’e benzerdi, iki bin aşığı vardı. Şimdi yüzüne sinekler üşüştü, şirin dudaklarına karıncalar düştü. Meğer güzellik de kuş gibiymiş.

    Çengilerin şahı MISIRLI’nın vücudunun uyumu ve boyu eşsizdir. Aslı Yahudi’dir. Raksa girip her tarafını oynatmaya başlayınca, halkı deli eder. Aşıklarını saymakla bitiremezler. Hem çehresi, hem yürüyüşü bir hoştur, şalvarını çözdüğünde daha da hoş olur.

    KANARYA, aşıkların kuşunu kaldırıyor. Güzeller içinde bir bülbül. Onun yanında bize düşen, mum tutmak.

    MURAT BARDAKÇI
    Osmanlı’da Seks adlı kitaptan sadeleştirilmiştir.

    HUBANNAME’DEN (ERKEKLER KİTABI) BAZI ÖRNEKLER:
    ZENGİBAR (ZENCİ) ERKEKLERİ: Ey gecenin rengi gibi benli, güzelliği gizli olan zencinin genci!.. Yanakları sade de olsa, yüzü tebessüm de etse, aşığın gözü kör olmadıkça öpülmeye layık görülmezler. İsimlerine “Mercan” diyelim, ama onunla birlikte olmayı kim kabullenecek? Sadakatleri meşhur, kahraman, sevimli ve vakurdurlar; isimleri görünüşte değişiktir ama içleri baştan başa cevherdir. Fakat anlayış gözü kör mü acaba? Parlak gündüz ile gece bir mi? Bırak, onları hatırlamasak daha iyi olacak. Geriye kalanları bir tütsü kabına koysak, hepsi amber olur.

    HALEP VE URFA ERKEKLERİ: Rüzgarın can verdiği, mutedil bir havası var Halep’in. Hoş yürüyüşlü dilberleri temiz, yanaklarının aynası saf. Ama çocuklarının yüzlerinde bile yara çıkar, erkeklerinin hepsi yaralı.

    ANADOLU ERKEKLERİ: Bunlar adetlerine bağlıdır, yaratılışları sırasında aldıkları özelliklerini daima korurlar. Yani ne cilve, ne edalı yürüyüş, ne de kötü söz bilirler. Hepsinin budala yaratılışlı olmasının aslında yüz sebebi var ama çoğu cennetlik. Ham vücutları da pişmemiş, endamları kaba. Yüzü ay gibi bile olsa, cansız bir şekli ne yapayım? Cisminin kabalığı, resmini bile uygunsuz kılıyor.

    İSTANBUL ERKEKLERİ: Dünya sanki bir kitap, İstanbul da onun fihristi. Bazen insan harmanı yapıldı burada, bu yüzden her cinsin tohumu var. Bütün dilberlerin bukalemun gibi renk değiştirmesinin sebebi de işte bu. Uykulu tavırlı, edalı, güler yüzlü, tatlı seslidirler. Kadın gibi, bilmem ne gibi kırıtarak yürürler. Nazik boyu ince bir fidanı, yanağı ve yüzü sonbahar yaprağını andırır.

    Güzelleri birbirine benzemez, üstelik renkleri de değişiktir ama hepsi naz ve niyaz ehli, aydınlık çehrelidir. Naz ve sitemde üstat, cevir ve cefa etmeye alışıktırlar. Ona Karun kadar mal harcasan, ne kadar sihirler, füsunlar yapsan, ciğerini önüne koysan, bin bir vade ile kucağa gelir ama yine de göğsünü kırar geçirir. Kimi hafız, kimi molla, kimi şair, kimi de seçkinin de seçkini.

    RUM ERKEKLERİ: Sanki aleme bir güzellik zerresi düştü, Rum milletine ise güzelliğin kubbesi verildi. Kadını da oğlanı da güzel, her biri birer afet. Yosma yürüyüşlü, şuh edalıdır hepsi. Ermenilerin yumuşaklığına, Yahudilerin miskinliğine onlarda rastlanmaz. Galata meyhanelerindeki çocuklar, en iyi insanı bile yolundan çıkartır.

    ERMENİ ERKEKLERİ: Yüzlerinin ifadesi hummalıdır ama güzellikleri Rum gibi olmaz. Nazik huylu Serkis. Vücudu nazik, boyu ince uzun, bacak kılları az ama şehveti kışkırtmıyor. Bedeni vahşi görünüyor. Kılları samur gibi. Karakış için iyi bir güzel; onu kışın kullanmak için sakla. Göğsü bir kıl tarlası, her kılı bir eşek lalesi.

    YAHUDİ ERKEKLERİ: Çehreleri ak olur, kırmızı yüzlüleri, esmerleri azdır. Güzellikte ufukların en şuhu bile olsa, başı kel olanı neyleyeyim? İşte Yahudi’nin başı kel, yüzü sarı. Bu, onun soyundan geliyor. Bedeni ve yüzü beyaz. Katı gönüllü, her millete düşman olmuşlar..

    ÇİNGENE ERKEKLERİ: Dilberleri hoşça, yüzleri esmerdir. Musiki onlara Allah vergisidir. Hareketleri anlamlı ve ölçülüdür. Sesleri nazik ve gevrek, sözleri şerbetten lezzetlidir. Onlarla gizlice “alışveriş” yapmak mümkündür. Birçok bahaneyle kapıya gelirler.

    Gay Gaye

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 18:11 on 8 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , ,   

    Ünlü Oyuncu İtalya’da Evlendi 

    ‘How I Met Your Mother”dizisinin Tony ödüllü oyuncusu Neil Patrick Harris, uzun süredir birlikte olduğu sevgilisi David Burtka ile Cumartesi günü, İtalya’da evlendi.
    ideon ve Harper adlı, biri kız biri erkek ikiz çocukları da bulunan çift 10 yılı aşkın bir süredir birlikteler.

    Neil Patrick Harris (d. 15 Haziran 1973, Albuquerque, New Mexico), Emmy ve Altın Küre adayı olmuş ABD’li sinema ve dizi oyuncusu. Canlandırdığı önemli karakterler arasında Doogie Howser, M.D., Starship Troopers’da Albay Carl Jenkins ve How I Met Your Mother dizisindeki kadın avcısı Barney Stinson yer alıyor.

    David Burtka (d. 29 Mayıs 1975, Dearborn, Michigan, ABD) ABD’li sinema ve tiyatro oyuncusu. Kendisi eşcinseldir ve Neil Patrick Harris ile evlidir, taşıyıcı anneden Gideon Scott ve Harper Grace adında ikiz bebeklere sahiptirler. How I Met Your Mother dizisinde Lily’nin eski sevgilisi olan Scooter’ı canlandırmıştı.

    www.lgbti.org

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 17:54 on 8 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: ,   

    Mısır’da ilk eşcinsel düğün olay oldu! 

    Rusya’nın Sesi radyosunun haberine göre,Mısır tarihinde ilk defa yapılan eşcinsel düğün toplu tutuklamalarla neden oldu.
    Başsavcı, video kayıtları sosyal ağada paylaşılan eşcinsel düğüne katılan tüm konukların gözaltına alınmasını talep etti.
    Yerel medyanın bildirdiğine göre, olayla ilgili yedi kişi gözaltına alındı iki kişi aranıyor. Söz konusu düğün töreni Kahire’de nisan ayında yapılmıştı. Tören Nil Nehri üzerinde gezi turu yatında gerçekleştirilmişti. Başsavcılığın açıklamasına göre, topluma olayla ilgili bilgi ancak törene katılanlar tespit edildikten sonra verildi.
    lgbti evliliklerin kesinlikle yasak olduğu Mısır’da bu tür evliliklerin ahlak ve gelenekleri baltaladığı kabul ediliyor. Tutuklananlar psikiyatri testlerinden geçirilerek mahkemeye sevk edilecek. Ayrıca nikâhın hiçbir devlet veya dini makamda kaydedilemeyeceği için söz konusu evlilik Mısır’da yasal sayılamayacak.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 14:24 on 8 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: ,   

    Trans Kadın’ı oynayacak 

    Ünlü Oyuncu Nurgül Yeşilçay en son yaptığı açıklamada “Erden Kıral ile film yapacaklarını,senaryo’nun içlerine sinmediği için önümüzdeki yıl’a ertelediklerini söyledi
    Bir tane de telif haklarını satın aldığımız Finlandiya filmi var. Bir transeksüel hikâyesi. Onun üzerinde çalışacağız. Çok modern bir aşk filmi. Bir trans kadın ile evli bir adam arasında. Çok zor değil ama iyi uyarlamamız lazım. O yüzden de geçen gün LGBTİ ile konuştuk. O filmde transeksüeli oynamak istiyorum.” dedi.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 12:18 on 7 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Seks İşçileri, Seks İşçiliği, Seks İşçisi   

    Zorunlu Seks İşçisi Erkekler de Teşhir Ediliyor 

    Hürriyet’in haberine göre Seks işçisi kadınlarla birlikte olurken ya da pazarlık yaparken yakalanan erkeklerin bu şekilde teşhir edilmesinin amacının bölgedeki fuhuş oranının azalması olduğu açıklandı.
    California’nın Richmond şehrinde yaşayanlar, fuhuş yapanların internette teşhir edilmesinin şimdiden şehirde büyük bir değişime neden olduğunu söyledi.
    Yerel KTVU haber kanalına konuşan oto tamircisi Jim Sciarroni, “Dükkanımın çevresinde bir çok kadın bekler ve onları görmeye gelen erkekler trafiğin sıkışmasına neden olurdu. Polis suçluların fotoğraflarını Facebook’ta yayınlamaya başladığından beri bu problem ortadan kalktı, trafik rahatladı” dedi.
    California halkı yeni uygulamayı destekliyor olsa da insan hakları aktivistleri ve savunma avukatları insanların sosyal medyada bu şekilde teşhir edilmesinin kanunlara aykırı olduğunu savundu.
    Uzmanlar fotoğrafı yayınlanan erkeklerin daha sonra suçsuz bulunması durumunda isimlerine sürülen lekeyi ortadan kaldırmanın mümkün olmayacağı konusunda uyarıda bulundu.
    lgbti.org

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 11:53 on 7 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Kan Bağışı, Kızılay   

    Kan Bağışı Yapmak isteyen kişilerin bilmesi gerekenler 

    Kızılay veya Hastaneler’e Kan bağışı öncesinde doldurulması gereken ve zaman zaman eleştirilen “kan bağışçısı formu”ndaki soruların samimiyetle cevaplandırılması gerekiyor.
    Türk Kızılayı İç Anadolu Bölge Kan Merkezi Müdürü Adem Tatar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kan bağışından önce diğer ülkelerde olduğu gibi bağışçılardan soruların yer aldığı bir formu doldurmalarını istediklerini söyledi.

    Günümüzde yüzde 100 kesin tanı koyan bir tarama testi olmadığına dikkati çeken Tatar, bulaşıcı hastalıkların tespit edilmesinde kan bağışı öncesi doldurulan formun büyük önem taşıdığını vurguladı.

    Bulaşıcı hastalıklarda ‘pencere dönemi’ denilen bir süre olduğunu anlatan Tatar, “AIDS ve hepatit gibi hem kan hem de cinsel yolla bulaşan hastalıklar için bulaşmanın gerçekleştiği andan testlerde pozitif hale gelinceye kadar geçen ve tanı konulamayan ölü bir süre söz konusu. Pencere dönemindeki kişinin test sonuçları temiz gözükmekle birlikte diğer insanlara bulaştırma riski var. Bu nedenle kan bağışı için başvuru yaptığınızda doldurduğunuz formdaki sorulara vereceğiniz dürüst ve samimi cevaplar tüm tarama testlerinden daha önemli” diye konuştu.

    Tatar, soruların çok ya da özel hayatla ilgili olmasından dolayı zaman zaman bağışçılarla sorun yaşadıklarını, ancak söz konusu formun uluslararası standartlarda olduğunu dile getirdi.

    Yalan beyana 3 yıla kadar hapis

    Formun öneminin kampanyadaki görevlilerce gönüllülere anlatıldığını aktaran Tatar, şöyle devam etti:

    “Formdaki sorularla bağışçının kan bağışına engel bir durumu olup olmadığını anlamaya çalışıyoruz. Bulaşıcı hastalık yönünden risk taşıyacak herhangi bir davranışın içinde mi bunu sorguluyoruz. Form yüzünden bizimle tartışanlar, doldurmayıp yırtıp atanlar oluyor. Soruları okumak zor geliyor. Eğer vücuttaki tüm hastalıkları tespit eden bir teknoloji çıkarsa o zaman bu formlar kalkar. Her bağışçıya verecekleri kanın bir bebeğe, doğum yapacak bir anneye ulaşabileceğini hatırlatıyoruz. Faydalı olacağım derken birden çok kişiye zarar verme ihtimali bulunduğunu anlatıyoruz.”

    “Nasıl olsa test yapıyorlar” mantığıyla hareket edilmemesi, bağışçının doğru beyanda bulunması gerektiğini vurgulayan Tatar, Kan ve Kan Ürünleri Kanunu’na göre kişinin doğru beyanda bulunmakla sorumlu olduğunu, yalan beyan tespit edilirse kanunun 3 yıla kadar hapis cezası öngördüğüne dikkati çekti.

    Farklı nedenlerden bazen bağışçılardan kan alınamadığını ifade eden Tatar, “Örneğin bağışçının dudağında ufak bir uçuk çıkmış olabilir. Bu da bir enfeksiyondur. Tansiyonu düşük olabilir. Bu nedenle kan vermesi uygun olmaz. Buna rağmen bağışçılar bazen kan vermekte ısrar ediyor. Eğer bağışçı bir nedenden dolayı reddedilirse bu sisteme işleniyor. Uygun görülmeyen dönemde eğer başka bir yerde kan vermeye çalışırsa sistem reddediyor. Bu bağışçı Türkiye’nin hiçbir yerinde kan veremiyor” şeklinde konuştu.

    Anadolu Ajans

    lgbti.family.blog

     
    • Novrat adlı kullanıcının avatarı

      Novrat 08:50 on 26 Temmuz 2016 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      Erkek erkeğe ilişkiye girdim. Bundan sonra kan veremeyecek miyim?

      Beğen

    • 1211 adlı kullanıcının avatarı

      1211 16:52 on 27 Aralık 2016 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      Bende bunu merak ediyorum diyelimki cok onceden erkek erkege iliskiye giren biri pisman olduysa ve bu ise bidaha bulasmadiysa ve baskasina faydali olmak icin kan vermek isterse ve kaninda herhangi bir sorun bulunmazsa kan veremez mi

      Beğen

    • cubs adlı kullanıcının avatarı

      cubs 22:30 on 3 Haziran 2018 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      kız kıza ilişkiye girdim. Bundan sonra kan versem, sonuçta kimi çıkar ?

      Beğen

  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 11:39 on 7 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Adana,   

    Adana Ceyhan cezaevi erkek çocuk koğuşunda tecavüz iddiası 

    ADANA’nın Ceyhan İlçesi’ndeki M Tipi Kapalı Cezaevi’nde 15 yaşındaki çocuk mahkum F.O.’ye tecavüz ettiği iddiasıyla 17 yaşındaki M.A. hakkında ‘nitelikli cinsel istismar’ suçundan dava açıldı.
    Geçen şubat ayında meydana gelen olayla ilgili soruşturmasını tamamlayan savcı, halen tutuklu olan M.A. hakkında 13 yıla kadar hapis cezası istedi. Cezaevinde görev yapan 12 kişi hakkında ise takipsizlik kararı verdi.

    Uyuşturucu ticareti yaptığı iddiasıyla tutuklanan F.O., 17 Şubat 2014’te infaz koruma memurlarına bağırarak, aynı koğuşta kaldığı M.A.’nın tecavüzüne uğradığını söyledi. Daha önce de defalarca M.A.’nın kendisine tecavüz ettiğini öne süren F.O., başka bir koğuşa alınıp cezaevi yönetimine yaşadıklarını anlattı. F.O ifadesinde M.A.’nın kendisine şiddet uyguladığını, bu durumu cezaevi baş memurlarına anlattığını belirterek şunları anlattı:

    “M.A.’nın bana kaba kuvvet kullanarak huzursuz ettiğini söyledim. Onlar da bana inanmayıp, yalan söylediğimi zannettiler. Bu arada diğer personeller arada sırada koğuşumuza gelip, bizimle ilgileniyorlardı. Sorunumuz olup olmadığını soruyorlardı. Ben de ‘Bu koğuşta duramıyorum, beni buradan alın’ diyordum. M.A. daha sonra bana cinsel tacizde bulunmaya başladı. Genellikle gece yatakta bana tecavüz ediyordu. Tecavüz ederken boğazımı tutarak bağırmamı engelliyordu. Korkumdan ve utancımdan hiçbir görevli memura bunu söyleyemedim” dedi.

    TUVALETTE TECAVÜZ

    17 Şubat günü banyoyu temizlerken M.A.’nın geldiğini ve tuvalete geçmesini istediğini iddia eden F.O. başına gelenleri şöyle dile getirdi:

    “Ben başıma geleceği bildiğim için kameraya karşı idareye haber vermeye çalıştım, ama o an görmemişler. Tuvalete girdim M.A. bana tecavüz ettikten sonra banyo tarafına geçtim, biraz ağladım. Yine kameraya idarenin haberi olsun diye işaret ettim. Daha sonra içeri geçtiğimde M.A. oda spreyi ile kafama vurdu. Artık korkmadım ve bağırdım. O zaman memurlar içeri girip, ne olduğunu sordular. Ben de M.A.’nın bana vurduğunu ve tuvalette tecavüz ettiğini söyledim. Hemen beni koğuştan alarak dışarı çıkardılar. Son 8 gündür M.A. özellikle herkes uyuyunca yatakta bana tecavüz ediyordu. Bana yapılanlardan dolayı M.A.’dan ve beni döven koğuştaki bütün arkadaşlardan şikayetçiyim.”

    KAMERA KAYITLARI İNCELENDİ

    F.O.’nun bu iddiaları üzerine 1- 17 Şubat tarihleri arasındaki güvenlik kamerası kayıtları incelendi. Hazırlanan raporda M.A.’nın dışında koğuşta kalan diğer tutuklu ve hükümlülerin de F.O.’ya şiddet uyguladığı, yaşadıkları nedeniyle F.O.’nun ağlayıp her defasında kameralara bir şeyler anlatamaya çalıştığı belirtildi. Bu raporda 17 Şubat günüyle ilgili şu bilgilere yer verildi:

    “Saat 11.13’te M.A. banyoya giriyor. F.O. ise el ve mimik hareketleriyle kameraya bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Saat 11.14’te F.O. tuvalete giriyor. Bahçe kamerasından banyo penceresinin M.A. tarafından gazete ile kapatıldığı görülüyor. Sonra tuvalet penceresinden banyo tarafından bir geçiş olduğu görülüyor. Saat 11.19’da F.O. tuvaletten çıkıyor, bir süre duruyor, ağlıyor ve banyoyu işaret ediyor.”

    F.O. TAHLİYE EDİLDİ, M.A. ANKARA’YA NAKLEDİLDİ

    Cezaevi yönetiminin olayı savcılığa bildirmesinin ardından soruşturma başlatıldı. Geçen süreçte F.O.’nun avukatı Tugay Bek, müvekkilinin tahliyesi için başvurdu. Ceyhan 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi F.O.’nun tahliyesine karar verdi. Suçlamaları kabul etmeyen M.A. ise 19 Şubat’ta çıkarıldığı mahkemede tutuklandı, daha sonra da Ankara Gençlik Çocuk Eğitimevi’ne nakledildi.

    ÇARŞAF VE İÇ ÇAMAŞIRINDA M.A.’NIN DNA’SI BULUNDU

    Soruşturma kapsamında F.O., Adana Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi. Burada yapılan muayenede tecavüz bulgusuna rastlanmadığı bildirildi. Adana Ekrem Tok Ruh Sağlığı Hastalıkları Hastanesi’nde yapılan muayenede ise F.O.’nun ruh sağlığının bozulduğu belirtildi. Savcılık ayrıca, F.O.’nun iç çamaşırı ile koğuştaki yatağının çarşafı, nevresimi ve yastık kılıfını incelenmek üzere İstanbul Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesi’ne gönderdi. Burada yapılan incelemelerde iç çamaşırı, çarşaf ve nevresimde M.A.’nın DNA’sı bulundu.

    İDDİANAME TAMAMLANDI

    Soruşturmasını tamamlayan Cumhuriyet Savcısı Veli Dökme, F.O.’nun ifadesi, hastane ve adli tıp raporları kapsamında iddianameyi hazırladı. Ceyhan 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianamede M.A.’nın nitelikli cinsel istismar suçundan 13 yıla kadar ağır hapisle cezalandırılması istendi. Öte yandan bu olayın soruşturmasında ‘kasten yaralama ve kamu görevlisinin suçu bildirmemesi’ ile suçlanan cezaevi görevlileri H.Ö., O.K., R.E., Y.P., E.A., A.A., Ş.K., M.E., E.Y., A.M., E.E. ve Ö.Ö. için takipsizlik kararı verildi.

    F.O.’NUN AVUKATINDAN TAKİPSİZLİĞE İTİRAZ

    F.O.’nun avukatı Tugay Bek, olayda cezaevi yönetiminin ağır kusuru olduğunu öne sürerek, görevliler hakkında takipsizlik kararı verilmesine itiraz ettiklerini ancak bir sonuç alamadıklarını söyledi. Tugay Bek, “Bu olayda cezaevi yönetiminin ağır bir ihmali ve kusuru olduğu açık bir şekilde ortadayken, bu ihmal ve kusurdan dolayı ne bir idari soruşturma, ne de bir ceza davası açılmıştır. Yapılan bir ceza soruşturmasında kamu görevlileri hakkında takipsizlik kararı verildi. Biz bunun da adalete olan inancı zedelediği kanaatindeyiz” dedi.

    Avukat Bek, müvekkili F.O.’nun Türkiye İnsan Hakları Vakfı aracılığıyla tedavisi için de çalışmalar yaptıklarını söyledi.
    Ömer KOÇ /Ceyhan  (Adana),  Doğan Haber Ajansı

    lgbti.family.blog

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 11:23 on 7 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Erkek Çocuğu, Kız Çocuğu, Sosyal Medya   

    Sosyal Medyada Erkek ve Kız Çocuklara Tuzak 

    Çok izlenen çizgifilm, dizilerin çocuk ve kadın karakterleri adına açılan sahte Facebook hesaplarından, küçük yaştaki kız ve erkek çocukları tuzağa düşürülüyor.

    çocuklardan müstehcen fotoğrafını isteyen kişiler, bu fotoğrafları bazı adult internet sitelerine pazarladığı belirtiliyor.
    Konuyla ilgili aileleri uyaran Yrd. Doç. Dr. Şevki Işıklı, “Aileler sosyal medyada çocuklarının arkadaşı olmalı. Çocuğun gündelik yaşamı gibi bilgisayar internet güvenliği de evde olağan gündem olmalı. Çocukların okulda neler yaptıkları kadar internette neler yaptıkları da konuşulmalı.” diyor.

    Çok izlenen dizilerde oynayan karakterler adına açılan sahte hesaplar ailelerin ve çocukların kâbusu oluyor. Bazı hesaplardan, özellikle küçük yaştaki kız çocukları tuzağa düşürülüyor. Birçok aile de çocuklarının okul hayatına yansımasın diye fark etseler de bu tuzakları dillendirmiyor.

    İsminin açıklanmasını istemeyen B.T, bir televizyon kanalında yayınlanan Küçük Ağa dizisinin çocuk oyuncularından Emer Berke Zincidi adına ve kadın oyuncu Birce Akalay adına açılan hesaptan, kızının müstehcen fotoğraflarının istendiğini söyledi. Bu şekilde çok sayıda hesap bulunduğunu ve kız çocuklarını tuzağa düşürdüklerini söyleyen B.T, zaman zaman da kamerada çıplak görüntü talep ettiklerini belirtti.

    Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Bilişim Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şevki Işıklı da ebeveynleri Facebook tuzağına karşı uyardı.

    Işıklı, “Böylesi istenmeyen durumlar için iki çözüm söz konusudur. Bunlardan ilki, fiili bir istismar durumu gerçekleşmeden önce alınması gereken önlemlerdir. İkisi ise istismar olayından sonra yapılacak işlemler, takınılacak tutum ve tavırlardır. Yaşanan olaylar her iki konuda da çok eksiğimizin olduğunu gösteriyor. Teknolojik değişim çok hızlı olduğu için ebeveynler, çocuklarına öğreten konumundan çıktılar, çocuklarından ve çocuklarıyla beraber öğrenen konumuna gerilediler. Bu yüzden ebeveynler, çocuklarıyla beraber birçok şeyi yeniden öğrenmek gerektiğini idrak etmeliler.” ifadelerini kullandı.

    ‘GÜVENLİ İNTERNET KULLANIMI ÖĞRETİLMELİ’

    Işıklı, ailelerin çocuklara güvenlik internet kullanımını öğretmesi gerektiğini belirterek, “İlk yapılması gereken şey “güvenli internet” kullanımı. Bunun için öncelikle ebeveyn bilgilenmeli ve bilinçlenmeli. Bu amaçla bilgisayar ve cep telefonlarının internet ayarları, bir uzmandan yardım alınarak güvenli hale getirilebilir. Bu ayarlarla çevrimiçi ziyaret ve yazışmaların, indirilen veya yüklenen içeriklerin kayıtlarının tutulması sağlanabilir. Bu kayıtlar belli aralıklarla kontrol edilebilir.Bu tür risklerle karşılaşmamak için bilgisayar ve cepten kamera kullanımı konusunda açık kurallar konulabilir. Kamera kullanımına sınır getirilebilir. Örneğin yalnızca tanıdıklar söz konusu ise kamera kullanımına izin vermek gibi. Tabi her iki durumda aile meclisinde konuşulduktan sonra karar alınması lazım. Sanal ortam güvenliği, aslında gerçek gündelik güvenlik algısından beslenir. Çocuklara, sanal ile gerçek arasında hiçbir farkın olmadığı anlatılmalı. Orada da birisi sizi tehdit edebilir, paranıza el koyabilir, taciz edebilir, şantaj yapabilir, dava açabilir. İnternet, keyfilik, sınırsız özgürlük ortamı değil kesinlikle. Bilgisayar, telefon ve tabletlerde yapılan her işlemin cihazlarda veya internette kayıtlarının tutulduğunu ifade edilmeli. Bu hem veli hem çocuk tarafından iyi kavranmalı.” şeklinde konuştu.

    ‘EBEVEYNLER, ÇOCUKLARIN SOSYAL MEDYA ARKADAŞI OLMALI’

    “Ebeveynler, çocuğunun meşgul olduğu her şeyle meşgul olmalı.” diyen Işıklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Evet, “her şeyle” ilgilenmeli. Örneğin zaman geçirdiği etkinlikleri takip etmeli, kullandığı akıllı teknolojileri kullanabilmeli, vakit geçirdiği internet sitelerine girmeli, arkadaşlarını tanımalı. Ebeveynler, çocuklarının 24 saatinin hesabını verebiliyor olmalılar. Çocukların Facebook veya Twitter gibi hesaplarına arkadaş olarak üye olmalılar. İster “sahte” fake hesapla, değilse kendi hesaplarıyla. Çocuklar kontrol edildiklerinin farkında olmalı. Fakat bu baskıcı bir kontrol olursa, karakter gelişimini olumsuz etkileyebilir. Genel bir ilke olarak söyleyeyim. Çocuğun gündelik yaşamı gibi bilgisayar internet güvenliği de evde olağan gündem olmalı. Çocukların okulda neler yaptıkları kadar internette neler yaptıkları da konuşulmalı.”

    Cİhan Haber Ajansından Alıntı yapılmıştır.

    Derleme:  lgbti.family.blog

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 03:38 on 7 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Cinsiyet Eşitsizliği   

    Yazılı basında cinsiyet eşitsizliği 

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan 2013 Yazılı Medya İstatistikleri verisine göre Türkiye’deki gazetecilerin yaklaşık yüzde 70’i erkek.
    TÜİK’in verilerine göre Kasım 2013 itibariyle, yazılı medyanın yayın, basım ve dağıtım bölümlerinde toplam çalışan sayısı 66 bin 374. Bunun 46 bin 54’ü ile yüzde 69.3’ünü erkekler oluşturuyor. Yazılı medyada çalışan toplam kadın sayısı ise 20 bin 320.

    Ayrıca TÜİK’in 2012 yılına ait verilerine göre, yazılı basında sarı basın kartlı gazetecilerin yüzde 78.22’si erkek.

    ULUSAL GAZETELER ERKEKLERE TESLİM

    Yerel ve bölgesel gazeteler hariç ulusal gazetelerin genel yayın yönetmenlerine bakıldığında, bu koltuklarda iki gazete haricinde, erkeklerin oturduğu göze çarpıyor.

    Ulusal gazeteler arasında yalnızca Taraf gazetesi (Neşe Düzel) ve Özgür Gündem gazetesinin (Eren Keskin) genel yayın yönetmenleri kadın.

    OLCAYTO: ERKEK EGEMENLİĞİ MEDYANIN DA OLMAZSA OLMAZ DİLİDİR

    Sektör temsilcileri yazılı basındaki erkek egemenliğinin basının diline de yansıdığını belirtiyor. The Wall Street Journal Türkiye’nin sorularını yanıtlayan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto, TÜİK verilerinin konuşulan basın emekçilerinin sorunları için de önemli yer alan bir konuyu belgelediğini söyledi. Olcayto, “Bu durum Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden tutun devletin tüm kademelerine ve tüm kurumlarına yansıdı. Erkek egemenliği medyanın da olmazsa olmaz dilidir. Bu dili temsil eden yöneticilerin de kadın olması gazete patronları tarafından birkaç deneme hariç hiç düşünülmedi. Gazetelerde bugün sizin de belirttiğiniz gibi iki kadın genel yayın yönetmeni var” dedi.

    Olcayto, özellikle yaygın basında kadın yöneticilerin az olduğunu, ancak “yerel basında bu oran hem sahiplik hem de yöneticilik açısından sevindirici boyuta ulaştığını” söylüyor.

    Ulusal gazetelerin üst kademelerinde kadınların çok az sayıdaki varlığının, kadınların bir tercihi mi, yoksa imkan verilmemesinden mi kaynaklı olduğuna ilişkin soruya ise Olcayto şöyle yanıt verdi:

    “Kadın gazetecilerin yazılı ya da görsel basında yer almak istemediklerini düşünmüyoruz. Tersine günümüzde kadın gazeteciler arasında hem sayıca hem nitelik açısından çok bilgili ve yetenekli editörler, muhabirler ve yazarlar var. Sorun onlar istese de üst kademelerde göreve getirilme şansı onlara verilmiyor.”

    Yazılı basında çalışan kadınların sayısı, internet ve televizyonlara kıyasla çok daha az. Gazetelerde genel yayın yönetmenliği ve yazı işleri müdürlüğü gibi üst konumlarda kendine yer bulmakta sıkıntı çeken kadınlar, gazetelerin internet siteleri ya da internet haber sitelerinde kendilerine daha fazla yer bulabiliyor.

    TGC Başkanı Olcayto bunu da şöyle yorumluyor:

    “Sosyal Medya kadınlar için daha rahat bir ortam. Erkek yöneticilerin baskı uygulamadığı, mobing yapmadığı rahat bir çalışma alanı. Çoğu kadın gazeteci de kendi uzmanlık alanına göre, kendi portallarını kurararak sosyal medyada boy gösteriyor. Oysa gazetelerde her konuda olduğu gibi kadınların yetenekleri ne olursa olsun barınmaları pek olası görünmüyor. Erkek toplumunun çoğunlukta olduğu konumlarda kadınların çeşitli sorunlarla karşılaştığı bilinen gerçeklerdir. Sosyal medya tercihi bu açıdan kadınlara daha çekici gelebilir.”

    Yaygın basında erkeklerin uzun yıllardır benzer oranlarda üstünlük sağlamasına rağmen, Olcayto bu konuda umutlu görünüyor ve yıllar alacak olsa da, er ya da geç kadınların basın mesleğinde yönetim kademesine ulaşacaklarını ve şimdiden bunun küçük de olsa sinyalleri olduğunu belirtiyor.

    “YEREL GAZETELERDE ÜNİVERSİTE MEZUNU ORANI DÜŞÜK”

    TÜİK’in açıkladığı verilerde Türkiye genelindeki gazete ve dergilerin yayın bölümünde çalışan gazetecilerin sadece yüzde 56’sının 4 senelik üniversite mezunu olduğu göze çarptı. The Wall Street Journal Türkiye’ye konuşan ve verinin toplanması sırasında alan uygulamasında da çalıştığını ifade eden TÜİK yetkilisi bu oranın genellikle yerel medya çalışanlarından dolayı bu kadar düşük çıktığını öne sürdü. “Yerel medyada malesef kalifiye eleman konusunda bazı eksiklikler bulunuyor. Ancak yerel medya kuruluşları genelde maksimum 1,000 tirajlı gazetelerden oluşuyor. Bunların hazırlanmasında çok fazla kalifiye elemana ihtiyaç duyulmuyor,” şeklinde görüş bildirdi.

    YAYIN BÖLÜMÜNDEKİ GAZETECİ SAYISI AZALIYOR

    Öte yandan yazılı basının hem yayın hem de basım ve dağıtım bölümlerinde çalışan kadınların sayısındaki azalma, erkeklere kıyasla dafa fazla olsa da, yayın bölümlerinde çalışan erkeklerin sayısındaki düşüş, kadınlara kıyasla iki kat daha hızlı gerçekleşti.

    Yazılı medyanın yayın bölümlerinde çalışanların erkeklerin toplam çalışanlarına oranı yüzde 64. Gazete ve dergilerin yayın bölümünde çalışan erkek gazeteci sayısı 2012 yılında 54 bin 798’ken 2013 yılında 51 bin 843’e düştü. Yayın bölümünde çalışan kadın gazeteci sayısı ise 2012 yılındaki 18 bin 891’den 2013 yılında 18 bin 332’ye geriledi. Böylece 2012’den 2013 Kasım ayına kadar toplamda yazılı basının yayın bölümünde çalışan gazeteci sayısı 3 bin 514 azaldı.

    Gazete ve dergilerin en ağırlıklı içerik türüne göre sayısına bakıldığında kurumsal, moda, magazin ve alışveriş içerikli yayınların sayısında önceki yıla göre ciddi artış görülürken edebiyat-tarih, sanat, kültür-turizm ve bilim içerikli yayınların sayısı düştü. Bu sırada 2009 yılında ekonomi-ticaret-finans içerikli yayınların sayısı 215’ken 2013’te bunun 237’ye çıkması dikkat çekti.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 02:35 on 7 September 2014 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: ,   

    Eşcinsellik Hastalık Değil Cinsel Yönelimdir 

    KKTC’de ilk kez Girne Amerikan Üniversitesi Kıbrıs Yerleşkesi Karmi Kampüs’te “İçimizdeki Sınırları Aşmak” ana teması ile düzenlenen 16. Ulusal Psikoloji Öğrenciler Kongresinde “Eşcinsel Ergenler ve Ailenin Sırları ve Sınırları” konulu sunum gerçekleşti.

    Eşcinelliğin bir hastalık olmadığını yönelim farklılığı olduğunu belirten Prof. Dr. Şahika Yüksel, Dünya Sağlık Örgütünün cinsellik tanımında ifade edildiği gibi eşcinselliğin biseksüellik ve heteroseksüellik gibi insanda tanımlanan 3 yönelimden biri olduğunu ifade etti.

    Biseksüelliğin karşıt cinsel olmak gibi çok erken yaşlarda belşirlendiğinin altını çizen Prof. Dr. Yüksel, biseksüelliğin bireyin kendi isteği ile seçtiği bir özellik olmadığını vurguladı. Kişinin cinsel kimliğini keşfetmesinin zamanla olduğuna değinen Prof. Dr. Yüksel, sürecin ergenlik öncesi dönemde başlayarak ergenlik döneminde devam ettiğini belirtti.

    Kişilerin cinsel tercihlerini özgürce ifade edebilmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yüksel, toplum ve kültürel baskıdan dolayı kişilerin toplum tarafından onay verilen rolleri sergilediklerine işaret ederek eşcinselliğin bir hastalık olmadığını yönelim farklılığı olduğunu vurguladı.

    Kişilerin yetiştikleri ve yaşadıkları kültürün ve toplumun doğrularına göre eşcinsellik ile ilgili düşünce ve duyguların bastırıldığını belirten Prof. Dr. Yüksel, ailelerin bu noktada eşcinselliği bir tabu ve açıklanmaması gereken bir sır olarak gördüğünü ifade etti. Toplum ve kültürün kişinin ve ailenin etrafında birtakım sınırlar oluşturduğuna da işaret eden Prof. Dr. Yüksel, gençlerin cinsel ilgisinin arttığı dönem olarak ergenliğin kırılganlık riskinin yoğun olduğu bir dönem olduğuna dikkat çekti.

    Toplumsal baskı ve dışlanma nedeniyle gençlerin kendilerini keşfetme ve tanıma devresinde cinsel ilgilerinin akranlarından farklı olduğunu keşfetmelerinin sancılı bir süreç olduğu belirten Prof. Dr. Yüksel, toplumda egemen olan homofobiden dolayı ebeveynlerin kuşkularını yakınları ve uzmanlar ile paylaşamadığını belirtti.

    Ailelerin eşcinselliği bir hastalık olarak değil cinsel yönelim farklılığı olarak algılamaları gerektiğinin de altını çizen Prof. Dr. Yüksel, toplumsal baskı ve dışlanma kaygısının aileler etrafında sınırlar çizdiğini belirterek söz konusu süreçlerin ergenlik döneminde görülen farklı cinsel yönelimlerin sır olarak kalmasına neden olduğunu vurguladı.

    Kişilik gelişimi, cinsellik, cinsel farklılıklar, ergenlik ve yaşlılık sorunları, terapide etik sorunlar gibi çeşitli konularda 100’e yakın bilimsel sunumun yapıldığı kongre, GAÜ Kıbrıs Yerleşkesi Karmi Kampüs Uluslararası Kongre Merkezinde düzenlenecek değerlendirme ve kapanış oturumu ile sona erecek.

    Kıbrıs Postası

     
c
Compose new post
j
Next post/Next comment
k
Previous post/Previous comment
r
Cevapla
e
Düzenle
o
Show/Hide comments
t
En üste git
l
Go to login
h
Show/Hide help
shift + esc
Vazgeç
WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın