Son Güncellemeler Sayfa 11 Toggle Comment Threads | Tuş takımı kısayolları

  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 13:30 on 30 March 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla  

    Bir fotoğrafçının gözünden özel çekim 

    “Hepimiz birer fotoğrafçı olduk” sözüne tepki olarak; Deniz Arslan “LGBTİ ve Fotoğraf”ı yorumlarken “Neden Fotoğrafçı?” sorusunu yanıtlıyor.

    1.Deniz Aslan kimdir?
    Aslında Deniz Arslan bir takma isim. Gerçek kimliğim değil malesef. Çünkü 2015 yılında bile , fotoğrafçılık sanatında hala inanılmaz tabular mevcut ülkemizde. Ve iş hayatında bu tabular bazen engel olabiliyor.
    Bunların dışında şahsen İstanbul doğumlu 24 yaşında , fotoğrafçılığı meslekten ziyade extreme spor gibi yaşayan biriyim.

    2.Ne zamandan beri fotoğraf çekimi yapıyorsunuz, fotoğrafçılık üzerine ne tür eğitimler aldınız?
    Amatör olarak çektiğim yılları saymazsak 5 yılı aşkın bir süredir profesyonel anlamda fotoğrafçılık yapıyorum. Freelance (serbest) işler haricinde stüdyo ve ajanslarda da çalıştım – çalışıyorum zaman zaman.
    Fotoğrafçılık adına , amatör olduğum dönemlerde sadece araştırma ve fotoğraf inceleme dışında birşey yapmadım. Ancak profesyonelliğe geçiş dönemimde çeşitli seminerler ve en son olarakta özel bir üniversitede fotoğrafçılık bölümünü bitirmek üzereyim. Tabi ki eğitimime devam etmeyi düşünüyorum. Özellikle sinema konusunda da büyük bir eğilimim olduğu için bu alanda devam edebilirim.

    3. +18 fotoğrafçlığına başlamanız nasıl oldu? Çevrenizin tepkisi nasıldı?
    Aslında daha amatör yıllarımda çalıştığım pasajda tanıştığım bir Gay ilk işime olanak sağladı. O sıralar maddi olarak sıkıntı çektiğimi anlattığımda bana ” Hem benim fotoğraflarımı çek , hem 1-2 travesti arkadaşla tanıştırırım seni , küçük küçük birşeyler kazanırsın” önerisinde bulundu. En başta biraz çekinsem de , tanıştığım insanların samimiyeti beni işimde daha iyi bir noktaya ulaştırdı. 1-2 kişi derken LGBTİ bireyler dışında da insanlar fotoğraf çekimi talebinde bulununca , bu işi belli bir çizgide devam ettirmem gerektiğini düşündüm.

    Çevremin tepkisiyse aslında pek tepki almadım çünkü sadece 3-4 arkadaşım bu işle ilgili bilgiye sahip. En başta da bahsettiğim gibi , bu tip referanslar ve işler ,ülkemizin durumunu da göz önünde bulundurursak iş hayatında anlamsız engellere sebep olabiliyor malesef. Ama umudum bir gün kendi adım ve kendi stüdyom ile +18 Fotoğrafçılığa da devam edebilirim.

    4. Neden +18 Fotoğrafçılık ?
    Aslında biraz önce anlattığım sebepler temeli oluştursa da , asıl etken ; stüdyoda çalıştığım dönemlerde sırf vesikalık ya da biyometrik fotoğraf çektirmek için gelen LGBTİ üyelerinin yüzlerindeki gerginlik ve rahatsızlık beni daha çok etkiledi. Çünkü her ne kadar çalışanlardan bir ters bir tepki almasalar bile orada rahat olamıyorlardı. Fotoğraf tamamen ruhu görebilmekle alakalıdır. Ve bu kadar gergin ve sıkıntılı bir duygu içerisindeki birinin fotoğrafını çekmek beni üzüyordu.
    Zaman zaman gelen insanların özel fotoğraf çekimi istekleri çoğu stüdyo tarafından reddediliyor. Özellikle trans bireyler ve eşcinsel çiftlerin istekleri tereddütsüz reddediliyor. Bu duruma ek olarak , eskort ve hayat kadınları da rahatlıkla stüdyoya gelip özel çekim istemekten çekiniyorlar. Ülkemizin bir çok insanı “ÖDEME” sözcüğünü çok yanlış anladığı için…
    Sırf saçım uzun ve piercing taktığım için yaşadığım sorunları biliyorken , insanların bu denli sıkıştırılması tamamen saçmalık…
    Bu kadar problem ve sorun varken , “Neden” sorusuna pek gerek kalmıyor…

    5.+18 fotoğraf çekimlerinde başınıza gelen en ilginç olayı bize anlatır
    mısınız?
    En ilginçten ziyade aklıma geldikçe hep güldüğüm bir olay var aslında : )
    Geçen yılın başında çekim için bir çiftle görüştük , anlaştık. 2 hanım ve 1 beyfendi beni karşıladılar , güzel bir sohbetin ardından onlar eğlencelerine başladılar bende çekime başladım. Biraz magazin-vari bir şekilde yatağın 4 yanında turluyorum en güzel açıyı yakalamak için.
    Müşteriler sevişirken bir anda beyfendi durup bana baktı , ben ilk önce bir problem olduğunu düşündüğüm için makineyi indirdim .
    Açıkçası beklentimin ötesinde ” Kardeşim sıkılmıyor musun ordan oraya koştururken , gel sende biraz -neşelen- ” dedi . Açıkçası baya bir zorlandım kahkaha atmamak için.
    Kendisi okuyorsa bu yazıyı selamlarımı iletiyorum : )

    6.LGBTİ birey misiniz?
    Biseksüel bir erkeğim diyebilirim.

    7.Fotoğraf çekim ücretleri ortalama ne kadardır?
    Net bir fiyatı olmadığını söyleyebilirim. Ama çekilen / seçilen fotoğraf sayısı , çekimin süreci gibi değişkenlere göre fiyat belirleniyor. Ama yaklaşık olarak 300 ila 750 lira arasında bir rakam diyebilirim.

    8.Çekimlerinizi nerde gerçekleştiriyorsunuz? “bulunduğunuz şehir” dışında çekimlere gidiyor musunuz?
    Çekimleri her zaman müşterinin kendi belirlediği mekanda yapıyorum. Stüdyo denemelerim de oldu ancak hak verirsiniz ki ” İnsanın evi gibisi yok” sözcüğü bir gerçek.Stüdyo daha resmi bir mekandır , soyunmak ya da seksi pozlar vermek daha büyük bir yük oluşturur. Ancak kendi yatağınızın böyle bir yük oluşturmadığı bir gerçek. Portre ya da anı fotoğrafı çektirmiyorsanız stüdyonun çok büyük bir anlamı kalmıyor. Dijital yazılımlarla gözükmemesi gereken objeler , dövmeler vs silinebildiği için stüdyo gereksinimi duymuyorum.
    İstanbul’da yaşıyorum , ancak il dışı çekimlere gitmek mümkün olmuyor. İşin içine yol , konaklama gibi ek ücretler girince müşteriye ağır bir yük biniyor malesef.

    9.Çekimlerinizde ne tür donanım kullanıyorsunuz? fotoğraf makinası modeli,kullandığınız programlar gibi..
    Canon 60D ve 5D m3 kullanmaktayım. İkisi arasında internet üzerinde büyük farklar yok. Mekan aydınlıksa genellikle sadece makinemi kullanıyorum. Ancak yanımda her zaman 2 adet flaş bulundurmaya gayret ediyorum her hangi bir aksaklığa karşı.

    10.Neden bir fotoğrafçıya fotoğraf çektirtmek gerekir?..
    Aslında herkes fotoğrafçı günümüzde, değil mi? Iphone’lar , Samsunglar inanılmaz fotoğraflar çekebiliyor. Doğru , ama unutulan bir çok şey var.
    Mesela vücudunuzu çektiğinizi varsayalım , yanlış bir gölge sizi göbekli ya da asimetrik göğüslü gösterebilir.
    Olduğunuzdan daha yaşlı ya da kilolu gözükebilirsiniz.
    Bir fotoğrafçı gözüyle , vücudunuzun en çekici , can alıcı noktalarını daha ön planda sergileyebilecekken neden basite kaçasınız ki?
    Ayrıca zaman zaman gördüğüm üzere bazı pozları en pahallı telefonların bile “ÇÖP”e çevirdiğine şahit oldum. Düşünün ki en seksi pozunuzu verdiniz ama yarısı çıkmamış , ya da ışık o kadar kötü gelmiş ki anlamı kalmamış..

    Ve en önemlisi ise sosyal medya da çokça yaşanan “Fake ” , ” Çakma” tacizlerinden kurtulursunuz. Çünkü çekilen ve yayına hazır tüm fotoğraflarınızın altında küçük bir logo ve müşteri numarası (isteğe göre) yer alıyor.
    Dilerseniz fotoğraflarınız arşivde saklanıyor, dilerseniz sonsuza dek siliniyor (sözleşme).
    Ve aslında şu anda saymayı unuttuğum bir çok avantajı oluyor insanların.
    Ama en önemlisi , kendi kendinizi çekmeye çalışırken harcadığınız efor ve zahmeti , sadece poz vermek için harcayın , bırakın bir fotoğrafçı gözü sizin en gerçek , güzel ve estetik halinizi ortaya koysun…

    Deniz Arslan Twitter: @nude_photograpy

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 10:52 on 27 March 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags:   

    Ayı sözlük 2015 seçim anket sonuçları açıklandı! 

    Ayı sözlük  LGBTİ bireylerin kullanmakta olduğu sosyal ağlar aracılığıyla 2015 genel seçim anketi düzenledi.
    Ankete 350 kişi katıldı.
    İşte o anketin sonuçları:
    HDP: 144
    CHP: 113
    KP: 26
    ANADOLU: 18
    MHP: 14
    AKP: 11
    VATAN: 10
    DİĞER: 14

    Ayı Sözlük 2015 genel seçim anket sonucu

    Ayı sözlük 2015 seçim anket sonuçları

    Konuyla ilgili adres: Ayı Sözlük

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 19:28 on 24 March 2015 Kalıcı Bağlantı
    Tags:   

    Barbaros Şansal’dan “Donun Kuru Gideceksin” 

    Barbaros Şansal’dan “Donun Kuru Gideceksin” 22 Mart’tan itibaren her pazar Tatavla Sahne’de…
    Terzi yamağı, aktivist, hayvan hakları savunucusu, akademisyen Barbaros Şansal, Tiyatro Tatavla’yı desteklemeye devam ediyor. Daha önce diva rolünde Eraslan Sağlam’ı giydiren Şansal, Tatavla Sahne’de periyodik aralıklarla seyircisiyle buluşacak. Kendi kişisel tarihinden yola çıkarak oluşturduğu, üniversitelerde binlerce öğrenci ile buluşan “Donun Kuru Gideceksin” şimdi yerleşik bir sahnede, Tatavla Sahne’de!

    Tiyatro Tatavla ve Yamak Strategy’nin ortak prodüksiyonu olan “Donun Kuru Gideceksin”de Barbaros Şansal, renklerin sosyal hayattaki psikolojik, sosyolojik ve politik algısından yola çıkarak doğru bildiğimiz yanlışları usta bir “terzi yamağı” olarak ters yüz ediyor.

    Oyunun izlemenin koşulu ise, tiyatroya gelirken ihtiyaç sahiplerine verilmek üzere, ambalajı açılmamış iç çamaşırı ile hazır bulunmak.

    Biletler Biletix‘te

    “Donun Kuru Gideceksin”den bir kesit:

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 09:01 on 24 March 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , Eyüp Akça, Fuhus, , ,   

    O fobi ise bu değil mi? 

    Geçen hafta cuma akşamı İstanbul Tıp Fakültesinde ki eşcinsel içerikli bir etkinlikdeydim.
    Çok malum olmak üzere zaten sahip olduğum eşcinsel kimlik ve mensubu olduğum Üniversite de yapılan bu etkinliğe katılmam doğal bir eylemdi.
    Herkese açık olan bu etkinliğe 12 yıllık arkadaşım AKP Milletvekili Aday Adayı Ertuğrul Tulpar da gelmişti.
    Sonuçta orası herkese açıktı ve biz sadece izleyici olarak orada bulunuyorduk.
    İşte ne olduysa o anda oldu ve bir grup kişi bizi zorla dışarı çıkardı.
    Amfi dışına atmaları yetmezmiş gibi bina dışına kadar zorla tartaklanarak çıkarıldık.
    Her vakit her olayda ağızlarına sakız gibi doladiklari fobi kelimesini bu sefer kendileri uyguladı. Sebep ise onlar gibi islam dusmani olmamamız, AKP destekçisi olmamiz,fuhus karşıtı olmamızdi.
    Koskaca Üniversiteyi onların maliymis gibi davranmaları çok ilginçti.
    Orada bir taşkınlık yapsak çok haklılar ama sessizce lzleyici olarak katıldığımız bir ortamdan bu şekilde uzaklaştirilmamiz sonucunda haklı olarak suç duyurusunda bulunduk.
    Artik Türkiye eşcinselliğini tekeli altına alan bu ıslamafobik fuhuş destekçisi devlet altı gruplardan almamiz şart oldu.
    Hey fobi fobi diye yırtınan sözde eşcinsel savunucuları sizin yaptığınız fobi olmuyor mu?

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 23:10 on 23 March 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla  

    Müzik Klipleri 

    Genç LGBTİ bireyler olarak İnternet’in henüz çok yaygın olmadığı dönemde farklı cinsel yönelimlerle ilgili gördüğümüz en ufak bir şey bizi heyecanlandırır ve sevindirirdi. Özellikle dünyanın farklı yerinde farklı kişilerin benzer duygular içinde olduğunu bilmek bize güç verirdi. Bu bölümümüzde size seçtiğimiz yerli ve yabancı LGBTİ içeriğe sahip müzik kliplerini sunuyoruz.

    YABANCI

    Zazie – Un Point C’est Toi
    Sonu komik bir süprizle biten bu klip ile Zazie 1996 yılında tartışmalara neden olmuştu. Zazie’nin 2002 yılındaki single’ı “Adam et Yves” de eşcinsel bir içeriğe sahipti. Un Point C’est Toi Fransa listelerinde 24′üncü sıraya kadar yükselebilmiştir.

    Azis – No Kazvam Ti Stiga
    Bulgar travesti şarkıcı Azis gösterişli kişiliği ile Bulgaristan’ın en ünlüleri arasında. Homoerotik müzik klipleri yanında Bulgar TV’lerinde yayınlanan “Biri Bizi Gözetliyor” (Big Brother) porgramındaki skandalları ile de ünlü. Azis Bulgar hükümetince kabul olmasa da Niki Kitaetsa ile evli.

    The Knife – Pass This On
    İsviçreli elektronik müzik grubu The Knife, 2003 senesindeki bu kliplerinde ünlü İsviçreli travesti Rickard Engfors ile çalıştı. Rickard 2005′de Katarina Fallholm ile İsviçre adına Eurovizyon müzik yarışmasına da katılmıştı. “Pass This On”un sözleri oldukça provokatif. (Abine aşık oldum, hayatımı kazanmak için ne iş yaptığımı biliyor mu, yaşımı da söyledin mi, acaba dansa kaldırsam gelir mi, bunu da ilet, tamam mı tatlım?)

    RuPaul – Supermodel
    Amerikalı ünlü travesti şarkıcı RuPaul 1993 yılında Supermodel şarkısı ile MTV’ye bomba gibi düşmüştü. RuPaul’un sözlerine kulak verelim; “Diğer insanların benim hakkımdaki düşünceleri onların bileceği şey. Ben kendi içimden geleni yaparım. İnsanların beni nasıl gördüğü yapmak istediklerimi değiştirmez.” RuPaul ayrıca kendi hakkında hem “he” hem de “she” (İngilizce’de hem erkek hem de dişi zamir) kullanılmasına izin vermesi ile biliniyor. “Bana ister he ister she diyebilirsiniz, yeter ki benden bahsedin.”

    George Michael – Outside
    Umumi bir tuvalette bir erkekle uygunsuz durumda basıldıktan sonra kimliğini açıklamak zorunda kalan ancak daha sonra da “kimliğimi açıklama zorunda kalmak başıma gelen en güzel şeydi” diyen yunan/amerikan şarkıcı George Michael, başına gelen olaydan sonra yaptığı “Outside” klibiyle hem kendisine kötü davranan polise güzel bir mesaj gönderdi, hem övgüleri üzerine topladı, hem de kimliği ile barışma sürecine girdiğinin sinyallerini verdi. Şarkının sözleri de oldukça provokatif; “kanepede yaptık, salonda yaptık, mutfakta yaptık, haydi biraz da dışarıya çıkalım.”

    Bronski Beat (Jimmy Sommerville) – Smalltown Boy
    Her LGBTİ bireyin izlediği andan itibaren kalbini kazanan, yüreğini “cız” ettiren bir klip. Küçük kasabada yaşayan İngiliz çocuğun yanlış birini aşık olması, başını derde sokması, ailesi tarafından kovulması ve arkadaşlarının desteğini gösteren bu klibin hepimiz için özel bir yeri var.

    Queen – I Want to Break Free
    AIDS’ten kaybettiğimiz eşcinsel sanatçı Freddie Mercury’nin gençliğimizde hepimizin hayatında bir etkisi vardır. Bıyıklı ve kadın kıyafetleri içindeki Freddie Mercury’nin elinde elektrik süpürgesi ile kapıdan çıktığı sahne dünya popüler kültür sahnesinde de ikonik bir değer taşıyor. Fazlası ile 80′ler kokan dans sahneleri ile ilgili aynı şeyleri söylemek ise pek mümkün değil.

    Verka Serduchka – Dancing Lasha Tumbai
    Ukraynalı komedyen ve şovmen Andriy Danylko’nin bir karakteri olan Verka Serduchka (bizim Huysuz Virjin gibi düşünebilirsiniz) 2007′de Eurovision yarışmasına Dancing Lasha Tumbai şarkısı ile katıldı ve ikinci oldu. Eurovision şovundansa herkesin çırılçıplak olduğu klibi ile de oldukça iddialı olan şarkı akıldan çıkmayan Eurovision şarkılarından. Düşünsenize birgün bizim de Huysuz Virjin’i Eurovision’a gönderdiğimizi…

    Dana International – Cinque Milla
    Her ne kadar tam bir LGBTİ klip olmasa da bu listede İsrailli transeksüel şarkıcı Dana International’ı yani Sharon Cohen’i anmadan geçmek olmazdı. Sharon 1998′de İsrail adına Eurovision’a katıldı ve birinci oldu.

    Olivia Newton John – Physical
    Sonu sürprizli kliplerden olan Olivia Newton John’un Physical şarkısı o senelerde çeşitli Pride’larda sıkça çalınıyordu. Hatta Olivia kendisi de pek çok Pride konserine katılmıştır.
    İzlemek için birini seçin ve tıklayın: Youtube | Daily Motion | MTV

    Rammstein – Mann Gegen Mann
    Sert alman grup Rammstein her zaman için çok erkeksi ama neredeyse biseksüel kimlikleri ile dikkat çekmiştir. Ritmik ve brütal müzikleri kadar, aykırı şovları ve klipleri ile de anıldılar. 1999′da Massachusetts’teki bir konserde su fışkırtan bir dildo kullanmaları nedeni ile bir gecelerini hapiste geçirdiler. Ayrıca kliplerinde nazizm’e çok gönderme olmasına rağmen sol görüşte olduklarını ve bunu eleştiri için yaptıklarını sıkça tekrarladılar. Mann Gegen Mann videosu ise başlı başına bir tartışma oluşturdu. Şarkı aslında erkekler arasındaki şiddet (ki klibin sonlarında güreşen erkekler görüyoruz) ve cinsellikten doğan garip çekimi anlatıyor.

    Anthong Hegarty (Hercules and the Love Affair) – Blind
    Dünyanın kabul edilmiş en iyi vokallerinden biri olan eşcinsel/drag/travesti Anthony’nin Hercules grubu ile birlikte yaptığı bu şarkıyı son zamanlarda sıkça duyduk. Ancak Anthony’nin diğer işlerine de göz atmakta fayda var. Şarkının klibi tam bir “gender bender” yapıt.

    t.A.T.u – All The Things She Said
    İlk klibimiz Rus ikili Tatu’dan geliyor. Lena Katina ve Yulia Volkova’dan oluşan ikili 1999 yılında ilk kurulduğunda lezbiyen oldukları ve hatta sevgili oldukları düşünülüyordu. Ancak 2003′te verdikleri bir röportajda aslında lezbiyen olmadıkları ve tüm bunların bir imaj çalışması olduğunu açıklayarak kendilerini izleyen LGBT bireyleri hayal kırıklığına uğrattılar. Yine de Tatu’nun dünya çapında lezbiyen imajına destek olduğu söylenebilir.

    Jay Jay Johanson – On the Radio
    İsveçli eşcinsel şarkıcı Jay Jay Johanson 2003′teki bu şarkısı ile daha önceki jaz denemelerinin ardından elektronik müzik dünyasına adım attı. Klipte bol bol makyaj yapan ve drag-vari kıyafetler giyen Jay Jay androjen görüntüsü ile ilgi çekti.

    O-Zone – Dragostea Din Tei
    Moldovalı eşcinsel üçlü O-Zone’un ismi aslında “Numa Numa” olarak bilinen bu şarkısını bu listelerde anmadan geçmek olmaz. Şarkı orijinal klibi ile değil şişman bir çocuğun şarkıyı söyleyerek kamera karşısında dans ettiği İnternet klibi ile daha ünlü oldu.

    Pet Shop Boys – Love Etc.
    Pet Shop Boys uzun yıllardır eşcinsel popüler kültürün bir parçası oldular. 1994′de Attitude ile yaptığı bir röportajda eşcinsel olduğunu söyleyen Neil Tennant ve Chris Lowe ikilisi aslında cinsellikleri hakkında pek konuşmuyorlar. Ancak eşcinsellik ve AIDS ile ilgili şarkıları “Being Boring”, eşcinsellikte “coming out” ile ilgili şarkıları “Metamorphosis”, Village People coverları “Go West” gibi pek çok yapıtları onların cinselliğini zaten gözler önüne koyuyor. Son albümleri YES’teki klipleri Love Etc. ise öpüşen erkek ve kız çiftleri gösteriyor.

    Madonna & Britney Spears – Me Against the Music
    Her ne kadar buram buram ticaret koksa da Britney ve Madonna’nın bu klibinde iki kadın arasında bilinçli olarak yaratılmış tutku elektriğini kaçırmamak mümkün değil.

    Madonna, Christina Aguilera, Britney Spears MTV Şovu
    Yine buram buram ticaret koksa da Madonna’nın erkek kıyafetleri ile Christina ve Britney ile kur yapması oldukça güzel bir şahne şovu.

    Bruce Springsteen – Tougher Than the Rest
    1980′lerde androjen şarkıcılar çokken kliplerde LGBT bireyleri görmek zordu. 80′lerden çok güzel bir örnek heteroseksüel şarkıcı Bruce Springsteen’den gelir. Tougher than the Rest şarkısının klibi Tunnel of Love Express turundan konser görüntüleri içeriyordu. Ancak bunun arasına Springsteen konserine gelen çiftlerin görüntülerini serpiştirmişti. Tahmin edeceğiniz gibi bu görüntüler arasında bolca gay ve lezbiyen çiftler de bulunuyordu.

    Indigo Girls – Joking
    Indigo Girls’in 1992′deki bu videosunda androjen ya da cinsel olarak belirsiz bir grup gencin görüntüleri vardı. Ne yazık ki video MTV dahil olmak üzere çok az mecrada görüntülenme şansı buldu.

    Indigo Girls – Power of Two
    Indigo Girls’in VH1 dışında pek gösterilmeyen bir başka videosu da gay ve lezbiyen çiftlerin gösterildiği Power of Two klibidir.

    Meshell Ndegéocello – Leviticus: Faggot
    1996 yılında biseksüel bayan şarkıcı Meshell Ndegéocello tarafından yapılan bu video çıkar çıkmaz TV’lerde gösterimi ne yazık ki yasaklandı. Şarkının hem sözlerinde hem de klibinde ailesi tarafından sevgilisi ile basıldıktan sonra ailesinin zoru ile kızlarla takılmaya, kiliseye giderek eşcinsellikten vazgeçmek üzere dua etmeye zorlanan, ancak evden kovulan, ailesi tarafından bir türlü kabul görmeyen, para karşılığı seks yapmak zorunda kalan ve sonunda da intihar eşiğine gelen zenci bir genç anlatılıyordu. Ne yazık ki homofobi karşıtı en güçlü kliplerden biri olan bu klip içeriği nedeni ile yasaklandı.

    Marilyn Manson – The Dope Show
    Heteroseksüel olmasına rağmen androjen ve gösterişli kostümlerden çekinmeyen Marilyn Manson bu klibinde kadın bedeni “giyerek” boy gösterdi. Ayrıca klibin ilerleyen dakikalarında pembe üniformalı polislerin erotik danslarını ve birbirleri ile öpüştüklerini görebilirsiniz.

    YERLİ

    Yerli klipler hakkında daha az bilgimiz var. Oynayanlar kim, nasıl ve niye bu kliplere dahil olmuşlar, böyle bir klip neden çekilmiş… Ancak yine de LGBTi bireyleri ve konuları ile ilgili çeken yerli klipleri size sunuyoruz.

    İzel – Aşk Hakları
    Aslında şarkının sözleri bir travestinin klipte kullanılması için oldukça uygun. Travestinin klip sonunda makyajını silip elbiselerini değiştirerek erkek hali ile görünmesine pek bir anlam veremesek de pozitif bir klip olduğunu düşünüyoruz. Şarkı İzel’in 2005′deki Bir Dilek Tut Benim İçin albümünde bulunuyordu.

    Emel Müftüoğlu – Korkuyorum
    Lezbiyen içeriğinin üzeri çok örtülü olmayan bir şarkı ve klip. 1994 yılında yapılmış olan bu klip aradan geçen zamanda Türkiye’nin adeta geriye gittiğini gösteriyor.

    Emel Müftüoğlu – Deli Et Beni
    Emel’den lezbiyen içerikli bir klip daha. Klipte Yeşim Salkım ve Billur Kalkavan da oynuyor.

    Bendeniz – Güvendiğim Dağlara Kar Yağdı
    Kocası tarafından bir erkekle aldatılan bir kadının hikayesini anlattığı klibi ile olay yaratan Bendeniz’in bu şarkısı ve klibi acaba günümüzde yapılsaydı nasıl karşılanırdı?

    Ferdi Tayfur – Fadime’nin Düğünü
    Bu listede görmeyi beklemediğiniz bir şarkı olabilir ancak Ferdi Tayfur’un bu klibinde oldukça önyargısız bir travesti tiplemesi var. Köyü boşaldığı için Fadime’nin düğününden dansedecek kimseyi bulamayan Ferdi Tayfur büyük şehire yola çıkarak köylülerini bir araya toplamaya ve köye geri döndürmeye çalışır. Bu köylülerden biri de travesti olmuştur. Ferdi Tayfur ve arkadaşları ile ilk karşılaştığında biraz utanır ama Tayfur onu dışlamaz, bilakis çağırır ve diğer tanıdıkları birlikte toplarlar. Köydeki düğün sahnesinde ise travestinin çalıların arasında ayakta işediğini bile görürüz. TT bireylere bu kadar nefretin ortasında biraz komik de olsa bu travesti tiplemesini pozitif buluyoruz.

    Orhan Atasoy – Gemiler
    Hiç tartışmasız Türkiye’de çekilmiş en aykırı, en farklılıkları bir arada gösteren ve en hüzünlü kliptir. Klip boyunca travestilerden eşcinsellere kadar pek çok farklı cinsel kimlik ve karakter görünür. Sadece LGBTİ bireylerin değil pek çok heteroseksüelin de gönlünde yer etmiş bir şarkı ve kliptir. Ayrıca çekim tekniği ile de (kesintisiz one-shot) göz doldurmaktadır.

    Ünlü – Rüya
    İki Alman ve iki Türk’ten oluşan Ünlü grubunun bu klibi sonu süprizli biten kliplerden. Ünlü’yü “Estarabim” şarkısının rock cover’ından hatırlayacaksınız. Aslında biraz transfobik olduğu düşünülebilir ama yine de oldukça komik. Klip barda bir kadın diye farketmeden bir travesti ile tanışıp birlikte olan bir adamı anlatıyor.
    İzlemek için birini seçin ve tıklayın: Youtube | Daily Motion | MySpace

    Kargo – Arabic Fahişe
    Kargo’dan ilginç bir şarkı ve klip. Fahişelerden birinin travesti olması ve mavi kimliğini göstermesi tabiki bizi ilgilendiren yanı.
    İzlemek için birini seçin ve tıklayın: Youtube | Timsah | Kliptonik

    Emrah – Dura Dura
    Emrah’tan 1998 yapımı “abuk” bir klip. Klipteki bayanları ilerleyen saniyelerde pisuara işerken ya da traş olurken görebilirsiniz. Bir de Emrah’ın takip ettiği kızları erkekler tuvaletinde gördükten sonra ezik büzük dışarı çıkması görülmeye değer. Aslında LGBTİ düşünülerek yapılmış bir klip değil ama yine de anılası…
    İzlemek için birini seçin ve tıklayın: Youtube | Daily Motion | RGHost

    Hande Yener – Acele Etme
    Yurtdışında bir Gay klüpte çekilen bu klipte bol bol LGBT birey rol alıyor. Hande Yener gay ikonu ilan edilmesinin ardından en son 2009 Pride yürüyüşünde ön saflarda yer aldı.

    Tuğba Ekinci – Boynuz
    “Kondom” şarkısı ile de ilgi çeken Tuğba Ekinci “Boynuz” klibinde bariz bir lezbiyen çift gösteriyor. Yine de şarkının sözleri bu temaya pek uygun değil.

    2009 – Pembe Dergi

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 18:07 on 22 March 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: ,   

    Lambdaİstanbul ve LİSTAG Hakkında Suç Duyurusu! 

    İstanbul Tıp Fakültesi Eşcinsellere Yönelik Ayrımcılık Karşıtı Buluşma adlı etkinliğin son gününe katılan Eşcinsellik Karşıtı, Homofobik  Ertuğrul Tulpar 150 kişinin toplu saldırısına uğradığını iddia ederek Lambdaİstanbul LGBTİ Derneği ve Listag LGBTİ Aileler Grubu hakkında suç duyurusunda bulundu.

    İşte İstanbul Şehremini Polis Merkezi Amirliği’ne ifade veren Homofobik Ertuğrul Tulpar’ın suç duyurusu:
    [accordion][acc title=”Suç Duyurusu’nun Tam Hali”]

    Ertuğrul Tulpar İfade Tutanağı

    Ertuğrul Tulpar İfade Tutanağı

    [/acc][/accordion]
    “Ben yukarıda açık adresini beyan ettiğim yerde ikamet ederim ve Bilgisayar Programcılığı yaparım, ayrıca Ak Parti İstanbul 3.Bölge Milletvekili aday adayıyım. Adaylığım ile ilgili etkinlikler kapsamında bugün 20.03.2015 günü Çapa Tıp Fakültesi Kemal ATAY Anfisinde Lamda ve Listag İsimli Dernekler ve Başka derneklerin düzenlemiş oldukları Ayrımcılığa karşı buluşma isimli faaliyete gittim, burada izleyici olarak bulunduğum sırada benim Milletvekili kampanyamda da kullanmış olduğum Eşcinsel Evliliklere, Eşcinsellerin Evlat Edinme Haklarına, Kadına Şiddete ve Çocuk İstismarına Hayır Kampanyam ile ilgili görüşlerimi bilen katılımcılar Ak Parti ve Partililer dışarı şeklinde tezahurat yapmaya başladılar, ben bu tezahüratı kale almadım, sonrasında Lambda ve Listag isimli Dernek yöneticileri olan 5 şahıs benim oturduğum koltuğun yanına gelerek benim sen ve senin gibi düşünenleri aramızda istemiyoruz dediler, ben şahıslara tamam sizin görüşlerinize karşıyım amacım sizin görüşleriniz hakkında bilgi sahibi olmak istiyorum bu nedenle burada bulunuyorum deyince, şahıslar bana senin ananı sikeriz, Ak Partili orsupu çocuklarını burada istemiyoruz, senin ananı avradını sikeriz, gizli ibne, senin de Ak Partinin de amina koyarız,
    Türkiye sana mezar olacak diye bana bağırarak hakaret  etmeye başladılar, sonrasında beni tartaklamaya ve iteklemeye başladılar ben oturduğum yerden ayağa kalktım, bu şahısların bu tepkileri sonrası salonda bulunanlarda aynı şekilde tezahüratlarda bulundular, bu sırada yanımda bulunan ve Eşcinsel olan arkadaşım Eyüp AKÇA araya girmeye çalıştı ancak bu 5 şahıs kendisini de tartaklayarak her ikimizi birden tartaklayarak, itekleyerek ve hakaret ederek salondan ve binadan dışarı attılar, bunun sonrasında şahıslar içeriden bana ve arkadaşım Eyüp AKÇA’ya küfür etmeye devam ettiler, bunun üzerine ben ve arkadaşım da şahıslar hakkında suç duyursunda bulunmak üzere Polis Merkezinize geldik. Salon içerisinde herhangi bir güvenlik kamerası görmedim, başka kayıt yapan bir kamera da görmedim. Bana Hakaret eden Lambda ve Listag isimli Dernek yöneticisi isimlerini bilmediğim şahıslardan şikayetçiyim, Kendilerini görsem tanırım. Uzlaşmak istemiyorum.”

    İlgili konu hakkında Ertuğrul Tulpar Youtube’da  bir video da paylaştı.

    İşte O Video:

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 16:06 on 10 March 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Kitap, Tuna Kiremitçi   

    Tuna Kiremitçi’nin beklenen romanı çıktı 

    Türk edebiyatının popüler yazarlarından Tuna Kiremitçi’nin, yeni romanı “Uçan Halıların Ayrodinamik Sorunları” adıyla raflarda yerini aldı.

    Hem edebiyat dünyamız hem de dünya edebiyatı adına tehlikelerle dolu bir roman!

    Dünyayı fethedecek bir kitap yazmak uğruna “Aşk Romanlarının Unutulmaz Yazarı” ile maceraya hazır mısınız?

    Batılıların hoşlanacağı bir roman konusu bulmaya?

    Anadolu’yu Orhan Pamuk ve Elif Şafak’ın izinde uçan halılarla geçmeye?

    Natalie Portman’dan gelen gizemli mesajları çözmeye?

    Tuna Kiremitçi’den çılgın bir oryantalizm ve edebiyat komedisi.

    İki ihtiyar gangsterle beraber CIA’den kaçmaya?

    Havada uçuşan bıçakların hedefi olmaya? Bildiğiniz gibi değil!

    “Bu roman, hayat hikâyesine hapsolmuş bir yazarın kaçış planı…

    Ve bize şöyle diyor: Eğer başlangıçta yazma nedenin kendinden kurtulmaksa,
    er geç yazdıklarına esir düşersin. Onlardan kaçmak için de… Yazmaya devam edeceksin!”
    Hakan Günday

    “Peşinen söyleyeyim; bir gün bu romanın filmini yaparsam, Turabi’yi bana oynatırım.”
    Ahmet Mümtaz Taylan

    Yayınevi: April
    Yazar: Tuna Kiremitçi
    Adı: Uçan Halıların Ayrodinamik Sorunları
    Türü: Roman
    Sayfa: 191
    Fiyat: 17 TL
    İdefix Satış Fiyatı: 12.75 TL

    Tuna Kiremitçi’yi Twitter’dan Takip etmek için: @140darbe

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 23:13 on 28 February 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla  

    Ebeveynler Ve Eşcinsellik 

    Empati,cümleye ilk olarak bu kelimeyle başlamak istedim çünkü iki tarafında yani ailelerin ve çocukların yapması gerek enlerden biride empati.

    Eşcinsel aileleri çocukları kadar olmasada zor ve zahmetli dönemden geçerler çünkü her insan gibi onlarında hayalleri vardır kızı yada oğlu için bunu ister istemez yaparlar.

    Birde babalar için oğulları önemlidir buda bir etken.

    Bana göre evladıyla ilgili ebeveynler çocuğunun farklı olduğunu anlayacaktır ama ebeveynler eşçinsellik hakkında bilgisi yoksa bu zorlaşır.

    Ebeveynlerin yapacağı her hareket önemlidir çünkü ne yaparsa yapsın dönüşünün ne olacağını bilmez.

    Ben babama ilk söylediğimde çok rahatta ve güvende hissetmiştim.

    O benim baştan beri farklı olduğumu hissetmiş ve beni anlamak için bu konu hakkında bilgi edinmiş.

    Aslında demek istediğim şey bu çünkü bir anne yada baba çocuğu için her şeyi yapar ve yapmalıda.

    Benim çok etkilendiğim ve çok beğendiğim bir filmi önericem size DUALAR BAOBBY İÇİN Bu filmde genç yaştaki bir eşcinselin ailesiyle olan durumu ve yaşadığı zorluklarından bahsediyor.

    Filmden şöyle bir alıntı yapayım “Kimse anlamıyor beni bu evde kimse duruma bulunduğum noktadan bakmıyor” ne kadar önemli ve doğru bir tespit.Bu filmi kesinlikle izleyin.

    Tekrar görüşmek üzere.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 23:37 on 26 February 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla  

    İlk Yazıda Bir Görüş Farklılığı 

    Merhaba; Benim adım Ahmet. lgbti.family.blog sitesinin yeni yazarıyım.
    Daha 18 yaşındayım ama duyarlı bir eşcinselim.Bu yazımda her şeyi bilimsel ve dini yoluyla açıklayacağım.Bende bir eşcinselim daha önce dediğim gibi ve bundan utanmıyorum hiç kimse utanmaz ama toplum baskısı ve cehaleti kimimizi gizliliğe kimimizi sex işçiliğine sürüklüyor.Yazık demekten başka bir şey yok çünkü insan 7 sinde neyse 70 inde öyledir yani insan yetiştirilişten yada çevreden böyle gördüğüyse bunu gerçekleştirecektir.Şimdi gelelim işin bilimsel yoluna yıllarca her ağızdan bir ses çıktı bende o kervana katılmak isterim.Eşcinsellik ikiye ayrılır bana göre sapıklar ve gerçek eşcinseller.İlk olarak sapıklardan başlayayım bunlar genellikle 30 ila 40 yaş arası olurlar ve iyileştirilebilinir 16,18 yaşlarında da vardır elbette Bunlarda çocuk istismarı yoluyla neyse bu grup hayatında her türlü yaşanı çak cinselliği yaşamıştır ve bu cinsel arzusunu yatıştıramadığı için bu yolu dener farkındaysanız yaşadığınız ilişkilerde çoğunlukla yatak düşünür bu yaştakiler attık gerisini siz getirin.İkinci grup yani gerçek eşcinseller (bu gerçekten hem cinsinden haşlanan gruptur).Bunlar doğarken böyle doğup ve böyle yaşayan gruptur ve en büyük eziyeti yaşayan grup,bazıları aşkı arar,bazıları kendi isteğiyle açık ilişki yaşar,bazıları kendi isteği üzerine evlenir,bazıları zorla evlendirilir,bazıları vurulur töre adına kısacası en büyük acıyı,ızdırabı,göz yaşını döken bu gruptur.
    Bide eşcinsellik konusuna dini yönden bakalım.Din eşcinselliği şöyle anlatır;
    Evet hormonsal olarak bozukluğu olan ve kendini kadın hissedenler vardır ama bu insanlar başkalarıyla ilişki (cinsellik) yaşayamazlar.Çünkü nasıl zina günahsa buda aynı şekilde günahtır yani aynı ölçüdedirler.Yine derki kim lut kavmi gibi hayatını sürerse o kabileden sayılır ve cehennemde onlarla beraberdir ama bu kişi müslümansa cezasını çekip cennete girecektir .Transseksüeller için ise nasıl estetik yaptırmak günah ve Allaha şirk koşmaksa transseksüeller içinde aynıdır hiçbir fark yoktur aynı derecededirler.Ben bu bilgileri sizinle paylaşırım ama uymak yada akılda tutmak size kalmıştır.Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Bide size önerim bilgi edinmek isterseniz Harvey Milk filmini izleyin.

    Ahmet Öztürk

    [accordion][acc title=”Harvey Milk Kimdir?”]Harvey Bernard Milk, (d. 22 Mayıs 1930, Long Island, New York – ö. 27 Kasım 1978, San Francisco), ABD’li politikacı ve LGBTi aktivisti. Kaliforniya eyaletinde cinsel yönelimini açıklayarak belediye meclisine seçilen ilk eşcinsel politikacı olmuştur. Eşcinselliğini uzun yıllar boyunca açıklama ihtiyacı hissetmeyen ve kırk yaşına gelene kadar bu konudaki sivil hareketlere katılmayı tercih etmeyen Milk, kararını 1960’ların karşı kültür hareketinde yer aldıktan sonra değiştirdi.
    Harvey Milk, 27 Kasım 1978 tarihinde Belediye Başkanı George Moscone birlikte belediye binasında Dan White tarafından öldürülmüştür. 1984 yılında Harvey Milk’in ölümünden 6 yıl sonra adına yapılan belgesel Akademi Ödülü kazanmıştır. Hayatı 1991 yılında müzikal olarak operaya aktarıldı.[/acc][/accordion]

    [accordion][acc title=”Harvey Milk Filmi Hakkında Bilgi”]
    Milk Gus Van Sant’ın yönettiği 2008 yapımı bir Amerikan filmidir. Filmin konusu Amerikalı bir eşcinsel olan Harvey Milk’in etrafında gelişir. Sean Penn akıllara durgunluk veren oyunculuğuyla sinemaseverleri adeta cezbetmiştir. Genelde aksiyon/macera filmlerinde karşımıza çıkan Sean Penn bir eşcinseli canlandırarak her rolün üstesinden gelebileceğini göstermiştir.

    Milk birçok festivalden adaylık ve ödülle döndü. Filmin başrol oyuncusu Sean Penn’in bir Golden Globe adaylığı, bir Screen Actors Guild ödülü adaylığı artı 2 tane de diğer festivallerden adaylığı vardır.BAFTA ödülllerinde En İyi Film dahil 4 dalda aday gösterilmiştir. Milk, asıl süksesini Akademi Ödüllerinde yapmıştır. Akademi Ödülleri’nde En İyi Film dahil 8 dalda aday gösterilmiştir. Ama bunlardan sadece En İyi Orijinal Senaryo için Dustin Lance ve En İyi Erkek Oyuncu için ünlü aktör Sean Penn layık görülmüştür.

    Filmde ayrıca Spiderman serisinden de tanıdığımız James Franco ve Oscar ödüllü İhtiyarlara Yer Yok filminden tanıdığımız Josh Brolin’de yardımcı rollerde görev yapmışlardır.

    Oyuncular

    • Sean Penn …. Harvey Milk
    • Emile Hirsch …. Cleve Jones
    • Josh Brolin …. Dan White
    • Diego Luna …. Jack Lira
    • James Franco …. Scott Smith
    • Alison Pill …. Anne Kronenberg
    • Victor Garber …. Mayor George Moscone
    • Denis O’Hare …. Devlet Senatörü John Briggs
    • Joseph Cross …. Dick Pabich
    • Stephen Spinella …. Rick Stokes
    • Lucas Grabeel …. Danny Nicoletta
    • Jeff Koons …. Art Agnos
    • Ashlee Temple …. Dianne Feinstein
    • Wendy Tremont King …. Carol Ruth Silver
    • Kelvin Han Yee …. Gordon Lau

    Film müziği

    • 1. Queen Bitch
    • 2. Everyday People
    • 3. Rock The Boat
    • 4. You Make Me Feel (Mighty Real)
    • 5. Hello, Hello
    • 6. Prelude No.7 in E flat
    • 7. Harvey’s Theme 1
    • 8. Main Titles
    • 9. Harvey’s Will
    • 10. Castro, The
    • 11. Kiss, The
    • 12. Politics Is Theater
    • 13. New Hope
    • 14. Harvey Wins
    • 15. Proposition 6
    • 16. Repealed Rights
    • 17. Gay Rights Now!
    • 18. Dog Poo
    • 19. Vote Passes
    • 20. Briggs Pushing
    • 21. Debates, The
    • 22. Weepy Donuts
    • 23. Harvey’s Last Day
    • 24. Give ‘Em Hope
    • 25. Postscript
    • 26. Harvey’s Theme 2
    • 27. Anitas theme
    • 28. Main titles sax solo

    [/acc][/accordion]

     
    • Shumie adlı kullanıcının avatarı

      Shumie 15:43 on 14 Eylül 2016 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      Hiç kimse utanmaz mı? Ben de eşcinselim. 16 yaşımdayım. Ben niye utanıyor olabilirim acaba? Bu tür kesin ifadeler kullanarak insanları incitiyorsunuz. Gizlilik veya toplum baskısı ile ilişkilendirilebilinir. Yinede bu tür bir kimlik yaratmanız hoş değil.

      Beğen

  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 01:07 on 25 February 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: ,   

    Eşcinsel Olan Ünlüler 

    Eşcinsel Olan Ünlüleri Sizler İçin Sıraladık;

    Lan McKellen
    Yüzüklerin Efendisi’nin Gandalf’ı, X-Men’nin Magneto’su Sir McKellen, eşcinsel kimliğini 1988 yılında açıklamıştı.

    Wentworth Miller
    Prison Break’in Michael Scofield’ı 2006’da eşcinsel olduğunu açıkladı.

    Ellen DeGeneres – Portia de Rossi
    İki ünlü isim 17 Ağustos 2008 tarihinde Beverly Hills’de evlendi.

    Tim Cook
    Apple’ın CEO’su eşcinsel olduğunu henüz açıkladı.

    Ricky Martin
    2010 yılında eşcinsel olduğunu açıklayan Ricky Martin, eşcinselliğini keşfetmeden önce homofobik olduğunu söylemişti.

    Elton John
    Pop/rock müziğin lider ismi David Furnish ile evli.

    Queen Latifah
    Eboni Nichols ile nişanlı.

    Jodie Foster
    2014’te Alexandra Hedison’la evlendi.

    Cynthia Nixon
    Sex and the City’nin yıldızlarından Nixon, 2012 yılında eşcinsel olduğunu açıkladı.

    ünlü eşcinseller
    David Burtka ile evlendi.

    Andy Cohen
    ABD’li ünlü sunucu 2012’de gay olduğunu açıkladı.

    Ellen Page
    Ünlü oyuncu 14 Şubat 2014 tarihinde Las Vegas’ta gerçekleştirilen bir LGBT gençlik konferansında “Saklanmaktan yoruldum” diyerek eşcinsel olduğunu kamuoyuna açıkladı.

    Sean Hayes
    ABD’li komedyen, oyuncu ve seslendirme sanatçısı, eşcinsel olduğu zaten bilinse de 2013’te kendisi resmen açıkladı.

    Marc Jacobs
    Kendi adını taşıyan ünlü markanın baş tasarımcısı Jacobs, 2010 yılında Time dergisinin dünyanın en etkili 100 ismini listelesinde yer aldı.

    George Michael
    Müzik dünyasının eşcinselliğini ilk açıklayan sanatçılarından biri. Elton John ile bir dönem birliktelik de yaşadılar.

    Zachary Quinto
    Star Trek XI (Uzay Yolu 11) filmindeki genç Spock rolü ile tanınan Quinto, eşcinsel olduğunu 2011’de açıkladı.

    Victor Garber
    Hollywood yıldızı, eşcinsel olduğunu 2013 yılında itiraf etti.

    Frank Ocean
    4 Temmuz 2012 tarihinde tumblr sayfasından açık mektup yayınlayan Ocean, ilk kez cinsel tercihini dile getirdi.

    Jim Parsons
    The Big Bang Theory’nin Sheldon’ı, eşcinsel kimliğini 2012 yılında açıkladığında, erkek arkadaşı ile 10 yıldır birlikteydi.

    Robbie Rogers
    ABD’li futbolcu Rogers, 2013’te eşcinsel olduğunu açıkladıktan sonra mesleğini bıraktı.

    Jason Collin
    NBA’de eşcinsel olduğunu resmi olarak açıklayan ilk basketçi oldu.

    Cara Delevingne
    Ünlü model, eşcinsel olduğunu resmen açıklamadı ama ünlü biseksüel oyuncu Michelle Rodriguez ile yaşadığı aşk ve basına yansıyan fotoğraflarını asla inkar da etmedi.

    Freddie Mercury
    Müziğin ‘Kraliçe’si, Queen’in solisti Mercury, 91’de vefat ettiğinde eşcinsel kimliği ile bilinen ilk müzisyenlerdendi.

    Cemil İpekçi
    Türkiye’de eşcinselliği konusunda en cesur ve açık davranan kişi Cemil İpekçi.

    Suze Orman
    Dünyanın en ünlü mali danışmanı Orman, 2007’de eşcinsel olduğunu açıkladı.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 20:04 on 22 February 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , Homoseksüeller,   

    Eşcinsellik Nedir? 

    Herkeze merhaba.Öncelikle kendimi tanıtmak isterim.Adım Cihangir.20 yaşındayım ve lgbti.family.blog web sitesinin yeni editörüyüm.
    İlk başta şunu belirtmeliyim ki;Eşcinsellik kötü bir terim değildir.
    Eşcinsel bireyler;sokakta,evde,okulda,işte kısacası her yerde.
    Gelelim asıl konumuza.”Eşcinsellik Nedir? , Doğuştan mı Yoksa Ergenlikte Oluşan Bir Durum mudur?” başlığı altında yazacağım bu gerçekler,tamamen gözlemlerim ve şahsım adına yazılmış olacaktır.
    Eşcinsellik,kimisi tek yönlü (erkekten erkeğe veya bayandan bayana),kimisi biseksüel (iki cinse) sevgi durumudur.
    Bana sorarsanız erkekten erkeğe eşcinsellik doğuştandır.
    Doğuştan olmasının sebebide hormonsaldır.Hangi cahiliyet bunu bile bile bu insanları dışlar ki? Kesinlikle haksızlık.
    Kendimde dahil olmak üzere bütün LGBTİ bireyleri ile tek vatan,millet ve toplum olalım.
    Yazacağım şeyler bu kadar.
    Bir sonraki konumda ünlüler ile ilgili konu paylaşımı yapacağım.
    İyi günler…

     
    • fatih adlı kullanıcının avatarı

      fatih 00:48 on 23 Mayıs 2017 Kalıcı Bağlantı | Cevapla

      eşcinsellik tabiki doğuştandır…nasıl doğuştan kör olunuyor nasıl birömür deyiştirilemiyen bazı hastalıklar gibi ki eşcinsellik hastalık deyildir yani örneğin anne karnında meydana gelen küçük bir mutasyondur…kişi o kadar mutahasıp bir ailenin çocuğu olduysada doğuştan gelen bu hormonal sistemi deyiştirmiyerek kendini hissettiği gibi yaşamaya zorlamasıdırr..hiç bir öğüt ve modern tıp bu kişiliği deyiştiremez..hatta bu gibi mutasyonlar hayvanlarda bile sıkça görülmüştür.ki hayvanlar ahlak ve terbiyeden medeniyetten hiçte haberi yoktur..Bazı sitelerde bu konuyu çok şiddetli bir şekilde eleştirmişler işi yine çözemedikleri din bilgileriyle yorumlamıya çalışmışlar hatta çok günah olduğunu ve daha eşcinsellerin cennete bile giremiyeceğini yazmışlar.korkunç bir cehaletlikdir ki hiç bişey araştırmadan ezbere yazılmış bilinçsizce yazılmış şeylerr ..guya sapıklıkmiş bende diyorumki birşeyi araştırmadan konuya mutabık olmak enbüyük cehalet sapıklığıdır …

      Beğen

  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 15:32 on 21 February 2015 Kalıcı Bağlantı  

    Adalet ve Af… 

    Aslında bu konuda yazmak için epey düşündüm. Ama bu konuda en iyi yorum yapacak kişilerden biri olduğum için bu konuya yer vermek istedim. Konuşulmayan konuşulsa da pek hoş karşılanmayan bir konu ne yazık ki…

    Özgecan, Eylül Cansın… ve nicelerinin öldürüldüğü bu ülkede ilk önce adalet varlığını aramak gerekiyor zannedersem.

    Hukuk bitti,

    Adalet tatilde,

    Yargı ise sadece gücün elinde!..

    Ya bağımsız yargı?

    O ne demek?

    İşte bunların hepsini bir bütün olarak değerlendirdiğimizde Türkiye’de ne yazık ki adalet’in kişiye göre işlediğini anlayacağız.

    Bursa da 67 yerinden hunharca öldürülen Trans birey rahmetli İrem için hiç kimse ayağa kalkmadı!.. Davanın takipçisi olmasaydı Bursa Gökkuşağı LGBTT Derneği ve trans arkadaşlar çok komik bir ceza alacaktı. Sonunda 28 yıl ceza aldı.

    Ya Eylül Cansın’ ın intiharı ne olacak dersiniz? Çok basit bir cevabı var aslında hiç kimse ceza dahi almayacak. Ataerkil düzenin içinden çıkan ERKİL’leşmiş ve çeteleşmiş TRANS bireyler aslında katilidir Eylül Cansın’ ın dır.

    İçi NEFRET ve ŞİDDET dolu bu bireyleri bu toplum yetiştiriyor aslında. Devletin başındakiler NEFRET dolu öncelikle. Şiddet her yerde. Kimi makam için kimi para için kimi sevdiği kızı almak için kimi de eşine sevgilisine ŞİDDET uyguluyor. Toplum çünkü kadına DİZİNİ kır otur diyor.

    Nice TRANS cinayetleri karşısında bu TOPLUM neden tepki gösteremiyor? Neden eylemler yapamıyor? Bu tepkiler halk yürüyüşleri, devleti temsil edenlerin açıklamaları bu ülke de neye göre oluyor. Bunda ki yaklaşımı hangi duygu belirliyor?

    ŞİDDET kadar şiddeti doğuran nedenlerde önemlidir. Ama her şeyden önce bu toplumun topluca ÖFKE kontrolü eğitimi alması gerekiyor.

    Dün cezaevinde trans bir arkadaşım ölüm seviyesinde tahliye edildi ve öldü. Karaciğer nakli olmuştu, iyileşmeden cezaevine alındığı için orda verem oluyor ve öleceğini anlayınca tahliye ediyorlar.

    Peki suçu neydi?

    Fuhuş İçin Yer Temin Etmek için Çıkar Amaçlı ÖRGÜT kurmak suçundan 9 yıl ceza almıştı. Aynı dosya da bende 35 yıl yaklaşık ceza aldım. Bu ADALET ve HUKUK devleti benim için 4.770 yıl ceza istedi. BU Türkiye REKORU ’dur. Dosya da bir kişi beyin kanamasından, bir kişi intihar ederek, bir kişi de intihar sonrası sakat kalmıştır. Siyasi bir komploydu aslında bu. Kader arkadaşlarına zorla ifadeler imzalatan bu polisler hiç sorgulanmadı. Bu kişilerin hiç birinin mal varlığının bile olmaması hiç düşünülmedi. Çıkar amaçlı örgüt kurduğuna karar verilen bu kişilerin hayatlarını fuhuş yaparak geçindirmesi de bir TEZAT. Daha da ilginci bu dosyayı hazırlayan Ahlak Büro Amirinin çıkar amaçlı örgüt kurmak iddiasıyla tutuklanması ve üstelik aynı mahkeme de yargılanmamızda kaderin cilvesi herhalde. Birde üstüne HELALLİK istemesi. Sizce ölenler ‘’Helal’’ etmiş midir hakkını!..

    Biliyorsunuz ülkemizde 17 Aralık operasyonu tam bir hukuk skandalıdır.

    Reza Zarraf ve bakanların devlet kanalıyla Aklanması sizce ADALET midir!.. Neden yargılanmadılar bu ülke HUKUK devleti ise!

    Ya Deniz Feneri’nde yapılanlar, ya YİMPAŞ, Fadıl Akkündüz ‘ü… kimler yargı dan kaçırdı? Bu devleti yönetenler bu hukuk skandallarının sahibi.

    Neden tüm suçlular EŞİT şekilde ‘’ADALET’’ önüne çıkarılmıyor?

    O halde bu ADALET’ midir?

    Bu ülke de VERGİ AFFI,

    SİCİL AFFI,

    SSK AFFI…

    Gibi yığınla AF çıkıyor. O halde Özel Yetkili Mahkemelerde ve diğer mahkemelerde mağdur edilen, adil yargılanmayanlar içinde AF çıkarılmalıdır. Bu toplumsal ADALET’in oluşması için gereklidir.

    Ben ‘’Yeniden Yargılanmak’’ istiyorum AF istemiyorum. Ama ‘’ADİL YARGILANMAK’’ istiyorum. Dosyalar okunmadan ‘’FEZLEKE’’ re göre bu ülkede ‘’ADALET’’ dağıtılamaz. Bir kişiyi tutuklayıp onun kendini savunma hakkını gasp edemez bir devlet.

    Daha da önemlisi bir kişiye ‘’FUHUŞA ARACILIK’’ iddiası ile üstelik ‘’FUHUŞ’’ yasalara göre ‘’SUÇ’’ değilken 4.770 yılla yargılayıp CANAVARCA HİSLE insanları PARAMPARÇA edenleri 25-30 yıl verip toplumun arasına salıyorsa bu devlet ADALET yoktur!..

    Adaletin yeniden tesis edilmesi gerekir.

    İlköğretimden hatta anaokulundan itibaren çocuklarımıza CİNSEL EĞİTİM verilmeli. Aynı zamanda bu konuda TOPLUM’ u eğitici yayınlar yapılmalıdır.

    ‘’ ERKEK YAPAR KADIN DİZİNİ KIRAR OTURUR’’ derse bu toplumun fertleri daha ÇOKKKKKKK cinayetler, tecavüzler olur bu ülkede.

    Tıpkı DİN işi DEVLET’in yöneticilerinden nasıl BAĞIMSIZ olması gerekiyorsa ADALET’te bağımsız olmalıdır.

    Bu nedenle sadece adalet;

    ERGENEKON,

    BALYOZ,

    REZA ZARRAF ve BAKANLAR,

    KCK….

    İçin olmamalı toplumsal eşitlik, adalet AF çıkarılarak sağlanmalıdır…

    ÖYKÜ ÖZEN

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 11:59 on 21 February 2015 Kalıcı Bağlantı
    Tags: Erzurum, , ,   

    Erzurum’da eşcinsellik 

    Bir arkadaşımdan, “Erzurum’da eşcinsel kafe açılmış” haberini aldıktan sonra şaşkınlıkla karışık bir sürü soru sormaya başladım.
    Başka bir şehirde olsa böyle şaşırmaz, üzerinde durmazdım bile. Ama burası muhafakarlığıyla bilinen sağ görüşlü bir şehir.
    Ülkenin diğer yerlerinden gelen heteroseksüel öğrencilerin birçoğu bile buraya uyum sağlamakta zorlanırken eşcinsellerin varoluşlarını kabulendirmeleri, bunu göstermeleri bile sıkıntı yaratabilecek bir durum.
    Hal böyleyken “kendileri” için kafe açmaları hem şaşılacak hem de cesur sayılacak bir hareket. Araştıdıkça bu kafenin aslında göz önünde olan bir semtte ama iyi gizlenmiş bir yerde olduğunu öğreniyorum.
    Buranın homofobik heteroseksüeller tarafından duyulması, bilinmesi fikri biraz ürkütüyor onları. Konuyu deştikçe burada bir eşcinsel parti bile verdiklerini duyuyorum.
    Partiyi düzenleyen eşcinsel Nazlı ile böyle tanışıyoruz. Röpörtaj teklifimi bir “güven buluşması”ndan sonra kabul ediyor.
    Yüzünün ve adının gizli kalması konusunda çok hassas.

    “Eşcinselliğimden utanmıyorum, çekinmiyorum. Bunu Erzurum’da kaldığım süre boyunca hiç gizlemedim. Her türlü dışlanmaya, horg görülmeye, hakarete ve şiddete rağmen kendimi saklama ihtiyacı duymadım.
    Burası eşcinseller için zor bir şehir. Erzurum’da eşcinsel olup bunu gizlememek rüzgara rüzgara karşı yürümek gibi bir şey.
    Ama diğerleri gibi bir maske takıp erkekmiş gibi davranmadım. Çünkü hissetiğin bisindir,bunu değiştiremezsin. Ben eşcinsel bir crossdresser olarak para kazanıyorum.Yüzümün,adımın,adresimin gizli kalması benim için bu yüzden önemli.
    Korku değil bu, sadece tedbir!” diyor bana ve ben de bunu kabul edip, hikayesini dinlemeye başlıyorum.
    Nazlı, eşcinsel bir crossdresser. Fotoğraflarda gördüğüm siyah peruklu, topuklu ayakkabı giymiş, üzerinde seksi kıyafetleriyle poz veren bu crossdresseri erkek.. Haliyle, “Acaba,”tanıyabilecek miyim?” diye düşünüyorum buluşmaya giderken. Her geç kaldığı dakikada merakım daha da artıyor. 1 saatlik meraklı bekleyişimin ardından “merhaba” diye narin ellerini uzatıyor bana.
    Tanımaktan çok da güçlük çok da farklı değil. Hal ve tavır olarak tam benimkinden daha kadınsı. Konuşma sırasında kısacık saçlarını zarif el hareketleriyle düzeltiyor sürekli.
    Her seferinde korkusuz olduğundan bahsediyor. Bu durumunun çok da anormal olmadığını, büyütecek bir şeyin olmadığını söylüyor.
    Muhafazakar bir şehirde olmasına rağmen oldukça cesur. Bana yaşadığı ilişkilerden bahsediyor. Hayatının adamından, sonunun nasıl hüsranla bittiğinden, erkeklere artık güvenemediğinden…Uzun sayılabilecek bir erkek dedikodusundan sonra röpörtaja geçiyoruz

    Crossdressliği anlatır mısın, bilmeyenler için?

    “Crossdress” kadın kıyafetleri, iç çamaşırları, ayakkabıları giymekten hoşlanan erkekler için kullanılan bir tabir. Bu aslında kadınlar için de geçerli.
    Erkek gibi giyinen, erkek gibi davranan ve bundan mutluluk duyan kadınlar için de kullanılır ama erkek örnekleri çok fazla olduğu için kadın kiyafeti giyen erkeklerle biraz özdeşleşmiş durum şu anda.

    Ne Zaman kadın kıyafetleri giymeye başladın?
    13-14 yaşlarımda başladım diye hatırlıyorum. Ablamın kıyafetlerini gizli gizli giyerdim.

    Sen bir eşcinsel cd’sin. Kadın dürtüsünü ilk ne zaman hissetin peki?

    Bu zaten doğuştan gelen bir his. Sen nasıl bir kadın doğdun, kendini doğuştan böyle hissediyorsun, ben de kendimi hep kadın hissetim.
    Ama 11 yaşımda tamam dedim. Ben bir eşcinselim. Bunu zaten hep hissediyordum ama ilk o zaman bunu kendime itiraf etmiş ve bullanmıştım.

    Ailenin tepkisi nasıl oldu peki?

    İlk önce şok oldular. Çünkü ben o zamanlar gizleyebiliyordum bunu. Daha sonra benim için sancılı dönemler başladı. Ailem kabullenemedi.Değişeceksin, “normale” döneceksin diye baskılar arttı.
    Psikologa gönderildim. Bu bir hastalık, tedavi olmalısın dediler. Bunun değişmeyeceğinden adım gibi emindim ama karşı çıkmadım, gittim. Doktorla epey kunuştum.
    Seansları kaçırmadım. Doktor da aileme bu durumun hastalık olmadığını, doğuştan geln bir kadın olma hissi olduğunu ve bunun değiştirilmeyeceğini söyledi.

    Sonra?

    Sonrasında son çare olarak beni evlendirmeye karar verdiler. Belki o zaman “düzelirim” diye ama anlamadıkları şey ben zaten normaldim. Bu olabilecek bir şey.
    Sadece farklı bir bedende doğdum, hepsi bu. Ben gene değişmeyeceğimden adım gibi emin olmama rağmen onların dediğini yaptım, evlendim. Yaklaşık 1 yıl sürdü.
    Eşimle bir evin içinde iki yakın kız arkadaş gibiydik. Ona eşcinsel olduğumu söyledim. Terk etmedi beni çünkü kendince sebepleri vardı, kaldı benimle. Bunu kabulendi ve
    iki arkadaş gibi yaşadık, o bir yıl içerisinde. Sonrasında zaten bitirme kararı aldık. Ne zamana kadar sürecekti ki bu durum zaten.

    Ailenin baskıları devam etti mi peki?

    Doktora gittim, evlendim. Durum değişmedi. Onlar da anladılar artık değişmeyeceğimi. Ben buyum, böyleyim. Bu halimle mutluyum. Sonra kabullendiler beni.
    Baskıları da tüm bunlardan sonra son buldu.

    Tamamıyla kadın gibi hisedip, erkek bedeninde yaşamak zor değil mi senin için? Cinsiyet değiştirmeyi düşündün mü?

    Bu tabii ki zor. Ben bir kadın gibi hisediyorsam öyle de görünmeliyim. Etek giymeli, saçımı uzatmalı, makyaj yapmalı ve topuklu ayakkabı giymeliyim.
    Seviyorum böyle olmayı. Ama yanlış bir bedende doğdum. Bir karışıklık oldu sanırım (gülüyor). Ve tabii ki ileride cinsiyet değiştirmeyi düşünüyorum. Zaten hormon tedavisi görüyorum şuan.
    Okulumun bitmesini bekliyorum,cinsiyet değiştirmek için.

    Crossdreser olmaya nasıl karar verdin?

    Tüm bunlardan sonra İstanbul’a gittim. 19 yaşındaydım. Orada benim gibi arkadaşlarım oldu, crossdreserdi çoğu… Ben de o zaman karar verdim. ve cd oldum.
    3 senedir devam ediyorum. Ama ailemin haberi yok tabi bundan.

    Memnun musun peki?

    İş başvurularında bulunuyorum sürekli ama eşcinsel olduğum için kimse beni işe almak istemiyor.
    Crossdresserliğa devam ediyorum bu nedenle. Hem memnunum bu durumdan, hem hissetiğim gibi kadın oluyorum, hem de para kazanıyorum. Gayet hoş bir durum bence şikayetçi değilim

    Sonrasında Erzurum’a geldin. Muhafazakarlığıyla bilinen bir şehir… Bu seni tedirgin etmedi mi?

    Etmez olur mu? Etti tabi. Ne yaparım orada, nasıl yaşarım diye birçok kez düşündüm. Hem eşcinselim hem de crossdreser… Çalışabilir miyim diye birçok kez düşündüm. Bu düşüncelerle de geldim sonuçta buraya.

    Nasıl problemlerle karşılaştın?

    Öncelikle insanların garip bakışlarına maruz kaldım. Çok fazla sözlü tacize uğradım. ve hala da uğruyorum. Fiziksel şiddete de uğradım. Arkadaşımla yürüyüşe çıktığımız bir akşam saldırıya uğradık, sırf eşcinseliz diye.
    Karakolluk olduk. Şikayetçi oldum ama sonra başım ağrımasın diye şikayetimi geri aldım.

    Bırakıp gitmeyi düşünmedin mi?

    Düşündüm. Gitmek istediğim zamanlar çok oldu. Ama burada, okuyorum sonuçta.
    Alışmaya çalıştım. Duymamazlıktan geliyorum artık. Eskisi gibi bu durumu çok problem de etmiyorum. Korkmuyorum artık. Çünkü ben buyum, böyleyim. Kendimi gizlemiyorum da.
    Her şey ortada, ben bir eşcinselim. Bunun nesini saklayacağım. Allah’ın bildiğini kuldan saklamak saçmalık.

    Bana, sataşanlara cazgır yüzümü gösterince geri çekiliyorlar. Hem bu niye bu kadar abartılacak bir hal alıyor anlamıyorum. Bu normal bir şey.
    Bunun problem edilmesi çok saçma. Erzurum’da er ya da geç ben ve benim gibileri kabul edecek, etmek zorunda. Her şey değişiyor, Erzurum’da değişip normalleşmeli kanımca.

    Müşterilerinin içerisinde Erzurumlular var mı?

    Var tabi canım. Ohooo.. Ben ve benim gibilerin ayıplayanlar, asarız keseriz diye ortalıkta “erkeklik” yapanlar akşam bana geliyor.
    İçlerinde gizli eşcinsel olanlar da var, biseksüel (her iki cinse ilgi duyan kimse) olanlar da… Ve hepsi bekar da değil üstelik. Evli ve çocuklu olanlar da geliyor.

    Müşterilerinin bir steretopisi var mı?

    Ya öyle belli bir kesim yok aslında. Öğrenci var, çalışan var, evli-bekar olanlar var. Genç-yaşlı, olgun olanlar da var. Çok değişiyor o ya… Ama yüzde 50 buranın yabancıları yani öğrenci kesimi diğer yüzde 50 ise buralı olanlardan oluşuyor.

    Korkmuyor musun peki? Evine yabancı birini alıyorsun tanımadan, bilmeden…
    Tedirgin olduğum zamanlar oluyor. Çokça hem de… İstanbul veya İzmir olsa hiç korkmam, hiç tereddüt etmem. Paramı almadığım taktirde kıyametleri koparırım. Ama burası biraz farklı… Tepkilerini kestiremediğim için alttan alıyorum hep. Zaten öyle
    herkesi kabul etmiyorum. Çok seçici davranıyorum bu konuda.

    Erzurum’da benim bildiğim bir tek sen değilsin, başka crossdresserlar da var. Bu iş sistemli bir şekilde mi yürüyor yoksa hepiniz bağımsız mısınız birbirinizden?

    Var ama benim onlarla pek bir arkadaşlık ilişkim yok. Sadece cd siteleri var, oraya profilinizi ekliyorsunuz bu kadar. Sistemli bir şekilde yürümüyor buradaki işler ya da en azından kendi adıma konuşacak olursam…
    Kimseye güvenemiyorum. Hele ki bizim işimizde güvenmek çok zor. Ortalık anında karışabiliyor dedikdularla. Ben, uzak durmayı tercih ediyorum. Yalnız yaşamayı seviyorum.

    Erzurum’da eşcinsel parti verdin. Bu bir ilk! Biraz anlatır msın bana partiyi?

    Biz, etkinliği oluşturduğumuzda 400’e yakın kişi geleceğini söyledi. Ama gerçekte 42 kişilik bir parti oldu. Bu sayı, Erzurum için gayet iyi ama katılımın daha çok olmasını beklerdim ben.

    Eşcinsellerle ilgili herhangi bir etkinlik daha yaptınız Erzurum’da?

    Eşcinsel ölümlerini protesto etmek amacıyla yürüyüş düzenlemek istedim. Bir eşcinsel yürüyüşü… Tabii pek destek veren olmadı. Emniyet zaten izin vermedi.
    Bizden hoşlanmadıkları için mi yoksa olay çıkar, bize saldırırlar diye mi bilmiyorum. Ama her iki durumda da hoş olmayan şeyler var.
    Homofobik söylemler ve davranışlar bitsin istiyoruz artık. O yürüyüşün yapılması halinde polisin bizi koruması, güvenliğimiz sağlaması gerekirdi zaten.
    İzin verilmedi, ben de daha sonra vazgeçtim zaten.

    Bu veya buna benzer başka şeyler yapmak istiyor musunuz burada?

    Eşcinseller Derneği açmak istiyorum.
    Bence, böyle bir dernek bu şehir için gerekli. Diğer şehirlerden gelen eşcinsel öğrenciler kendilerini burada sır gibi saklamak zorunda kalıyorlar.
    Oysaki üniversite yılları bir insanın en özgür olduğu yıllardır, öyle olmalı en azından. Ben eşcinseliğimi lise yıllarında gizliyordum ama şuan üniversitedeyim. Muhafazakar bir şehirde de olsam bunu gizlemiyorum.
    İnsanların da, baskı ve korku altında yaşamalarını istemiyorum. Hiç değilse kendilerini güvende hissedebilecek, kendileri gibi olan bir insan topluluğunda bulunsunlar istiyorum. Öğrenciler dışında Erzurum’da da eşcinsel sayısı sandığınızdan daha fazla.

    Aile ve toplum baskısından korkarak evleniyor bir de çocuk yapıyorlar. Eşcinsel dürtülerini hep bastırıyor ya da gizli tutuyorlar.
    Onların da rahat etmesini, kendilerini anlayabilecek insanların olduğu bir yerde, haftada birkaç kez de olsa özgür ve maskesiz yaşamalarını istiyorum. Bu nedenle böyle bir dernek açma fikrim var.

    Son olarak sana hayalini sorsam….

    Benim hayalim… Tek istediğim okul bittikten sonra Hollanda’ya yerleşip orada evlenmek. Bir ara ülkemizde de bu durum konuşuldu ama çok kesim buna karşı çıktı.
    İnsanlar neden başkalarının hayatına bu kadar müadahale etmeyi seviyor, kendilerinde bu hakkı nasıl bulabiliyorlar aklım almıyor.
    Tek bir hayatımız var yaşayacağımız,bıraksınlar da herkes istediği gibi yaşasın. Baskı, yasak ve şiddetle hiçbir şey çözüme kavuşturulamaz.
    Geyler,lezbiyenler,translar,biseksüeller ve heteroseksüeller…Biz hepimiz başka bir renk, başka hayatlarız. Toplum olarak bunu kabullendiğimiz zaman gökkuşağı renkleri yan yana tamamlanmış olacak. Güzel bir gökyüzünün altında beraber yaşayabiliriz.

    FATMA SARIKAYA
    Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü
    Erzurum’da Eşcinsellik: Rüzgara Karşı Yürümek
    Atatürk İletişim Gazetesi, Sayı:78, Sayfa:6, 6 Haziran 2014

    Aydın Doğan vakfı tarafından düzenlenen öğrencilerin, fakültelerinin eğitim amacıyla o yıl yayımladığı uygulama gazete ve dergileri ile diğer medya organlarında yayınlanan çalışmaları ile ilgili röpörtaj dalında ikinci olmuştur.

    Gerekçe: Anadolu’nun ortasında bir kentte sessiz sedasız açılan eşcinsel kafenin kurulma hikâyesi ve oradaki yaşamı aktarıyor.

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 22:41 on 9 February 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla  

    Hayvanlarda Eşcinsel İlişkiler ve Doğal Çeşitlilik 

    Bu kitapta eşcinselliğin doğal kaynağı konusunda doğa sayamayacağımız kadar kanıt sunuyor.

    Bilimadamlarının gördükleri karşısında soluğu kesiliyor. Öğrenciler şaşkınlıkla birbirlerine bakıyorlar. Kimse gördüğünü gerçekten tanımlamak istemiyor. Dişi bir maymun bacaklarını diğer bir dişinin beline dolayıp klitoristini diğerininkine sürterken zevk çığlıklar atıyor. Araştırmacı açıklamaya başlıyor: Bu bir tür tanışma ya da barış/uzlaşma davranışıdır. Belki de besin değiş tokuş hareketi; ama bu kesinlikle seks değil. Kesinlikle lezbiyen bir seks değil
    Altı iriboynuzlu yaban koyunu erkeği bir araya gelip birbirlerine sürtünüp, burunları ile birbirlerini dürtüyorlar ve birbirlerinin üzerine çıkıyorlar. Biyolog bunu “Agreseksüel bir davranış” olarak açıklıyor: sadece dominantlık sağlama yöntemi.

    Hayvanat bahçesindeki penguenlerden biri diğerine yaklaşıp uysal bir şekilde eğiliyor. Kuşlar neredeyse birbirinin aynısı ve ziyaretçiler hangisinin dişi ya da erkek olduğunu nasıl anlaşıldığını soruyorlar. “Davranışlarından anlayabiliriz” diyor araştırmacı. “Eric, Dora’ya kur yapıyor.” Daha sonra bakıcı Eric’in yumurtladığı haberini veriyor.

    Gerçekler bizden hep saklandı. Dağ gorillerinden, kedi, köpeklere ve kobaylara kadar doğa eşcinsel ve biseksüel hayvanlarla dolu. Diğer cinsiyetle hiç ilişkiye girmeyen ve onların davranışlarını kabul eden travesti ya da biseksüel hayat süren hayvanlar var.

    Bruce Bagemihl 10 yılını hayvanlardaki alternatif seksüalite üzerine bilgi toplayarak biyolojik bir rapor tutmaya harcadı. 786 sayfalık “Biyolojik Coşku: Hayvanlarda Eşcinsellik ve Doğal Çeşitlilik” (Biological Exubarence: Animal Homosexuality and Natural Diversity) adlı kitabının ilk bölümünde hayvanlardaki eşcinselliği ve biyologların bunun açıklamasında kullandıkları kaçamak yöntemlerden bahsediyor. İkinci bölümde orangutanlardan, balinalara, meyve yarasalarından sarıasmalara kadar yaklaşık 200 memeli ve kuşta sıra dışı seksüaliteyi tartışıyor.

    Bagemihl’in sakin tavrı, bilimsel söyleme çok uygun. Eşcinsel, erkekler arasında sosyal iletişim, çokludişi toplulukları, birleşik seksüalite, izoseksüalite ya da intraseksüalite gibi terimleri kullanmayı tercih eden bazı kimseleri korkutsa da hayvanların niçin gey, lezbiyen ya da ibne değil de eşcinsel ya da biseksüel olarak tanımlanabileceğini açıklıyor. Ancak bu kitap şaşırtıcı derecede yeni fikirlerle de dolu ve sayısız hayvani skandallarla örneklendirilmiş.

    Tek kriter sadece şehvet dolu bir seks değil, Bagemihl seksüel olmayan bağlardan da bahsediyor. Dişi grizzly ayıları bazen birlikte seyahat ettikleri, birbirlerini savundukları, yavrularını beraber büyüttükleri ve sanki daha uzun süre beraber kalabilmek için kış uykusunu erteledikleri beraberlikler kuruyorlar.

    Herşey sadece duygusallıktan ibaret değil tabiki. Bagemihl ayrıca eşcinsel ensest (tilkiler), tecavüz (albatroslar) ve homofobiyi de (beyaz kuyruklu geyikler) örnekleri ile belgeliyor.Favorileri ise sadece homoseksüel ilişkilerde gözlenebilen özel çiftleşme davranışlarına sahip hayvanlar. Erkek devekuşlarının % 2’si dişileri görmezden gelerek sadece erkeklere kur yapıyor. Erkek deve kuşları yine erkek flamingolar gibi gerçekten seks yaparken görülmeseler de yuva yapıp bazen de yetimleri büyütme görevini üstleniyorlar.

    Bazı eşcinsel hayvanlar tek gecelik ilişkiler kurarken bazıları uzun süreli beraberlikleri tercih ediyorlar. Gey ve lezbiyen kazlar beraberliklerini yıllarca sürdürüyorlar. Şişe burunlu yunuslar erkekli dişili çiftler oluşturmasalar da çoğu, diğer erkeklerle ömür boyu süren çiftler oluşturuyorlar. Bazıları sadece erkeklerle ilgileniyor; fakat diğerleri biseksüel ve burun ile genital uyarıma hepsi hevesle katılıyor.

    Erkek siyah kuğular kur yapıp uzun süreli beraberlikler koruyorlar. İki erkek kuğu, çok büyük bir bölgeyi diğer çiftlere karşı savunabiliyor. Bazen diğer çiftlerden çaldıkları yumurtalara da ebeveynlik yapmayı imal etmiyorlar.

    Kitabı okurken pek çok türün gey olduğu bir bir anlaşılıyor gibi; ama tabi ki konu bu kadar basit değil. Tüm bonobolar ve devekuşlarının %1’i eşcinsel aktivitelere katılıyorlar. Kısaca hayvanlar aleminde inanılmaz bir cinsel çeşitlilik söz konusu. Ancak dünya kesinlikle heteroseksüel hayvanlarla dolu ve çoğu hayvanın cinsel yaşamını henüz gözlemleyemediğimizden saptamalarımızda dikkatli olmamız gerekmekte. Pek çok tür henüz hiçbir şekilde seks yaparken görülmedi. Siyah sırtlı flamebackler (?) şimdiye kadar sadece erkek erkeğe çiftleşirken gözlemlenmesine rağmen yavrularını köşedeki marketten almadıkları kesin.

    Bazı hayvanların niçin biseksüel ya da eşcinsel oldukları konusunda Bagemihl öz bir açıklama getiriyor. Açıkça hem doğa hem büyütülme yanı çevre ve biyoloji önemli rol oynuyor. Farklı Japon makak gruplarının kültürel fark olarak yorumladığı farklı düzeylerde eşcinsel davranış sergilediklerini örnek veriyor.

    Bu alternatif cinselliğin yaygınlığını göstermek bir yana Bagemihl, bu önemli bilginin nasıl görmezden gelindiği konusunda ilgi çekici örnekler veriyor. “Zooloji, oldukça tutucu bir alandır ve hayvan eşcinselliği üzerinde yoğunlaşmak kimseyi başarıya götürmez.” Bir araştırmacı koyunlardaki eşcinselliği belgelemesine rağmen yerini tamamen sağlamlaştırıncaya kadar bunu yayınlamamıştır.

    Şaşırtıcı olan sık sık gözlemcilerin ne gördüklerini tanımlamaktan aciz olmaları. Dişi ve erkek birbirine çok benziyorsa çiftleşen iki hayvan gördüklerinde üstekine hemen erkek deyiveriyorlar. Penguen Eric buna iyi bir örnek. Daha sonra ismi Erica ‘ya değiştirildi. Hayvanlar bu tür davranışlar içine sık sık girdiklerinden artık araştırmacılar bunu saklayamıyor.

    Dürüst biyologlardan biri üzerinde çalışmalarını sürdürdüğü yaban koyunları erkeklerinin birbirleri ile düzenli olarak seks yaptığı gerçeği ile uzun süre boğuşmak zorunda kalmış. “Erkeklerin gözlerimin önünde eşcinsel ilişkiler sergilediklerini söylemek kesinlikle beni aşan bir şeydi. Bu inanılmaz hayvanların “ibne” olduğunu kabul etmek, Tanrım, inanılır gibi değil”.

    Bagemihl, araştırmacıların hayvanların eşcinsel olmayacakları konusundaki ustaca açıklamaları ile dalga geçiyor. Bu sadece dominantlık; saldırganlık; yiyecek için takas; sadece kafası karışık karşısındakinin de aynı cinsiyetten olduğunu anlayamadı; gerginliği azaltma yöntemi; sadece oynuyorlar, ve benim en çok hoşuma giden açıklama: tanışıyorlar.

    Dominantlık, yardımcı profesörlerin bulduğu en yaygın bahane. Bagemihl “dominantlık eşcinsel davranışlar için o kadar çok kullanılıyor ki sonunda anlamını yitiriyor” diyor.

    Tutsak hayvanlar, hapisanedeki insanlara benzetiliyor. Doğal olmayan bir ortamdaki mahkumlar gibiler bu nedenle de gerçekten eşcinsel değiller. Bazı tutsak hayvanlar “sevdiğinle olamıyorsan olduğunu sev” davranışını uygularken diğerleri de cinsel hayatlarını sona erdiriyorlar. İş özgür doğaya geldiğinde ise bu açıklamalar kendiliğinden çöküyor.

    Hayvanların bir diğerinin cinsiyetini anlamaktan aciz olduklarından eşcinsel davranışlar sergilemeleri fikri hayvanları aptal yaratıklar mertebesinde gören geri kalmış bakış açısından başka bir şey değil.

    Bazen en iyisi bundan hiç bahsetmemektir. Bir araştırmacı “beyaz kuyruklu geyikler” hakkında 800 sayfalık bir kitap yayınlıyor ve davranışla ilgili bölümden eşcinsel davranışlardan hiç bahsetmiyor.

    Amerikan Deniz Memelileri Komisyonu için hazırlanan hükümet raporunda katil balina erkekleri arasındaki homoseksüel ilişkiler basımdan hemen önce siliniyor.

    Bilim adamları sevdikleri hayvanları temize çıkarmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Gorillerin gey olduğunu öğrendiğimizde onları korumak için daha az mı duyarlı olacağız sizce?

    Bonobolar kısmen istisna. Son zamanlarda bonoboların seks hayatları hakkında oldukça fazla bilgi yayınlandı. Bonobolar yenidir; bonobolar zekidir ve en önemlisi bir bonoboyu seks yapmadan bir dakikadan fazla görüntülemek mümkün değildir. Ancak Sue Savage-Rumbaough’un harika “Kanzi: İnsan Zihninin Eşiğindeki Maymun” gibi bonoboların iletişim kapasiteleri hakkındaki popüler kitaplar, zeki ve yaratıcı primatlar izlenimi bırakıyor.

    Kanzi ve diğerlerinin kullanmayı öğretildikleri lexigramlar sadece seks hakkında değil. Ancak 67. sayfadaki “buraya gel”den “genital organını yaklaştır”a kadar bonobo seksi süresince hayvanların kullandığı el işaretleri diagramı oldukça ilgi çekici. Tutsak bonobolarca kullanılan bu işaretler Sue Savage ve meslekdaşlarınca keşfedilmiş. “Bu, hayvanlara ilgilendikleri konu hakkında konuşmaya izin vermeyip yeni bir dil öğretmek yapılan en büyük klasik hatalardan biri” diyor Savage.

    Alet yapımı konusu ise yine sansüre takılan gerçeklerden biri; özellikle de mastürbasyon yapımında kullanılan aletler. Yunuslar ve kirpiler nesneleri masturbasyon aleti olarak kullanıyorlar. Primatlar ise yine nesneleri bu amaçla modifiye ediyorlar. Dişi orangutanlar bu amaçla doğru boyutta oyuncaklar hazırlarken erkekleri yapraklarda delik açmayı tercih ediyorlar. Dişi makaklar yaprak ve dallardan en az beş seks oyuncağı yapma yöntemi var. Bir maymun elektiriği keşfetse ve bunu vibratörünü çalıştırmada kullansa eminiz bunu da kimse bize duyurmazdı.

    Zooloji tüm bu davranışları sapkın, doğal olmayan ve kötü olarak nitelerken Bagemihl tüm bu davranışların sorgulanmasından kaçınılmasını masaya yatırıyor. Eşcinselliğin bir ortaya koyuş biçimi olduğu biyolojik taşkınlığın teorisini formülize ediyor. Üremenin ve dolayısı ile heteroseksüelliğin her şeyi açıkladığı fikrinin temsil ettiği biyolojik analizi gözden geçiriyor. Biyolojinin artık seksüalitenin açık amaçsızlığını kabul etmek zorunda olduğunun altını çiziyor. Seksüel zevk, kalıtımsal değer taşımaktadır ve daha fazla kanıta ihtiyacı yoktur.

    Bu görüşü kanıtlamak için Bagemihl, bekar ve üreme ile ilgilenmeyen hayvanlar ile seksin nadir ve güç olduğu türleri örnek gösteriyor. Tabiki üreme gerçekleşiyor ve doğal seleksiyonun gerçekleşmesi için üreme de şart. (Hayvanlar sonsuza kadar yaşasalardı üremek zorunda kalmazdılar). Bilmece, üremenin yön verdiği bir işlemin nasıl olup da üremeyen canlılar ortaya çıkardığıdır. Aslında bu bilmece hiç de çözülemez değildir. Aslında çeşitlilik, esneklik ve coşkunluk bunun parçasıdır.

    Karşı cinsiyetten bir penguenle çiftleşen penguenler doğal olarak yavru üreten bireylerdir ve her penguen en az bir heteroseksüel ilişki yaşayan penguenlerden üremişlerdir. Fakat bu o penguenin sürekli heteroseksüel ilişkiler gerçekleştireceği anlamına gelmemektedir. Atalarını üremeye iten zevk unsuru, penguen bunu kullanmak istediği her zaman hazırdır.

    Başarılı yaşam formları çeşitlilikle karakterize olur, kısaca değişen çevre onları yok etmez. Bu çeşitlilik seksüaliteye kadar uzanabilir. Yani biseksüellik ve eşcinsellik doğanın sapması değil cömertliğidir.

    Öyleyse hayvanlar gey ise ne olabilir? İnsanlar seks yaşamlarımıza hayvanlardaki çeşitliliğe bakarak sempati ile mi yaklaşacaklar? Bizi mahkemeye çıkardıklarında eşcinsel iki aslanı şahit gösterebilecek miyiz (Tabiki onlar selamlaşıyor olacaklar) ? Kendi genlerinin devamı için rakip erkek aslanların yavrularını öldürmeyi haklı çıkarmak içinse hayır. Hayvanlar bizim onaylamayacağımız pek çok şey yapmıyorlar mı?

    Bagemihl bu yaygın olarak kabul gören düşünce hakkında şunları söylüyor: Eşcinselliğin doğallığı konusundaki tüm tartışma, hayvan eşcinselliği üzerindeki açık ve net bilgiler ile sabit gerçekler konusundaki referansların yokluğuna dayalıdır.

    Artık bahane kalmadı. Bilimsel olarak belgelendirilmiş ve dikkatle resimlendirilmiş 750 sayfalık bu kitap, eşcinselliğin doğal olmadığını söyleyen insanların yüzüne vuracak sayısız bilgi içeriyor.

    Susan McCARTY – Çev: İlker ÜNLÜ / İstanbul – Düzenleme: Sercan

    egenurtr

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 01:40 on 3 February 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags:   

    Ayı Sözlük Moderatörü ile Ayı Sözlüğü konuştuk 

    Ayı Sözlük Moderatörlerinden Futurelavirs ile Ayı sözlüğü konuştuk ve Ayı sözlük hakkında bilgiler aldık.

    1-Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Sözlükte kaç yıldır yazıyorsunuz? Sözlükteki nick ve konumunuz nedir?

    Merhaba, 2 yıldır ayı sözlükte yazıyorum. Sözlükteki nickim futurelavirs. twitter, tumblr vs gibi sayfalarda da aynı nicki kullandığımdan sözlüğe bu isimle kayıt olmayı uygun gördüm. Moderatör olarak konumlandırılmış olsam da müdahale etmek ya da yazarların heveslerini kırmak yerine; yazmayı özendirici olmaya çalışıyorum. Yeni yazmaya başlayan her insan gibi, dahası yeni gelen her üyenin başına geldiği gibi ben de ilk yazmaya başladığımda bu anlamda başka yazarlarca yazmayı engelleyen ruh hallerine az çok sokuldum. Bunu yaşamış biri olarak “entry girme” olarak yazma olayına bakan biriyim, moderatör olarak sorunları aşma kısmını kırıcı olmadan hep sona saklamak kesinlikle daha faydalı.

    2-Ayı Sözlük fikri nasıl ortaya çıktı? Kuruluş amacı nedir?

    Fikir tamamen dark bear’a ait. Başka sözlüklerde sırf lgbt konularında yazılar yazdığınızda ötekileştiriliyorsunuz. bende bizzat yaşadım, biliyorum. Ayı sözlük bu anlamda, eşcinsel kimliğe herhangi bir perde çekmeden ve kimin ne düşüneceği sorunsalı ile ilgilenmeden rahatça yazı yazılabilen özgür bir alan. Bu anlamda kuruluş amacının her harhangi bir cinsel yönelim ayrımı yapmaksızın her bireye özgürce yazı yazabileceği bir ortam sunmak. Homofobi, transfobi ve nefret suçlarına karşı duyarlılık ve farkındalık yaratmak için kurulan bir sözlük. Fazlasıyla iyi niyetlilik esas alınmış. Ayı sözlükte heteroseksüel bireyler yer yer sınırları zorlayan dozda hatta homofobiye giren formda entry ler girerken bizlerden hoşgörü bekliyorlar ve çoğunlukla hoşgörü gösteriyoruz ancak aynını heteroseksüel kullanıcıların yoğun olduğu bir sözlükte biz yazsak hemen küfürler ve hakaret içeren ifadeler kullanılıyor. Örneğin ben “the sheltering sky” filmine entry giriyorum hemen altına “evet beyler ibne yazardan ilginç bir bakış açısı geldi” şeklinde cevap entry giriliyor. Evet maalesef bir çok kişi ne yazdığınıza değil sadece cinsel kimliğinize bakıyor, durum bu. Ayı sözlük bu anlamda genç lgbt bireylere yol gösterici olabiliyor, yalnız hissetmelerine engel oluyor.

    3- Ayı Sözlükte karşılaştığınız en ilginç konu başlıkları nedir?

    Genelde başlığı gördüğümde hemen aklımda bunun resmini oluşturup gülümseten başlıklar şeklinde özetleyebilirim. Daha önceden yaşanmış ya da halen yaşanan bir olayın güzel bir gözlemle ya da bizzat yaşayan kişinin güçlü betimlemeleri ile yazıya dökülmesi beni her zaman heyecanlandırır. Bu aslında herkes için aynıdır kimse tatsız tuzsuz lezzetsiz bir düz yazıyı okumak istemez.

    • İdrak yolları iltihabı
    • İçselleştirilmiş homofobi
    • Gay bara gidiyorum taytı

    Gibi başlıklar hemen aklıma resmi gelen ve hemen algımda etkileşim uyandıran ilginç başlıklardan bir kaçı.

    4-Ayı Sözlükte neden yazma ihtiyacı duyuyorsunuz?

    Hayatım sürekli bir şeyler yazarak geçti. Üniversite yıllarında bazı müzik ve moda dergilerinde yazdım. Sonrasında sinema editörlüğü yaptım ve sinema yazdım. Twitter hayatımıza girince bunlardan sıkıldığımı anlayıp twitter ve blog yazmaya yöneldim. Onlar da cazibesini yitirince eşcinsel içerikli bir sözlükte yazmaya başladım, yazarların bir kısım anlamsız tutumu yüzünden ordan da sıkıldığımı fark edip o dönem duyduğum Ayı sözlük’te yazmaya karar verdim. Yazdığım şeyleri genellikle sonrasında unutuyorum, benden çıkan her şey bana ait olma vasfını yitiriyor bir anlamda. Bu bakımdan yazma isteğim devam ettiği sürece Ayı sözlükte devam edeceğim.

    5-Hukuksal sorunlar yaşadınız mı?

    Sözlükte yer alan her entrynin kendi yazarını bağlaması kuralı gereği sanki bireysellik kuralı işliyor gibi görünüyor. Evrensel bir ceza hukuku ilkesi olan suç ve cezaların şahsiliği ilkesi gereği sözlük bundan hiç zarar görmeyecekmiş gibi görünüyor. Ne var ki başka sözlüklerde de gördüğümüz gibi keyfi uygulamalar ve genelde yürütme organı odaklı yaptırımlara boyun eğememe durumu nedeniyle durduk yere bile sözlükler kapatılabiliyor artık.

    Sözlükte kapanma ya da müeyyide uygulanmasına yol açacak mukayeseli hukuk ya da iç hukuk bazında bir olay yaşanmadı. Birkaç uyarı mailler aldık ve incelemelerde bulunup başlıklara gerekli müdahaleleri yaptık. Avukat olmam hasebiyle, zaman zaman entry olma vasfını aşarak alenen şuç teşkil eden giri’ler gördüğümde ben de tedbir alınması için dark bear’ı uyarıyor ya da kendim müdahale ediyorum. Sadece tek bir entry nedeniyle başka yazarların yazı yazma hakkının gasp edilmesi tercih edeceğimiz bir yol değil.

    6-Üye sayısı, yazar sayısı, tanım başlık sayısı, etkinlik adetleriniz gibi güncel bazı istatistiklerinizi bizimle paylaşır mısınız?

    1546 kayıtlı kullanıcı sayısına ulaşan sözlükte, 739 yazar mevcut.38675 başlık altında toplam 205842 entry girilmiş durumda. 2011 yılından bu yana 56 adet etkinlik gerçekleştirilmiştir.

    7-medyayı takip ettiğim kadarıyla çeşitli etkinlikler düzenliyorsunuz. Etkinlikleriniz ne sıklıkla gerçekleşiyor. En çok hangi konularda etkinlik oluşturuyorsunuz?

    Sözlük zirveleri düzenliyoruz. sözlük zirveleri yazarların talepleri göz önüne alınarak uygun zaman aralıklarında yapılıyor. Sözlük zirveleri yazarlarla tanışma ya da kitabı çıkan ya da edebi bir ürün sunan sanatçılarla sohbet, fuar, sinema, spor etkinlikleri veya da sırf mesaj kaygısı olmadan salt eğlenmek amaçlı yapılabiliyor. Eşcinseller eğlenmeyi bilen insanlardır. Örneğin Soho’da bir gay barda çalınmayan parça dans 45liği sayılmaz, yine İngiltere eşcinsel kulüplerinde patlayan bir parçanın önüne geçemezsiniz, mutlaka her yerde liste başı olur. Bu eğlence tekeli değil de zevk ve algı problemi tamamen.

    8-sözlük olarak doğa, insan hakları ihlalleri ve hayvanlarla ilgili tüm imza kampanyalarına destek olduğunuzu görüyoruz. Bunun sebebi nedir?

    Sebepten ziyade sonuç diyelim. Bugün eşcinsel içerikli bir forum ya da fikir sayfasına girdiğinizde hetero-eşcinsel ayrımı yapılmadan inanılmaz duyarlı işler yapıldığını görürsünüz. Hatta hayvan tecavüzlerinin haber olmasını sağlayan ve daha çok müeyyide ile cezalandırılmasını öngören eşcinsel fikir sayfaları ve gay sözlüklerdir. Bu bakımdan hetero olarak kendini ayıran ve eşcinsel içerikli kaynaklara değinirken suya sabuna dokunmayan pek çok kurum ve olgunun; bizden fikir çaldığını düşünüyorum; yinede seviniyorum en azından dünyaya faydalı olurlar belki.

    Sosyal kampanyalar düzenliyoruz. Kampanyalar daimi şekilde devam ediyor, Örneğin Kızılay’ın homofobik ve normalde suç teşkil eden kan bağışı uygulamasına yönelik kampanya halen devam ediyor yine lgbt bireylere yönelik ötekileştirme politikalarına yönelik eylemlere yönelik tepki kampanyaları devam ediyor. Başlık halinde sözlük sayfasında güncel olarak halen varlar.

    9- Son dönemde medyaya yansıyan Vikipedi’deki Ayı Sözlük maddesinin silinmesiyle ilgili mücadele içindesiniz. Vikipedi’de Ayı Sözlük maddesinin olması neden önemli?

    Vikipedi güncel olanı, doğru olanı seven bir oluşum. Sonuçta bir ansiklopedi. Bunun dışında fikir ve içselleşmiş düşünce kuramlarını umursadığını düşünmüyorum. Sırf birkaç sene önce Justin Bieber hayranları baskı yaptı diye vikipedi belieberleri tanımış ve böylece belieberle dünyanın vikipedi taarfından tanınmış ilk fan grubu olmuştu. Ancak ben başka bir sanatçı dinlediğim halde onun fanları Vikipedi’ye alınmıyor sırf gündemde değil diye. Sanırım bu Vikipedinin kafa yapısını açıklamaya yeterli olmuştur. Billboard sayfasından farkı olduğunu düşünmüyorum. Ancak Wikipedia bünyesinde bir kurum tarafından tanımlanmış olmak daha fazla alana nüfus etmek bakımından önemli, kişilerin bizleri doğru tanımasını isteriz elbette. Toplum içindeki algıyı değiştirmek için bu bir basamak olabilir. Sırf kalıp ve konvansiyonel bilgi aktarımı bakımından önemli. Yoksa Ayı Sözlük reklam peşinde olan, çok fazla duyulmak isteyen, kar amacı güden bir portal değil. Hatta fazla ortaya çıkmadan faaliyet göstermeyi hedefliyor. Sözlüğün bir amacı da LGBT bireyleri kabul aşamasında desteklemek, kucaklamak, yol göstermek diye düşünüyorum.

    Sn. Futurelavirs’a bu güzel söyleşi için teşekkür ediyoruz.

    Ayı Sözlük Twitter:       @ayisozluk
    Ayı Sözlük Facebook:  ayisozluk
    Ayı Sözlük Google+:     ayisozluk
    Ayı Sözlük Web Sitesi: ayisozluk.com

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 17:29 on 28 January 2015 Kalıcı Bağlantı
    Tags: , , , , ,   

    Fırat Söyle’den Homofobik ve Transfobik İthamlara yanıt 

    Medya’da Lambdaistanbul Derneği  Avukatı olarak bilinen Fırat Söyle‘nin kişisel Facebook sayfasından paylaştığı  “bazı transların ölümüne çok sevineceğim bir de birkaç gay’in”” ifadelerine Can ÇavuşoğluŞeytanlar ve İnsanlar” başlıklı bir yazıyla lgbti.family.blog‘da yanıt vermişti.

    avukat fırat söyle

    avukat fırat söyle

    Fırat Söyle o ifadelere çok sinirlenmiş olacak ki kişisel Facebook sayfasından Can Çavuşoğlu‘na; “Can çavuşoğlu sende ölsen mesela 😀 biliyorsun bu doğanın bir döngüsü. birileri doğarken birileri ölüyor. sende o savcı gibi halt etmişsin. canın çok sıkılıyorsa, savcılığa git, aym olmazsa aihm e git. ne de olsa zamanın var, iyi bir eğlence çıkar sana… homofobik transfobik avukat. bu güne kadar kesik bir parmağa işemeyen sen ve senin gibilerin yeri tarihin çöplüğü olacağını bilesin.” şeklinde yanıt verdi.

    can çavuşoğlu

    can çavuşoğlu

    Can Çavuşoğlu da bu yanıta karşılık olarak

    #transfobik ve #homofobik sn. avukat Firat FiratFirat doğmak ve ölmek hayatın döngüsüdür, doğru… lakin insanların ölmesini istemek, öldürülürlerse şayet buna sevinmek ve sonrasında belki insanları öldürmek bu döngüde yer almaz. olsa olsa hastalıklı ruh halinin söze veya fiziksel eyleme dönüşme şeklidir. tehlikelidir! hem şahsıma hem de topluma karşı tehlike içerir. yapmış olduğunuz gülücük işareti, (şaka yapmıştım, mesela gibi sözlerle) “sen de ölsen” ihtiyacını, arzusunu ve beklentisini hafifletmez. insanlık suçu kalmaya mahkumdur. buyurun, çevrenize nefret kusmakta serbestsiniz. aynası sözdür kişinin.” şeklinde yanıt verdi.

     

    Ayrıca Fırat Söyle kişisel Facebook sayfasından sarf ettiği “bazı transların ölümüne çok sevineceğim bir de birkaç gay’in“, sözlerine de açıklık getirdi.

    İşte Fırat Söyle‘nin kişisel Facebook sayfasından paylaştığı o açıklama

    “23 Ocaktaki paylaşımda bulunduğum cümleden dolayı 3-5 kişi haricinde özür dilerim. Bir kaç trans ve gay yerine adını anmak istemediğim 3-5 kişiye dair bir söz olup aynısı ile bedduamı ediyorum.

    “Üyesi olmadığım bir facebook grubunda aleyhimde transfobik, hırsız ve bir kaç hakaret içeren yazışmalar olmuş.

    Bu yazışmaların başında yüz yüze geldiğim insanlar ile hayatımda görmediğim insanlar arasında geçmiş durumda.

    Ben 2006 dan bu güne kadar ister bir dernek bünyesinde ister bağımsız olarak pek çok davayı takip ettiğim gibi, yüzlerce insanın gözaltına alınmasından sorgu hakimliğine giden süreçte hukuksal destek verdim. Vermeye devam ediyorum.

    Demet Demir ve bir kaç arkadaşı LGBTİ derneklerine saldırmaktan yorulmuş olacak ki bana yaftalamalarda bulunmayı kendilerine görev edinmişlerdir. Şimdi isim isim yazıp bunların canı cehenneme deseydim hedef göstermiş kabul edilecektim.

    Ancak birilerini hedef göstermek yerine “hazı” kelimesini kullandım. Benim kim olduğumu, ne dediğimi, NE DEMEK İSTEMEYECEĞİMİ herkes biliyor. Ancak burada birisi lehte aleyhte birşey yazsa herkes saldırmayı tercih ediyor. Bana TRANSFOBİK DİYENLER, bana NEFRET SUÇU İŞLİYOR diyenler bu gün bu saatte kadar eşcinsel hareketi bırakın TRANS hareketine ne katıkınız olmuştur? Hangi trans kadının davasını takip ettiniz, hangi trans kadının veya trans erkeğin hukuksal sürecinde yardımlarımız oldu? Benim aleyhimde kullacağı bir hazine bulmuş durumda Asya Elmas (özgür). Bir yerde barınamayan bu ve buna benzer insanların yapacağı tek şey başkalarına saldırmaktır. Demet Demir, benim transofik oldugumu, kzların parasını haksız yere aldığımı yazmış. Haksız yere kimsenin parasını almadığım gibi karakola düşmüş bir seks işçisinin parasını haksız yere alacak kadar alçak değilim. A. V. isimli bir lubunya, Lambdaistanbulun kapatma davasında Af Örgütü ile ortak çalışmadığımı vs birşeyler yazmış. Dava dosyası ortada, duruşma zabıtlarında her bir duruşmaya kaç avukatın katıldığını ben ispatlayabilirim de kendisi iddiasını nasıl ispatlayacak? Öykü Evren, 2000 li yıllarda Bursa Gökkuşağı Derneğindeki trans kadınlara ne yaptığını merak ediyorsanız Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/394 Esas sayılı dosyayı incelesinler. Bu da yetmez İstanbul DGM de yargılandığı 2007/426 Esas Sayılı dosyayı inceleyip o şekilde yorum yapmaya devam ediniz. Konu dışında olan trans kadın ve erkekler ile eşcinsel, biseksüel ve de heteroseksüel insanlardan böyle bir yorumda bulunduğum için özür dilerim! Ancak yorum yaparken esen rüzgara kapılmadan yapınız, google elinizin altında.”

     

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 00:35 on 26 January 2015 Kalıcı Bağlantı
    Tags: Belgin Çelik, , , , , , T-Der   

    Şeytanlar ve İnsanlar 

    Her şey Facebook’da dâhil olduğum LGBTİ Derneklerini tartışan, gerçeklerin ortaya çıkmasını isteyen bir grupta yapılan paylaşımla başladı.

    LGBTİ aktivisti, derneklerle içli dışlı tanınmış bir avukattan bahsediliyordu; dayağa maruz kalıp gasp edildiği bir dava ile ilgili savcılıkta ifade verirken aşağılandığını hisseden trans birey konuyu malum avukat ile paylaşmış. Karşılığında “savcı halt etmiş!” cevabıyla sarsılmış. Dolayısıyla TV’lerde, gazete söyleşilerinde LGBTİ haklarını savunur gözüken bu avukatın gerçek yüzünü grubumuzla paylaşmak istemiş.

    Bu noktada kendisine yaklaşımım avukatın bahsedilen ayıplı davranışını belgeleyen bir SMS kaydı veya ekran çıktısı bulunup bulunmadığı üzerine yoğunlaştı.

    Derken, aynı grupta Fırat Söyle isimli bu avukatın, kendi Facebook hesabında yaptığı bir paylaşım su götürmez bir gerçekle yüzleşmemi sağladı.

    Fırat Söyle; “bazı transların ölümüne çok sevineceğim bir de birkaç gay’in”

    firat söyler

    Kendisi de eşcinsel olan bir insan nasıl başka bir trans bireyin veya eşcinselin ölmesini arzulayabilir, yetmedi buna sevinebilirdi? Cinsel kimliğimiz bir kenara insan olmaktan bahsediyorum.

    Gözümün önüne daha geçenlerde Boğaziçi köprüsünden atlayarak canına kıyan Eylül, çekyat içerisinde cansız bedeni bulunan Bülent ve niceleri geldi.

    Sonra dayanamayarak Fırat Söyle kimdir diye internetten kısa bir araştırma yaptım. Gerçekten de pek çok haberde Lambaİstanbul Derneğinin avukatı olarak adı geçiyor, SPoD Derneğinin hak ihlalleri ile ilgili bazı eğitimlerinde, hem de eğitmen olarak yer almış… Ahmet Yıldız davasıyla ilgili bir de Youtube videosu var. Yani LGBTİ hareketi içerisinde kendine yer edinmiş, bizim haklarımızı savunur kisvesi altında içinde insan sevgisi olmayan, aslında transfobik ve homofobik bir şahıs…

    Yetmezmiş gibi Fırat Söyle’nin nefret söylemi altında yer alan yorumlardan bir tanesi Kırmızı Şemsiye’de (Cinsel Şağlık ve İnsan Hakları Derneği) özellikle İnsan Hakları’nın altını çizdim, Yönetim Kurulunda yer alan Belgin Çelik’e ait.

    Belgin Çelik; “Ben göbek atacağım.”

    Belgin Çakır

    Belgin Çakır

    Yahu daha kaç gün oldu, T-Der Derneğinden Doğa cinsiyet değişimi ameliyatı geçirirken gözlerini hayata yumalı?

    Yok, yok anladım!

    Bu kişilerin içlerine Şeytan kaçmış.

    Çünkü bu sözler eşitliği, hak mücadelesini savunan insanlara ait olamaz, aksine benliklerini esir alan kötülük iltihabının LGBTİ toplumuna fışkıran cerahati bunlar.

    Malum avukatın ve dernek çalışanının insanlık dışı tutumu ve nefret söylemi hakkında başta Lambaİstanbul, SPoD ve Kırmızı Şemsiye olmak üzere bütün LGBTİ Derneklerinden bir açıklama bekliyorum.

    Bu tür kişilerle organik bağınızın bulunması, şimdi ve gelecekte işleyecekleri her türlü insanlık suçuna aracılık etmeniz demektir.

    Can Çavuşoğlu

    http://cancavusoglu.info

    Twitter @cancavusglu

    İlgili Haber: Fırat Söyle’den Homofobik ve Transfobik İthamlara yanıt

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 20:47 on 19 January 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: , , , Eşcinsel Dernekler,   

    Türkiye’deki LGBTİ Derneklerinin gizli misyonu 

    Can Çavuşoğlu Facebook sayfasında Türkiye’deki LGBTİ Derneklerinin gizli misyonu; başlıklı bir yazı yayınladı.
    İşte üzerinden çokça tartışılacak o yazı.
    Şimdi konu aslında çok basit… Bu dernekler AB fonları kullanıyorlar, az buz değil milyonlarca lira alıyorlar, bütçelerinin neredeyse 90%’ı bu fonlardan oluşuyor. Karşılığında kendilerine verilen siyasi ajanda içerisinde hareket ediyorlar.
    1. Önceden örnekleri hazır 3-5 seminer düzenleyerek iş yapıyor gözükmek.
    2. Türkiye’yi her fırsatta kötülemek, karalamak ve aşağılamak.
    3. HDP çizgisinde bir siyaset yapmak, Kürtler de mağdur, sonuçta ortak bir mağdurlar korosu kurmak.
    4. Belli başlı 20 kişi, kıyak maaşlarla haklarımızı savunuyor adı altında bu sisteme hizmet etmek.
    Birisi bu çizginin dışındaysa eğer hemen ötekileştiriliyor. Yok edilmeye çalışılıyor!
    Kişi eşcinsel değilse yöntem çok kolay, insanlık suçu işliyor, homofobik vs…
    Kişi eğer eşcinselse; faşist, hain, ajan, ırkçı, göt kılı, hülog, paralel, komünist, sen ne anlarsın, cahil, aktivist olarak ne yaptın, kitap oku, gel dernek kursana gibi daha onlarca yöntemle saldırıyorlar.
    Aslında karşılarında duran kişiyi ötekileştirdiklerinin, asıl kendilerinin faşistlik ve ayrımcılık yaptıklarının belki farkında olarak (aptal değiller) belki de olmayarak bunu yapıyorlar.
    Bu olaylar büyüdükçe tabi toplum da yazılan çizilenleri okuyor, kendi mantık süzgecinden geçiriyor ve bizim durduğumuz noktaya park ediyor.
    O yüzden LGBTİ oluşumu içerisine çöreklenmiş tehlikeli, çıkarcı ve başkasının piyonu olmuş kurumlarla mücadeleye yılmadan devam edeceğiz…

    Kaynak

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 19:58 on 9 January 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: ,   

    Eşcinsellik nedir, ne değildir? 

    Eşcinsellik , ayni cinse ait iki bireyin duygusal ve cinsel birlikteliğidir.Eşcinsellik herhangi bir hastalık, zihinsel uyumsuzluk ya da duygusal bir problem değildir. Eşcinsel ilişki iki kadın ya da iki erkek arasinda gelişir, duygusal veya cinsel tatmin açısından heteroseksüel bir ilişkiden hiçbir farkı yoktur.

    Eşcinsel eğilimler sadece belli bir insan tipi için geçerli değildir.Toplumun herhangi bir alanında hiç eşcinsel bulunmaz gibi bir kısıtlama yapmak mümkün değildir. Eşcinseller de heterosksüeller gibi toplumun her kesiminde varlık gösterirler. Doktorlar , akademisyenler gibi yüksek kültür sevisyesinde eşcinseller olduğu gibi, taksicilik ya da hemşirelik yapan, ya da sadece ilkokul mezunu olabilmiş eşcinseller de mevcuttur. Bir insanın cinsel yönelimleri , onun eğitim seviyesine, okur-yazarlığına, yaşına, konuştuğu dile, inandığı ya da inanmadığı dine, mensup olduğu millete bağlı değildir. Yani toplumun her kesiminde , her yaştan,dil,din ve ırktan eşcinsel birey bulunabilir.

    İnsanların cinsel yönelimlerini birçok biyolojik, psikolojik ve sosyolojik faktör etkiler , ancak bilim adamları yine de insanın cinsel yönelimlerindeki çeşitliliğin sebeplerini kesin bir şekilde açıklayamamaktadırlar. Bir grup embriyolojist ve psikolog ,bireyin henuz anne karnındayken cinsel yönelimlerinin belirginleşitiğini savunurken; bir grup da bunu ,bireyin genlerinin yani sira içinde yetiştiği sosyolojik ve psikolojik çevrenin belirlediğine inanıyor. Ancak iki grubun da varsayımları kesin kanıtlara dayandırılamamakta .Bilinen gerçekler şunlardir ki ilk cinsel eğilimler bireyin erken ergenlik döneminde, henüz hiçbir cinsle hiçbir cinsel birliktelik yaşamadan ortaya cıkar , ve bireyin seçimine bağlı değildir.Bence eşcinsellik çoğumuzun sandığı gibi “cinsel tercih” değildir , yemekte kırmızı mı beyaz mı sarap içeceğinizi seçebilirsiniz ama eşcinsel mi heteroseksüel mi olacağınızı seçmek gibi bir durumunuz yok. Eğer eşcinselseniz eşcinselsiniz “Ben bu işi sevmedim, hem kendime uygun sevgili bulamıyorum hem de üzerimde çok baskı var , ben heteroseksüel olacağım” demek gibi bir seçeneğiniz yok.

    Cinsel yönelimler de insanın benliğinin, karakterinin, varlığının bir parçası. “Normal”den farklı cinsel yönelimlerinizi inkar ederek, görmezden gelerek ya da bastırarak gerçek bir mutluluğa, sağlam bir kişiliğe asla sahip olamazsınız. Eşcinsellik psikolog ve psikiyatristler tarafından uzun yıllar boyunca kişinin bütünlüğünü sağlayan doğal bir cinsel yönelim olarak değil de kişinin mutsuzluğuna sebep olan bir psikolojik bozukluk olarak görüldü, ve bir hastalık olarak değerlendirildiği için de tedavisi olduğu düşünüldü .Bunun için eşcinsel bireye türlü terapiler uygulandı. Freud’un “Bir eşcinseli heteroseksüelle dönüştürmedeki başarı olasılığı tersinden fazla değildir.” uyarsısına rağmen bu konuda çalışmalar yürütüldü. Geçici başarılar sağlandığı iddia edilse de kesin bir başarı hiçbir zaman sağlanamadı. Ve sonunda eşcinsellik 1976 yılında Amerikan Psikiyatri Derneği’nin zihinsel hastalıklara ilişkin resmi listesinden çıkarıldı.

    Eşcinsellik aslında sanıldığı kadar da doğaya aykırı bir durum değil. Hayvanlar aleminde de hemcinsiyle ilişki kuran hayvanlar var. Aslında belki de bizim düştüğümüz yalnış iki cinsi yani erkeği ve kadını birbirinden tamamen ayrı düşünmek . Ama o kadar da birbirinden farklı değil bu iki cins, yani kadınlar da erkeklerle simgeleştirilen davranışlar sıkça görülebilir, erkekler de kadınsal davranışlar gösterebilir ve bunun hiçbir anormalliği de yoktur. Sonuçta erkekte de kadınlık hormonu salgılanıyor, kadında da, aynı sey erkeklik hormonu için de geçerli. Yani kadınlığı ya da erkekliği sınırlı çizgiler içine oturtmaya çalısmak çok yalnış. Ayrıca embriyolojist ve psikologlarin fikir birliğine vardığı bir konu şudur ki insan hormonal ve kas yapısı olarak biseksüel bir yapıya sahiptir.

    Eşcinselliğin cinsellikle değil de sevgiyle ilgili olduğu söylenmiştir. Eşcinselligi tanımlamak her ne kadar zor olsa da ; eşcinselin kendi cinsinden birine aşık olan kişi olduğu açıkça söylenebilir. Karl Wrich’in dediği gibi : ” Doğa, gerçek aşkın olduğu yerdedir.”

    Toplumsal bakış:

    Eşcinsellerin nasıl bir yaşamı olacağını büyük ölçüde yaşadikları toplumun eşcinselliğe karşı tutumu belirlemektedir. Eşcinselliğe karşı önyargı farklı olan bireye duyulan düşmanlık olarak açıklanabilir. Eşcinsellik karşıtı olan bağnazlık eşcinselligin birçok toplumda “cinsiyete bağlı güç” yapısını tehdit etmesinden de kaynaklanır. Amerika yerlilerinde kadın ve erkek toplumsal anlamda eşit rollere sahipmiş, bu yerli kabilelerde eşcinsel birey coğu zaman özel yetenekleri nedeniyle el üzerinde tutulurmuş. Öte yandan , askeri ve erkek egemen bir hiyerarşiye sahip olan Aztek uygarlığında ise eşcinsellik ölüm cezasıyla cezalandırılan bir suçmuş.

    Tarihte eşcinsellik sık sık kurum ve kişilere iftira ederek onları kötülemek , karalamak hatta yok etmek için bir araç olarak kullanılmış. 13.yüzyilda Fransa kralı IV.Philippe hazinesine göz diktiği Templer Şövalyelerini dağıtmak için onları “tasavvur edilmesi korkunç, öğrenilmesi dehset verici ,iğrenç bir suç, lanetli bir kötülük, şeytan işi , iğrenç bir utançla” suçladı.Bu devletten ayrı , gizli toplantılar yapan salt erkeklerden oluşan bir topluluk için oldukça ideal bir suçlamaydı. Ve sonunda şövalyelerin çoğu tutuklandı ve öldürüldü.

    Yakın tarihte yani 19. Yüzyılda bu sefer eşcinsellik suçlamaları iftira etmek için değil de , gerçek eşcinselleri toplumdan dışlamak ve mahkum etmek amaçlıydı. Bu mahkumiyetlerin en bilinen örneği ise İngiliz yazar ve şair Oscar Wilde’ınkidir. Oscar Wilde zengin ve güçlü bir markini oğluna aşık olur, ancak bu Queensberry Markisinin kaldirabilceği birşey değildir. Oscar Wilde’ ı karalamak için oyununun gösterildiği tiyatronun kapısına onu eşcinsellikle suçlayan bir not bırakır. Wilde kendi sonunu hazırlayan bir kararla markiye hakaret davasi acar. Yalnız onun için işler tersine dönmüştür çünki marki Wilde’a karşi çok kesin kanıtlar ortaya çıkarmıştır. Wilde mahkeme salonunda şu etkili konuşmayı yapar ve ceza almaktan kurtulur :

    ” Bu yüzyılda “adı ağza alınmaktan korkulan aşk” David ve Jonathan’ın arasında olan, Platon’un felsefesinin temel direği, Michealangelo’nun, Shakespeare’in sonelerinde bulacagınız türden genç bir adamın kendinden büyük bir erkeğe duyduğu derin sevgidir… Güzeldir, niteliklidir, sevginin en asıl biçimidir. Doğadışı hiçbir yanı yoktur . Dünya onunla dalga geçer ve bazen onunla kişiyi ceza boyunduruğuna gönderir…”

    Ancak açılan diğer mahkemede bu kadar dokunaklı konusamaz ve mahkum olur.

    Oscar Wilde’ın yukarıda bahsettigi gibi hepimizin çok yakından tanıdığı bazı isimler tahmin edildiğinin aksine eşcinseldiler : İlkcağ filozoflarından Sokrates, Platon, tarihte bilinen ilk kadın şair Sappho , Rönesans’ın en meşhur isimleri Leonardo Da Vinci, Michealangelo , hemşirelik tarihinin en büyük ismi Florance Nightingale, yazar Virginia Woolf, Emily Dickonson, Jean Genet, Edward Morgan Forster ….

    Ve iki sürpriz isim , ünlü kompozitör Tchailkovsky, ve William Shakespeare.( Shakespeare’ in sonelerinin 126 tanesi bir erkege , geri kalan 28 tanesiyse karanlık bir kadına yazılmıştır.)

    Kaynaklar:
    “Eşcinselliğin Doğal Tarihi” _ Francis Mark Mondimore
    “From the Closet to the Courts” _ Ruth Simpson
    “Love Between Women” _ Charlotte Woolff
    “100 Gay ” _ Paul Russell

    egenurtr

     
  • Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

    lezbiyengaybiseksuel 16:11 on 6 January 2015 Kalıcı Bağlantı | Cevapla
    Tags: Eylül Cansın, , , ,   

    Eylül Cansın’ın Anısına 

    Türk toplumunun ahlak yapısına uymadığına karar verildiği için, toplumsal baskı altında ezilmiş, çalıştırılmamış, yaşatılmamış, insan yerine konmamış ve gencecik yaşında intihar etmeye itilmiş bir vatandaşımız. Türk toplumunun ahlak anlayışına ters olduğu için kimse arkasından üzülmez, kimse geride kalan nice aynı durumda ki genç için çaba sarf etmez. destek olmadığı gibi destek olan LGBTİ gibi kurumları da topa tutar bu halk, trans der yolda bıçaklar, lezbiyen der zorla erkeğe nikahlar ve altına yatırır, biseksüel der ırzına geçip mahallece sarkıntılık yapar, ibne der evlenmesine karışır, iş vermez, aş vermez, ev kiralamaz, kaldırımdan yola iter, üstüne araba sürer, ırzına geçer, tecavüz eder, aşağılar…………. daha saatlerce yazabiliriz örnekleri değil mi? Nedeni ise bu insanların Türk toplumunun ahlak yapısına uymamaları, Türk halkı bu konuda yaptıklarında sonuna kadar haklı mıdır?
    Türk ahlak anlayışı:
    Küçücük kızları babaları vasıtasıyla satmayı uygun görür,
    Çocuk yaştaki kızları erkek yatağına atıp, düğün demeyi uygun görür,
    Kendi akrabasına, gelinine, kızına ve oğluna cinsel saldırıyı uygun görür,
    Hırsızlığı, tembelliği, sapkınlığı uygun görür.
    Töre diye, adet diye adam öldürmeyi uygun görür.
    Adalate, kanunlara saygısızlığı ve uymamazlığı uygun görür,
    Her türlü dolandırıcılığı, yalancılığı, namussuzluğu (dillendirmemek koşuluyla) uygun görür.
    Tecavüzü, tacizi hak görür, yapanı ödüllendirir………. (bu örneklerde belki saymakla bitmez. ama uygun görmediği şeyler den biri de doğuştan gelen biyolojik etmenlere dayalı cinsel kimliktir ve insana saygıdır. Türk ahlak anlayışı bunu affetmez.

    Meseleye Eylül Cansın(Mehtap Zengin) gibi Trans olanlara karşı durmak olarak bakmamak gerek, meselenin özü Türk halkının ahlak anlayışının konuları dillendirmemek üzerine olmasıyla ele alalım, o zaman daha aydınlatıcı olur. Uzun uzun yazmaya gerek yok, ki açıp bakabilir merak edenler. Türkiye erkek erkeğe ahlaksızlığın en çok olduğu ülkelerdendir, milli inancımız islam’ın coğrafyası en sık görüldüğü yerdir (eşcinsellik değil, uygunsuz ilişki yani ensest, zorlama, istismar vb), her türlü ahlaksızlığı ve vicdansızlığın en kolay hazmedildiği yerlerdir bu coğrafyalar. Ama yüzyıllardır hazmedemediğimiz tek şey bunları kendimize yakıştıramamak, yapmayı yakıştırırken başkasının dillendirmesini yakıştıramamak. Bu yüzden Mehtap gibi insanlara yer yoktur. Mehtap dediğin çaresiz 22 yaşında birisi sadece, genç olmak, güçlü olmakla falan alakası yok bunun. Bu milletin ataları bile saraylarda saklandılar, mahalle aralarında evlerde saklandılar, camilerde okullarda saklandılar. 7 cihan’a hükmetmiş padişahları bile gizli gizli yaşadılar erkek erkeğe ilişkilerini ve yıllar sonra bile torunları atamız ibne olamaz diye çıkıştı.

    Mesele mehtap değil elbette, Mehtap’ın kendini gizlememesi, rol yapmaması, yalan söylememesi, asıl mesele bu insanların Türk toplumuna gerçek yüzünü göstermesi.

    Ne yapmış Mehtap hem intihar etmiş hem de video ya çekip duyurmuş, konu komşu öğrenmiş onu, insanlar duymuş, kendini anlatmış mehtap, konuyu dillendirmiş. Olmamış tabi ki de Türk ahlak anlayışına ters. O yüzden bir kısmımız üzülürken bir kısmımızda küfretsin. İki üç güne hayıflanırız ve eski hayatımıza döneriz.
    Başkasının fikirlerine, yaşam biçimine saygısı olmayan, aklı kıt şerefsizlerin intihara sürüklediği toplumumuzun bir bireyi.

    kendi yaşam biçimlerini dayatmak için elinden geleni yapan, kendi gerçekliğinden ve neyi savunduğundan bihaber olan cahil it sürüsü bu intiharı yine görmezden gelecek.
    Gerçekten çok üzücü. “o eve çişini kakasını yapmaz” derken boğazım düğümlendi. Belki de yarı sarhoş kafa ile betimlemek istediği şey; “o benim gibi değil, evden atılmayı hak etmiyor” demekti. Ne acı.
    Ve “neden şunu yapmadın” “neden bunu yapmadın” demenin bir anlamı yok. Yapabileceği seks işçiliğinden başka hiçbir şeyin kalmadığı aşikar. Hatta o kadar aleni ki; seks işçiliği dışındaki bir olasılık aklına dahi gelmiyor. Anladığım kadarıyla “beni çalıştırmadılar” demesinin ilk anladığımızdan farklı ve çok daha vahim bir anlamı var;

    Yani seks işçiliği gibi bir insanlığın yüz karası meslek bile yaptırılmamış kendisine.(seks işçilerinden bahsetmiyorum, insanların bunu yapmak zorunda kalmasından bahsediyorum burada)

    Düşünün şimdi; transları sokaklara iten ve seks işçiliği yapmaya mecbur eden bu garabet devlet ve toplumun yanı sıra mekan kapmak için mafyalaşan üstelik kendi oluşturdukları oluşumlar var. Bu oluşum veya bu yaşama savaşı (adına ne derseniz deyin) döverek sokak ortasında çırılçıplak bırakacak kadar vahşileşmiş.
    Şimdi ben bu insanlardan nefret eden hatta yok edilmelerini savunan arkadaşlara sormak istiyorum; Allah, bu insanları neyle sınıyor böyle, nasıl bir imtihan bu?
    Orospudur, ahlaksızdır, köpek kadar değeri yoktur, cehennemliktir, münafıktır, ibnedir, totoştur, g.tverendir, karı kılıklıdır, değersizdir, sapkındır, hastadır, toptur, fahişedir…

    Evet ölmeden önce bunların hepsiydi, bunların hepsi üzerine yapışmıştı ve çok ahlaklı bir toplum yapmıştı bunu, o toplum öyle ahlaklı ki gözünden tanır adamı ve basar damgayı işte öyle güzel Müslümandır.
    Öyle Müslümandır ki asla dinlemez karşısındakini, o öyle diyorsa öyledir kime saygı duyup duymayacağını iyi bilir, herkes insan değildir çünkü ve Müslümanlar sadece insana saygı duyarlar.
    ve Mehtap sen ne kadar temiz kalpli bir insan olsan da cehenneme gideceksin çünkü senin görünüşün kalbinden daha önemli kızım.
    Ve “normal” bir işte çalışamadığı için fuhuş yapmak zorunda kalan ve bu hayatı hazmedemeyip yitip giden, öyle ya da böyle harcanan gencecik insanlardan yalnızca biri.

    Keşke dünya da senin yüzün kadar güzel olsaydı. keşke dünya senin sesinin titreyişi kadar naif olsaydı. Sana değil, hepimize yazık. Toprağın en güzel çiçeklere yaşam olsun.
    Arkadaşının karısıyla yatıp bunu arkadaşının karısının orospu olduğu için hak ettiğine bağlayan bu şekilde namussuzluğunu perdeleyip sabah akşam namus, şeref naraları atan bir toplumda, ortak arkadaşlarının bir diğer ortak arkadaşlarının karısıyla yattığını bilip bunu hak eden kadın s.kilir diyerek açıklayıp bu namussuzluklarını örtüp sabah akşam namus, şeref nutukları aran bir toplumda, daha çocuk yaştaki kızlarla evlenecek kadar namussuz insanlarla dolu bir toplumda, milletin karısına kızına ağzından salyalar akarak sarkan şerefsizlerle dolu bir toplumda canına kıymış insan.

    İsmini hatırlamadığım bir ilahiyat hocası vardı kadınların çalışmaması gerektiğini savunuyordu daha sonra kızının bir şirkette üst düzey yöneticiliği ortaya çıktı. Aslında bu toplumumuzun genel resmi. Hiç kimse aslında kendisi değil. Kurnazlık bu toplumda var olmak için geliştirilen bir sonuç. çoğu insan kendisini saklayıp, muhafazakar değerlerin bayraktarlığını yaparak kapalı kapılar ardında aslında kendisi olup kendini yaşayabiliyor.

    İntihar eden bu insan kendisi olduğu için cezalandırılmış. Bu toplum kendisi olabilen insanları sevmez, bununla yüzleşirse, aslında kendisiyle, kim olduğuyla yüzleşmek zorunda kalır o yüzden yok etmek ister.
    Ve maalesef “it iti ısırıyor”. Seks işçiliği yapan trans kadınlar arasında çok bariz bir şiddet söz konusu. Seks işçiliği yapan bazı translar arasında mafyalaşma var. Belli bölgelerde belli translar çalışıyor ve başkalarını oraya sokmuyorlar. Rant kavgası belki, müşteri kapma kavgası. Şiddet gördüğü müşteriyi başka bir seks işçisine kaptırmamak için o seks işçisine şiddet uygulayan trans bu.
    Yazık, hayatının son anlarında bile herkese sevgi dağıtan, herkesi kucaklayan, öpen bir kadına sahip çıkamamışız,
    Yazık, “ben ölüyorum, hemen bak şimdi, çok yakında” diyen bir kadına “dur, yapma!” diyememişiz,
    Yazık, seçimini yapmış bir kadına “bedeninden” başka bir geçim kaynağı bırakmamışız,
    Yazık, binlerce Eylül ile beraber yaşarken binlercesini görmezden gelmişiz,
    Yazık, gündüzleri biz almışız -başı dik mağrur yaşarken- geceleri ve tekinsizlikleri onlara satmışız,

    Yazık, sana yazık, bana yazık, hepimize yazık …

    ÖYKÜ EVREN ÖZEN

     
c
Compose new post
j
Next post/Next comment
k
Previous post/Previous comment
r
Cevapla
e
Düzenle
o
Show/Hide comments
t
En üste git
l
Go to login
h
Show/Hide help
shift + esc
Vazgeç
WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın